Sinemanın en komple yönetmenlerinden biri olan Park Chan-wook’un yeni filmi No Other Choice Venedik Film Festivali’nde ilk gösterimini yaparken, Filistin tartışmalarının arasında yönetmenlik başarısı kaynadı. Filmekimi sayesinde ülkemizde izleme fırsatı bulduğumuzda ise sonunda filme kavuşmayı başardık. No Other Choice her ülkedeki en büyük problemler üzerinden giderek işsizlik problemine eğilirken, Güney Kore filmleri has olan türden türe sıçramayı ihmal etmeyen bir film olarak keyifli bir seyir zevki vaat ediyor.
Bir yandan kara mizahın keskin ve acımasız sivriliğini görürken, öte yandan absürt komedi, suç filmi ve gerilim gibi türlerin birleştiğine şahitlik ediyoruz. Güney Kore filmlerine aşinaysanız, zaten bu kadar türün birleşiminden yine tatmin edici bir filmin çıkacağını tahmin edersiniz. Hele ki usta yönetmen Chan-wook Park’ın yönetmen koltuğunda olmasıyla beraber, filmin kurgu şovunu izlemek seyircinin en büyük arzusu oluyor.

Küçük Amerika’dan Küçük Amerikan Rüyası
No Other Choice kapitalizmin ünlü sloganı “maaşa zam, işine son” mottosuyla başlıyor. Ana karakterimizin çekirdek ailesinin mükemmelliğiyle avunurken, hayatında erişemediği çok az şey vardır. İki çocuğu, iki köpeği ve harika karısıyla evine sahip, çifte arabalı gayet konforlu bir hayat sürmektedir. Bu portre tanıdık geliyor öyle değil mi?
Güney Kore’nin hem gerçek hayatta, hem de filmlerde örnek aldığı Amerikan rüyası modeli bu filmin de merkezinde yer alan bir mükemmellik sembolü olarak karşımıza sunuluyor. Karakterin işsizlik problemi ile karşılaşmasıyla beraber hayatının tepetaklak olmasıyla beraber hikayenin kara mizah tonu koyulaşarak filmin yapı taşları kurulmuş.
Bu noktada hikayemiz işsizlik konusuna dem vururken bir yandan da, erkeklik kodlarını kullanarak; benzer depresyonlara giren benzer eğitim seviyesindeki adamların işleri kusursuz tutmak üzere yoğunlaştığı takıntılara da mercek altına alınıyor. Ana karakterin köşeli noktalarını öne çıkartmaya çalışmak için, onun hobileri, doğa ve kağıt tutkusunu hikayenin merkezine koyuyor. Filmin suç unsurlarının yaratılması açısından Kuzey Kore’yi dahil dahil ederek Vietnam savaşı vurgusunu arkadan ekleyerek, suç ve Kuzey Kore’yi eşleştiriyor. Genelde Güney Kore’de suç Kuzey Kore ile özdeşleştirilerek gerçekler saman altı edilir. Park da filminde bu gerçekliğe sığınmış.

Erkekliğin Zavallı Halleri
Park anlatısını geliştirirken öncelikle karakterimizin motivasyonunu kurmayı tercih ediyor. İpoteğini ödeyememesi nedeniyle kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ev, çocukluğunun geçtiği ve çalışarak alıp bakımını yapıp, yenilediği kendisini yansıtan evin arazisi ve domuz çiftçisi olan babasıyla bağlantılı derin bir travmanın oluştuğu yer detaylarını filmin içindeki repliklerde kavrıyoruz.
Bir yandan erkeklik egosunun kırılganlığını yansıtan kıskançlık krizleri ve elindeki ekonomik gücünü tutmak adına rakiplerini elemek için planlar yapan bir adamı görüyoruz. Tüm hikaye her ne kadar aileyi bir arada tutmak üzerine kurulu olsa da, aslında ana karakterin çocukluk travmalarından kaynaklı aile sevgisi yoksunluğunun muzdaripliğini alt metin olarak cebimize atıyoruz. Buna ek olarak kendisine bu yoksunluğu yok ettirecek bir aile kuran karakterimizin aile bireylerini memnun etme çabaları No Other Choice‘un mizah unsurunu körükleyen faktör olarak filmde yer alıyor.
Her cinayet eyleminin arka planındaki benzer etkenler, aslında Güney Koreli erkeklerin toplum tarafından aynı tabloya inandırıldığını gösteriyor. Amerikan şirketlerinin tek tek kağıt sektöründeki yapılanmaya çökmesi ve böylelikle halkın sosyolojik olarak bu duruma kolayca entegre olup iş ve başarı donelerini aynı noktada erittiği bir sistemin kölesi olmasına neden olmuş gözüküyor.

Makineleşme ve Toplumun Acizliği
Chan-wook Park işte tam da bu noktada kendi ülkesinin anatomisini çıkararak başarı endeksli iş dünyasının toplumsal eleştirisini içeriden yapabiliyor. İnsanların gözünü kırpmadan insan öldürebileceği işsizlik ortamı, para ve mutluluk alegorisiyle süslenen düzenin yapısını açıkça ifade ediyor. İnsanlar Kore’de bir anlamda ikiye ayrılıyorlar. Parası olan ve mutlu olan insanlar ve işsizlik nedeniyle sefilleşen erkekler diye bir şablon kurulmuş. Bu düzenin yansıması da kapalı toplumlardaki sahte mutluluk metaforu üzerinden seyirciye sunuluyor.
Peki tüm bunların anlamı ne? İleri teknoloji kağıt üretimi ve ekolojik yıkıma dair sonun başlangıcını filmin içinde çaktırmadan gözümüze sokuyorlar. Sıra dışı görüntülerle bezeli mizansenler belki konuya direkt olarak dahil olmamıza fırsat vermiyor ama bu biçim de seyircinin seyir zevkinin süsleyen unsurlar olarak filmin pazarlayıcı noktası haline geliyor.
Makineleşme tüm dünyayı ele geçirirken, insan gücüne gittikçe ihtiyaç kalmayacak. İnsanlar ne kadar birbirlerini yeseler de, en sonunda korkulan olacak ve işsizlik mesafesi günden güne daha da fazlalaşacak. Algoritma insan gücünden yana değil. Bu yüzden de insani niyetlerimiz ve insani eylemlerimiz gülünç bir önemsizliğe doğru gidiyor. Makineleşme böyle insani deliliklerin önünü açacak gibi görünüyor. Park Chan-wook, No Other Choice filminin adından da anlaşılacağı gibi modern toplumun insan gücünün çöküşüne neden olacağını bu munzur filmle ele almak istemiş. Seyircinin de bu yaratıcılığa şapka çıkarması kaçınılmaz olacaktır.
Haktan Kaan İçel’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
















Yorumlar