İlk iki filminin yaratıcılarından olan Shawn ve Marlon Wayans, serinin yıllar sonraki geri dönüşü olan Scary Movie ile yeniden yaratıcı koltuğuna oturuyorlar. Wayans Kardeşlerle önceki iş birliklerinden tanıdığımız Micheal Tiddes ise filmin yönetmenliğini üstleniyor. 26 yıllık bir aranın ardından gerçekleşen bu kavuşma, serinin hayranlarını nostaljik bir deneyime çıkarıyor. Ülkemizde 5 Haziran tarihinde vizyona girecek olan filmin başrollerinde ise çekirdek ekipten Anna Faris, Regina Hall, Shawn Wayans ve Marlon Wayans yer alıyor.
Sinemanın yıllar içerisinde zihinlere kazınmış kolektif hafızası, çoğu insanın yaşamının çeşitli noktalarından izler barındırır. İnsanın hangi yaşta ne izlediği, kimlerle ve nerede hangi koşullarda bu izlenimi tattığı bir mühür gibi anılarımıza kazınır. Kimisi için bir serinin devamı çocukluğundan kalan anılarını süzgeçten geçirmesine, kimileri için de geçmişte kalan veya devam eden bir ikili ilişkinin hatırlanması anlamına gelir. Yıllar içerisinde blockbuster filmlerin devamına yönelik ısrarın üzerine birçok yazı kaleme alınmıştır. Hiç kuşkusuz bu serilerin insan hayatının dönemsel hacimleriyle kıvılcım yaratabildikleri bir güç mekanizmaları var. Sektörün de bu nostalji tufanından ısrarla faydalanmak istemesinin en büyük nedeni, bu etkinin farkında olmaları. Nitekim günümüzde çoğu ürün, yaratılan yüksek beklenti ve kişiler arası büyüyen coşkunun peşinden ilerleyebiliyor.
Dolayısıyla Scary Movie’nin 2000’lerin başından 26 yıllık serüvenini düşündüğümüzde bir dönemin üzerindeki etkisi yadsınamaz. Bu etkiden devşirilen beklenti ve nostalji roller-coaster‘ına katılma konusu ise, insanın onunla hangi dönemde yollarının kesiştiğiyle ilgili. Zira bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Bir insan her yaşta aynı mizah anlayışına gülebilir mi? Bu, kişiden kişiye değişen bir soru aslında. Ancak buradan yola çıktığımızda, eğer mizahın perde arkasında başka birinin canını acıtmak varsa, insan izlediği şeye her döneminde benzer şekilde bakabilir mi? Scary Movie’nin bir kuşağın üzerindeki etkisinden söz edildiğinde belki bu sorularla yola çıkılabilir. Zira, burada “eğlenceli” veyahut rahatsız edici olan şey, insanın hangi döneminde hangi bilinçle ya da ne gibi beklentilerle gözlerini beyaz perdeye yönlendirdiğidir.

Katil Kim?
Scary Movie‘nin üçüncü filmle birlikte serinin ZAZ komedilerinden tanıdığımız Jim Abrahams ve David Zucker’a geçmesinin ardından, Wayans Kardeşler burada serinin ilk iki filmdeki tonuna dönmeyi tercih ediyorlar. İçerisine ekledikleri “yeni nesil” karakterler ve çekirdek kadroyla birlikte bir jenerasyon çatışması yaratıyorlar. Bunu oldukça kalabalık bir oyuncu kadrosuyla yaparken sürpriz cameolar ve film göndermeleri ile seriye aşina olanlara tanıdık bir senaryo dinamiği oluşturuyorlar.
Ayrıca, yeri geldiğinde Zucker ve ekibinin mizah anlayışında sıkça gördüğümüz ögelerle karşılaşıyoruz. Özellikle sıklıkla dördüncü duvarı yıkarak izleyiciyle etkileşimi ön planda tutuyorlar. Tıpkı ilk filmdeki gibi Scream‘den bildiğimiz Ghostface yine filmin ana kötüsü olurken; Weapons (2025), Sinners (2025), One Battle After Another (2025) KPop Demon Hunters (2025), Longlegs (2024), The Substance (2024), M3GAN (2022), Get Out (2017), Terrifier, Wednesday ve daha nice esere yönelik gönderme yer almakta.
Film, sürekli çeşitli skeçler üzerinden ilerlerken, önceki filmlere göre gerilim düzeyini oldukça aşağıda tutuyor ve yalnızca korku filmi karakterlerini barındırmakla yetiniyor. Marlon Wayans’ın canlandırdığı ikonik Shorty karakteri, 26 yıl öncesinden günümüze kadar devam eden demode karakterizasyonuyla filmin nispeten iyi yönlerinden. Eski ekibin karşılaştığı sahneler, serinin eski filmlerine yapılan şakalar da seriye hâkim olanların nostaljin damarına dokunmayı amaçlıyor.
Scary Movie, devamlı olarak “En sevdiğin korku filmi hangisi?” sorusuyla şekillenen, slasher filmlerinin “Katil kim?” sorusuyla devam eden bilmecesi üzerinden parodisini ilerletiyor. Bu sırada, barındırdığı umursamaz tavrı bir çeşit farklılık ve güç gibi yansıtmaya çalışıyor. Filmin sonunda ise bu umursamazlığı endüstriyel bir eleştiriye çeviriyor. Ancak tüm bu fikirler, ekranda biraz doğası gereği karmaşık durduğu gibi, bir yandan da boşa sarf edilmiş espriler yığını gibi hissettiriyor. Sahneler arasındaki tempo sorunu da bu durumu körüklüyor. Senaryosuz işlemeye çalışan filmin içerisindeki tek belirleyici unsur mizah iken, hicvin tonu fazla nostaljik bir eskiliğe saplı kalıyor.

“Eşitlikleri İptal Ediyoruz”
Sinemada parodinin korkuyla iş birliği; dönemin bastırılmış kültürel normlarını, toplumsal hezeyanlarını daha iyi anlamak için bir ayna görevinde kullanılabilir. Korkunun içerisinde yer alan paranoya, dehşet, tekinsizlik ve bilinmezlik gibi kavramlar; aslında bilinçsiz bir arınma hissiyatını aralar. Burada mizah devreye girdiğinde, onun sabit bir olgu olduğundan söz edemeyiz. Esprinin ne gibi alt metinle sunulduğunu belirleyen unsurlar, günler ve seneler içerisinde durmaksızın değişir. Değişmesi süren ve bize anlam ifade eden belki de en önemli şey ise sarf edilen bu mizahın gücünü aldığı sosyo-politik iklimdir.
Scary Movie’nin 2026 yılında hitap ettiği nokta; izleyicinin entelektüel birikiminin ve duyarlılıklarının değiştiği, belirli kazanımların elde edildiği bir dönemi kapsamaktadır. Bu noktada Marlon Wayans’ın “İptal kültürünü iptal ediyoruz.” sloganıyla yola çıkması, aslında dönemin içerisindeki muhafazakâr ve köhneleşmiş çırpınışların bir göstergesidir. Bu slogan, ifade özgürlüğü kisvesi altında gerçekleşen başlı başına bir nefret söylemidir.
1900’lu yılların başından itibaren Amerika’da çeşitli sistematik ayrımcılığa, fiziksel şiddet ve istismara uğrayan Afrikalı Amerikalı toplulukların uyanık olarak tetikte kalma içgüdüsünden doğan “woke” kavramı, Black Lives Matter protestoları ve George Floyd’un polis şiddetiyle ölümü sonrası bütünleşik bir kavrama dönüşmüştür. Duyarlılıkla eş şekilde büyüyen ve “tetikte olmayı” ifade eden bu kavram; çevre hakları, feminizm, anti-kolonyalizm, LGBTİ+ kapsayıcılığı gibi tüm hak arayışlarının sesi halini almıştır.
Bu noktada yönetmen Micheal Tiddes ve film ekibinin sahiplendiği “anti-woke” söylemleri devletlerin politikalarından ayrıca düşünmek imkânsızdır. Yüzyıllardır ayrımcılığa, eşitsizliğe ve her türlü şiddete maruz kalmış insanların elde ettiği kazanımları bir film için iptal etme ve buradan mizah devşirme anlayışı, eşitsizlikleri meşrulaştırma arzusundan başka bir şey değildir. Bu bakış açısı, perde arkasında cinsiyet kimliklerinin ve azınlıkların başından geçen her türlü manevi, fiziksel, sistematik şiddeti normalleştirilmeyi barındırır.

Woke ve İptal Kültürünü Bitirme Söylemi
Marlon Wayans’ın çeşitli mecralara verdiği ve sürekli dillendirdiği “İptal kültürü mizahı öldürdü.” şeklindeki açıklamalarının gerçekliği, aslında bir mağduriyet yaratma çabasından ibaret. Film; kendi ofansif, aşağılayıcı ve rahatsız edici komedisini “mizahın kurtarıcısı” gibi lanse eder. Bu ambalaj üzerinden de salona izleyicileri çekmenin peşine düşer. Bu noktada, eşitsizlikleri meşrulaştıran ve buradan bir normalleştirme yaratmayı amaçlayan esprilerine karşı çıkanları ise “ifade özgürlüğüne engel olan” woke polisleri olarak ilan eder.
Scary Movie; ırkçılık, polis şiddeti, Epstein dosyaları, #MeToo hareketi, zamir şakaları ve iklim aktivizmine uzanan bir mizahın peşinden ilerler. Bu noktalardan bir farkındalık ya da farklılık yaratmayı amaçlamaz. İnsanlık adına verilmiş bu önemli mücadeleleri ve şiddeti körükleyen bu suçları pekiştirmeye yarayan bir dili benimser. Bir karakterin cinsel yönelimiyle ilgili tipik şakalarını yaptıktan sonra “Yeni cinsiyetin ölü olacak.” demeye bile cüret edebilir. Ya da bir kadının metroda defalarca çeşitli erkekler tarafından bıçaklanmasını bize izletebilir.
Bu noktada, mizahın bir sınırı olup olmadığı noktasından ziyade, komedinin şiddet dilini benimseyerek özneyi acıtmayı istemesi oldukça rahatsız edici ve tetikleyici bir durumdur. İşin temeline döndüğümüzde ise komedi türünde sunulan, dünya genelinde vizyona giren bir filmin; öznelerin canını acıtmayı isteyen bir dile sahip olması nasıl bir mizahi karşılığa hitap edebilir ki? Sergilenen şey, insanların farklılıklarının ve kimliklerinin silah olarak kullanılmasından başka bir şey değildir. Bu sahnelerde gündelik hayatta maskelenen tavırlar ve tutumlar adeta kahkahalarla buluşur. Silahtan çıkan mermiler, beyaz perdeden seyirciye doğru ateşlenerek maskelerin düşmesine ve bastırılan tüm eylemlerin dile gelmesine neden olur.
Filmde zamirlerle ilgili yapılan şakalar, günümüzün önemli ve değerli bir ifade kazanımına hitap etmektedir. Ancak bu durum, yine oldukça agresif bir tutum içerisinde dile getirilir. Metro sahnesi başta olmak üzere; trans kadınların, transfeminen bireylerin deneyimlediği transfobi ve kadın düşmanlığının kesişimi olan “transmizojiniye” varacak bir boyutta ele alınır. Film, sıklıkla bu konudaki mizahını şu noktadan kurar: kadın ve erkek kategorilerinin biyolojik olarak değiştirilmez olması ve her ikisinin iki mutlak kutup olduğu.
Scary Movie, trans, non-binary ve gender-fluid bireylerin var oluşlarını kendi mizahı üzerinde oyuncaklı bir hale getirerek erkek ve kadının mutlak olduğunun altını çizmeye çalışan esprilerde bulunur. Bu aşağılayıcı ve rahatsız edici espriler, yalnızca hitap ettiği kitlenin kahkahasını değil, aşağılanan gruba yönelik beliren küçümseme beyanını da içerir. Söylenen sözler, bir beyandan çok “şaka” olarak örtülür. Bu unsurlar, hedef gruba yönelik bastırılan öfkenin dışa vurulması için inanılmaz kolaylaştırıcı bir argümandır aslında. Ötekileştirilmiş, sistematik zorluklar ve acılarla yüzyıllardır mücadele eden gruplar hakkında söylenen bu beyanlar, sinema salonundaki kahkahalarla o salonda meşruiyet kazanır. Burada bir kahkaha bir diğerini doğurur. Salonun içerisinde bastırılanlar kadar nefes alınıp verilir. Siyah ekran gözüktüğünde ise insanlar sinema salonunda bıraktıkları nefesleriyle gündelik hayatlarına geri dönerler.
Scary Movie’nin “woke ve iptal kültürünü bitirme” söylemi, bir sinema pazarlaması olmasının yanında kadın hakları, sosyal adalet, cinsiyet eşitliği ve tüm kazanımların adına tepkisel olarak doğan muhafazakâr ve köhneleşmiş arzuların ideolojik dilendiricisi konumunda. Bu aşağılayıcı mizah kullanımını zararsız bir ifade özgürlüğünden ibaret olarak yorumlamak daha nice toplumsal acıya göz yummaktır. Tam aksine, var olan ön yargılar mizah kisvesi altında normalleştirip meşrulaştırarak bir tolerans artırıcı olarak konumlanır. Wayans Kardeşler‘in yok edeceklerini dile getirdikleri unsurlar; tüm azınlıkların, her türlü şiddete ve ayrımcılığa uğrayan grupların eşitliğe yönelik kazandığı haklarına yönelik kazanımlarını sorgulamaya giden bir yoldur.
Scary Movie’nin mizahını yapmaya çalıştığı “saldırıların” yönü, ifade özgürlüğünü kısıtlayan ya da mizahı güçsüzleştiren “woke diktatörlüğü”nden çok, her daim eşitliği savunan kesimlerdir. Film göndermeleri ya da slapstick, absürt komedinin ön planda tutulduğu kısımlardan zevk almak kişisel bir tercihtir. Ancak her insani kesimi aşağılayan taraflar, filmin bu kullanımlarından bağımsız değerlendirilmemesine yol açmaktadır. Bu bağlamda bakıldığında, yapımcıların ve ekibin söylediği gibi inanılmaz bir revizyona imza atıldığından söz edilemez. Bilakis burada gözle görülen en önemli şey, eğlence çatısı altında geçmişin dışlayıcı tutumlarına dönük, ayrıcalıklı iki kutuptan oluşan yapıyı gözeten bir savunuculuğun olmasıdır.
Ahmet Duvan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar