Serdar Akar‘ın yönettiği 2007 tarihli Barda, kimi sinemaseverlere göre çoktan bir kült, sert film hususunda yerli sinemamızın mihenk taşlarından biri. Yayınlandığı dönemde yerli A Clockwork Orange ya da Funny Games benzetmelerini hala hatırlıyorum. Kimilerine göre ise şiddeti olduğu gibi göstererek yeniden körükleyen, popülerliğini şiddetin kendisinden sağlayan ve gerçekte yaşanmış bir olayı istismar eden, kabul edilemez bir filmdi.

Filme verilen puanları letterboxd üzerinden takip ederseniz 0,5 yıldız ve 4 yıldızlarla dolu ayrıma giden bir uçurum göreceksiniz. Düşük puanların çoğunun kadınlar tarafından verildiğini görmemiz de yazının ilerleyen paragraflarında açacağımız tartışmaya bir boyut kazandıracak. Hande Türkel‘in 17 yıl sonra yönettiği yeni Barda ise kuşkusuz aradaki bu uçurumu yeniden körükleyecek. Bu bağlamda her iki filmi, Barda‘yı Barda yapan katmanlar üzerinden karşılaştırmak en doğrusu olacaktır.

Barda (2024) Film İncelemesi | Arakat Mag

Kadın Yönetmen Neyi Değiştiriyor?

Serdar Akar‘ın Barda‘sında nedensiz şiddet gibi başlayan olaylar silsilesi aslında toplumun alt kesiminin diğer ‘ayrıcalıklı’ gibi gözüken daha genç bir kesime karşı olan nefretini dile getiriyordu. Hande Türkel‘in Barda‘sında ise taraflar yer değiştiriyor, şiddeti uygulayan kesim bu sefer daha ayrıcalıklı olan zengin kesim. Elbette tüm politik bağlantılarıyla beraber günümüz Türkiye’sindeki adaletsizliklere işaret ederek.

Kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin son yıllardaki korkunç artışıyla beraber 17 yıl önceki Barda filminin bu metni, bu malzemesi yeniden değerlendirilebilir, yeni bir bakışla daha doğru bir yerden düzenlenebilir diye düşünüyorsunuz. Yıllarca bir ‘erkek’ filmi olarak nitelenen Barda belki de bu sefer bir ‘kadın’ filmi haline gelebilirdi. Kadınların yıllarca nefret ettiği bir film olan Barda bu sefer bir dönüşüme işaret edebilirdi. Filmin yönetiminin bir kadına emanet edilmesi en başta bu fikri akla getirmiyor değil. Kadın bakış açısıyla bir Barda filmi acaba nasıl olacak? Fakat meseleye bu yönden bakan herkesin büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını söylemek mümkün.

Barda (2024) Film İncelemesi | Arakat Mag

Kadın Yönetmen, Erkek Senaristler

Eğer erkeklerle özdeşleşmiş, küfürlerle, cinayetlerle, tecavüzle, şiddetle, iç içe geçmiş, korkunç derecede sert bir filmi 17 yıl sonra yeniden çekiyorsanız ve bunun yönetimini bu sefer bir kadına devrediyorsanız bunun sebebi ne olabilir? Beklenti şu yönde olacaktır, tüm dünyada olduğu gibi bir dönüşüme işaret etmesi. Matrix‘in yıllar sonra gelen Matrix Resurrections filminde artık seçilmiş insanın Neo değil, Trinity olması gibi. Ya da yönetmenin bakışını yansıtacak başka bir şey. İlk Barda‘da kadınların nefret ettiği, haklı olarak tahammül edemediği o açıkça gösterilen tecavüz ve şiddet sahnelerini bir kadın yönetmen reji olarak nasıl ele alacak? Neyi gösterecek, neyi göstermeyecek? Bu bağlamda baktığımızda Hande Türkel‘in yeni Barda‘yı aynı Serdar Akar gibi çektiğini söylemek gerekiyor.

Filmin iki senaristi (Cem Özüduru ve Ozan Ağaç) ve iki hikaye küratörü (Orçun Benli, Şükrü Üçpınar) olmak üzere metinsel anlamda dört isminin tamamı erkek. Dolayısıyla yine erkeklerin yazdığı bir hikayeyi kadın yönetmene emanet ediyorsanız o kadın yönetmenin farklı bir perspektif ortaya koyabilmesi ve bunu izleyiciye geçirebilmesi gerekiyor. Filmin fragmanına baktığımızda ‘feminist’ bir dokunuş varmış gibi gözüküyor ve film çok politik sulara dalıyormuş gibi bir hissiyat veriyor fakat filmi izlediğinizde bunların sadece ‘göstermelik’ olduğunu, gerçeği yansıtmadığını görebiliyorsunuz.

Kadın Karakterin Olmayan Dönüşümü

Film, Melisa Berberoğlu‘nun canlandırdığı ana karakteriyle bir başlangıç yapıyor. Bu açılış sahnesinde Serdar Akar cameosuyla geliyorsanız ve orijinal filmin bu çok sevilen, saygı duyulan yönetmeni ana kadın karakteri ‘tacize sesini yeteri kadar çıkaramamakla’ suçlayıp verdiği oyunu beğenmiyorsa şunu çıkarıyorsunuz. Bu kadın karakter, filmin ilerleyen kısımlarında bir dönüşüm geçirecek, geçirmek zorunda. Fakat ne oluyor? Ana kadın karakterimiz uğradığı tacize sesini daha yüksek çıkardığı için defalarca tecavüze uğruyor, dayak yiyor, aşağılanıyor, bıçaklanıyor ve en sonunda belki de kahramana dönüşmesi gereken yerde korkunç bir şekilde öldürülüyor. Yani filmin başında Akar‘ın verdiği ‘babacan!’ nasihat hiçbir işe yaramıyor. Çünkü senaristler bir kadının bu korkunç erkekler karşısında bir şey yapabileceğine inanmıyor.

Yeni Barda‘nın eski Barda‘dan ayrılan tek yeri olan final bloğunda ise daha büyük bir şok bizi bekliyor. Çünkü ana kadın karakterimizin bir cesaret örneği göstererek kaçtığı mekana tekrar dönüp başaramadığı intikamı, finale kadar hiç görmediğimiz, birden ortaya çıkan bir ‘erkek’ karakter başarıyor. Bütün intikam, bu ‘erkek’ sayesinde alınıyor. Peki, burada kadın yönetmenin ne önemi kalıyor? Filmin başında ‘kadına şiddetle mücadele hattı’ bilgisini vermenizin ne samimiyeti kalıyor?

Barda (2024) Film İncelemesi | Arakat Mag

Barda’nın Yeni Oyuncu Kadrosu

2007 tarihli Barda‘da şiddeti uygulayan ekip Nejat İşler, Hakan Boyav, Erdal Beşikçioğlu, Serdar Orçin, Volga Sorgu‘dan oluşuyordu ve her biri gösterdiği yüksek performansla, sinir bozuculuk kat sayısıyla şiddete uğrayan genç ekibi gölgede bırakıyordu. Diğer oyuncular, bu dev oyunculuklar karşısında amatör gibi kalıyor, fazlasıyla eziliyordu ve içlerinden hiçbiri öne çıkmayı başaramıyordu. 2024 tarihli Barda‘da ise şiddeti uygulayan beş kişilik ekipten sadece İdris Nebi Taşkan (bu filmin Nejat İşler’i) aşırı derece sinir bozucu performansıyla diğerlerine göre ezici bir üstünlük sağlamayı başarıyor.

Şiddete uğrayan genç ekibin kaderi yine hemen hemen ilkiyle aynı, tek fark haricinde, Melisa Berberoğlu. Berberoğlu‘nun karakteri başlangıç itibariyle de diğer karakterlerden daha öne çıkarılacak şekilde yazıldığı için ve iyi de oynandığı için içlerinde bir adım sivrilmeyi başarıyor. Lakin, yukarıda da belirttiğim gibi, bu karakterin senaristler tarafından yazılamaması, kaderinin baltalanması, bu yüzden filmin mesajının bile sekteye uğratılması haliyle karakteri de unutulmaz kılamıyor.


Halil İbrahim Sağlam‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Mukadderat: Özgürlük, Başkaldırı ve İkinci Bahar

Cenaze: Yerli Korkuya Umut

 

HALİL İBRAHİM SAĞLAM
2010'dan beri sinema yazar.

    Conclave: Kutsal Duvarların Ardında

    önceki yazı

    Astro Bot: Senenin En Büyük Sürprizi

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir