Altın Aslan ödüllü yönetmen Audrey Diwan, bir dönemin softcore ve erotizm türünde yankı uyandıran Emmanuelle romanının yeni uyarlaması ile beyaz perdeye dönüyor. Dünya prömiyerini San Sebastian Film Festivali’nde yapan, ülkemizde ise 14 Şubat’ta vizyona giren filmin başrolünde Noemie Merlant yer alıyor. Bir önceki filmi Happening (2021) ile adını duyuran, son dönemin heyecan verici yeni yönetmenlerinden Audrey Diwan, Emmanuelle‘e feminist bir çerçeve içerisinde yaklaşma isteğinde.
İşi dolayısıyla Hong Kong’a seyahat eden Emmanuelle, aynı zamanda aradığı bir tutkunun peşindedir. Kaldığı otelde personeli denetlerken, kendi arzularını ise serbest bırakır. Uçakta karşılaştığı gizemli Kei ile benliğini keşfetmeye doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Others People Children‘ın (2022) yönetmen ve yazarı Rebecca Zlotowski‘nin senaryosunda yer aldığı hikayenin oyuncu kadrosunda Noemie Merlant, Will Sharpe, Chacha Huang, Naomi Watts gibi önemli isimler bulunuyor.
Emmanuelle, Roman ve Sinema
Tayland asıllı Fransız yazar ve oyuncu Emmanuelle Arsan‘ın 1959 yılında yayımladığı Emmanuelle romanı, yarı otobiyografik yönler barındırır. Kadının özgürleşmesi ve cinsel arzularını direkt olarak ele alması ile ön plana çıkmıştır. Romanın içerisinde doğu ve batı sentezi, şehvet ve erotizm kavramları ağır basar. Dönemin muhafazakar kesimi için çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Kitabın basımı 1959 yılında gizli bir şekilde yapıldıktan sonra 1967 senesinde resmi olarak gerçekleşmiştir.
1974 yılında ise Emmanuelle, Just Jaeckin yönetmenliğinde romandan sinemaya uyarlanmıştır. Sylvia Kristel‘in başrolünde yer aldığı film, erotizm türünün önemli öncüllerinden görülmüştür. Yönetmen Jaeckin, Bangkok’un egzotik atmosferini arzular ve tutkular eşliğinde sunar. Erotizmi daha sanatsal bir dille ele alır. Dönem içerisinde feminist bakışın aksine, erkek gözünden çekildiğine yönelik çeşitli eleştiriler almıştır. Film, birçok ülkede yasaklanmış ve çeşitli sansürlere uğramıştır. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde ise uzun bir süre boyunca sansürlenmiş şekilde gösterilmiştir. Filmin ticari başarısı daha sonra devam filmlerini ortaya çıkarmıştır ancak ilk filmin sanatsal derinliğine pek sahip olamamıştır.
Yüzeysel ve Yeniliksiz Bakış
Hiç kuşkusuz Audrey Diwan gibi yeni ve heyecan uyandıran bir yönetmenin, Others People Children‘ın (2022) yönetmen ve yazarı Rebecca Zlotowski ile Emmanuelle ‘in uyarlaması gibi bir denemeye kalkışması kağıt üstünde oldukça ilgi çekici duruyordu. Noemie Merlant, Naomi Watts ve Will Sharpe gibi isimlerle açıklanan oyuncu kadrosu ise beklentileri daha yukarıya taşımıştı. Ancak filmin beklentilerle uyuştuğunu, 1974 uyarlaması ile kavramsal bir farkının olduğunu söylemek biraz zor.
Diwan, Emmanuelle’i otel koridorları ve odalarında dolaştığı bir keşfe sokuyor. Otel üzerinden personelleri denetleyen Emmanuelle, en şık kıyafetlerini giyiyor, otel lobisine gidiyor, yemeğini yedikten sonra kendisine bir eğlence bulup sabah işinin başına dönüyor. Diwan, Emmanuelle’i daha modern bir görünüme kavuşturmaya çalışıyor. Lüks içerisinde gelişmiş aydınlatmalar ve teknolojik aletlerle dolu odalar, Hong Kong’un parlayan ışıltısı sürekli gözümüze çarpıyor. Ancak, Emmanuelle kendisini yalnızca görsel anlamda güncelleyebiliyor. Geriye kalan tüm unsurların neredeyse ilk uyarlamadan bir farkı yok. Hikayenin metin olarak sıradanlığına, motivasyon dinamiğinin ve seyir gücünün de eşlik edememesi anlatının bir otel klibine dönüşmesine yol açıyor.
İçi Boş Şatafat ve Derinliksiz Diyaloglar
Eğer Emmanuelle‘i sessiz bir şekilde izleyecek olursanız, çekimler ve mekanların yansıtılması belki bir noktaya kadar sizde bir merak unsuru oluşturabilir. Ancak diyalogları duyan birisi için aynı şeyleri söyleyebilmek pek mümkün değil. Film, otel müdürü Margot’u güçlü ve işine hakim bir profilde sunuyor. Ayrıca Emmanuelle ve Margot’u ele alırken, ikisini bir rekabetin içerisine sokma girişiminde bulunuyor. Film, tüm etkenlerinde olduğu gibi bu ikili ilişkiyi de oldukça temelsiz bir şekilde kuruyor. Emmanuelle’in otel yorumları ve belirttiği hususlar öylesine basit ki, kendisinin otele olan denetimi ve bakış açısı ancak küçük bir çocuğun perspektifinden ibaret gibi.
Emmanuelle’in hisleri ve düşünceleri yalnızca görsel sahnelerden ibaret kaldığı gibi çevresindeki insanlarla ilişkisi de fazlasıyla kısıtlı. Margot, Kei, Sir John ve Zelda’ya dair gördüğümüz her şey oldukça yapay ve yüzeysel bir boyutta. Karakterler yalnızca rolleri gereği birtakım hareketlerde bulunuyor gibi gözüküyor. Komuta edilen duyguları olmayan bir aktarım içerisinde gibiler. Bu durum sadece diyaloglarda değil karakterlerin davranışlarında da kendisini belli ediyor. Üstelik film bunun tam tersi yoğunlukta bir hissi temellendirmeye çalışıyor. Filmin ritmi, olay örgüsü, diyalogları ve bir yandan yaratmak istediği estetik atmosfer istenilen şekilde bütünleşmiyor.
Yönetmenin Bakışı ve Erotizm
Audrey Diwan, Happening ile Annie Ernaux‘un aynı adlı romanından uyarlanan bir filmle bizi 1960’lar Fransa’sına götürmüştü. Kürtaj hakkı bulunmayan bir kadının, hayatını daha özgür yaşamak için; kendi vücudu ve insanlık zihniyle verdiği mücadeleyi anlatmayı amaçlamıştı. Arada 60 yıllık bir fark olsa da, filmin geçmiş dönem ve içinde bulunduğumuz döneme yönelik aktardığı birçok kesişim kümesi vardı. Emmanuelle’ e baktığımızda, Diwan‘ın uyarlamasının feminist perspektifinde bile kayda değer bir yenilik yok. İlk uyarlamaya göre, artık bir erkeğin konumlandırmasından daha özgür bir kadın profili izlesek de yönetmenin tasarladığı dünya, iş sahibi bir kadını sınırlı bir dil kabiliyeti içerisinde Hong Kong’a seyahat ettirmekten ileriye gidemiyor.
Filmin eksiklikleri birçok ayrı dala ayrılsa da, 1974 yapımı Just Jeackin‘in Emmanuelle uyarlaması ile kıyaslandığında erotizm açısından gözle görülür bir yaklaşım farklılığına sahip. Jaeckin‘in bakış açısında Emmanuelle’in erkek düzeninin içerisinde keyif almaya çalışan ve kendi özgürlük alanını yaratma derdinde olan bir karakter içerisinde izlerken, Diwan‘ın perspektifinde Emmanuelle’in cinsel hazzı ve tutkusu, direkt olarak fiziksel bir boyutta değil. Yönetmen daha mesafeli ve daha soğuk bir bakış açısını hedefliyor. Yaşanılan cinsel haz, donuk olarak hazırlanmış bir gözlem perspektifinin içerisinde gibi. Jaeckin, egzotik ve sanatsal bir estetikle anlatısını kurarken, Diwan görece daha uzaktan, gözlemci bir özgürleşme alanı sağlamaya çalışıyor. Yönetmen bu konudaki düşünceleri şu sözlerle açıklıyor.
“Mümkün olduğunca özgür olmak istedim. Bu film katı düzenin özgürlüğe ve soğuk bir şeyin daha sıcak bir şeye doğru hareketini araştırıyor. Pornografideki en büyük eksiklik insan ilişkileri yönüdür. Erotizm bedende olduğu kadar zihinde de vardır. Bir bakış, bir bakış, kısa bir etkileşimle beslenir…
Audrey Diwan, Emmanuelle‘in yeni uyarlamasında, erotizmi daha insani ve düşünsel olarak ele almak istese de, hikaye sofistike yapaylığının gölgesinde kalıyor. İçeriğin ritmi, olay örgüsüyle uyumlu olmadığı gibi birçok noktada kopukluğa neden oluyor. Karakter motivasyonları ve temelli olmayan doğallıktan uzak diyaloglar, içi boş karton bir perspektife hizmet ediyor. Diwan, estetik atmosfere ve perspektife fazlaca odaklanıp, tüm eksiklikleriyle organik bağ kurmaktan uzak, sterilize bir atmosfer yaratıyor.
Ahmet Duvan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
Bridget Jones: Mad About the Boy: Her Yaşta Mutlu Olmak Mümkün






















Yorumlar