0

İyi çekilmiş dönem filmlerini genellikle severim. Özellikle de Winston Churchill’in olduğu dönem filmlerine daha da ilgi duyarım. Bunların en belirgin örneği The Crown’ın ilk sezonudur. Bugünlerde yine Winston Churchill’in de hikâyede olduğu bir film var: The Ministry of Ungentlemanly Warfare.

Senaryosunu Paul Tamasy, Eric Johnson, Arash Amel ve Guy Ritchie‘nin yazdığı film gerçek hikâyelere dayanıyor. Öyle ki 2016 yılında bazı gizli belgelerin ulaşılabilir olmasıyla bu senaryo ortaya çıkmış. Ayrıca film Damien Lewis’in Churchill’s Secret Warriors: The Explosive True Story of the Special Forces Desperados of World War II kitabından uyarlanmış.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare İnceleme | Arakat Mag

Türünün Örneklerinden Farklı

The Ministry of Ungentlemanly Warfare 1942’de bir gemi sahnesiyle açılıyor. Kısa bir süre sonra da 25 gün önceye dönüyor. Bu zamanda atlamalar olaylara hakim olmayanlar için biraz kafa karıştırıcı. Yine de bunu çok düşünmeden filmi izlemek daha keyifli olacaktır. Pearl Harbor saldırısı 1941 Aralık ayında gerçekleşmiş ama film 1942 Ocak ayında başlıyor. Nazi katliamı sahnesiyle açıldıktan sonra kahramanlarımız, gerçekte daha zayıf ve soluk olan karakterlerin aksine, çizgi roman kahramanları gibi görünüyor.

Filmde Churchill’in olduğu sahneler, Atlantik’in Alman U-botlarıyla dolu olmasıyla ilgili. Bu da Amerikan gemilerinin risk altında olduğu anlamına geliyor. Ian Fleming (Freddie Fox) ve Brigadier Gubbins’in (Carry Elwes) temsil ettiği İngiliz askeri istihbaratı, özel bir operasyon gücünün Gine Körfezi’ne yelken açarak U-botlar için erzak taşıyan bir gemiyi yok etme planı hazırlıyor. Bu da denizaltıların erzak olmadan çalışamayacağı ve Atlantik’i geçme sorununun en azından geçici olarak çözüleceği anlamına geliyor.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare bir çete hikâyesi olduğu için bana yer yer Inglourious Basterds’ı (2009) hatırlattı. Henry Cavill, abartılı bir şekilde sakallı ve bıyıklı Gus March Phillips’i canlandırıyor. Zincirlerle üst düzey yöneticilere sunulduktan, brendilerini tattıktan ve purolarını çaldıktan sonra, asi ve kural bozucu ekibini bir araya getiriyor. Ekibinde, usta bir okçu olan büyük göğüslü bir adam (Alan Richson) da bulunuyor. Usta bir okçu, nöbet kulelerindeki Nazileri sessizce alt etmede faydalı olabilir, bu da Almanlar tarafından hapsedilen bir ekip üyesini kurtarmada işe yarar.

Henry Golding ve Alex Pettyfer de bu kargaşa yaratıcılarının oyuncuları arasında. Eiza Gonzalez femme fatale bir karakteri, Babs Olusanmokun ise limanın yakınında kumarhane işleten gizli bir ajanı canlandırıyor. Bu ikili hedef alınan gemiye bakan Nazilerin dikkatini dağıtmak için bir komplo kuruyorlar.

Film çok açık bir şekilde Nazi karşıtı olduğunu söylemekten geri durmuyor. Filmde Almanlar sadece vurulmak ve öldürülmek için var. Bu Almanlar bazen ölmeden hemen önce bazı Nazi konuşmaları yapıyorlar.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare İnceleme | Arakat Mag

Yer Yer Sönük Kalıyor

Aksiyon ve gerilim sahneleri Guy Ritchie‘nin alışık olduğumuz gösterişçi tavrına çok uygun. Özellikle çatışma sahnelerinde “şenlikli” bir anlatı var. Üstelik klasik ters ninja kanunu da yok. Yani kahramanın bir sahnede onlarca kişiyi öldürdüğü bir film de izlemiyoruz. Çatışmalar oldukça dengeli ve görkemli. Buna ek olarak çatışmaların dışındaki bölümlerde filmde bir sönüklük var. Diyalogların zayıflığı ise dört senariste rağmen kendini belli ediyor.

Cinsel sadist Nazi subayı Heinrich Luhr (Til Schweiger), Marjorie Stewart’ı (Eiza Gonzalez) “Die Moritat von Mackie Messer” adlı şarkının bir kaydını çalarak eğlendiriyor. İlerleyen sahnelerde Stewart, şarkının çoğunlukla İngilizce versiyonunu söylüyor. Şarkının bestecileri Kurt Weill ve Bertolt Brecht’in 1933’te komünist olduğu için Almanya’dan sınır dışı edildiği ve Üçüncü Reich tarafından yasaklandığı göz önüne alındığında, bir Nazi’nin bu şarkıyı desteklemesi fikri tuhaf görünüyor. Brecht ve Weill‘in kendileri bile bir Nazi’nin kendi çalışmalarıyla eğlenmesi fikrine muhtemelen kızarlardı. Ancak günümüzde bu bir filmde kabul ediliyor.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare İnceleme | Arakat Mag

Teknik Açıdan Keyifli

The Ministry of Ungentlemanly Warfare, teknik açıdan iyi bir film. Ed Wild’in kamerası hiç rahat durmuyor. Wild iyi bir görüntü yönetmenliği çıkarıyor. Çatışma sahnelerine uygun hızlı kamera hareketleri oldukça başarılı. Ayrıca gökyüzünden alınan genel çerçeveler de çatışmaların büyüklüğünü göstermesi açısından önemli.

Filmin bir diğer önemli unsuru da müzikler. Christopher Benstead’ın müzikleri çok iyi. Müzikler yer yer nedense filme bir western havası katıyor. Onun dışında filmin ritminin yükseldiği bölümlerde de bunu müziklere borçluyuz.

Bir diğer önemli teknik unsur da hiç şüphesiz kıyafet tasarımı. Loulou Bontemps’un kıyafet tasarımları bir dönem filmine yakışır cinsten. Bunun yanına bir de dört kişilik (Eray Bintas, Nick Blanche, Fiona Gavin ve Heather Noble) bir sanat tasarım ekibi işin içine girince film iyice yükselen bir seyir zevkine sahip oluyor.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare İnceleme | Arakat Mag

Her Şeye Rağmen İzlemesi Keyifli

The Ministry of Ungentlemanly Warfare, gerçek olaylara dayanan filmler içinde zamanla hak ettiği yeri bulacaktır. Çatışma sahnelerinde ortaya koyduğu kaliteyi arda kalan zamanlarda koruyamasa da iyi bir film olduğunu düşünüyorum. Özellikle teknik açıdan oldukça iyi bir film. Kıyafet tasarımından müzik kullanımına, ses tasarımından renk paletinden seçilen renklerine kadar yeterli bir film.

The Ministry of Ungentlemanly Warfare, Nazi filmleri izlemeyi sevenlerin seveceği bir dönem filmi. Bu tarz sinema seyircisine tavsiye etmekten geri durmayacağım bir film.

Can Ahmet Çelik‘ın diğer yazılarına bakmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

MaXXXine: Hak Ettiğim Hayat

Twisters: Fırtınalardan Gelen Travma

Can Ahmet Çelik
Selçuk Üniversitesinde Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede aynı bölümde yüksek lisans yapıyor. Düzenli olarak okuyor, izliyor ve yazıyor.

The Boys: 4. Sezon 7. Bölüm İncelemesi

önceki yazı

The Devil’s Bath: Yüzyıllık Kötülük

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir