Yaratıcılığın ana akıma ulaşamadığı şu günlerde, takip etmeye ve güncel kalmaya çalıştığım şeylerle gönül bağımın zayıfladığını hissediyorum. Her geçen sene daha az şeye heyecanlanıyorum. Bir kere hiçbir şeyi tam anlamıyla sindiremiyorum. Sadece hızlıca tüketiyorum ve bitiyor. Beni bir ileri aşamaya taşımıyor, başka bir yola sokmuyor ya da yeni ufuklar açmıyor. Bir süre sonra, sevdiğim şeylerin de bu yola girmemesi için umut ederken buluyorum kendimi. The Bear, benim gönül bağımın hala güçlü durduğu sayılı eserlerden biri olarak kaldı. Arakat Mag kapsamında yazdığım ilk yazı olması bir yana dursun, bu inceleme üçlemesinin de sonu artık.

The Bear, birden fazla viraj aldı. Bu virajları almak adına bazı beğenmediğim tavizler de verdi. Bana göre kusursuza oldukça yakın olan ilk iki sezonun dış yüzeyi artık tamamen değişti diyebilirim. Üçüncü sezonla birlikte hikayenin bir merkezi kalmadı. Tüm anlatı parçalara ayrıldı ve yeniden bir araya geldiğinde, elimizde başka bir dizi vardı. The Bear, konusu ve karakterleri itibarıyla bir mutfak dizisi olmasına rağmen, dördüncü sezonla birlikte mutfak dizisi olmaktan çıkmaya karar veriyor. Kan, ter ve gözyaşıyla geçen üç sezonluk mutfak kaosu, bu sefer yerini tamamen bir aile dramına bırakıyor.

The Bear, her sezonuyla tek bir temaya odaklanıyor ve hikaye dönüşüm geçiriyordu. Bu sezonun teması ise karakterleri birbirine ve kendi dertlerine bağlayan bir geri sayımın olması.

The Bear 4 Sezon İncelemesi Arakat Mag Disney Plus Hulu FX Christopher Storer Jeremy Allen White Ebon Moss-Bachrach Ayo Edebiri

Her Saniye Önemli

The Bear, bu sezon yavaşlıyor fakat aksamıyor. Birinci ve ikinci sezon, mutfağı aktif bir biçimde anlatıya dahil ediyordu. Tüm karakterler, kendi problemleri ve takıntıları ile mutfak aracılığıyla yüzleşiyordu. Üçüncü sezon, bu manada bir iyileşme sezonuydu. Karakterlerin çoğu, gelişim sürecini tamamladı ve temiz bir başlangıç yapmaya hazır hale geldi. Bununla birlikte, mutfakla kurdukları bağlantı da onlara zarar vermeye değil, aksine onları iyileştirmeye başladı. Bu iyileşmeyi, yalnızca mutfağın en temel problemi haline gelen Carmy Berzatto (Jeremy Allen White) yaşamadı. Hâlâ yaşadığı kaybın etkisiyle kendini mutfağa bağlı tutan karakter, yalnızca mutfakta değil, dünyasındaki herkes ve her şey değişirken sabit kalan tek kişiydi. Onun değişim göstermesi ise, en nihayetinde mutfaktan ayrılma kararıyla sonuçlandı.

Dördüncü sezon, efsanevi “Forks” bölümüyle tanıştığımız Şef Andrea Terry’in (Olivia Colman) mottosu üzerine kuruluyor: “Her saniye önemli.” Restoranın mali yönetimi, kaçınılmaz bir batışa doğru gidiyor. The Bear‘in ilk bölümleri, her daim sezonun genel temasını kuran birer altyapı görevi görür. Bu sezonda da bu durum değişmiyor. Jimmy Amca’nın denkleme 1440’tan geriye sayan bir saat getirmesiyle gerçekten her bir saniye önemli hale geliyor. Bu, tüm karakterleri etkileyen bir durum olsa da, sezonun üç geri sayımından biri yalnızca.

Jeremy Allen White ile başrolü paylaşan Ayo Edebiri ve Ebon Moss-Bachrach, bu sezonda parıldıyor. Karakterlerinin gelişimleri, her sezonda adım adım arttı ve bu sezon tepe noktasına ulaştı diyebilirim. Bu sezonun en düşük puan alan bölümlerinden biri olan “Worms”, bana göre sezonun tamamından kopuk olsa da, tek başına oldukça başarılı bir bölüm olmuştu. Sydney için bu sezonun geri sayımı, benim için “Worms” ve “Sophie” bölümleriyle öne çıktı. Sezonun en iyi bölümü, bu dizinin bir klasiği haline gelmiş yedinci bölüm oldu. Bu bölüm de, sezonun üçüncü geri sayımıydı ve pişman etmedi.

The Bear 4 Sezon İncelemesi Arakat Mag Disney Plus Hulu FX Christopher Storer Jeremy Allen White Ebon Moss-Bachrach Ayo Edebiri

Zaman Kimseyi Beklemez

The Bear’ın dördüncü sezonu büyük ölçüde övgüyü hak ediyor olsa da, kusursuz olmaya yaklaşamıyor. Karakter çeşitliliği ve olay örgüleri öyle iç içe geçmiş durumda ki, zaman zaman yazarların bile bu karmaşadan çıkmakta zorlandığı hissediliyor. Her karaktere anlamlı bir şekilde yer ayırmak, neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda. Bu durumun en büyük kurbanı ise bana göre Claire rolüyle ekrana gelen güzeller güzeli Molly Gordon. Onu ve canlandırdığı karakteri izlemeyi gerçekten çok seviyorum. Carmy ile yaşadıkları yarı buruk romantizm kâğıt üstünde hoşuma gitse de, ekran üzerinde bir yere varamıyor.

Liza Colón-Zayas’ın canlandırdığı Tina karakteri, sezon boyunca neredeyse tek bir mesele etrafında dönen bir hikayeye sıkışıyor. Edwin Lee Gibson’ın uzun süre ortalarda görünmeyen karakteri Ebraheim’i ise -dördüncü sezonun en etkileyici hikayelerinden birine sahip olmasına rağmen- hak ettiği ekran süresini alamıyor.

Lionel Boyce‘un canlandırdığı Marcus, The Bear‘ın ruhunun korunduğu karakter diyebilirim. Marcus, kameranın mutfaktan kayan odağını her fırsatta mutfağa geri çekmeyi başarıyor. İkinci sezonun imza bölümlerinden “Honeydew” ile tanıştığımız Luca, bu sezon mutfağa katılıyor. Burada anlatılmayı bekleyen bir hikaye olduğunu söyleyebilirim. Sezonun sonunda, Carmy’nin ayrılmak istemesi şaşırtıcı değildi. İkinci ve üçüncü sezon boyunca bu kararın geleceğine dair pek çok işaret verildi. Luca’nın, en başarılı şeflerin mutfaktan çıkıp hayatı deneyimleyenler olduğunu söylemesi, bu dönüşümün erken habercilerinden biriydi. Bu açıdan, Marcus karakterinin Carmy’nin tam tersi yönde ilerlediğini söyleyebilirim. Marcus’un başarılı olmasının en önemli nedenlerinden biri, duygularını sanatına yansıtabilmesiydi. Carmy için ise yemek yapmak bir kaçıştı.

The Bear‘ın dördüncü sezonu sona erdi. Genel anlamda başarılı bir sezon olduğunu söyleyebilsem de, dizinin geleceği adına endişelenmeye başladım. Beşinci sezon, dizinin sona ermesi adına en doğru karar olacaktır.


Uğurcan Çağlayan‘ın diğer yazılarını da okumak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

The Bear 3. Sezon: Mutfağa Geri Dönüş

The Sandman 2. Sezon 1. Kısım: Değişimin Kaçınılmazlığı

8

Uğurcan Çağlayan
Tarih öğrencisi, kaşif ve yazar.

    Ice Age: Geçmişe Bir Minnet Mektubu

    önceki yazı

    Hikmet Kerem Özcan ile Hakkı Filmi Üzerine Röportaj

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir