İlk dört bölümü 3 Kasım’da yayınlanan Invincible 2. sezonun, son 4 bölümü ise 13 Mart’ta yayınlanmaya başladı ve 4 Nisan’da sezon finalini yaptı. Dizinin uzun sürmesinde araya soktukları bu 4 aylık aranın büyük payı var. Ki bu uzun ara, bence izleyiciyi evrenden ciddi derecede uzaklaştırıyor. Yine de tarz olarak Invincible‘ı çok beğendiğimden bu beni o kadar soğutmadı ve dizinin devamını heyecanla bekleyebildim.
Şimdi gelin sizlerle yayınlanan bu son 4 bölümü spoilerlı bir şekilde inceleyelim.

Hayat Devam Ediyor
Thraxa’da yaşanan o yıkıcı kavganın ardından Mark, hem fiziksel hem de mental olarak yara almış, sezonun ilk yarısı babasını kaybetmenin verdiği zorluğu anlatıyordu. Bu sefer de babası hayatta mı değil mi sorularıyla yaşamak zorunda kalan Mark’ın hayatına devam etmeye çalışma hikayesini izliyoruz.
Mark öyle kısa bir süre de bulunmuyor Thraxa’da. Yaklaşık 2 ay boyunca annesinden, sevgilisi Amber’dan ve okulundan uzak kalan Invincible, aynı zamanda aksayan hayatını da düzeltmek zorunda kalıyor. Bir de bunların yanına yeni bir aile üyesi eklenince işler bayağı bir karışıyor.
Bu kadar uçuk süper kahraman hikayeleri anlatan içeriklerin genelde ayakları yere basan kısımlarında sıkıntılar yaşanır. Örneğin bir bölüm önce yaşanan fantastik şeylerin hemen ardından karakterin duygusal tarafına ağırlık veren olaylar yaşanınca izleyicilerin canını sıkar. Sezonun ilk yarısında bu durum, Debbie’nin sahnelerinde fazlasıyla yaşanırken, diğer yarısında da Amber tarafında fazlasıyla yaşanmakta.

Bir Hikayenin Sonu, Yeni Bir Hikayenin Başlangıcı
Tam ilişkilerini toparlayacakları noktada olan Mark ve Amber, Anissa’nın ani gelişiyle afallıyorlar. Anissa ve Invincible’ın ölümüne yaptığı bu kavgayı Mark’ın kaybedeceği o kadar bellidir ki Cecil Mark’ın kurtulması için Anissa’ya boyun eğmesini emreder. Ancak Mark, kendisine hala babası gibi olmadığını kanıtlamaya çalıştığından bunu kesinlikle yapmaz. Ki sezonun neredeyse tamamında bu baskıyı üzerinde hissettiğini çok rahat görüyoruz.
Yaşanan bu korkutucu olay, ilişki için artık geri dönülemez bir noktadır ve ikisi de bu durumun farkındadır. Kendilerince haklı sebepleri olsa da bu kadar tempolu bir içerikte, tempoyu bu denli düşüren sahneleri artık izlemeyecek olmak ne yalan söyleyelim sevindirdi beni. Bu açıdan Mark’ın Amber’dan ayrılıp Eve ile beraber olacak olması fazla abartılmayacak bir duygusal hikaye çıkmasına imkan sağlayabilir.

Bolca Kavga
Invincible gerçekten çok güçlü bir karakter. O Dünya’da yokken Guardians of the Globe ekibi bir şekilde gezegeni koruyordu. Fakat Mark’ın gelir gelmez hemen bir uzay görevine gitmesi onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Rex’in yoğun çabasıyla Atom Eve de ekibe geri dönünce eski ekip neredeyse tamamlanmış oluyor.
Mars’dan gelen gemiye giden ekip Dünya’dan ayrılınca Lizard League harekete geçiyor ve kalan diğer ekip üyeleriyle karşılaşıyorlar. Buradaki kavga dizinin ilk bölümünde Omni-Man’in tüm Guardians of the Globe ekibini paramparça edişiyle aynı vahşilikte. Rex dışında (kafasına kurşun yemesine rağmen) sağlam kalan olmuyor. Bu da başta Immortal olmak üzere ekibi bayağı bir üzüyor. Bu tarz vahşet ve duygusallık ögeleri gayet yerinde kullanılıyor.

Kontrolü Kaybediş
Son bölümü bu şekilde olmasaydı eğer sezonla ilgili ciddi soru işaretlerim olabilirdi. Ancak dizi, ilk sezondaki kadar olmasa da gayet çarpıcı bir sezon finali izletiyor bize. Angstrom Levy’ın tekrardan ortaya çıkması ve Graysonları esir alması Mark’ı adeta çileden çıkarıyor. Mark bu sırada farklı farklı evrenleri geziyor. Hakları alınamamış Spider-Man, Batman ve Fortnite‘ın evrenlerine gidiyor. Bu sekansları izlemek oldukça eğlenceli olduğu gibi Mark için de bir o kadar sinir bozucu oluyor.
Angstrom Levy’nin bunu yapma sebebi, diğer tüm Levylar’ın evreninde Mark’ın, babasının izinden giden kötü bir karakter olmasıdır. Kötüyü örneklerle açmak gerekirse, Mark bir evrende Levy’ın kızını öldürürken, başka bir evrende mahkumların kafasını kesiyor. Dolayısıyla bizim evrendeki Levy’ın Mark’a karşı bir ön yargısı var. Mark kendisinin onu kurtarmaya çalıştığını hatırlatmaya çalışıyor ama çabaları başarısız oluyor. Bu olayların sonunda da korktuğu o kişi olmaya bir adım daha yaklaşır. Kontrolünü kaybeder ve Angstrom Levy’ı paramparça eder. Her ne kadar kendisini “Bana güçlü olduğunu söyledi.” gibi cümlelerle avutsa da Mark her şeyin üst üste gelmesiyle adeta çöküyor.

Omni-Man’in Yokluğu ve Son Sözler
Her ne kadar çok fazla olay yaşanmış olsa da Omni-Man olmadan, dizi eski tadında değil. Omni-Man’i görüyoruz görmesine ancak bu kadar iyi bir karakterin bence daha fazla göz önünde olması lazım diye düşünüyorum. Debbie ve Amber dramı izlemek yerine J. K. Simmons‘ın Omni-Man’ini izlemeyi her türlü tercih ederim.
Dizinin verdiği bu uzun aralar insanları evrenden uzaklaştırıyor. Öyle ki ikinci sezon başlarken sezonun başındaki özeti izlemek yetmeyebiliyor çünkü çoğu şey unutuluyor. Yetiştirmenin zor ve zahmetli olduğunu Comic-Con bölümünde çok net bir şekilde gösteriyor olmalarına rağmen yine de bu durumdan yakınıyorum.
Çok iyi bir sezon finaline sahip olmasına rağmen 2.sezon birinci sezon seviyesine maalesef ulaşamıyor. Invincible yine de aktif yayınlanan süper kahraman işleri arasında kalitesiyle öne çıkabilen bir dizi. Ne zaman çıkar bilinmez ancak çizgi romanları göz önünde bulundurduğumuzda üçüncü sezon dizinin en iyi sezonu olacak gibi. Umarım çok beklemek zorunda kalmayız.

Poyraz Akyol‘un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar