X-Men ’97’nin ilk sezonunun uzun zamandır tüm Marvel hayranlarının takdirini kazanan ilk eser olduğu söylenebilir. Hem her biri ikonik karakter seçkisinin hakkını verebilen hem sezon boyunca tutarlı bir hikaye örgüsü anlatmayı başaran hem de güncel animasyon kalitesiyle güncel çizgi diziler arasında öne çıkan X-Men ’97, ilk sezonuyla hem hayranlardan hem de eleştirmenlerden tam puan almıştı. Fakat dizinin yayınlanmaya başlamasının hemen ardından, ilk iki sezonun baş yazarı Beau DeMayo olaylı bir şekilde Marvel’dan kovulmuş, bu durum da hayranları devam sezonlarının kalitesi konusunda endişelendirmişti. İlk sezonda temelleri atılan Apocalypse hikaye örgüsüyle açılan ikinci sezon, başta bu endişeleri yersiz çıkarsa da sezon finaline doğru ilerledikçe işin rengi değişiyor.
Tüm Hikayeler Aynı Anda
Önce şunu netleştirelim, ilk sezonunun çoğu alandaki başarısını hala sürdürüyor X-Men ’97. Seslendirme kadrosu rollerine aynı tutkuyla devam ediyor, sezon boyunca Marvel evreninin en popüler mutantlarından geniş bir seçkiyle karşılaşıyoruz ve doksanlar çizgi filmi görselliğini modern animasyonun temiz görünümünü etkileyici kamera hareketleriyle izliyoruz. Geçen sezondan kalan hikaye örgülerini öyle ya da böyle sonlandırıyor, gelecek sezonlarda işlenecek konseptlerin de temellerini atıyor.
İkinci sezonun temel sorunu, açılışıyla vadettiği hikayeyi sezonuna doğru akışta yaymayı başaramaması. Bunun yanına bir de ilk sezonunkine kıyasla çok daha zayıf bir final bölümü eklendiğinde diziden aldığınız keyfin sezon boyunca azaldığı, sıradanlaşan bir deneyimle baş başa kalıyorsunuz. Aslında ilk sezon finalinin doğrudan devamıyla gayet güçlü bir açılış yapıyor X-Men ’97. Önce Scott Lobdell ve Gene Ha’nın 1994’te yayınlanan 4 sayılık mini serisi The Adventures of Cyclops and Phoenix’ten esinlenen bir gelecek bölümü gösteriyor, ardından da güncellenmiş giriş jeneriğiyle X-Factor’ın kuruluşunu anlatıyor. Sonrasında uyarlandığı eserle aynı adı taşıyan iki bölümlük Rise of Apocalypse hikaye örgüsüyle de gelecek, günümüz, ve geçmiş üçlüsüne dağılmış ekibin tamamını gösteriyor. Tıpkı ilk sezonun beşinci bölümü Remember It gibi, bu sezonun dördüncü bölümü de bir nevi mini sezon finali görevi üstleniyor ve fazlasıyla duygusal bir sahneyle sezonun ilk yarısını noktalıyor. İzleyici olarak bu sezonun da en az ilk sezon kadar iyi olduğuna ikna oluyor, sezonun büyük kötüsünün yarattığı tehditi de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ama ikinci yarısında, kurduğu bu hikaye düzeniyle ne yapacağını bilemiyor sanki dizi. Önce Wolverine’in ilk sezonun finalinde kaybettiği adamantiyuma yeniden ulaşmasını göstermek için bir bölüm harcıyor, sonra da Joss Whedon’ın 2000’lerin ortalarındaki Astonishing X-Men serisinde 6 sayıda anlattığı Dangerous hikayesini tek bölüme sıkıştırmaya çalışıyor.
Bu dolgu bölümler, orijinal serinin 13 bölümlük sezonlarında göze batmayacak olsa da dizinin güncel 9-10 bölümlük sezon yapısında daha önemli konulara ayrılabilecek zamanı çalıyor gibi hissettiriyor. Ayrıca sezonun başında kurduğu Apocalypse odağını da tümüyle dağıtıyor. Benzer şekilde sezonun yedinci bölümü Strange Land, Savage Heart da karakterlerin çeşitli güçleriyle izlemesi keyifli aksiyon sahneleri sunsa da sanki yalnızca Colossus’u diziye yeniden dahil etmek ve Nightcrawler’a sezon finali öncesi parlayacak bir an vermek için araya eklenmiş gibi hissettiriyor. Sanki yazarlar ilk sezonun filler bölümü Motendo/ Life Death Part I’ın dizinin en düşük puanlı bölümü olmasından ders almamış ve aynı hatayı üç kez tekrarlamış. Bu üç bölümün ikinci sezonun en düşük puanlı bölümleri olmaları da izleyicinin de bu duruma tepkili olduğunu gösteriyor. 
Heyecanlandırmayan Sezon Finali
Sezon boyunca ana karakterlerine anlamlı karakter yolculukları vermeyi unutan dizinin son hikaye örgüsü de maalesef gerekli heyecanı yaratmıyor. Apocalypse’i büyük kötü yapmak için harcadıkları vakti şok etkisi uğruna hiç eden dizi, finalinden hemen önceki The Dead Man’s Hand bölümüyle de karaktere öylece bir aşk hikayesi yazıveriyor. Ama sezon boyunca unutulan tek karakter, Apocalypse değil maalesef. X-Men’in birbirinden fiziksel olarak ayrılması, yazarların da odağını dağıtmış olacak ki ekibin ana karakterleri de sezon boyunca hiç gelişmiyor.
Professor X ve Nightcrawler dışında neredeyse tüm karakterler, sezonu nasıl başladılarsa öyle bitiriyorlar. Dolayısıyla sezon finaline vardığımızda dizi hem tehditkar bir büyük kötüden hem de iç çatışmalarının fiziksel yansımalarıyla yüzleşecek ilginç karakterlerden mahrum kalıyor. Sonunda da elimizde izleyiciden duygu koparabilmek için atıldığı belli birkaç adım ve gelecek sezonlarda işlenecek hikayelerin vaatleri kalıyor. Yine de dizinin geleceği tümüyle karanlık değil. Bir kere hala ellerinde hevesli bir seslendirme kadrosu ve dizinin görsel dilini çözmüş, yeni şeyler denemekten çekinmeyen bir animasyon ekibi var. Ayrıca ana kadrosunu bir araya toplamayı başaran ve evreni içindeki dengeyi de yine bozuk halde bırakan dizi, gelecek sezonunda daha derli toplu bir hikaye anlatmaya müsait şekilde sezon finali yapıyor. Fakat dizinin 3. ve 4. Sezonlarının 2027 ve 2028’de çıkacağına dair duyuruların da endişelendirdiğini belirtmek gerek. Zira belli ki dizinin yazar ekibinin senaryolar üstünde daha çok vakit harcaması gerekiyor. Ayrıca onlara sağlanacak bu vakit, zaten şimdiye kadarkinden daha sıkışık bir zaman çizelgesi olacak animasyon ekibinin iyice sıkışmasına neden olabilir. Hal böyleyken dizinin kalitesinin seri üretim uğruna feda edilmesini ummaktan başka yapabileceğimiz bir şey kalmıyor.
Tüm kusurlarına rağmen X-Men ’97, çizgi roman hayranlarının yüzünü güldürecek bir dizi. İyi olduğunda çok iyi, kendini kaybettiğinde bile ilginizi ekranda tutacak şeyler bulabiliyor. Ayrıca haftada bir bölümlük yayın düzeni, her hafta yeni bölümleri beklemenizi sağlayarak nostaljik bir his de yaratıyor. Eğer bu sezonun dağınık hikaye akışından gerekli dersler çıkarılır, animasyon kalitesinde de aynı standart korunursa gelecek sezonların daha iyi olmaması için hiçbir neden yok.
Tuncer Haydarlar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
Lanterns: Eski Topraktan Çaylağa
Cape Fear: Modern Zamanlarda Ehlileştirilmiş Tekinsizlik



















Yorumlar