Umami, Disney+‘ın yerli orijinal filmi olarak karşımıza çıkıyor. Platformun başarısız yerli içeriklerinin ardından yerli içerik üretimini durdurduğu haberlerinin ardından uzun bir süre geçtikten sonra çıkan Umami, ne yazık ki Disney+‘ın başarısızlık silsilesini devam ettiren bir yapım oluyor. Yönetmenliğini Emre Şahin‘in, senaryo yazarlığını ise Can Cengiz‘in üstlendiği Umami, tek alameti farikası tek plan çekimi olan kaotik bir restoran hikayesi sunmaya çalışıyor. İki saate yakın ortalamanın üstü süresi ise filmi dibe çeken etkenlerden biri oluyor.
Sina Bora, İstanbul’da lüks bir fine dining restoranın hem şefi hem de ortağıdır. Ailevi sorunlarıyla ve restoranla aynı anda mücadele eden Sina, restoranda kaotik bir akşama sürüklenir ve hiçbir şey yolunda gitmez.

Her Yönüyle Sıkıntılı Bir Senaryo
Umami‘nin en büyük zayıflığı temelinden, yani senaryodan kaynaklanıyor. Filmin henüz açılışından itibaren eğreti duran ve kulak tırmalayan diyaloglar bizleri karşılıyor. Ardından akla mantığa sığmayan sorunlar boy gösteriyor. Ödüllü fine dining bir restoranın nasıl herhangi bir akşama hazır olmadığı, stoklardan çalışanlara kadar eksiklerin olması açıklama getirilemeyecek kadar absürt durumlar haline geliyor. Sığ karakterlerin zayıf diyalogları ise filmi daha da batırıyor.
Karakterleri ve sorunları inandırıcılıktan oldukça uzak olan Umami yer yer bir tiyatro oyunu olarak düşünülünce bir nebze izlenilebilir oluyor ancak sonuç olarak bir oyun değil bir film izliyoruz. Ayrıca Sina’nın babasıyla olan ilişkisine dayandırılan film izleyiciye duygusal bakımdan geçemiyor, dramı laf üstünde kalıyor. Filmde yaratılan kaotik her sahne kendi içinde küçük bir skece dönüşüyor, filmin geneliyle bağ kuramıyor ve klişe durumlardan öteye gidemiyor. Uzun lafın kısası son dönemin başarılı ve kaotik restoran dizilerinden The Bear‘ın (2022-) yaptığı hiçbir şeyi yapamayan oldukça zayıf bir senaryo ile karşı karşıya kalınıyor.

Tek Planda Yemeksiz Çekim
Umami, tek plan çekilen bir restoran kaosu filmi olarak sunuluyor. Ancak hazırlanan yemeklerin bile doğru düzgün gösterilmemesi filmin en büyük eksilerinden biri haline geliyor. The Bear (2022-), Chef (2014), Burnt (2015) gibi pek çok benzer ama başarılı örnekte restoranda veya mutfakta yaşanan kaosun yanında ortaya çıkan yemekler de şahane bir biçimde gösteriliyorken burada kamera tezgahın üzerinde veya insanların yüzlerinde tutuluyor. Bu “yemekler değil insanların ilişkileri ve dram önemli” savıyla bir tercih olarak gösterilebilir fakat 2 saatlik filmde bu durum daha çok “oyuncular yemek yapabilecek seviyeye getirilmedi, prodüksiyon buna hazır değildi” düşüncesine sebep oluyor. Sözde ödüllü fine dining bu restoranda kimin ne yaptığı, nasıl tabaklar sunduğu belli değil. Film boyunca yalnızca herhangi bir espresso veya herhangi bir et parçası gösteriliyor. Bu durum filmin kendi dünyasına inandırıcılığını zedeleyen bir diğer sorun haline geliyor.
Filmin tek plan çekimden oluşması ise tek özel yanı olduğu söylenebilir. Fakat senaryonun ve prodüksiyonun binbir sorunu filmin tek plan oluşunu gölgede bırakıyor. Olaylar iknadan ve ilgi çekicilikten uzak olunca bir süre sonra tek plan çekimin büyüsü de kaçıyor. Ayrıca kameranın konumu her değiştiğinde çerçevede yalnızca 3-4 karakter kaldığı için film güvenli alanda oynuyor, vaat ettiği kaosu sağlayamıyor.

Yıldız Oyuncular, Boş Performanslar
Umami, bir Disney+ orijinal yapımı olarak birçok ünlü ve yıldız ismi kadrosunda barındırıyor. Burak Deniz, Öykü Karayel, Osman Sonant ve daha fazlasından oluşan filmde senaryo aşamasından başlayan sorunlar oyuncu performanslarında da boy gösteriyor. Neredeyse hiçbir oyuncu karaktere bürünemiyor, izleyiciyi ikna edemiyor. Yeri geldiğinde çok büyük yeri geldiğinde ise yapmacık performanslar filmi dibe çeken son etken oluyor. Başarısız diyalogların bu duruma etkisinin büyük olduğu kesin ancak oyuncu yönetiminin başarısızlığının da bu durumu arttırdığı düşünülebilir. Aksi şef, işten anlamayan işletme sahibi, zengin ancak kültürsüz müşteri, ünlü İtalyan şef gibi sığ ve tip diyebileceğimiz basit karakterleri canlandıran oyuncular bu sıkıntıları düzeltmek için kendileri de çaba göstermemiş gibi gözüküyor.
Umami, tek plan çekimden oluşmasının haricinde senaryosundan diyaloglarına, karakterlerinden gelişen olaylarına kadar her açıdan sınıfta kalan başarısız bir Disney+ yerli orijinal filmi olarak platformda yerini alıyor. The Bear‘ın neden başarılı olduğunu ve neleri iyi yaptığını gösteren bir turnusol kağıdı görevi görüyor. Meraktan olmasa bile sırf bunun için izlenir.
Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
Bridget Jones: Mad About the Boy: Her Yaşta Mutlu Olmak Mümkün






















Yorumlar