0

Amerikan tarihinin en ürkütücü ve aynı zamanda sinema tarihine de büyük etki bırakmış, Psycho ve The Texas Chain Saw Massacre gibi kült filmlere ilham olmuş bir adam Ed Gein. Babası alkolik, annesi ise aşırı dindar bir kadın. Annesi, kadınları “günahın kaynağı” olarak görür ve Ed Gein dahil iki oğlunu toplumdan uzak tutardı. Bu yönüyle, Ed’in hayatında ve ileride yapacağı şeylerde annesinin karakterinin ve ona olan tutumunun ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğu gözlemlenebilir. Annesinin ölümünden sonra Gein, psikolojik olarak tamamen çöküyor ve birkaç yıl boyunca yalnız yaşıyor, bu dönemde mezarlıklardan annesine benzeyen kadın cesetleri çıkarmaya başlıyor ve onları kesip parçalayarak “ev eşyaları” ve “kıyafetler” yapıyor. Polis, 1957’de Ed Gein’i yakaladığında evinde şunları buluyor: insan derisinden yapılmış koltuk yüzeyleri, kafataslarından yapılmış kaseler, kadın derisinden giysiler ve insan yüzlerinden yapılmış maskeler. Birazdan okuyacağınız yazı, Monster: The Ed Gein Story hakkında tat kaçırıcı spoiler ve bazı rahatsız edici unsurlar içerebilir.

Monster The Ed Gein Story Dizi İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye Ryan Murphy Charlie Hunnam Suzanna Son Vicky Krieps

Charlie Hunnam’ın Ed Gein’e Dönüşümü

İşte böyle bir adamı Netflix’te Jeffrey Dahmer ile başlayan Monster serisinin 3. kısmında Monster: The Ed Gein Story ile izliyoruz. Ana karakterimiz Ed Gein’e ise Charlie Hunnam hayat veriyor. Dizinin en büyük artısı da zaten Charlie Hunnam’ın performansı. Karşımızda görünüşünden sesine kadar her şeyi muhteşem çalışılmış, her bir detayıyla capcanlı bir Ed Gein duruyor.

Şimdi yazacaklarımı okuduktan sonra kendisine olan saygınız katbekat artacak zaten. Hunnam, öncelikle Ed Gein’i canlandırmak için yaklaşık 14 kilo veriyor. Makyaj, kostüm ve saç düzenlemeleriyle Gein’in 1950’ler kırsal Wisconsin görüntüsüne adapte oluyor; örneğin kırmızı ekose gömlek, kahverengi dış giyim ve klasik “comb-over” saç stili gibi. Hunnam, Gein’in davranışlarının ve ses tonunun arkasındaki sebebi keşfetmeye çalışmış ve bilinmesi zor kaynaklara ulaşmış. Hunnam’ın, –Netflix araştırmacılarının bile ulaşamadığı- Gein‘in bir tutuklama sonrası polis görüşmesi kaydını bulduğu ve karakterin sesindeki müzikalite, tonlama ve vurguları oradan çıkarmaya çalıştığı bilinen ilginç detaylardan biri.

Diziyi izleyince göreceksiniz ki, Ed Gein’in en dikkat çeken yönü; kısık, rahatsız edici ve biraz da garip bir ses tonuna sahip olması. Charlie Hunnam da dizideki o ses tonuyla, nasıl başarılı bir hazırlık süreci geçirdiğini seyirciye gösteriyor.Monster The Ed Gein Story Dizi İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye Ryan Murphy Charlie Hunnam Suzanna Son Vicky Krieps

Psycho’dan Teksas Katliamı’na

Diziye yavaştan girecek olursak, bazı bölümlerin açılış sahnelerine hayran kaldığımı söylemeliyim; 2. bölümün açılışı da bunlardan biri. The Walking Dead’i anımsatan bir Nazi göndermeli sahne izliyoruz. Hayal ve gerçek, dizide iç içe geçiyor. Böylece, daha ilk bölümlerden Ed Gein’in zihnine yavaş yavaş girmeyi başarıyoruz. Özellikle 3. bölümde Psycho ve The Texas Chain Saw Massacre gibi Ed Gein’den ilham alan önemli kült filmleri görüyoruz. Ayrıca ilgili bölümde Hitchcock’un Psycho’yu yaptıktan sonra o dönemki korku sinemasını istemeden nasıl büyük bir biçimde değiştirdiğini öğreniyoruz. Ve hatta kendisi bir sahnede şöyle diyor: “İyi de kime ne anlatayım? Seyirci değişti. Değiştiren de benim. Gitgide daha fazlasını isteyecekler. Kan tadı almış domuzlar gibi.”

Ve sırf merakından gizlice sinemaya gidip -o dönem kendisinden talep edilen erotik korku temalı furyaya ait- The Night Walker filmini izliyor ve seyircinin artık o dönemde ne istediğini yerinde görmüş oluyor. 3. bölümün sonlarına doğru Ed Gein’in çekiçle bakıcı kadını öldürmeye çalıştığı sahneden bir anda The Texas Chain Saw Massacre’nın kült sahnelerinden olan çekiç sahnesine geçiyoruz. Bu bağlamda, dizi sadece Ed Gein’in hayatına odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda -meşhur referanslarla birlikte- Amerika’yı ve dünyayı derinden etkileyen bu seri katilin sinema dünyasını da nasıl değiştirdiğini anlatıyor.

4. bölümün ilk sahnelerinde, Ed Gein’in annesiyle olan ilişkisinde özellikle kadınlar hakkında bastırdığı duyguların nasıl yavaş yavaş ortaya çıktığını görüyoruz. Cinsel dürtüleri, yavaş yavaş uyanıyor ve zamanında bu duyguları bastırdığı için doğal bir şekilde ortaya çıkıyor. Keza, sevgilisi ile olan ilişkisinde de doğru-yalan ikilemi arasında sürekli gidip gelmesine rağmen, kız arkadaşı bir şekilde kendisine geri dönüyor. Kız arkadaşı ile arası biraz bozulunca yaşlı bir kadına ilgi göstermesiyle beraber, Ed Gein’in ilişkilerinde ne kadar tutarsız ve kararsız olduğunu görüyoruz. Beraber geçirdikleri ilk gecenin ardından yaşlı kadının ”Yanıma taşın.” demesiyle, eve gidip ölen annesi ile “Ben gidiyorum.” diye vedalaşması, hem ileri seviye psikolojik sıkıntıları olduğunu ve halüsinasyonlar gördüğünü gösteriyor hem de annesine olan bağlılığını kanıtlıyor.

4. bölümde Ed Gein’i The Texas Chain Saw Massacre referansları ile paralel bir şekilde görmeye başlıyoruz. Tobe Hooper’ı (çok kısa da olsa) çocukluğundan başlayıp filmi çekme sürecine kadar izliyoruz. Bu, dolayısıyla The Texas Chain Saw Massacre severlerin tam anlamıyla bayılacağı bir bölüm. Ed Gein karakteri ve The Texas Chain Saw Massacre‘daki ana karakterin arasındaki geçişler muhteşem aktarılmış. Bu kısımlarda slasher türü açısından doyurucu sahneler görüyoruz ve görüntü yönetmenliği açısından da gayet tatmin edici olduğunu söylemeliyim. Finali de sanırım ilk 4 bölüm arasındaki favorim oldu.Monster The Ed Gein Story Dizi İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye Ryan Murphy Charlie Hunnam Suzanna Son Vicky Krieps

Dehşetin Anatomisi

5. bölümde tuhaflıkların zirveye çıktığı sahneler izliyoruz, “Bu da olur mu?” diyeceğiniz pek çok şey yaşanıyor. Ed Gein’in her şeyi uçlarda yaşayan sıra dışı bir adam olduğuna şahit oluyoruz. Mezarlıktan ceset çıkardığı kadınla ilişkiye girecek kadar uçlarda dolanıyor, böylece bölümler ilerledikçe şaşkınlık seviyemiz daha da artıyor ve gittikçe hayret etmeye başlıyoruz.

Kız arkadaşının kendisine verdiği Buchenwald Cadısı kitaplarıyla bu bölümde yine Naziler’e dönüyoruz. Nazi komutanı Karl Otto Koch’un eşi Ilse Koch’a hayat veren Vicky Krieps’i de izlediğimiz dizinin bu bölümünde, artık Naziler’in yaptıklarının cezasını çekmeye başladığını görüyoruz. Ayrıca Vicky Krieps her zaman olduğu gibi yine muhteşem bir oyunculuk sergiliyor. Hırçın ve küstah karakterini gerçekten iyi oynamış; Ilse Koch (namı değer Buchenwald Cadısı) dizide izlemekten en zevk aldığım karakterlerden biri olabilir.

Dizinin en rahatsız edici bölümünün 6. bölüm olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Çünkü artık yaptığı tüm akıl almaz şeylerden sonra Ed Gein’in evine polis baskını yapılıyor ve onun yaptığı her şeyi tüm çıplaklığıyla izliyoruz, sanki bir müzedeymişiz gibi. Dizide ne senarist ne de yönetmen çekingen davranmış ve her şeyi olabildiğince sert bir şekilde seyirciye sunmuşlar.

Ed Gein’in yaptıklarını izlemekten ziyade, polise ifade verirken gördüğümüz halleri ve hiçbir şeyi bilmiyor/hatırlamıyor gibi davranması, bölümün en garip yanıydı. Ed Gein’in sadece bir seri katil değil, aynı zamanda çok ağır psikolojik rahatsızlıkları olan bir hasta olduğunu polise verdiği ifadede bir kez daha görüyoruz. Bölümün finali de estetik açıdan çok iyiydi, Şükran Günü yemeğine davet edilen Bernice Worden’ın oğlunun masada hindi kesilirken annesini ve onu kesen Ed Gein’i görmesi dahiyane bir fikir olmuş. Absürt bir bölüm finali görmek benim şahsen aşırı hoşuma gitti.Dizi İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye Ryan Murphy Charlie Hunnam Suzanna Son Vicky Krieps

Terapi Odasında Bir Katil

Bölümler ilerledikçe Charlie Hunnam’ın oyunculuğuna saygım katbekat artmaya başladı. Ed Gein’in yakalanıp hapis yerine akıl hastanesine yatırılması, diziyi bir nevi onu anlamaya ve onunla empati kurmaya çalıştığımız bir terapi seansına çeviriyor. Aynı zamanda kendisiyle yüzleşen Ed Gein’in duygusal ve çocuksu yanını görüyoruz. Ed, evinin müzayedesinden gelen para ile hemşireden üç adet amatör radyo almasını istiyor: Birini hapisteki Ilse Koch’a, diğerini hayranlık duyduğu o dönemin meşhur transseksüel oyuncu ve şarkıcılarından Christine Jorgensen’e gönderiyor ve üçüncüsünü de kendine ayırıyor.

Ed Gein’in bu iki kişi ile radyo üzerinden yaptığı görüşmeleri izliyoruz; bu anlara birer çözümleme de diyebiliriz. Çünkü Ed, özellikle Christine ile olan görüşmesinde kendini buluyor ve kafasındaki soru işaretlerini cevaplayarak cinsel kimliğini çözümlüyor. Christine, dizinin kırılma noktası olan repliklerinden birinde Ed’e şöyle söylüyor:

Özünde bir kadın olduğunu sanmıyorum Ed. Bence kadın olmak bile istemiyorsun. Sende jinefili dedikleri şey var. Kadın bedenini öyle erotikleştiriyorsun ki, onu üzerine geçirmek ve içinde olmak istiyorsun. Bu bir kimlik değil, cinselleştirme aslında. Şiddet bu, Bay Gein. Kadın bedenine temas etmenin en iyi yolu bu, çünkü geleneksel yolu zorba anneniz tarafından yasaklanmış.

Ilse ile olan görüşmesinde ise öldürdüğü insanları, bunları neden yaptığını, iyilik ve kötülük kavramlarını sorguluyor. Böylece Ilse sayesinde bazı sorularına yanıt buluyor. Bunlar; sadece Ed’i değil, Ilse ve Christine’i de anlamaya çalıştığımız görüşmeler. Bence iki görüşme de çok incelikli yazılmış ve çekilmiş, benim şahsen sezonun en sevdiğim sahnelerindendi.

7. bölümün sonlarına doğru aslında o dakikaya kadar izlediklerimizin tamamen Ed’in kafasında kurduğu düşünceler olduğunu anlıyoruz. Radyolardan ikisinin hastanenin bir köşesine atıldığını, üçüncüsünün ise Ed’e verildiğini ama odada priz olmadığı için o radyonun zaten hiç çalışmadığını öğreniyoruz. Ilse ve Christine’in anlattıkları, aslında Ed’in hastanede görüştüğü doktorun ona söylediklerinden ibaretmiş. Ed, odasındaki radyonun karşısına geçip sorduğu her şeyi kendi cevaplamış.Dizi İncelemesi Arakat Mag Netflix Türkiye Ryan Murphy Charlie Hunnam Suzanna Son Vicky Krieps

Mindhunter ve Monster Aynı Karanlıkta

Ryan Murphy, Monster: The Ed Gein Story için bize sürprizlerle dolu bir final bölümü hazırlamış. Yazıyı buraya kadar okuduysanız zaten birçok tat kaçırıcı detayı öğrendiğinizi düşünüyorum. Ve bu yüzden bunları da duysanız pek canınız sıkılmaz, aksine şu an açıp diziye başlayanların bile olacağı kanaatindeyim. Final bölümünde hikaye adeta Mindhunter ile iç içe geçiyor, iki farklı diziyi aynı evrende izliyoruz. Benim gibi birçok Mindhunter hayranı olduğu için bu habere aşırı sevinileceğini biliyorum. Çünkü Fincher, ara sıra dizinin döndüğüne dair bizi heveslendirse de, halen elle tutulur bir şey yok. Bu yüzden Fincher’ın yapamadığını resmen Ryan Murphy yapmış.

Monster: The Ed Gein Story final bölümü Ted isminde bir adamın sahnesiyle başlıyor, tabii yaptıkları ve yakışıklı görünümüyle onun meşhur seri katil Ted Bundy olduğunu hemen anlıyoruz. İşte bu sahneden sonra -onlara aşırı benzeyen iki adam ile- Mindhunter’ın meşhur iki ajanı Holden Ford ve Bill Tench’i görüyoruz. Bill Tench’i canlandıran oyuncu, Holt McCallany‘nin tıpatıp aynısı olmuş hatta; bu da seyir zevkini bir üst kademeye taşıyor. Kullandıkları kayıt cihazından Wendy Carr karakterine kadar -karakter isimleri dışında- neredeyse her şey aynı. Karakterlerimizin isimleri John Douglas ve Robert Ressler. Çoğunuzun bileceği üzere John Douglas, Mindhunter’ın esinlendiği kitabın yazarı ve aynı zamanda FBI’da çalışmış bir ajan. Keza Robert Ressler da FBI’dan emekli olmuş bir ajan ve yazar. Ryan Murphy, karakter isimleri ile bu iki önemli adama saygı duruşunda bulunmuş.

Bu iki karakterin dizide Ted Bundy’nin yakalanması için yaptıkları iki görüşmeyi izliyoruz: İlki “Ayakkabı Fetişisti Katil” olarak bilinen Amerika’nın en azılı seri katillerinden Jerry Brudos, diğeri ise kendisini artık çok iyi tanıdığımız Ed Gein. Bu kez Ed Gein’in 70’li yaşlarındayız, yani hayatını kaybetmeden sadece birkaç yıl öncesi. Bu; yaptıklarıyla yüzleşmiş, hatalarını kabul eden bir Ed Gein. Bu yönüyle, aslında final bölümü duygu dolu bir kapanış olmuş. Ancak bir yandan da Ed Gein’i yücelten bir yanı olduğunu düşünüyorum, o yüzden çoğu kişinin pek de hoşuna gideceğini sanmıyorum.

Ed Gein’in birçok seri katile ilham olan bir adam olduğunu direkt ilk ağızdan Charles Manson, Ed Kemper, Jerry Brudos ve Richard Speck gibi Amerika tarihinde yer edinmiş seri katillerden duyuyoruz. Ama Ed Gein’in bunlarla pek ilgilenmediğini görüyoruz, aksine dizide izlediğimiz kadarıyla Ted Bundy’nin yakalanmasında büyük bir payı oluyor. Ama biraz araştırınca bu olayın -çoğu sahne gibi- kurgu olduğunu öğrenebilirsiniz. Yine de, belgesellere kadar sıçramış olan ve birçok insan tarafından çıkarılmış bir efsaneymiş aslında. Bu bahsettiğim olayın kurgu mu, yoksa gerçek mi olduğunun pek de bir önemi yok zaten; çünkü Ed Gein’in geçmişinin ondan sonraki katillerde “ders materyali” olarak kullanıldığı aşikar.

Ed Gein’in daha önce de bahsettiğim gibi aslında yaptığı onca kötü ve korkunç şeyin arkasında yatan iyi bir kalbi olduğunu finalde bir kez daha görüyoruz. Özellikle Ted Bundy’nin yakalanmasının ardından söylediği şu cümle ile: “Dünyaya bir katkım oldu.” Ed Gein’e hayat veren Charlie Hunnam’ın bir röportajda söylediği şu sözler de bunu kanıtlar nitelikte zaten: “O, en nazik canavarlardan biri. Elbette canavarca bir yönü var ama içinde şaşırtıcı bir yumuşaklık da barındırıyor.” Bu cümle, Hunnam’ın Gein karakterine bakışındaki paradoksu çok güzel özetliyor; korkunç bir figür ama içinde “insan kalıntısı” var.

Monster: The Ed Gein Story, gerçekle kurguyu iç içe geçirerek Ed Gein’in ürkütücü hikayesini seyirciye ilgi çekici bir şekilde aktarıyor. Dizi; Charlie Hunnam‘ın oyunculuğu, Ryan Murphy‘nin yaratıcı dokunuşları, 1950’ler Amerika’sını yansıtan incelikli prodüksiyon tasarımı, meşhur referansları ve daha birçok yönüyle Netflix’te seyircisini bekliyor.


Hüseyin Çakır‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

It: Welcome to Derry 1. Sezon: Korkunun Coğrafyası

Star Wars: Visions 3. Sezon: Güç Üçüncü Kez Bizimle!

Hüseyin Çakır
Toronto’da Grafik Tasarım okuyor, sinema üzerine içerikler üretiyor, yazıyor, çiziyor.

Ballad of a Small Player: Bir Kumarbazın Sıra Dışı Hikayesi

önceki yazı

62. Antalya Altın Portakal Film Festivali Değerlendirmesi

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir