Meanwhile on Earth, 2019 yapımı başarılı I Lost My Body animasyon filminin yönetmeni Jeremy Clapin‘in ikinci uzun metraj filmi ve ilk live action uzun metraj filmi olarak karşımıza çıkıyor. Şubat 2024’te dünya prömiyerini 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nin Panorama bölümünde ve Temmuz 2024’te ise Kuzey Amerika prömiyerini 28. Fantasia Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştiren film; dram, bilimkurgu ve macera türlerinde yer alıyor. Büyük bir ihtimalle bir fikir filmi olarak yola çıkan Meanwhile on Earth‘un ayakları ne yazık ki yere sağlam basmıyor.
Abisi bir uzay görevi esnasında kaybolan genç kız, bir gün dünya dışı bir yaşam formu ile iletişim kurmaya başlar. Bu dünya dışı yaşam formu abisine ulaşabildiklerini ve isteklerini yaptığı takdirde abisini dünyaya gönderebileceklerini söyler. Fakat istedikleri kız için ikilem yaratacak ve kızı zor bir duruma sürükleyecektir.
Havada Kalan Bir Senaryo ve Fazla Minimalist Prodüksiyon
Meanwhile on Earth, görsel açıdan neredeyse hiçbir şey göstermeden ilerleyen ve pek çok örneğiyle karşılaştığımız minimal bilimkurgu filmlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. K-Pax (2001), The Man from Earth (2007) ve Coherence (2013) gibi derdini göstermeden inanılmaz bir senaryo ile anlatan bilimkurgu örneklerini düşündüğümüzde ise sorunun göstermemesinden ziyade zayıf senaryosundan kaynaklandığı bariz bir biçimde ortaya çıkıyor.
Bir yas hikayesini bilimkurgu sosuyla işlemeye çalışan Meanwhile on Earth, karakterleri derinleştirmeyi başaramadığı için izleyici ne yas hikayesiyle ne de uzaylıların derdiyle bağ kurabiliyor. Uzaylıların amacının anlaşılmaması ve kızın abisiyle olan ilişkisinin yakınlığının iyi işlenememesi bir araya gelince zaten bütün yük görselliğe kalıyor. Fakat film görsel açıdan da destekleyici veya izleyiciyi hikayeye bağlayıcı nitelikte ögeler sunmuyor, tercih etmiyor. Bu nedenle de bir buçuk saatlik ortalama süresine rağmen ilk yarıdan itibaren akıcılığını kaybetmeye başlıyor.
Görselliği Kurtaran Mekanlar
Meanwhile on Earth‘un zayıf senaryosu bütün yükünü görselliğe atıyor ancak film bu taraftan da çok bir şey vaat etmiyor. Fransa’nın kasabalarında ve kırsalında geçen filmin görselliğinin albenisi doğal güzelliklerden geliyor. Filmin soft fakat canlı renk paleti doğal güzelliklerle birleşince en azından iç açıcı bir seyir keyfi sunuyor. Aslında film birkaç saniyelik uzay aracı içi görüntülerine ve bazen de animasyon ile anlatıma yer vererek bir nevi dinamizm yakalamaya çalışıyor ancak bunların da etkisi kısa sürüyor. Geriye yalnızca iyi fakat senaryoya katkısı olmayan bir sinematografi kalıyor. Bunun en büyük nedeni de fazla minimalist kaçan prodüksiyon tasarımı oluyor.
Meanwhile on Earth, birçok benzer örneğini izlediğimiz güzel bir fikrin üzerinden ilerleyen ancak zayıf senaryosu, fazla minimalist prodüksiyonu ve görselliği nedeniyle havada kalan tatsız bir bilimkurgu dram filmi olmaktan öteye gidemiyor.
Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar