0

İsmini Henrik Ibsen’in 1890’da yayımlanan aynı adlı oyunu ve o dönemin toplumsal yapısına aykırı olan ana karakteri Hedda Gabler’den alan Hedda, Filmekimi‘nde izleyiciyle buluştu. 29 Ekim’de Prime Video’da gösterime girmesi planlanan Hedda’yı Nia DaCosta yönetti. Tessa Thompson’ın meşhur Hedda Gabler’i canlandırdığı film, orijinal eserden farklı olarak yeni evli çiftin parti verdikleri bir geceye odaklanıyor.

Oyunda meşhur General Gabler’in kızı Hedda Gabler, George Tesman ile evlenip Hedda Tesman olduğunda herkes şaşırır. Zira çiftin karakterleri taban tabana zıttır. George Tesman (Tom Bateman), üniversitedeki kadro için durmadan çalışan azimli bir akademisyendir. Öyle ki, balayı seyahatinde bile araştırma konusuna odaklanır. Hedda ise hırslarını nereye yönlendireceğini bilemediği için hayatı bir çeşit oyun gibi görür. Bencil karakteri, arzularının devamlı tatmin edilmesini bekler. Uyumsuz çift, evlerini parti için misafirlere açtığında olaylar bambaşka bir boyuta evrilir.

George, üniversiteden bir profesörü etkilemeye çalışırken Hedda’nın geçmişteki büyük aşkı da partide belirir. O da tıpkı George gibi, üniversitedeki kadroya taliptir ve profesörü etkilemek ister. Ancak büyük aşkının ilham perisi, Hedda’nın kıskançlığını tetikler. Hırslanan Hedda’nın yapabileceklerini kimse öngöremez. Nia DaCosta’nın bir karakterde yaptığı cinsiyet değişikliği, eserin dinamiğini ve Hedda Gabler’in esas meselesini değiştirir. Ortaya kaçınılmaz olarak şu soru çıkar: Aslından geriye ne kaldı?

Hedda Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Filmekimi Prime Video Nia DaCosta Tessa Thompson Nina Hoss Imogen Poots

Yüzyıl Değiştiren Dokunuş

Klasikleşen tiyatro eserleri, sıkıcı ve sadık bir uyarlamaya dönüşme ya da yenilikçi olmak isterken orijinalinden kopuk olma tehlikesini aynı anda taşır. Sinema söz konusu olduğunda alınan risk daha kabul edilebilirdir. Zira izlediğimiz pek çok film, edebiyat eserlerinden uyarlama olmasına rağmen, kaynak materyallerin pek azını okuyup değerlendirecek zamanı yaratabiliriz. Konu Hedda Gabler’e gelince de durumun farklı olacağını sanmıyorum. Zira çoğu okur oyun okumayı sıkıcı bulur. Nia DaCosta’nın ise esere bir dramaturg gibi özenle yaklaştığını düşünüyorum. Esere yakından baktığı, hangi kısmı nasıl değiştirebileceğini seçtiği belli oluyor.

Buna rağmen yıl artık 1890 değil, yer Norveç olmaktan uzak. Atmosfer ve olayların geçtiği mekân, oyunu bilenler için yabancı. Hedda bildiğimiz gibi ama daha fazla entrika peşinde, daha kötücül. En önemlisi, George Tesman’ın hem arkadaşı hem de akademideki en büyük rakibi artık bir kadın. Eilert Lovborg’un yerini Eileen Lovborg (Nina Hoss) alıyor. Ne var ki, kendini göstermek için mücadele etmesi gereken çok daha fazla zorluk var. Bu zorlukların başında da kadın olmak ve Hedda ile hesaplaşmak geliyor. Ne büyük çelişki!

Hedda, bir topluluğu parmağında oynatmak konusunda oldukça yetenekli. Okul arkadaşı Thea Clifton (Imogen Poots), parti başlamadan önce evine gelip Hedda’ya Eileen hakkındaki endişelerini anlatıyor. Hedda ise Eileen ile Thea arasında özel bir yakınlık olduğunu seziyor. Fakat duymayı beklemediği detay; Eileen’ın yeni yazdığı, akademideki kadroyu almasını sağlayacak kitap için Thea ile birlikte çalıştığı.

Eilert, oyunda Hedda’nın birlikte zaman geçirmeyi sevdiği ama bir ilişki ya da aşktan bahsedemeyeceği biri. Hedda’da ise Eileen homoseksüel aşkın karşılığı olduğu gibi, toplumsal açıdan bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesinin de temsili. Thea, saf olmasına rağmen, Eileen ile birlikte kitap yazarak özgür, bağımsız kadın tahayyülünün peşinden gidiyor. Kocasını terk etmeye cesaret ediyor. Hedda ile Thea arasında kurulan karşıtlık, 1890’larda Ibsen kadar çağının ötesinde bir yazarın bile aklına gelmeyecek kadar yeni. Dolayısıyla Nia DaCosta’nın kurguladığı Hedda, bana kalırsa feminist hareketin çok daha güçlü olduğu 20. yüzyıla ait.

Hedda Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Filmekimi Prime Video Nia DaCosta Tessa Thompson Nina Hoss Imogen Poots

Gerçekten Feminist Mi?

Anton Çehov ile Henrik Ibsen gibi dönemdaş iki usta oyun yazarının birbirlerinden haberdar olduklarına inanıyorum. Zira, bugün yaygın olarak Çehov ile özdeşleştirdiğimiz “Bir sahnede silah görüyorsak, sonraki perdelerde ateşlenmelidir.” düsturu, Hedda Gabler’da da karşılık bulur. Öyle ki, Hedda’nın ilk sahnesinde bir silahın yargıca doğrultulduğu görülür. Babasının silahlarını küçük yaştan itibaren seven Hedda, onları bir çeşit çocuksu tutkuyla eline alır. Yargıcın yarı tedirgin yarı güvenli hali, ona dair önemli ipuçları verir. Generale kızına göz kulak olacağına söz veren yargıç, Hedda’nın aslında öylesine istediği o geniş evde yaşamasını sağlar. Hedda’ya yanlış bir evlilik yaptığını bu tür güç gösterileriyle ima eder. Hedda için iktidar kurmak ne kadar önemliyse, ele geçirilmemek de o kadar zaruridir. Bir sahnede Eileen’ın de dediği gibi: “Hedda yalnızca kendisini sever.”

Nia DaCosta’nın Hedda’sında defalarca kez görülen silah, seyircide bir sabırsızlık yaratır. Kendinden başka kimseyi sevmeyen bu kadının diğer karakterlerin başına nasıl çoraplar öreceği merak uyandırır. Bütün bunlar, Hedda’yı oyundakinin aksine anlaması zor biri haline getirir. Oyunda Eilert’in doğal yollarla kaybolan kitap taslağı, filmde Hedda tarafından saklanır. Müzik gerilimi artırırken evin her odasında başka tür trajediler yaşanır. Evin bahçesindeki labirent, Eileen ile Hedda arasındaki kıvılcımı ortaya çıkardığı gibi, Hedda’nın düşmanlığını da büyütür. Hedda, Eileen’in daha önce itibarını kaybetmesine neden olan alkolizm sorununu yeniden ortaya çıkarır. Kaçınılmaz son böylece yaklaşır.

Doğrusu, Hedda sevmediği bir eş, ondan hoşlanmayan bir eski sevgili, içinde yaşamayı pek de önemsemediği bir ev ve amaçsız bir hayatla baş başadır. Bir tek silahları ve onların patlama ihtimali onu mutlu eder. Oyunda kötülük seviyesi daha düşük olan Hedda, yalnızca bencil ve mutsuz biridir. Oysa filme baktığımızda mutsuzluğuyla herkesi kasıtlı biçimde zehirlediğini görürüz. Üstelik Eileen ile görünürde inşa edilen feminist anlatıyı Hedda yerle bir eder. Karakter filmin ilerlemeci tavrını yıkar. Bu dinamikte feminizmden bahsetmek mümkün olamaz.

Hedda Film İncelemesi Arakat Mag 2025 Filmekimi Prime Video Nia DaCosta Tessa Thompson Nina Hoss Imogen Poots

Temposu Yüksek Ama Sıradan

Henrik Ibsen, oyun formunun bütün kısıtlarına rağmen karakterlerinin genel ruh halini anlatmayı çok iyi başarır. George Tesman’ın hırstan uzak ve alçakgönüllü hali, Hedda’nın görünmez sinsilikleri, yargıcın içten pazarlıklı iyiliği anında göze çarpar. George’un filmde hiç bahsedilmeyen halaları da oyunda epey önemli bir yer kaplar. Hedda’ya baktığımızda ise George’un parasızlığı ve halaların varlığı yerine, karakterin General Gabler’in kızıyla evlenebilmesinin ne kadar büyük bir şans olduğu vurgulanır. En başta verilen yanlış evlilik kararının doğurduğu sonuçlara odaklanılacakken merkez kayar.

Profesör Greenwood gibi dışsal bir otoritenin varlığı, odağı yeni evli çiftten uzaklaştırır. Akademide kendine yer bulması George’dan daha zor olan Eileen’ın haksız rekabet karşısında dik durma çabası ana mesele haline gelir. Oysa bu yeni tema Hedda Gabler‘ın özünü değiştirir. Nia DaCosta, karakterleri güzel kostümler içerisinde gösterirken orijinal metinden de giderek uzaklaşır. Geriye yalnızca ana izlek ve isimler kalır. Özünden ayrışan Hedda, günümüz izleyicisi için genelgeçer ve temposu yüksek bir entrika filminden fazlasını ifade etmez. Dolayısıyla aslından geriye pek de bir şey kalmaz.


Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Young Mothers: Birbirine Tutunan Kadınlar

The Mysterious Gaze of the Flamingo: Aşkı Gözler Anlatır

Burcu Demirer
28 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Halkla İlişkiler ve Karşılaştırmalı Edebiyat okudu. Metin yazarı olarak çalışıyor. Edebiyat, sinema ve tiyatro aracılığıyla yarınki yüzünü keşfediyor.

    Young Mothers: Birbirine Tutunan Kadınlar

    önceki yazı

    Black Phone 2: Karanlığın Dayanılmaz Çağrısı

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir