Müzik dünyasının en büyük fenomenlerinden biri olan Robbie Williams’ın inişli çıkışlı kariyerini bir kenara bırakırsak; karakter olarak biraz asi, biraz duygusal ve en önemlisi de travmalarından yükselen bir anka kuşuna benzemesi hayatının film olması için yeterli bir sebepti. Nitekim şarkıcının bio filmi üzerinden karşımıza Better Man ile bir kendini bulma anlatısı ortaya çıkıyor. Üstelik Robbie Williams’ın kendisini oynamasındansa, CGI ile yapılmış bir maymunun tercih edilmesi belki de seyircinin empati kurabilmesi için en büyük etken haline geliyor. Bu dahice fikrin de direkt olarak Robbie Williams’ın ”Kendimi seyircinin karşısında oradan oraya zıplayan bir maymun gibi hissediyorum.” sözünden ortaya çıktığı da apaçık ortada diyebiliriz.

Alaycı ve Enerjik
Filmin tonu nüktedan bir üslupla senaryolaştırılmış. Baştan sona muhteşem sinematografisiyle birlikte duygusal bir kendine acıma hikayesi izliyoruz. Robbie Williams’ın şöhret bağımlısı tavrı, hiçbir gruba dair aidiyet hissetmemesi ve megaloman bir narsistlikle işlerinin peşinden koşması ile insanların onu bu özellikleriyle sevdiğini fark etmesi arasındaki süreç son derece renkli bir şekilde tasvir edilmiş.
Genel olarak Williams‘ın Stoke-on-Trent’teki işçi sınıfı çocukluğunun ilk zorlukları, baba-oğul gerginlikleri ve endüstriyel düzeydeki madde bağımlılığı sorunları seyirciyi sıkmayan, tempolu bir kurguyla başarılı bir şekilde mizansenlere yedirilmiş. Böylesine travmatik konuların, seyirciyi buhrana itmeden sunulması, anlatım bakımından da zafer anlamına gelebilir.
Robbie Williams’ın karakteristik özelliklerinden biri olan alaycılık, filmin her noktasına yayılırken, her şeye rağmen karakterin duygusal dengesizliklerine yol açan önemli olaylar filmin dramatik çatısı açısından yer yer metaforlar, yer yer de gerçeküstü imgelerle zihnimize işleniyor. Karakterin duygusal boşalma duraklarından All Saints şarkıcısı Nicole Appleton ile olan lanetli ilişkisi, Robbie‘nin kıymetli büyükannesinin ölümü, babasıyla olan iletişimsizlik ve sevgisizlik sorunları da film içerisinde önemli dışavurumcu sahnelere dönüştürülmüş.

Kötü Adamdan, Rockstarlığa Yürüyüş
Kendisini şakacı bir maymun olarak tasvir eden Robbie Williams’ın diğer rock starlardan farkıysa karakterini olabildiğince çıplak bir halde sunması diyebiliriz. Williams kötü adam olmaktan korkmuyor ve hatta bu durumun bir özelliği olduğunu düşünüyor. Bu yüzden sevilmekten çok, kendisine saygı duyulması üzerine yoğunlaşıyor. Baştan sona bunca şarlatanlığa ve alaycılığa rağmen; ana karakterinin temelinde kendini görünür kılmaya çalışması filmin en belirgin alt metni olarak kabul edilebilir. Zira gerek terapi konuşması, gerekse devasa konser arenasında ona köstek olan ve karşısına çıkan tüm engelleri temsil eden maymunlarla savaşma sahnesi, sanatçının daima kendisiyle ve içindeki fırtınalarla mücadele etmesini anlatmak açısından başarıyla kotarılan sahneler olmuş diyebiliriz.
Sonuç olarak, Better Man yer yer klişelere kaçan hikayesine rağmen bu boşluğu, görsel imgelerinin zenginliği, koreografilerinin ihtişamı ve Robbie Williams’ın harika şarkılarıyla kapatarak karşımıza çıkıyor. Sevenlerinin filme bayılacağını düşünüyorum. Öte yandan şarkıcıyı tanımayanlar için de ilginç bir karakter olarak dikkat çekeceğini söyleyebiliriz. Better Man‘i bazı yönleriyle Elton John biyografisi Rocketman filmine de benzetebiliriz. Farklı meselelerden bahsetse de iki filmin de gidiş yolu bakımından akraba olduğunu söylemekte yarar var. Müzikal filmlere alerjiniz olsa bile Better Man için bir şans verin, en kötü ihtimalle, görkemli imgeleri izleyerek bir video klip hissiyle filmden ayrılabilirsiniz.
Haktan Kaan İçel’in, diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.
Nickel Boys: Klostrofobik Tınılardan Paralel Evren Egzersizi


















Yorumlar