Akrabalık, başımıza gelen en kötü şeyler arasında ilk sıraya kolayca yerleşir. Zira, sevmediğin akrabalarınla bağını koparmak uzun uzadıya çabalamanı gerektirir. Oysa daha kötüsü, sana en yakın akrabalarının, mesela kardeşlerinin gözlerini bile kırpmadan sana zarar verebilmesidir. Borç isteyip vermediğinizde çalar, geride kalanların hayatını nasıl sürdüreceğini hesaba katmadan hareket ederler. Çalışıp çabalayarak hayal ettiği hayata ulaşmak yerine, kolay yoldan rahata ulaşmak için başkalarını çaresizlik içerisinde bırakırlar. Bu tablo, çoğumuz için tanıdıktır.
Shame and Money, Kosova’nın kırsalında yaşayan büyükçe bir ailenin başına gelenlerden sonraki mücadelesine odaklanır. Anne, üç oğlu, gelinleri ve torunları kıt kanaat geçinir. Liridon (Tristan Halilaj) isimli küçük oğul, annesinden iki bin euro istemenin yolunu yapar. Abisinin eşi Hatixhe’den (Flonja Kodheli) ona yardım etmesini ister. Hayvancılık yaparak, sağdıkları sütü satarak geçinen Hatixhe ile Shaban’ın (Astrit Kabashi) durumları ise kendilerine bile zor yeter.
Liridon, kimse onu desteklemese de isteğini yemek masasında dile getirir. Ancak yaşanan tartışmanın ardından masadan gururu kırılmış şekilde kalkar. Birkaç gün içinde ineksiz bir ahırla karşılaşan Shaban ile Hatixhe, hayatlarının en büyük kazığını yediklerini anlar. Kırsalda geçinmelerini mümkün kılan hayvanlarından yoksun kalan aile, iş bulma umuduyla Priştine’ye gider. Çaresizliklerinden doğan sessiz öfkelerini bastırarak büyük şehre ayak uydurmaya çalışırlar. Ne var ki, aslanın ağzındaki ekmeğe ulaşmanın sanıldığı kadar kolay olmadığı kısa sürede ortaya çıkar. Bu da onları belirsiz geleceklerine karşı daha umutsuz hâle getirir.
Kosovalı yönetmen Visar Morina’nın üçüncü uzun metrajı Shame and Money, karakterlerin çıkmazlarını sınıfsallık üzerinden işler. Sözünü bağırmadan, dokunaklı bir biçimde söyleyen yapım, ilk defa 48. Sundance Film Festivali’nde gösterildi. “Dünya Sineması Dramatik” kategorisinde yarışan Shame and Money, ödülü kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Filmin Türkiye’deki ilk gösterimi ise Kino 2026 seçkisi kapsamında Sinematek/Sinemaevi’nde gerçekleştirildi.

Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın
Shame and Money, ilk yirmi dakikada gerçek ve örtük güç ilişkilerini birbirinden ayırır. Liridon, ne olursa olsun annesinin ona istediği parayı vereceğine inanır. Oysa yemek masasındaki tartışma sırasında büyük abisinin sesini yükseltmesi inancını sarsar. Öğretmen olan büyük abi, kardeşine maaşının ne kadar olduğunu bildiğini, çünkü defalarca kez onun parasını çaldığını anlatır. Açıkça yüze vurulan bu gerçek, ikilinin gerilimini artırırken izleyiciye de karakterleri tanıtır.
Liridon, abisine ailesinin yanında el kaldırmak istemediğini söyler. Oysa abisi tereddüt etmeden yerinden kalkıp kardeşine tokat atar. Bu sahne, izleyiciye paraya sahip olanın güce de sahip olduğunu gösterir. Anneleri, Liridon masadan kalktıktan hemen sonra büyük oğlundan gidip özür dilemesini ister. Ancak gücü elinde bulunduran abi iktidarını korumayı seçer. İneklerin çalınmasına varan süreç boyunca da umursamazlığını korur. Sabit geliri sayesinde diğerlerinin kaygıları karşısında duyarsız hâle gelir.
Diğer yandan işin ucu ona dokunana kadar suskunluğunu sürdüren başka karakterler de karşımıza çıkar. Onları başkentte Hatixhe’nin kız kardeşi Nana (Kumrije Hoxha) karşılar. Nana’nın kulüp işleten eşi Alban (Alban Ukaj) da sınıfsal üstünlüğü nedeniyle keyfi yerindedir. Kardeşler birbirine destek olsa da, kısa sürede bacanaklar arasındaki ilişki gerilir. Shaban’a kulüpte part-time bile denemeyecek bir iş veren Alban, Shaban’ın iş arayışını göz ardı eder. Shaban ise çareyi işi sokakta aramakta bulur.
Böylece Shaban, amele pazarı gibi bir yerde iş aramaya başlar. Ufak tefek hamallık, bahçe ya da tamirat işleri yapar. Saatler boyunca verdiği emeğin on-on beş euro etmesi canını sıksa da iş seçemez. Tam bu sırada Alban, bir tanıdığından Shaban’ın sokaklarda iş aradığını duyar. Hissettiği rahatsızlıkla Shaban’ın önünü kesmeye, ona yapacağı işte kazanacağı paradan fazlasını teklif ederek sokaklardan uzaklaştırmaya çalışır. Nitekim, itibarı sarsılana kadar bacanağının geçim derdini eften püften bir şeymiş gibi gören Alban, büyük abiyi hatırlatan bir bencillikle hareket eder.

Onun Utancı Diğerine Lüks
Öte yandan Hatixhe, Priştine’ye geldiğinde kardeşi Nana’ya kavuşur. Kardeşinin uzaktan uzağa cazip gözüken hayatı, Hatixhe o dünyaya girdikçe büyüsünü yitirir. Zira eşinin yatalak babasına bakmak zorunda kalan Nana, ağır kaldıramadığı için defalarca Hatixhe’yi yardıma çağırır. Varlıklı hayatlarının sebebi; düşen, kusan, altına yapan yatalak adammış gibi görünür. Nana, refahı yüksek bu yaşam karşılığında görünmez emeğini hibe eder. Bir gelinden ziyade, evin hizmetçisidir. Nana’nın kendisine vurduğu iğne, tüp bebek tedavisi ihtimalini ortaya çıkarır. Sanki onun o evdeki konumu çocukları olduğunda güçleneceğe benzer.
Diğer yandan Nana, Shaban sokakta iş aradığı için eşinin utandığını açıkça söyler. Hatixhe de utanmanın onlar için lüks olduğunu dile getirir. Hatixhe ile Shaban giderek daha az konuşan bir çift haline gelse de bunu bilir. Priştine’ye yeni geldiklerinde kiraladıkları ev için bir kira bedeli daha istenir. Shaban’ın annesi son altınını verir. Shaban ve Hatixhe, derin bir vicdan hesabı hissederek altını geri almanın yollarını arar. Ancak Shaban parayı götürdüğünde ev sahibinin altını çoktan sattığını öğrenir. Shaban’ın abisine ya da Alban’a yönelmeyen sessiz öfkesi muhatabını burada bulur. Haneye tecavüze varan ısrarı, evsiz kalmalarına sebebiyet verir. Bu durum, onları Alban’ın kulübesinde geçici olduğuna inandıkları bir yaşama hapseder.
Shaban, onu çitlerini tamir etmesi için evine götüren adama hınçlanır. Duygusu, bastırıldığı yerden çıkmak ister. Abisi, Alban ve ev sahibi gibi gücü elinde tutan insanlar, ona acizliğini hatırlatmakla kalmaz; çaresizliğini de ortaya çıkarır. Elini ilk kaldıran ve vuran olduğunda bile günün sonunda dayak yer. Kapitalizmin çarkları tam da böyle işler. Shame and Money; utancı bile lüks sayan, iş seçme ya da hakkını arama hakkı olmayan Shaban’a neredeyse sistemle çatışmamasını öğütler. Kızına doğum gününde ayakkabı alabildiğinde umut yeşerir. Belki de tam da bu sayede Shaban, sessiz öfkesini dönüştürmeyi öğrenir. Saldırganlığı rüyalarında hayat bulurken, uyanıkken “makul vatandaş” halini alır.

Umudun İçinde Saklanan Tehdit
Shame and Money, dibin dibini gören insanların güvencesizliğe rağmen emeğini ortaya koymak zorunda olduğuna işaret eder. Zaten Shaban’ın saatlerce çalışmasına rağmen eve eli boş döndüğü günler de bu kaygıyı kanıtlar. Özellikle ev sahibinden altını geri alma sahnesi, Saeed Roustayi’nin Leila’s Brothers filmini anımsatır. Her iki film; erkeklik, itibar, güç, para ve utanç gibi ortak temaları kendi coğrafyaları özelinde aktarır. Leila’nın aileyi bir arada tutmak için gösterdiği çabanın aksine, kayınvalidesi Hatixhe’yi çocuklarına bakmadığı için eleştirir. Nana’ya yardım etmesi ona para kazandırmadığı gibi, çocuklarını ihmal etmesine eden olur. Çocukların okula yazılma zamanı yaklaşırken kayınvalidenin yarattığı bu aydınlanma, başka yollar aramanın gerekliliğini de hatırlatır.
Alt sınıfların gözle görülmeyen sessiz öfkesi, izleyicide de sıkışmışlık yaratır. Aynı öfke ve süreç boyunca yaşananlar umudun nerede olduğuna işaret eder. Yine zenginler için çalışma gerekliliğine dayanan korkunç düzen, umut kisvesi altında sunulur. Kendi kuyruğunu yiyen yılan misali; umut umutsuzluğa, oradan da – “hiç yoktan iyidir” düşüncesiyle – zayıf bir teselliye dönüşür. Sözün kısası Shame and Money, izleyicide yarattığı gerilime rağmen silik tavrıyla benzer konulu diğer filmlerin arasında kolayca gözden kaybolabilir.
Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar