Hold Your Breath, Karrie Crouse ile William Joines‘ın yönetmenliklerini yaptıkları ilk uzun metraj film olarak karşımıza çıkıyor. Searchlight Pictures‘ın çatısı altındaki filmin prömiyeri 12 Eylül 2024’te Toronto Uluslararası Film Festivali’nde (TIFF) gerçekleştirildi ve ardından 3 Ekim 2024’te Hulu orijinal filmi olarak Hulu platformunda yerini aldı. Türkiye’de ise Disney+ platformunda yayınlandı. Korku, gerilim ve dram türlerinde yer alan Hold Your Breath ortalama ancak iyi kotarılmış bir ilk film olarak karşımıza çıkıyor.
Sene 1930. Toz fırtınaları Kuzey Amerika’yı kasıp kavurmaktadır. Tozun getirdiği tüberküloz vb akciğer hastalıkları insanları tek tek ölüme götürmektedir. Margaret, iki kızıyla birlikte Oklahoma’nın ortasında hem bu toz fırtınasıyla hem de bozulan psikolojisiyle mücadele eder ve kızlarını tehlikeye atar.

Doğa ile Doğaüstü Arasında
Hold Your Breath, genelinde gerçek bir olaydan uyarlama, doğal bir felaketin pençesinde bir mücadele sunuyor ancak bir süre boyunca doğaüstü nedenlere olta atıyor. Fakat devamında ise Scooby Doo‘culuk yapmayı tercih ederek olan biteni psikolojik olarak çökmüş olan Margaret’a bağlayarak her şeyi doğal nedenlerden kaynaklandığını gösteriyor.
Senaryoda yapılan bu tercih hem klişe hem de ilk yarım saatte tahmin edilebiliyor. Ancak tıpkı cadı avı dönemlerindeki gibi dini ve toplumsal baskının getirdiği melankoli, paranoya, delilik durumlarını doğru bir biçimde yansıttığı için etkilemeyi başarıyor. Margaret’ın çocuklarından birisinin yasını tutarken tek başına kalışı, yaşadığı bölgedeki katı dini baskılar ve psikolojik rahatsızlıkları üst üste gelince kendi öcüsünü yaratmasına ve deliliğe sürüklenmesine neden oluyor. Dönemin dini ve toplumsal yönündeki bağnaz bakış ile mucizelere olan inanç akıllıca kullanılıyor.
Kısa sürede psikolojik korku-gerilim alt türünde olduğunu belli eden film korku yönünden yetersiz kalsa da gerilimi ve dramı ile öne çıkıyor. Bütün bu olanların dışında toz fırtınasının getirdiği çaresizlik ve çizdiği distopik portre başlı başına filme çekmeyi başarıyor. Filmin, “Distopik Geçmiş” diyebileceğimiz yenilikçi bir alt tür sunduğunu da söyleyebiliriz. Toz fırtınasından korunmak için maske kullanımı ve tozun getirdiği ölümcül akciğer hastalıkları da henüz yıkıcı bir pandemi görmüş toplum için oldukça manidar oluyor. Aynı olay olmasa da benzer durumlar izleyiciyi yakalıyor, rahatsız ediyor.

Deliliğin Aranan Oyuncusu Sarah Paulson
Felaket ve toplum baskısı ile mücadele eden ve deliliğe sürüklenen Margaret’ı başarılı oyuncu Sarah Paulson canlandırıyor. Özellikle Margaret ve kızları etrafında dönen filmde Paulson‘ın performansı haliyle öne çıkıyor. Paulson, American Horror Story serisiyle oyunculuk kariyerinde atlama yaşayıp pek çok problemli karaktere hayat vermiştir.
Özellikle 202o senesinde Run filminde yine psikolojik problemleri olan ve kızını tehlikeye atan bir anneyi canlandırmasıyla resmen deliliğin yıldız oyuncusu haline geldiğini gösteriyor. Burada da yine başından sonuna kadar inandırıcı ve etkileyici bir performans sunuyor. Son dönemde adını The Bear dizisiyle duyuran Ebon Moss-Bachrach ise kısa ekran süresine rağmen Wallace karakteriyle rahatsız edici ve gerici bir performans sergilemeyi başarıyor. Hold Your Breath oyuncu performanslarıyla ortalamanın üstüne çıkıyor.

Adeta Terrence Malick Gerilim Filmi Çekmiş
Hold Your Breath, Kuzey Amerika kırsalında geçen atmosferi ve sinematografisiyle yer yer göz doyurucu geniş plan kareler sunuyor. Hatta kırsalda geçen katı dini ögelerin ve toplumsal baskının olduğu bir korku-gerilim filmi oluşuyla folk korku alt türüne bile dahil olduğu söylenebilir. En önemlisiyse geniş kırsal planları ve kendine has tarzıyla öne çıkan yönetmen Terrence Malick‘in filmlerinin sinematografisini anımsattığı söylenebilir. Adeta “Malick, korku-gerilim filmi çekse nasıl olurdu?” sorusuna ışık tutuyor. Sinematik görselliği filmin senaryosundaki sıradan noktaları oyuncu performanslarıyla tolere edip birkaç adım öne taşıyor.
Hold Your Breath, yeni bir şey sunmasa da bir ‘ilk film’ olarak gerçek bir felaketten esinlenen, doğal ile doğaüstü arasında gidip gelen senaryosuyla, sinematik görselliğiyle ve oyuncu performanslarıyla akıcı bir seyir keyfi sunuyor. Psikolojik gerilim, felaket filmi ve Sarah Paulson severleri memnun edecek bir film olarak Disney+ platformunda sizleri bekliyor.

Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar