0

James Cameron, “eski usül” devam filmlerinin ustası sayılır. Avatar: The Way of Water da, unutulmaya yüz tutmuş bu türün son modern örneklerinden. “Ucunu açık bırak da evren yaparız!” kaygısı güdülmeden çekilmiş ve beklenmedik başarı yakalamış bir ilk filmin ardından “Şimdi nereye gidilebilir?” düşüncesiyle çekilen Avatar: The Way of Water, ilhamını pek de uzakta bulmuyor. James Cameron’ın hayat boyu tutkularının başında gelen deniz sevdasını Pandora’nın farklı köşelerini gösterme dürtüsüyle birleştiren film, ilk Avatar’dan daha yüksek bir seyir zevki sunmayı bile başarıyor.Avatar The Way of Water Film İncelemesi Arakat Mag 2022 James Cameron Sam Worthington Zoe Saldana Sigourney Weaver

Devam Filmi Dediğin Böyle Olur!

Avatar: The Way of Water’da bu zamana kadar çektiği başarılı devam filmlerinde uyguladığı formüle sadık kalıyor Cameron. İlk filmin işleyen kısımlarını daha da parlatıp yeni tematik dokunuşlar ekliyor. Cameron iyi bir devam filminin ilkinin yeterince benzeri ama bir o kadar da farklısı olması gerektiğini çok iyi biliyor. Aliens’la izleyiciye “Ana karakterler tamirci değil de eğitimli askerler, kısıtlı alan bir uzay gemisi değil de gezegen, Xenomorph da bir tane değil, yüzlerce olsa ne olur?” diye soruyordu. Terminator 2: The Judgement Dayde “Bu sefer T800’den çok daha ölümcül, T1000 diye bir makine yollansa, insanlar da karşısına yeniden programlanmış bir T800’ü seçse ve Sarah Connor’ın değil John Connor’ın peşine düşseler ne olurdu?” yaklaşımını benimsiyordu. Avatar: The Way of Water da “Jake ve Neytiri çoluğa çocuğa karışmışken insanlar tekrar saldırsa, Quaritch bu sefer Na’vi olup düşmanının silahlarını da kullanmaya başlasa ve bütün olaylar bu sefer ormanda değil de denizlerde geçse nasıl olur?” diye soruyor ve Cameron’ın diğer devam filmlerine verdiğimizle aynı cevabı alıyor.

Yine hem Aliens da hem de Terminator 2: The Judgement Day’de aile konseptini incelemeyi tercih etmiş olan Cameron, bu filmin de temeline bu temayı yerleştiriyor. Tıpkı Terminator 2’deki gibi, iki filmin arasında geçen zamanda hem eski ana karakterlerini yepyeni formlara sokuyor hem de yeni bir karakter seçkisiyle karşımıza çıkıyor film. Uzun süresine rağmen, tüm karakterlerini aynı oranda sevdirmeyi başaramasa da serinin finaline doğru ilerlerken ihtiyaç duyduğunuz duygusal yatırımı yaptırmayı başarıyor. İlk filmle arasındaki 13 yıla rağmen devamlılık hissini yaratmakta hiçbir sorun yaşamıyor Avatar: The Way of Water, bu da Cameron’ın projelerine yaklaşımıyla ilgili aslında.Avatar The Way of Water Film İncelemesi Arakat Mag 2022 James Cameron Sam Worthington Zoe Saldana Sigourney Weaver

Tüm Yollar Buraya Çıkıyor

İstanbul Sinema Müzesindeki James Cameron Sanatı sergisini gezdiyseniz, yönetmenin en popüler projelerinden çoğunun izlerinin daha kariyerinin başındayken yaptığı işlerde bile mevcut olduğunu fark etmişsinizdir. Na’vi’lerin görünüşünden, haftaya vizyona girecek Avatar: Fire and Ash filmindeki hava gemilerinin tasarımına kadar pek çok görsel detay, Cameron’ın eski projelerinin uzantıları. Avatar: The Way of Water da hem Pandora’nın ekolojik sistemiyle uyumlu hem de ilginç tasarımlı pek çok yaratık çıkarıyor karşımıza. Cameron’ın bu canlılarla bağ kurmamızı istediği de açık, çünkü herbiri dünyadaki birkaç türün senteziyle de açıklanabiliyor aslında. İluların yunus ve vatoz melezi olduğunu hayal etmek çok zor değil. Ya da filmin en sevilen karakterlerinden Payakan’a ve diğer tulkunlara bakıp çekiç başlı köpek balığı ve balina kombinasyonunu görmek. Hem fragmanlarda hem de posterde gördüğümüz skimwingler de kılıç balığı ve timsah birlikteliğine böcek kanatları eklemekle ulaşılabilecek canlılar.

Burada “E ne var canım, 13 yılda üç beş yaratık da tasarlayıversinler bi zahmet!” demeye yeltenebilirsiniz, ama bu Cameron’ın yıllardır Pandora üzerine aktif olarak düşünmekte olduğu gerçeğini inkar etmek olur. Zira Walt Disney Imagineering ve James Cameron ortaklığında 2012’de geliştirilmeye başlayıp 2017’den itibaren Disney parklarındaki en iyi deneyimlerden biri olan Avatar: Flight of Passage’da, birkaç saniyeliğine de olsa hem bir ilu hem de tulkun görmek mümkün. Ki Avatar’ın bir seri olarak bu kadar iyi işlemesinin nedenlerinden biri de burada yatıyor. James Cameron, bir sonraki adımda ne yapabileceğine dair sürekli bir arayış halinde. Avatar: the Way of Water ön gösterimlerinde hayranların yorumlarını dinlerken defterini çıkarıp bir sonraki filmle ilgili notlar alan bir yönetmen var karşımızda.Avatar The Way of Water Film İncelemesi Arakat Mag 2022 James Cameron Sam Worthington Zoe Saldana Sigourney Weaver

Üçlemenin Belkemiği

Filmin bir diğer tuhaf başarısı da, kendi içinde başlayıp biten bir hikaye sunarken bir sonraki filmle aynı kumaştan kesildiğini de bu kadar net hissettirebilmesi. Filmin serinin şimdilik sonu olacak Avatar: Fire and Ash ile birlikte çekildiği, hatta başta tek film olacakken sonradan ayrıldığı malumunuz. Buna rağmen tekil bir deneyim olarak da son derece tatmin edici. İlk filmde erişemediği bir esnekliğe, karakterleri için birden fazla filme yayılabilecek bir gelişim yolculuğu sunma şansına sahip olan Cameron, bu imkanını fazlasıyla verimli kullanıyor. Avatar: Fire and Ash’e dair en çok heyecan uyandıran unsurlardan bazılarının Neytiri’nin intikam yolculuğunun nereye varacağı ya da Quaritch’in yeni deneyimleriyle yaşadığı varoluşsal krizler olduğunu düşününce “3 karakterin adını sayamazsınız!” eleştirisi iyice boşa çıkıyor. Bu bağlamda Avatar: the Way of Water’ın ilk filmde eksik görünen bazı yönleri de tamamladığı söylenebilir.

Modern devam filmleri arasında yakalanması zor bir kalite standardı ortaya koyuyor Avatar: the Way of Water. Hem ilk filmin yaptığı her şeyi daha büyük ve daha iyi yapıyor hem de bir üçlemenin belkemiği olarak üstüne düşen ağır yükün altından alnının akıyla kalkıyor. İlk filmin başarısını 3D’ye atfedenlere, Avatar’ın kültürel bir etkisi olmadığına inanlara çok net bir cevap veriyor yönetmen. İlk filmden biraz olsun keyif aldıysanız ve James Cameron’ın sizde biraz da olsa kredisi varsa gelmiş geçmiş en iyi devam filmlerinden birine mutlaka bir şans verin.


Tuncer Haydarlar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Avatar: Varolmayan Bir Dünyayı Sevmek

Titanic: Okyanusun Yazdığı Destan

 

Tuncer Haydarlar
Bilimkurgu, fantazya ve korku edebiyatı tutkunu. Sinema sever. Çizgi roman çevirmeni, editörü ve okuru. Çakma YouTuber.

Avatar: Varolmayan Bir Dünyayı Sevmek

önceki yazı

Wake Up Dead Man: Mantığın Yetmediği Yerde İnanç

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir