0

Rose Glass’ın ilk uzun metraj filmi olan Saint Maud uzun süredir beklenen bir filmdi. Korku sinemasına nefes olacak kadar taze bir film olması niyetiyle beklediğimiz film bana göre harika bir film olmasa da nefes aldırdı diyebilirim. Reklamı yapıldığı kadar harika bir film olmamasına rağmen Rose Glass’ın korkuya yaklaşımı ve inanmak üzerinden kurduğu senaryosunu çok beğendiğimi söyleyebilirim. Özellikle filmin kafa karıştıran tema sorusu ve son sahnesi filmi izlemek için yeterli bir sebep. Yer yer sıkıcı bir tempoya bürünse de anlatmak istediği konu itibariyle bence 2021’de mutlaka izlemeniz gereken filmlerden biridir Saint Maud.

Never waste your pain

Kısaca konusuna değinelim… Maud, Amanda adlı hasta bir kadının yanında çalışmakta olan bir hizmetçidir. Maud’un Amanda’ya karşı hisleri olduğu, onu hem sevdiği hem de saygı duyduğu aşikar. Aralarındaki ilişkinin kıvamını belirleyen de Maud’un derinlerde hissettiği Tanrı aşkı. Öyle ki Maud, Tanrı’nın ona ulaştığını düşünmekte, kimi zaman histeri krizi geçirir gibi Tanrısı ile sevişmektedir. Fakat Maud, Tanrısına sadece kendisinin inandığını öğrendiğinde işler değişir. Çevresindekilerden tek tek uzaklaşmaya başlayan Maud Tanrısına daha da yaklaşır ve Nirvana olarak adlandırabileceğimiz noktaya ulaşmaya doğru yola çıkar.

Korku sineması için uzmanlık alanım diyebilirim. Yüzlerce korku filmi izledim. Fakat bazı filmler konulara yaklaşımı ile hep öne çıkarlar. It Follows, The Wailing ve benzeri filmler ortaya çözümlemesi oldukça zor bir gizem koyarlar ve biz seyirciyi bunun içine çekerler. Saint Maud’un da gizem konusunda tutumu oldukça başarılı. Filmin belki de en güzel yanı tüm film boyunca filmin fantastik mi yoksa gerçekçi mi olduğunu çözmeye çalışmamız. Maud’un Amanda ile kavgasına kadar da bu soru işareti gücünü korumaya devam ediyor. Fakat Amanda ile “dövüşü” ne kadar fantastik olarak yansıtılsa da biz artık filmin fantastik olmadığını ve Maud’un köküne kadar bir inanan olduğunu anlıyoruz.

Bu hayatta –en azından bana göre- en korkunç şey inanandır. Yapamayacağı hiçbir şey yoktur. İnanç dediğimiz şey yalnızlıktan doğmuştur. Evrende yalnız olduğunu hisseden insanlar kendi tanrılarını yaratmış, gözlendiklerini düşünerek mutlu ve güvende hissetmiştir. İnanç, asla yapamayacağımız şeyleri dahi bize yaptırabilecek kadar güçlüdür bu sebeple. Maud, bir insanın anında deli damgası basacağı birçok şeyi inancı için yapıyor. Amanda’yı da kaybetmesiyle beraber iyice yalnız kalan Maud kendine en yakın dost olarak Tanrısını seçiyor. Ona sığınıyor ama ona sığınabilmek, onun tarafından kabul edilebilmek için de kendini kanıtlaması gerekiyor.

Birçok dinde acı çekmek, ruhu terbiye etmektir. Maud, film boyunca kendini tanrısı için terbiye etmeye çalışıyor. Kendisini ona kanıtlayıp ruhunu ebediyen ona adamak istiyor. Ona göre şeytanlarla dolu gezegeni terk edip tanrısının yanına gitmek istiyor. Ve bunu da gerçekleştiriyor. Tanrısının ona gökyüzünde açtığı kapı altında kendisini yakarak Tanrısına ulaşıyor… Demek isterdim ama maalesef hayat bu fantastik gerçeklerden oldukça uzak. Filmi çok fazla beğenmemiş olmama rağmen övmememin tek sebebi filmin son saniyesi, belki de saniye bile olmayan o son tokatıdır. Tokat diyorum çünkü o saniyeye kadar hala filmin fantastik olduğunu düşünüyorsanız uyanmış olmanız gerek.

Saint Maud, her zaman savunduğum gerçek hayatın sinemadan daha korkunç olduğu teması üzerinden yola çıkarak bir inananın ne kadar ileri gidebileceğini bizlere gösteriyor. Fantastik zannettiğiniz filmin aslında Maud’un ileri derece sanrısından ibaret olduğunu görüyoruz. Kurgu bir film olsa da Maud gibi birçok insanın bu dünyada var olduğunu biliyoruz. Ve belki de filmin en çarpıcı kısmı da Maud’un sonunda cayır cayır yanarak birkaç saniye bile olsa tüm hayatının sahte olduğunu farketmesi.

Aslında filmin son saniyesini 2 farklı şekilde yorumlayabiliriz. İlki yukarıda bahsettiğim gibi benzini üzerine döktüğü için cayır cayır yanan bir kadın. Ölmekte olan ve birkaç saniye içerisinde hem ölecek hem de hayatının baştan aşağı sahte olduğunu anlayacak bir kadın. İkincisi ise cehennemde yanmakta olan bir kadın. Hristiyanlık da dahil birçok dinde intihar direkt cehennemi garantiler. Film yine fantastik kapıya çıkmasa da intihar ettiği için yanmakta olan bir kadını görüyoruz. Tabii bunlar tamamen yorumlama. Siz filmin son bir saniyesini elbet farklı yorumlayabilirsiniz ama benim gördüğüm tek ve yegane şey hayatını hiç yere yok etmiş bir kadındır.

Saint Maud

6

Valerii Ege Deshevykh
Ukraynalı videographer ve fotoğrafçı. Korku Filmi Delisi. Aynı zamanda sinema yazarı.

Büyük Güç, Büyük Sorumluluk İster: The Falcon and the Winter Soldier

Previous article

İkinci El Distopya: The Watch

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *