Fleur Fortune’ün ilk uzun metraj filmi The Assessment, prömiyerini 8 Eylül 2024’te Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Başrollerinde Elizabeth Olsen, Himesh Patel ve Alicia Vikander’in yer aldığı bilim kurgu türündeki yapım, distopik bir evrende geçiyor.

Fleur Fortune, ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen The Assessment ile ortaya iyi bir iş çıkarıyor. Genel olarak baktığımızda, izleyiciler tarafından iyi puanlar almış olduğu söylenebilir. Reklam ve müzik videosu yönetmeni olarak tanınan Fortune, bu sebeple ilk uzun metrajında müzik kullanımına ve ses atmosferine ekstradan yoğunlaşmış. Yarattığı distopik atmosferde nefes seslerini müzikle ritmik bir hâlde kullanması ise filmin etkileyiciliğini artırmış. Psikolojik gerilimli ve ruh karartıcı sahneleri seven izleyiciler, The Assessment‘ı mutlaka sevecektir.

Film, karanlık ve tedirgin edici atmosferiyle izleyiciyi hikayenin içine çekiyor. Sahnelerdeki kasvetli hava, üstüne sağlam oyunculuklarla birleşince filmi daha da izlenebilir kılıyor. Özellikle insanın varoluşunu, yeterliliğini ve seçimlerini  yansıtan The Assessment, bilim kurgu türünde bütün duyguları seyirciye aktarabilen güzel bir film olduğunu hissettiriyor.The Assessment Film İncelemesi Arakat Mag 2024 Prime Video Fleur Fortune Alicia Vikander Elizabeth Olsen Himesh Patel Seçilim Filmi

İnsanların Çocuk Sahibi Olması Bir Hak Mı?

The Assessment, bir iklim felaketi sonrası steril ve sıkı kurallarla yönetilen bir dünyada geçiyor. Bu dünyada çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin devlet kontrolünde bir mülakat sürecinden geçmesi gerekiyor. Yani çocuk sahibi olmak artık kişisel bir karar değil, devletin onayına bağlı bir süreç haline gelmiş.

Film, izleyiciye şu soruyu düşündürüyor: ”Devlet, bir insanın ebeveyn olup olamayacağına karar verebilir mi?” Bir yandan kötü ebeveynliği engellemek için bu yöntemin işe yarayabileceği, ama diğer yandan bireyin özgürlüğünü kısıtlayan bu sistemin ne kadar doğru olduğu sorgulanıyor. Filmdeki karakterler, kurallara uymaları gerektiğini biliyorlar ama aynı zamanda içlerinde çok güçlü bir çocuk sahibi olma isteği var. Bu yüzden duygusal olarak bir ikilem yaşıyorlar. Ve mülakat sürecindeki kışkırtıcı tavırların karakterleri fazlasıyla yorduğunu düşünüyorum. Film de tam bu noktada, izleyiciye ebeveynliğin sadece bir hak mı, yoksa büyük bir sorumluluk mu olduğunu sorgulatıyor.

The Assessment‘ın kasvetli ve gergin bir havası olsa da, açılışı ve ilerleyen dakikalarındaki deniz ve arazi manzaralı doğanın varlığı, biraz da olsa huzur hissettirerek bizlere biraz nefes aldırıyor. Ayrıca Mia karakterinin (Elizabeth Olsen) doğayla kurduğu ilişki de bu huzur duygusunu destekliyor. Doğa, filmde ebeveynlik ve üretkenlik temasıyla uyum içinde, hem karakterin iç dünyasındaki hem de sistemin karşısındaki bir denge unsuru olarak yansıtılıyor.The Assessment Film İncelemesi Arakat Mag 2024 Prime Video Fleur Fortune Alicia Vikander Elizabeth Olsen Himesh Patel Seçilim Filmi

“Ya Yeterince İyi Değilsek?”

Başlıktaki bu söz, filmin başlarında bir karakter tarafından söyleniyor. Bu söz üzerinden karakterleri değerlendirmeye çalışacağım. Mia (Elizabeth Olsen), anne olmak istiyor ama sistem onu değerlendiriyor ve aslında üzerinde bir nevi baskı oluşturuyor. Bu süreçte Mia’nın sisteme karşı bir mesafesi var ve tedirgin hali karakterlere yansıyor. Öte yandan Aaryan karakteri (Himesh Patel), duygularını bastırıp sisteme uyum sağlamaya çalışıyor. Sevmenin değil, kurallara göre yaşamanın doğru olduğuna inanıyor.

Virginia (Alicia Vikander) ise sistemi temsil ediyor. Soğuk ve mesafeli tavrıyla duygularını göstermiyor. Objektif görünse de, düzenin devam etmesi için otoriter bir tavır sergiliyor. Mülakat sürecinde ebeveyn olmak isteyen karakterlerin zayıf yönlerine hamle yapıyor. Ayrıca onlara çocuklarıymış gibi davranması ve bu konuda hazırlıklı olup olmadıklarını incelemesi, yönetmen tarafından iyi düşünülen noktalardan olmuş.The Assessment Film İncelemesi Arakat Mag 2024 Prime Video Fleur Fortune Alicia Vikander Elizabeth Olsen Himesh Patel Seçilim Filmi

Ebeveynlik, Özgürlük ve Sistem

Ebeveynlik bir hak değil, ölçülen ve onaylanan bir sorumluluk. Bu dünyada sevgi asla tek başına yeterli sayılmıyor. Filmde eleştirdiğim noktalardan biri ise, konunun toplumsal boyutuna rağmen, özellikle diğer ailelerin davet edildiği yemek sahnesinde seçilim meselesine dair daha derin bir tartışmanın eksik kalmasıydı. Zira The Assessment, genel anlamda üç karakterin etrafında şekillendiğinden, bu tür sahnelerde seçilim konusuna daha fazla diyalogla yer verilmesini beklerdim.

The Assessment sadece bir bilim kurgu öyküsü değil, aynı zamanda ebeveynlik, özgürlük ve sistem arasındaki mücadeleyi ele alarak izleyiciyi düşündüren ve rahatsız eden bir anlatı sunuyor. Sonuç olarak, Fleur Fortune‘nin ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen beklentileri aşan ve izleyicide iz bırakan bir yapım olarak öne çıkıyor.


Alp Tepecikli‘nin diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Predator: Killer of Killers: Kalkan, Kılıç ve Kurşun

Ballerina: John Wick Evreninde Yeni Bir Dans

Predator: Killer of Killers: Kalkan, Kılıç ve Kurşun

önceki yazı

How to Train Your Dragon: Ejderhanı Bir Daha Eğit

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir