Bojack Horseman‘ın yaratıcısı olarak tanıdığımız Raphael Bob-Waksberg‘ün yeni işi Long Story Short, Netflix‘teki yerini aldı. Mizah türündeki animasyon dizisi, her biri 25 dakikadan oluşan 10 bölümle zor olanı başarıyor. Kısa süresine rağmen ilk bölümün ilk anlarından itibaren izleyicisini ince noktalardan yakalıyor. Bu başlangıç, sadece iddialı bir giriş olarak kalmıyor. Öyle ki, her bir bölümün sonunda daha da kişiselleşen birer içselleştirme ve bağ kurmaya yol açıyor.
Long Story Short, her şeyden önce yaptığı seçimleriyle ön plana çıkıyor. Anlatmayı seçtiği hikaye, anlatı içinde kullandığı çarpık zaman çizgisi ve bunu animasyon yoluyla aktarması gibi iddialı kararların tek tek hakkını veriyor. Bojack Horseman‘dan tanıdık olduğumuz o mizahla örtük acı, trajik gerçeklik anlatımı Long Story Short ile birlikte Waksberg‘ün bu işi ne denli iyi bildiğini bir kez daha kanıtlıyor.
Bu sefer odağı altına üç çocuklu geleneksel bir Yahudi ailesini alıyor. Yarattığı anne, baba ve üç kardeş karakterleriyle ilk etapta bir aile komedisi izletecekmiş havası verse de, dizinin yaratıcısını tanıyanların da bileceği üzere Waksberg‘ün mizah olarak sunduğu hiçbir detay salt mizah olarak kalmıyor. Derinlikli bir aile bataklığına giriyor, bir nevi kendi öz geçmişimizle yüzleşiyor, karakterler aracılığıyla travmalarımıza hiç beklenmedik yerlerden ışık tutuyoruz. Dolayısıyla Bojack Horseman izleyicilerinin çok iyi bildiği o histen Long Story Short izleyicileri de yakasını kurtaramıyor. İlk anlarda ekranın karşısındaki gülümseyen yüzler sona yaklaştıkça çöküyor, donuklaşıyor, düşünmeye başlıyor ve belki de ağlayacak raddeye geliyor.
Örtük Hislerin Toprak Altından Çıkan Elleri
Yoshi, Avi ve Shira, izleyicinin karşısına sıradan bir ailenin üç çocuğu gibi bilindik bir rolle çıksa da, basitliğin içindeki sonsuz karmaşıklığı müthiş bir dille yansıtıyorlar. Yetişkinlikle birlikte birçok ilişki türünün öznesi haline gelen karakterlerimiz, aynı ailede yaşamalarına karşın aynı zamanda sahip oldukları benzer izleri ve travmaları farklı şekillerde performe eden üç farklı ruh.
Sorunlu, sağlıksız ve kaotik denebilecek bir aile ile çocukluk deneyiminden sonra devam ettirmeleri gereken bir kardeşlik bağının yanı sıra, yetişkin hayatlarında kendilerine kurdukları yeni aileler. Henüz daha sevgi ve güven inşasının ne demek olduğunu aileden öğrenmemiş olan çocukların büyüyüp kendilerine hiç bilmedikleri şekilde sağlıklı aileler kurma çabasını izlemek bir hayli zor. Çünkü bu, tanıdık ve empati seviyesi yüksek bir yerden, çok da şanslı olmayan ancak bir yanıyla herkes gibi bir aile.
Herkesin kendisinden mutlaka bir şeyler bulacağı Long Story Short, köklere inme cesaretini gösteriyor. Korkulu çocukluğa iniyor, dehlizlerini geziyor ve yaraları bulup çıkarıyor. Dizinin birçok kısmı benzer hissi yaşatıyor olsa da, çarpık zaman çizelgesinin izleyiciye en net hissettirdiği duygu bu oluyor. Yetişkinliğinde debelenip duran insanların, sahip oldukları başarısızlıklarını ya da açıklanamaz takıntılarını izlerken bir anda çocukluk anlarına inmek, o travma tohumlarının nasıl ekildiğini gösteren histerik anlara dönüşüyor. Dizi, çizgi karakterlerden oluşan adeta trajikomik bir psikanaliz seansı.
İnce İpliklerle Bağlanmış Ruhlar
Örtük bir duygusallık altında izlediğimiz bu kardeş ilişkisi Long Story Short‘un bam teli niteliğinde. Sahip oldukları sessiz baba ve pasif agresif memnuniyetsiz annelerinin aksine birbirlerine dokunmaya çalışan bu üç kardeş, öğretilenden uzağa gidemiyor. İletişim zorlukları, yetişkinliği sırtlamaları, yüzlerini birbirlerine dönemeyişleri… Bir yanda ne yaparsa yapsın onaylanamayan, hep öteki kalan küçük kardeş Yoshi, diğer yanda kendi kimliğini inşa etmeye çalışan ancak annesinin gölgesinden pek de çıkamamasının sancılarını yaşayan Shira ve son olarak ilk çocuk olmanın verdiği sudan çıkmış balık çaresizliğinde ve bilinmezliğinde hayatta debelenip duran Avi. Hem Y kuşağını hem de Z kuşağını oldukça iyi tanıyan dizi, güncel esprileri ve karakteristik dokunuşlarıyla oldukça kendine has ve gerçekçi bir anlatı.
“Seni seviyorum.” demenin dahi inanılmaz zor olduğu, temasla kurulan bir sevginin ise hiç bilinmediği bir aileye sahipken dış dünyada başarılı ilişkiler kurulabileceği yanılgısı ve bunu başarma gayreti, dizinin belki de en hassas yanı. Yoshi küçük kardeş olarak hep en uzak, en takımdan atılmış hisseden kişiyken, birbirlerine yakın gibi görünen Avi ve Shira karakterlerinin arasında sıkça geçen o replik gibi:
– “Hey Shira… Biliyorsun.”
– “Evet Avi. Ben de seni.”
Waksberg, basit bir cümleyi söylemenin zorluğu altında yatan koskoca bir dünyayı izleyiciye sunabilmenin zorluğunu oldukça hafif bir yerden sırtlanıyor ve aldığı sorumluluğun altından öyle ince noktalarla kalkıyor ki. Aile haritasını izleyiciye üç kuşakta sunmak, travma tohumlarını açığa çıkarmak için kusursuz bir tercih oluyor. Herkesin bildiği ama anlatması boğazda oluşan düğümler gibi dertli anları ve hisleri sunma şekli, hem oldukça iyi hem de hazin şekilde hüzünlü hissettiriyor.
Devam Etme Hissi
Her şeye rağmen sürdürmeyi sürdürmek üzerine olan bu dizi, bir arada bulunması hem en doğal hem de en zor olan insan grubu olan “aile”nin inceliklerini kolaya kaçmadan, çukurlarına düşerek ve sırtını realiteye yaslayarak sunuyor. Her bölümde daha çok içine girdiğimiz bu dünyanın her bir detayı, izleyiciye kendisini daha çok anlaşılmış ve görülmüş hissettiriyor. Nadiren karşılaşılan böylesi bir anlatımı, aile ilişkileriniz nasıl olursa olsun deneyimlemenin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Zira hikaye anlatıcılığının süsten uzak, doğal akışıyla, küçük nüanslarla yansıtılmasına şahit olmak oldukça keyifli.
Akşam eve geldikten sonra ya da gün içinde bir rahatlama seansı yaşamak için ideal olan Long Story Short, keyifli süresi ve samimi hikayesiyle hem tatmin ediyor hem de adeta zihne bir masaj etkisi bırakıyor. Özlenen Waksberg dünyasından ne beklendiğine göre değişiklik gösterse de, kendi dilinden ve imzasından bir şeyler izlemek yine Bojack Horseman’daki gibi insana bir şeyler hissettiriyor. Long Story Short, çabuk tüketilebilirliği ile bilinen Netflix içeriklerinin yanında, tüketildikten sonra da sizinle kalmaya devam eden, sizin devam etme çabanızı gören karakterlere sahip oluşuyla müthiş değerli bir dizi.
Şevval Sara‘nın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.






















Yorumlar