60
YAZARIN PUANI

Mike & Nick & Nick & Alice, son zamanlarda izlediğim hem keyifli hem tuhaf hem merak uyandıran hem de zaman zaman ne yapmaya çalıştığını anlamadığım bir film oldu. Bu; ilk bakışta bir suç öyküsü gibi görünen, daha sonra romantik bir aşk üçgenine dönüşen ve daha sonra zaman yolculuğu gibi kaotik bir konuyu işleyen bir film. Bu karmaşık konuların sonucunda film bir çeşit “türler arası gezintiye” dönüşüyor.

60
YAZARIN PUANI

Filmin yönetmen koltuğunda BenDavid Grabinski bulunuyor. Aynı zamanda senaryoyu da yazan Grabinski, birçok şeyi aynı anda deneme cesareti gösteriyor. Gangster atmosferi, hızlı ve esprili diyaloglar, absürt mizah ve bilim kurgu unsurları tek bir potada eritilmeye çalışılıyor. Bu da filmi klasik bir anlatının dışına çıkarıp daha oyunbaz ama aynı zamanda riskli bir noktaya taşıyor.

Ekibe bakacak olursak, kadro fena sayılmayacak oyunculardan oluşuyor. Özellikle Vince Vaughn’un aynı karakterin iki farklı versiyonunu canlandırdığı performansı, filmin merkezine yerleşiyor. Ona James Marsden ve Eiza González eşlik ederken, üçlü arasında hem romantik hem de gerilimli bir ilişki kuruluyor. Ancak bu ilişkinin kaderi, işin içine giren bir zaman makinesiyle tamamen değişiyor.

Özetle Mike & Nick & Nick & Alice basit bir hikâye anlatmak yerine, hikâyeyi sürekli yerinden oynatan bir film. Peki bu karmaşa gerçekten eğlenceli bir deneyime mi dönüşüyor, yoksa film kendi kurduğu dünyanın içinde mi kayboluyor? İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.

Mike & Nick & Nick & Alice Film İncelemesi Arakat Mag 2026 BenDavid Grabinski Vince Vaughn James Marsden Eiza Gonzalez

Tür Açısından Karmaşa mı Eğlence mi?

Filmin hemen başında hikaye oldukça tanıdık bir yerden başlıyor. Yeraltı dünyasında iş yapan Mike (James Mardsen) ve Nick (Vince Vaughn) adında iki adam ve onlar için önemli bir ortak nokta olan Alice’in (Eiza Gonzalez) hikayesini izliyoruz. Mike ve Nick’in aralarındaki ilişkiyi hem dostluk hem de rekabetle açıklamak mümkün. Özellikle Alice’in varlığı bu dostluk-rekabet dengesini çok daha kırılgan bir hale getiriyor. Ancak filmin asıl hikayesi bu değil.

Bir suç hikayesi ve aşk üçgeni gibi başlayan hikayenin en büyük kırılması, zaman yolculuğunun hikayeye dahil edilmesiyle yaşanıyor. Bir noktadan sonra filmde iki farklı Nick’in olduğunu görüyoruz. Özellikle gelecekten gelen Nick hikayeyi birçok açıdan hareketlendiren bir karakter. Yeni bir Nick’in hikayeye dahil olmasıyla filmin anlatısı, klasik bir gangster hikâyesi olmaktan çıkıp zaman yolculuğu fikri etrafında şekillenen daha kaotik bir yapıya bürünüyor. Gelecekten gelen Nick’in amacı, geçmişte yapılan bir hatayı düzeltmek olunca, aynı karakterin iki farklı versiyonunun aynı zaman diliminde var olmasından dolayı işler iyice içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

Aslında filmin bu bölümünde oldukça eğlenceli bir ton yakaladığını söylemem gerek. İki Nick’in karşı karşıya geldiği sahneler, hem komedi hem de dramatik gerilim açısından güçlü anlar yaratıyor. Bir yanda geçmişteki daha kontrolsüz, anlık kararlar alan Nick; diğer yanda ise geleceğin sonuçlarını görmüş, daha temkinli bir versiyon. Bu karşılaşmalar, filmin en yaratıcı ve akılda kalıcı tarafını oluşturuyor. İki farklı Nick’in karşı karşıya gelmesi – konuyla çok da alakası olmamasına rağmen – bana Jorge Luis Borges’in 1975 tarihli Öteki öyküsünü hatırlattı. Orada da karakter, kendisinin yaşlanmış haliyle bir bankta oturup bazı konuları konuşuyorlardı.

Filme dönecek olursak, gelecekteki karakterin bugüne gelmesinin filmin kendi tuzağına düşmesine sebep olduğunu da söylemem gerek. Çünkü film aynı anda hem bir suç filmi olmayı hem romantik bir ilişkiyi derinleştirmeyi hem de zaman yolculuğunun getirdiği paradokslarla oynamayı hedeflediği için, bu unsurların hiçbiri tam anlamıyla derinleşemiyor. Bu yüzden de bana kalırsa “kara komedi” olma çabasına sığınıyor.

Mike & Nick & Nick & Alice Film İncelemesi Arakat Mag 2026 BenDavid Grabinski Vince Vaughn James Marsden Eiza Gonzalez

Çatışmanın Bazı Belirleyicileri

Mike & Nick & Nick & Alice’in merkezine “kaosu” koymak doğru olur mu emin değilim, ama “çatışmanın” önemli bir yer tuttuğu muhakkak. Bunun için de bazı şeylerin öne çıktığını düşünüyorum. Bunlar; oyunculuk performansları, zaman yolculuğu fikrinin kullanımı ve filmin ton arayışı olarak belirlenebilir. Bu üç alan, film boyunca hem birbirini besliyor hem de zaman zaman birbirinin önünü kesiyor.

Oyuncu performanslarından başlamak gerekirse Vince Vaughn’un aynı karakterin iki farklı versiyonunu canlandırdığı yapı, filmin en sağlam ayağını oluşturuyor. Vaughn, iki Nick arasında sadece fiziksel değil, psikolojik bir ayrım kurmayı başarıyor. Geçmişteki Nick daha dağınık, fevri ve anlık hareket ederken gelecekten gelen versiyon daha kontrollü, hesapçı ve yaşadıklarının ağırlığını taşıyan bir karakter olarak yazılmış. Bu fark, özellikle iki Nick’in karşı karşıya geldiği sahnelerde belirginleşiyor ve filme gerçek anlamda bir dinamizm katıyor. Hatta çoğu zaman film dağıldığında bile, Vaughn’un performansı izleyiciyi içinde tutmayı başarıyor.

Ancak aynı şeyi zaman yolculuğu fikrinin kullanımı için söylemek zor. Mike & Nick & Nick & Alice, bu kavramı derinlemesine irdelemek yerine daha çok anlatıyı hızlandıran bir araç olarak kullanıyor. Gelecekten gelen Nick’in geçmişi değiştirme motivasyonu, teorik olarak güçlü bir dramatik potansiyel taşısa da, film bu potansiyelin peşinden gitmek yerine daha yüzeysel bir anlatıyı tercih ediyor. Paradokslar, sonuçların ağırlığı ya da “değiştirilen geçmişin bedeli” gibi konular neredeyse hiç derinleştirilmiyor. Zaman yolculuğu, burada bir fikir olmaktan ziyade olayları birbirine bağlayan pratik bir mekanizma gibi çalışıyor.

Bu durum, filmin ton meselesini de doğrudan etkiliyor. Çünkü BenDavid Grabinski, hikâyeyi hiçbir zaman tamamen ciddiye almayan bir anlatım dili benimsemiş. En dramatik anlarda bile diyaloglar absürt bir yöne kayabiliyor ya da sahne beklenmedik bir mizahla bölünebiliyor. Bu tercih, bazı anlarda filmi gerçekten eğlenceli ve akıcı kılıyor. Özellikle karakterler arasındaki hızlı ve yer yer saçma diyaloglar, filmin enerjisini yukarı çekiyor. Ancak aynı tercih, duygusal derinlik kurulabilecek anları da zayıflatıyor. İzleyici tam hikâyeye bağlanacakken, film bir adım geri çekilip kendi ciddiyetini bozuyor.

Tüm bunların sonucunda, bu üç unsur filmde sürekli bir denge arayışı içinde. Ama bu denge hiçbir zaman tam olarak kurulamadığı için Mike & Nick & Nick & Alice hem güçlü hem de problemli bir deneyime dönüşüyor. Bir yanda gerçekten iyi çalışan oyunculuklar ve yaratıcı fikirler varken, diğer yanda bu fikirleri bir arada tutmakta zorlanan bir anlatı yapısı var. Film, tam da bu gerilimin içinde var oluyor.


Can Ahmet Çelik‘ın diğer yazılarına bakmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

How to Make a Killing: Biraz Hırs Biraz Şans

They Will Kill You: Senaryosuz Kan Banyosu

CAN AHMET ÇELİK
Selçuk Üniversitesinde Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede aynı bölümde yüksek lisans yapıyor. Düzenli olarak okuyor, izliyor ve yazıyor.

Darwin’s Paradox!: Ahtapotun Kaçış Rotası

önceki yazı

Marathon: Güzel Görünen Zorlu Deneyim

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir

daha fazla DİSNEY+