Avrupa ve özellikle Belçika sinemasının kuşkusuz en önemli yönetmenlerinden olan Dardenne Kardeşler’in bu yıl Cannes’da gösterim yapan ve oradan Ekümenik Jüri Özel Ödülü ve En İyi Senaryo Ödülü ile dönen yeni filmi Young Mothers, Vancouver Film Festivali’nde izleme şansı bulduğum filmler arasındaydı. Dardenneler’in sinemasına aşina olanlar için yine benzer motiflerle oluşturulmuş, sevenlerini üzmeyecek bir film yapmış olduklarını söyleyebilirim. Kendileri, Avrupa sinemasında moral realism denen “ahlaki gerçekçilik” akımının en önemli temsilcileri arasında yer alır. Onları diğer sinemacılardan ayıran en önemli şey ise büyük olayları değil, küçük insan hikayelerini anlatmaları. Bunu da hiç duygusallığa kaçmadan dürüst ve gerçek bir pencereden yapıyorlar.
Dardenne’lerin filmleri genellikle şu eksenlerde döner: etik ikilemler, aile, yoksulluk ve ahlaki sorumluluk. Doğruyu yapmakla hayatta kalmak arasında sıkışan karakterler, alt sınıflardaki kırılgan aile bağları, insanın vicdanı ile toplumun yasaları arasındaki çatışma, bu temaların karşımıza çıktığı alanlardır. Kamera, hep karakterlerin ensesinde ve gündelik hayatın içinde neredeyse belgeselvari bir sadelikle dolaşır. Bu stilistik tercih, sinemada “Dardenne estetiği” olarak anılır: elde taşınan titrek kamera, doğal ışık kullanımı, amatör ya da amatöre yakın oyuncular, müzikten neredeyse tamamen kaçınan kurgu, duygusallık yerine dürüstlük ve gözlem…

Sosyal Gerçekçilik
Dardenne‘ler, Young Mothers filminde bu sefer kamerayı Belçika’nın Wallonia bölgesine, Liege çevresindeki bir genç anneler barınağına çeviriyor. Yeni anne olmuş veya hamile olan genç yaşta beş kadının hikayesini izliyoruz: yeni bebek sahibi ve baba ile ilişkisi pek iyi gitmeyen Perla, annesiyle olan bağlantılarını odaklandığımız hamile anne Jessica, bağımlılık geçmişi olan ve maddi-manevi sıkıntılar yaşayan Julie, aile içi sorunlardan kurtulamayan Ariane, anneliğe belki de en sıkı sıkı tutunan ve tek anne olarak bağımsızlık kurma düşüncesi olan Naima.
Birbirinden farklı beş anneyi ya da anne olma yolunda olan kadını gözlemliyor, bir yandan da onları anlamaya çalışıp empati kuruyoruz. Young Mothers, Dardenne’lerin önceki filmlerine benzer şekilde karakterleri yine tüm duygusallıktan arınmış bir şekilde, yaşadıkları zorlukları doğal ve abartısız bir şekilde anlatıyor. Annelik, terk edilmişlik, bağımlılık gibi meseleler, bu genç kadınların geçmişleriyle doğrudan bağlantılı; zira kendi aileleri ve çocuklukları, onların kararlarını ve travmalarını etkiliyor.
Filmin en güçlü yanlarından biri, zorluklara rağmen karakterlerin kurduğu umut bağları. Yaşarken karşılaştığımız kimisi küçük kimisi ise büyük sıkıntıların bir noktada çözülebilir olduğunu ve başımızı çevirirsek orada bize destek olmak için bekleyen insanları fark etme şansımızı Dardenneler çok güzel betimliyor. İzlediğimiz hikayede ise bu destekçi bazen barınakta çalışan biri, bazense genç yaştaki bir annenin belki de kendini en iyi anlayacak yakınındaki bir başka anne oluyor.

Kader ve Özgürlük Çabası
Filmin vermek istediği en güzel mesajlardan birisi aslında şu: “Zorunlu kadere boyun eğmek mi, yoksa kendi yolunu çizmeye çalışmak mı?” Film, bu ikilem üzerinden ilerliyor. Genç annelerin içinde bulunduğu toplumsal yapı, aile bağları ve sistemle olan ilişkileri, bu soruyu sürekli gündemde tutuyor. Ama film, bu beş kadının bunu başarıp başaramaması ikileminden ziyade o süreci ve bu esnada yaşananları tarafsız bir şekilde anlatmaya odaklanıyor. Dardenne Kardeşler‘in sinemada bir ekol haline gelmesi ve yaşayan auteur yönetmenlerle birlikte anılmasının en büyük sebebi de bu diyebiliriz: gerçek ve tarafsız bir hikaye anlatıcılığı.
Young Mothers, Dardenne Kardeşler‘in filmografisinde kadın karakterlerin kolektif hikâyesini odağa alan ilk film olarak dikkat çekiyor. Önceki filmlerinde genellikle erkek karakterlerin (babalar, oğullar, işçiler…) yaşadığı ahlaki çıkmazlara odaklanırlarken, bu filmde genç annelerin hayatta kalma mücadelesine yöneliyorlar. Belçika’nın sosyal sisteminde anne olmanın getirdiği hem korunma hem de yalnızlaşma hâlini belgesel kökenli o gözlemci bakışla ele alıyorlar. Bu yüzden Young Mothers, hem biçimsel olarak tanıdık bir Dardenne filmi hem de tematik olarak onların sinemasında yeni bir kırılma noktası. Çünkü bu kez “vicdan” değil, “dayanışma” ön planda.
Hüseyin Çakır‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar