0

X ve Pearl ile modern korku sinemasına yepyeni bir soluk getiren Ti West, hem alt türleri kullanımıyla, hem de temalar arası yaptığı başarılı geçişlerle iki filmi bir bütün olarak mükemmel sunmuştu. Şimdi ise seriyi üçleyen Ti West, bu kez MaXXXine ile karşımıza çıktı. 80’li yıllara ve Hollywood’un karanlık köşelerine uzanan Ti West, bu kez slasher sularından giallo‘ya doğru uzanıyor.

Mia Goth‘un kusursuz performansı devam ederken, üçlemenin yeni bölümüne bu kez Elizabeth Debicki, Giancarlo Esposito ve Kevin Bacon gibi usta oyuncular da katılıyor. Moses Sumney, Halsey ve Sophie Thatcher gibi yükselişteki genç yıldızlar ise onlara eşlik ediyor. MaXXXine, bu cumadan itibaren, seçebileceğiniz 2D, GoldClass, Skybox ve Starium formatlarında vizyona girecek.

Mia Goth (left) and Halsey in 'MaXXXine'

X Üçlemesi Şimdiden Bir Klasik Olmayı Başardı

MaXXXine‘e geçmeden önce, X üçlemesinin kökenine doğru ufak bir inmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Ti West‘in orijinal X‘i, 2019 yılına dayanıyor. 2019 yılında West, birçok filminde yapımcılık yapan Jaffke‘ye senaryoyu götürüyor. Jaffke ise durumu şöyle anlatıyor:

X’i nasıl çekeceğimizi düşünürken, pornografik filmlerin eskimiş X, XX ve XXX derecelerini başlık olarak kullanarak bir porno-korku üçlemesi yapabileceğimiz konusunda şakalaşmaya başladık. A24 bize geri dönüp sadece bunu yapmamızı değil, daha büyük bir şey yapmamızı istediğinde, bu şansa balıklama atladık. İşte o ‘daha büyük bir şey’ MaXXXine oldu.

Üçüncü bölüm için West, 1980’lerde Los Angeles’ta geçen ve Maxine’in X‘teki olaylardan sonra inzivaya çekildiği bir psikoseksüel gerilim tasarladı. X, pornonun hala selüloit üzerine çekildiği bir dönemi anmak için 70’lerin sonlarına ait bir Grindhouse havası taşırken; Pearl, çılgın bir Technicolor ve Disney tipi müzikalin unsurlarını benimsiyor. MaXXXine ise A Nightmare on Elm Street gibi düşük bütçeli tür filmlerinin, To Live and Die in L.A. gibi klasik Hollywood stüdyo film yapımcılığıyla kültürel alanı paylaştığı VHS döneminin zirvesinde yer alıyor.

Ti West ise üçüncü filmde gelinen noktayı şöyle açıklıyor:

MaXXXine, Pearl’den ve X’ten çok farklı. Çünkü öncekilerin çiftlik evi ortamı gibi başka bir izole mekana giderek kendimizi tekrarlayamazdık. ‘Kendin yap’ film yapımcılığından -ki bu X’te porno çekimiydi- üçlemeyi büyük, sinematik bir şekilde kapatabileceğimiz, her şeyin merkezinde bir yere gitmemiz gerekiyordu. Bu sonuçta film yapımıyla ilgili bir üçleme, dolayısıyla Maxine’in X’ten sonra nereye gideceğini takip etmek mantıklı geldi – Hollywood’da bir yıldız olmak.

Maxine Minx’in yetişkin film endüstrisinden Hollywood’a geçiş yapmaya çalıştığı fakat kirli bir özel dedektif ve gizemli bir katil tarafından kovalandığı, 1980’lerde geçen MaXXXine, sadece serinin en iyi filmi olmayı başarmıyor; X üçlemesini bütün olarak modern korku sinemasının klasiklerinden biri haline getiriyor.

Trailer - "MaXXXine"

Sadece Katiller Değil, Los Angeles Şehri de Tek Başına Bir Canavar

Ti West, MaXXXine‘i bu kez Los Angeles’ın merkezine koyuyor ve tehdidi sadece belli bir kişiye yöneltmiyor. Tehdit koca bir şehir, karanlığın geldiği merkezi nokta ise Los Angeles. Bu şehri, tıpkı Mia Goth‘un tarif ettiği gibi “başlı başına bir karakter” olarak görmek de toplumsal bir yansıma olarak okumak da mümkün. Bu noktada Ti West, şehri minimal olarak işlese de, Maxine üzerinden dönemin algısını harika yansıtıyor.

1980’ler, korku filmleri açısından altın bir çağ olarak kabul edilir fakat diğer yandan o seneler, muhafazakarlığın ve geleneksel aile değerlerinin yeniden yükseldiği bir dönemdi. Bu değerler, pop kültürde ve medyada sıklıkla yer aldı, hatta aile dernekleri ve bazı topluluklar, korku filmlerinin gençler üzerinde olumsuz etkileri olabileceği gerekçesiyle karşı çıktı. Korku filmlerindeki şiddet ve cinsellik, bazı kesimlerde rahatsızlık yarattı. Hatta film derecelendirme sistemleri, bu dönemde daha sıkı denetlemeler yaptı ve bazı filmler “R” ya da “NC-17” gibi kısıtlayıcı derecelendirmeler aldı. Öte yandan MaXXXine‘de de geçen “Night Stalker” gibi birçok seri katil de toplum üzerinde travma yaratıyordu. Halkta büyük bir korku ve merak uyandırıyordu. Medyanın bu konuları geniş çapta işlemesi, toplumda bir paranoya ve güvensizlik havası yaratıyordu.

Ti West ise yukarıda söylediğim gibi, şehri minimal olarak ele alsa da, bu mevzuları filmin tekinsiz havasını desteklemek için ustaca kullanıyor. Maxine’in adım attığı her noktada, nefes aldığı her yerde “bir şey olacakmış” hissi tam da o anlarda devreye giriyor. Ayaklanan toplum, güven vermeyen insanlar, sürekli öldürülen kadınlar ve seksist bir film endüstrisi içerisinde birçok tehdit unsuru belirleniyor. West ise bu durumdan akıllıca yaralanarak, tehdit unsurlarını sadece Maxine’in peşindeki katil ve dedektiften değil, bir canavar yuvası olan Los Angeles’dan da alıyor. Hatta Ti West durumu şöyle açıklıyor:

Reagan dönemi, ahlaki çoğunluğun doruk noktasıydı. Night Stalker adlı seri katil ise Güney Kaliforniya’da serbestçe dolaşıyordu. Maxine ise büyük çıkışından önce rol aldığı film türleri nedeniyle ve porno ve korku filmlerinin, heavy-metal müziğin Amerikan gençliği üzerinde yozlaştırıcı bir etkisi olduğu gerekçesiyle, katrana bulandığı kültürel bir anın hedefindeydi.

Giallo Sosu + De Palma Etkisi

Ti West, X ve Pearl‘de küçük bir kasaba alanında, fakat bu kez büyük şehre gelirken yanına iki büyük silah alıyor, biri giallo, diğeri ise efsanevi yönetmen De Palma. İtalya’nın dünya sinemasına armağanı olan giallo, genellikle karmaşık ve gizemli cinayet hikayeleri, grafik şiddet, yoğun bir gerilim atmosferi ve estetikliği ile ön plana çıkıyordu. Ti West ise tüm bu özellikleri MaXXXine‘in yavaşça ama emin adımlarla yükselen temposunda büyük bir rol olarak kullanıyor.

Örnek vermek gerekirse, Mario Bava‘dan Blood and Black Lace, Dario Argento‘dan Opera ve Lucio Fulci‘den The New York Ripper gibi filmlerin, MaXXXine içerisinde görsel dil açısından önemi rahatlıkla görülebiliyor. Fakat filmin hali hazırda kurduğu güçlü olay örgüsü, görsel dilini sadece giallo türünden de almıyor. Bunda De Palma etkisi de büyük ve eğer De Palma etkisinden bahsediyorsak, Hitchcock‘ın parantez içinde geçmemesi neredeyse imkansızdır.

De Palma‘nın görsel anlatım konusunda usta olduğu aşikar. Onun Hitchcock hayranlığı sayesinde sinema tarihi Obsession, Dressed to Kill ve Body Double gibi klasikleri kazanmıştı. Ti West ise giallo‘yu sos olarak kullanırken, zenginleştirmeyi De Palma‘nın gözünden alıyor. Aynı anda iki farklı sahnenin gösterildiği split screen (bölünmüş ekran), kesintisiz kamera hareketlerini sıkça kullanıldığı uzun sekanslar, karakterlerin başkalarını gizlice izlediği voyeurism (gözetleme), cinsellik ve şiddetin yoğun ve stilize bir şekilde sunulması, karakterlerin kimlikleri ve motivasyonları genellikle sorgulanması gibi birçok klasik De Palma unsuru, MaXXXine içerisinde fazlasıyla mevcut. Bu da filmi sadece hikaye anlatımında sınırlı tutmuyor, aynı zamanda zengin bir görsel anlatım sunulmasına olanak tanınıyor.

Güçlü Bir Psikoseksüel Gerilim Yaratımı Mevcut

Sigmund Freud‘un psikoseksüel gelişim teorisine göre bireylerin çocukluk dönemlerindeki cinsel gelişimler, yetişkinlik dönemlerindeki kişilik özellikleri ve davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Bu noktada MaXXXine‘in giallo alt türüne yönelmesi bir kez daha büyük mantık kazanıyor. Giallo filmlerindeki katiller, genellikle cinsel bastırma veya travma sonucu sapkın davranışlar sergiler. Örneğin, Dario Argento‘nun Deep Red filmindeki katil, çocukluk travmasının ve cinsel bastırmanın etkisiyle cinayet işlemektedir. Freud‘un teorisine göre, bu tür bastırılmış duygular ve travmalar, yetişkinlikte anksiyete ve agresif davranışlara yol açabilir. MaXXXine ise bu noktada büyük finale hazırladığı sürprizle bu meseleyi nasıl ele aldığını başarıyla gösteriyor.

Filmdeki psikoseksüel yaklaşımı Maxine üzerinden yapmak da oldukça mümkündür. West, film içerisinde Maxine karakterine psikolojik açıdan anbean inerken, Freud‘un psikoseksüel gelişim teorisindeki beş aşama Maxine üzerinden de görülebiliyor. Oral, anal, fallik, latent ve genital gibi evrelerde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların nasıl çözüldüğü, bireyin kişilik gelişimini ve gelecekteki davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Filmde ise Maxine’in her çocukluğuna gittiğimizde, latent döneminden ona kalan izleri görüyoruz.

Maxine’in vaiz babasıyla olan rahatsız edici ilişkisinden gelen küllere, bu küllerin Maxine’in gelişen karakteri üzerinde bıraktığı yaralara tanık oluyoruz. Cinsel dürtülerin bastırıldığı, daha çok sosyal ve entelektüel becerilerin geliştirildiği, enerjinin okul, arkadaşlık ve hobiler gibi etkinliklere yönlendirildiği latent dönemin nasıl yok olduğuna, bu yok oluşun Maxine’in cinsel dürtülerinin yeniden canlandığı genital döneme olan zararına dair birçok ipucu veriliyor. Bu aşamaların hikayedeki yeri ise üçlemenin en güçlü halkasına derinlik kazandırmada yardımcı oluyor. İzleyici ve Maxine arasındaki duygu paylaşımı ise büyüyor.

Maxine Hak Ettiği Hayatı İstiyor

Maxine’in tam bir dönüşüm geçirdiği, travmaları ve yeni hayatını kurma aşamasında sıkışıp kaldığı dönemi anlatan filmde bu kez Maxine, X‘deki halinden -iyi anlamda- çok uzak. Artık kendi ayakları üstünde durabilen, sadece geçmişiyle değil, aynı zamanda günlük hayatında da savaşabilen, korkusuz ve gözü pek bir karakter izliyoruz.

Maxine’in film yıldızı olarak kariyerine yön vermek isterken, bunu 80’li yılların ortasındaki korku sinemasında koltuğunu sağlamlaştıran bir kadın yönetmenle yaparken görmek ise mükemmeldi. Filmde birçok muazzam an var ve Maxine ve ona filminde başrol veren Elizabeth arasında geçenler o muazzam anların en iyilerinden.

Sadece o karanlık dönemin film endüstrisinde kendine isim yapmayı başaran bir kadına değil, onun bakış açısına da parantez açılıyor. Ti West böylece iki boyutlu olarak da kullanabileceği herhangi bir film yönetmeni yerine, karakterizasyonu üzerine çalışabileceği kadın yönetmen yaratıyor ve Maxine’in gelişimine dış güç sağlıyor. Sadece erkekler tarafından yönetilen bir stüdyo sistemine giren ve yükselişini destekleyen kadın yönetmen tarafından yıldızlık teklif edilen genç bir yıldız adayını tasvir eden MaXXXine, kadınların sektörde sınırlı nüfuz ve güce sahip olduğu bir dönemde kalıplarını kıran, çalışan kadınların hikayesi hâline geliyor. Böylece Maxine, sonunda hak ettiği hayatı koparıp alacağına inanıyor.

Maxine Minx Artık Bir İkon

Ti West, zekice kurduğu X evreninde hem birbirinden farklı temalara sahip üç farklı film tasarladı, hem üçünü güçlü bir bütünlükte birleştirdi, hem de Maxine Minx’i bir korku ikonu haline getirdi. X ve Pearl‘ün etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen, hatta üçlemenin en iyi filmi olan MaXXXine‘de cinsel bastırma, sapkınlık, saplantı, fetişizm, cinsel kimlik ve dönüşüm üzerinden kurulan anlatım ustaca ve fazlasıyla başarılı. Bu anlatım içerisindeki mesaj ise Mia Goth tarafından çok iyi aktarılıyor:

Bu hikaye, kadınların istekleri olduğunu, kendilerine inandıklarını ve dünyanın geri kalanından önce neler yapabileceklerini bildiklerini gösteriyor.

MaXXXine aynı zamanda, iyi yönleriyle, kötü yönleriyle, karanlık tarafıyla, ışıltılı yönleriyle, uçsuz bucaksız hırs yuvası olmasıyla ve sahip olduğu tüm sahteliğiyle, hem gerçek, hem de mecazi Hollywood’a bir aşk mektubu niteliği de taşıyor. Bir bakıma Tarantino‘nun Once Upon a Time… in Hollywood filmine, korku türünden yeni bir bakış açısı getiriyor.

Mia Goth dahil tüm oyuncuların kusursuz performans sergilediği MaXXXine‘den sonra X evreni ne kadar genişler henüz bilinmiyor fakat dördüncü film için planlar yapıldığı biliniyor. Bundan onlarca yıl sonra dahi konuşulacak olan X serisi, umarız daha birçok orijinal korku serisine ilham olur. Şüphesiz ki Ti West için de artık beklentiler yüksek, kendisinden gelecek yeni projeleri heyecanla beklemeye devam edeceğiz.

Ferit Doğan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Twisters: Fırtınalardan Gelen Travma

Kinds of Kindness: Gerekli Zalimlik

8.5

Ferit Doğan
Yüksek Lisans öğrencisi (Radyo, Televizyon ve Sinema). Film eleştirmeni. Senaryo yazarı. Yönetmen.

Twisters: Fırtınalardan Gelen Travma

Previous article

The Boys: 4. Sezon 7. Bölüm İncelemesi

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.