83
YAZARIN PUANI

Eski bir komşunuz savaştan sonra köye usulüne uygun biçimde dönse yine de içinizde şüphe uyanır mı? Muhtemelen hayır. Hele söz konusu komşu, köye ulaşır ulaşmaz evraklarını gösterip toprak sahibi olduğunu kanıtlamışsa. Onu çorak bir arazi, yıkık dökük bir ev, hayvansız bir ahır karşılar. Savaş alanlarında mücadeleyle geçen hayatını düşününce köyde yeni bir düzen kurmanın en fazla birkaç ayını alacağını bilir. Bu sırada dış ses de karakterin pes etmek nedir bilmediğini anlatır. Yüzündeki yara izine rağmen hayatta kalması dirayetine işaret eder. Yüzünü delip geçen kurşunu bir hatırlatıcı mahiyetinde boynunda taşır.

83
YAZARIN PUANI

Soğuk ve ifadesiz yüzü, seyircinin içten içe bildiği gerçeği örtmeye çabalar: Kadınsı yumuşaklığını. Ayakta işer, diğerleri gibi ağır işlere koşar. Efendi sıfatının altını davranışlarıyla doldurmaya çabalar. Bununla beraber köy halkı da giderek daha fazlasını bekler. Evlenmeden, üremeden, aile kurmadan kabul göremeyeceğini kısa sürede anlar. Çalışanlarına bakıp topraklarını genişletecek kârlı anlaşmalar yapması gerektiğini saymıyorum bile. Ne var ki gerçekler uzun süre gizli kalamaz. Pantolonuyla arz-ı endam eden ufacık yabancı, ödünç aldığı özgürlüğün bedeline adım adım yaklaşır.

Markus Schleinzer, üçüncü uzun metrajı Rose’da Otuz Yıl Savaşları’ndan sonra yaşanan bir olayın izini sürer. Siyah beyaz film, ilk gösterimini 76. Berlin Film Festivali’nde gerçekleştirdiğinde beğeniyle karşılanır. Sandra Hüller, En İyi Oyuncu Ödülünü alırken Caro Braun gibi yetenekli oyuncular da ilk performansıyla dikkat çeker. Türkiye prömiyerini 45. İstanbul Film Festivali kapsamında yapan ve Altın Lale için yarışan Rose, En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. Hakları MUBI’de olan Rose’un bu sene izleyiciyle buluşturulması bekleniyor.

Bu yazı Rose filmi hakkında spoiler içerebilir.

Rose Film İncelemesi Arakat Mag 2026 45 İstanbul Film Festivali Altın Lale Yarışması Markus Schleinzer Sandra Hüller Caro Braun Marisa Growaldt MUBI Türkiye

Anlaşma Gereği Evlilik

Tarihin her döneminde savaşlar yaşamın yeniden inşasını gerekli kılar. Avrupa’nın çehresini komple değiştiren 30 Yıl Savaşları ise o güne dek görülmemiş bir yıkıma neden olur. Sivillerin yıllarca tehdit altında yaşadığı, askerlerin ise canları pahasına cephede savaştığı günler sonlandığında geriye devasa bir boşluk kalır. Hayat yeniden yapılandırılmak, su akıp yolunu bulmak zorundadır. Kadınlar toplumsal her alanın dışında tutulduğu gibi, savaş alanlarına da ancak yemek yapmak gibi yaşamsal ihtiyaçları karşılamak üzere kabul edilir. Bu yüzden savaşmak istediklerinde kimliklerini gizler, erkek gibi davranarak olmadıkları birine dönüşürler.

Rose’a ismini veren ana karakterin savaşa neden ya da nasıl katıldığı anlatıya konu olmaz. Kahramanca savaşıp yara almasına rağmen hayatta kalması dışında pek az bilgi önem taşır. Onu insanların gözünde saygı değer yapan ile tiksinti yaratan aynı yara izidir. Köyün diğer erkeklerinin yanında çelimsiz kalan bedeniyle toprağı uyandırır. Tıpkı bir kadının yapabileceği gibi yaşadığı alanı canlandırır. Ayı vurur, çalışanlarına liderlik eder.

Kısa süre sonra tarım için gereken su ihtiyacı, onu evliliğe götüren süreci başlatır. Dış ses izleyiciyi yaşanacaklara hazırlar. Rose, müstakbel eşi Suzanna ile tanıştığı sahnede, özgürlük için ödeyebileceği bedellerin boyutunu sezmesine rağmen susar. Suzanna da sessiz, beş kız kardeşin en büyüğü olarak kaderinden razı görünür. İki karakteri de dönüştürecek evlilik, eve dönüş yollarında kağnıları çamura saplandığı andan itibaren dönüşmeye başlar. Onları uzaktan izleyen kamera, hareketleri birbirini andıran iki karakterin de kadın olduğunu, aralarında bir fark olmadığını gösterir.

Rose Film İncelemesi Arakat Mag 2026 45 İstanbul Film Festivali Altın Lale Yarışması Markus Schleinzer Sandra Hüller Caro Braun Marisa Growaldt MUBI Türkiye

Toplumun Beklentileri Gerçeği Şekillendirdiğinde

Rose, ne kadar temkinli bir yaşam sürdürmesi gerektiğini bilir. Yıkanmak için ormana gider, evin gizli bir bölmesinde uyur. Bedenini diğer gözlerden uzakta tutar. Öyle ki evlendiği kadını bile masumiyetini olabildiğince uzun süre korumak istediğini söyleyerek kendisinden uzaklaştırır. Yaygın kabulün aksine evlilikte masumiyetini koruması gereken kendisidir. Bir erkeğin yerine geçtiği anlaşıldığında başına gelebileceklerden korkar. Kendince bulduğu çözüme fazla geçmeden ilk tepki gelir. Kayınpederi kızıyla evlendirdiği efendinin cinsel vazifesini yerine getirmediği üzerine bir nutuk çeker. Ancak bu tehditle karışık ifade edilen gereklilik, Rose’un itibarının tek anahtarı haline gelir.

İzleyici eylemin nasıl gerçekleştiğini göremez. Tam da Orta Çağa yakışır bir donuklukla, karanlıkta yaşanır cinsel birleşme. Rose, Suzanna’dan arkasını dönmesini ister ve detaylar Suzanna’dan olduğu gibi izleyiciden de gizlenir. Bu süreci kısa süre sonra gelen hamilelik haberi izler. Rose bebeğin kimden olduğunu merak etse de kendisini açık etmemek için soramaz. Film, soru işaretini orada bırakarak yoluna devam eder. Gerilimi artıran ve zaman zaman anlatının önüne geçen müzik, anlatıcı sesin yön vermesiyle birleşir. Elle tutulamayan gerilim giderek artar.

Suzanna, yaşanan bir olaydan sonra Rose’un bedenine yaklaşır. Pantolonunu indirdiğinde karşısında bulduğu cinsel organ, şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaratır. Kandırılan Suzanna, kucağında bebeği ile ne yapacağına karar vermek zorunda kalır. Filmin en çarpıcı cümlelerinden birini Rose bu olaydan sonra söyler: “Bir hikâye uydurursak ve ben gidersem baban seni başka biriyle evlendirir. Benimle evlendirdiği gibi.” Bu cümle, Rose’un omurgasını oluşturur.

Rose Film İncelemesi Arakat Mag 2026 45 İstanbul Film Festivali Altın Lale Yarışması Markus Schleinzer Sandra Hüller Caro Braun Marisa Growaldt MUBI Türkiye

Efendi Olduğumuzu Gösterelim

Erkeğin her şeye muktedir, kadının ise ailesinden başka hiçbir şeye sahip olmadığı böyle bir dönemde iki kadının bir arada kalması özgür olmalarının tek yoludur. Rose’un savaştayken tanıdığı bir erkeğin kimliğini alması, Rose’u hayal ettiği özgürlüğe ulaştırır. Bir erkek aracılığıyla devşirilen özgürlük, Suzanna’ya sirayet eder. Savaş gören, ağır iş yapan ve toplumsal olarak erkek rolünü sürdürmesi gereken Rose, Suzanna gerçeği öğrendiği andan itibaren bariz bir baskı hisseder. Ayrıca Suzanna gibi Rose’un kimliğine dair fikir edinen bir başka köylü, açıkça tehdit oluşturur. “Efendi, efendi değil,” diyerek çalışmayı reddeder. Rose’un hissettiği baskı ve gerçeğin kulaktan kulağa yayılması iki karakteri de müşterek sonlarına yaklaştırır.

Bir gece kapılarına dayanan köy halkı, Rose’dan pantolonunu indirmesini ister. Bugün safsata diyebileceğimiz argümanlar öne sürmesine rağmen devleşen Rose, bir defa daha hitabetiyle etki yaratır. Cyreno de Bergerac’ın “İstemem eksik olsun” tiradını aklıma getiren sözleri, halkı o gecelik durdursa da ikiliye yolun sonunda olduklarını hissettirir. Öyle ki halk, Rose’un istediği gibi yanlarında savcıyla kapıda belirdiğinde şüphelerinde haklı olduklarını anlarlar. Zira karakterlerin kaçtığı tespit edilir.

Bulunup geri getirildiklerinde sert Orta Çağ koşullarında erkek kılığına giren kadının bedeni incelenir. Penisi olmaması bir yana, yapılan incelemede hamile olduğu fark edilir. Mahkemenin ilk sorusu, bebeğin babasının kim olduğudur. Rose, “Dört kişiydiler, efendinin kim olduğunu gösterelim diyerek üstüme çullandılar” dediğinde, kimlikleri de aşan bir yozlaşma görünür hale gelir. Buna rağmen, ceza sahtekârlık yapan bir düzenbaz olduğu söylenerek Rose’a kesilir.

Film İncelemesi Arakat Mag 2026 45 İstanbul Film Festivali Altın Lale Yarışması Markus Schleinzer Sandra Hüller Caro Braun Marisa Growaldt MUBI Türkiye

Umutlu Tema, Karanlık Son

Rose’un son çeyreği sorgulamayla geçer. Yargı karşısına çıkarılan Rose, neden bir erkeğin yerine geçtiği sorulduğunda pantolon giydiğinde özgürleştiğini fark ettiğini söyler. Giysilerin belirleyici gücüne değinen bu ifade, Rose’un karakterinin ana motivasyonunu ortaya koyar. Başta anlatıcının mesafeli yaklaştığı ve ismini anmadığı Rose, adını Suzanna’dan da saklar. Kaçtıktan sonra adını itiraf eder ve Suzanna’nın sesinden duyar. Rose, sanki adını duymasıyla yeniden kendisi olur, kimliğine kavuşur.

İsimlerimiz ve bedenlerimiz bizi var eder. Ne giyersek giyelim önemli olan seçme özgürlüğüdür. İsimlerimiz kullanılmadığında bile yok olmaz çünkü kimliğimizi oluşturur. Rose ise özgürlük uğruna ne giyeceğini seçerek kimliğinin bir yanını örtbas etmek zorunda kalır. Suzanna ile kurdukları yoldaşlık, kimliğini istediği gibi yaşama umudunu barındırır. Oysa katı gerçeklik, önlerini keser.

Onların hikâyesi, dinin ve toplumsal baskının egemen olduğu böyle bir dönemde yaşayan kadınların farkında olmadan yükselttiği sesi temsil eder. Bilmeden, el yordamıyla ilerledikleri yolda hatalar yaparlar. Öyle ki zamanında cadı olduğunu iddia ederek kadınları yakan Katolikler ile Protestan köyünün arasında fark giderek kapanır. Bana kalırsa Rose, Hristiyanlığın önce öldürüp sonra azize ilan ettiği karakterlerden birini andırır. Yaşamış, savaşa gitmiş ve hayatta kalmak için çeşitli biçimlerde mücadele etmiş binlerce kadının bir toplamı olarak belirir.

Dolayısıyla Rose’u tarihin önemli dönemlerine bakan ve kimlik üzerine düşündüren bir yapım olarak görmek mümkün. Ayrıca Sandra Hüller’in akıllardan uzun süre çıkmayacak performansı ve Caro Braun’un gelecek vadeden oyunculuğuyla da. Gerilimi yükselten müzikleri, katmanlı senaryo yapısı ve farklı okumalara açık olmasıyla da. Dayanışmanın her zaman yaşatamadığını gösteren karanlık sonuna rağmen, içinizde uyanacak umuda kefilim. MUBI kataloğuna eklendiğinde yakalamanızı öneririm.


Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

The Wizard of Kremlin: Dikey Gücün Tabanı

Hen: Başıboş Bir Gezgin

 

BURCU DEMİRER
28 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Halkla İlişkiler ve Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Metin yazarı olarak çalışıyor. Edebiyat, sinema ve tiyatro aracılığıyla yarınki yüzünü keşfediyor.

    Beef 2. Sezon: Söz Geçirilemeyen Duygular 

    önceki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir