0

İlk olarak Old filminde, daha sonra ise Servant dizisinde babası M. Night Shyamalan ile çalışarak sektöre adım atan ve henüz 24 yaşında olan Ishana Shyamalan, The Watchers ile ilk uzun metrajına imza atmayı başardı. A.M. Shine‘ın aynı adlı kitabından uyarlanan The Watchers, eleştirmenlerden çoğunluklu olarak vasat altı yorumlar aldı ve bu hafta itibariyle de ülkemizde vizyona girdi.

The Watchers İnceleme Arakat Mag

Güçlü Atmosfer, Etkisiz Hikaye Anlatımı

Genç bir sanatçı olan Mina (Dakota Fanning), Batı İrlanda’da geniş bir ormanda mahsur kalır. Mahsur kaldığı bu orman hiçbir haritada gözükmüyor. Ayrıca her araba da ağaç sınırında bozuluyor. Ormanda çıkış yolunu arayan Mina, başka bir kadın görür. Kadın Mina’ya bağırır ve sığınağa koşmasını ister. Kapı Mina’nın arkasından kapandığında ise bina çığlıklarla kuşatılır. Mina ise kendini camdan duvarlı bir odada bulur. Dışarıda yaratıklar vardır ve bu yaratıklar tutsak insanları gözlemlemek için ortaya çıkmaktadırlar. Sığınağa zamanında ulaşamayan herkesin başına ise korkunç şeyler gelir.

Ishana, elindeki materyali beyaz perdeye taşırken İrlanda kırsalını güçlü kullandığını söylemek mümkün. Atmosfer açısından oldukça başarılı ve son derece göze hitap eden bir film olduğunu söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında The Watchers, izleyiciyi içine çekmekte asla zorlanmıyor ve sadece ilk 10 dakikada etkisi altına alıyor.

Atmosfer yaratımı ve ormanın bir çeşit “keşif amacı” gütmesi, filmi sadece görsel açıdan tatmin edici kılıyor. Gizemin, doğaüstü yaratıkların o ormandan geldiği düşünüldüğünde Ishana‘nın odak noktasını orada tutmasında, görsel dil üzerinde durmasında sorun yok. Fakat hikayeyi aktarma ve anlatma kısmında sorunlar olduğu çok açık.

Ishana, bir noktada banallaşmaya başlayan senaryoyu kontrol altında tutamıyor. Mina’nın izole olarak kaldığı sığınakta, Daniel (Oliver Finnegan), Madeline (Olwen Fouéré) ve Ciara’yı (Georgina Campbell) film boyunca olası tehdit olarak görmemiz gerektiği bilinci aşılanmaya çalışılsa da, üç karakter de yeterince derinleştirilmiyor, üstüne üstlük bir yerden sonra ilgi çekiciliklerini kaybediyorlar. Filmin merkezindeki Mina ise filmin devamlılığını sağlayabilen tek etmen haline geliyor.

The Watchers İnceleme Arakat Mag

Zayıf Final ve Dağınık Üçüncü Perde

The Watchers‘ın en büyük sorunlarından biri de yeterince “korku deneyimi” sunamaması. Şunu söylemek mümkün, bir korku filminin aşırı ürkütücü olmasına ve sadece ürkütücü olmaya bağlı kalmasına elbette gerek yok. Fakat Ishana‘nın karanlık ve klostrofobik alanı dramatikleştirmeye çalışması, filmin korku yönünü gereksizce emiyor. Elde var olan folk horror denemesini ise zayıflatıyor.

Zayıf karakterizasyonlara, banal hikaye aktarımına ve buna ortak olan hantal diyaloglara rağmen ilk iki perde bir şekilde izleyiciye “ne olacak?” sorusunu sorduruyor ve Mina sayesinde bir şekilde sürükleyicilik devam ediyor. Üçüncü perdeye gelindiğinde ise her şeyin dağıldığı noktaya varıyoruz. Ishana, tıpkı babası M. Night gibi Shyamalan usulü etkileyici final yaratmaya çalışırken çok vahim bir sona imza atıyor.

Gizemi ön planda tutan, ormanı ve içinde barındığı doğaüstü varlıkları ele alan, antik yaratıklarla birlikte folk horror sularında yüzen ve tekinsiz bir atmosfer sunma hedefi olan The Watchers‘ın finalde tüm bunları elinin tersiyle itiyor. Filmin her şeyi açıklamaya çalışması, en azından finalde şaşırtıcı bir noktaya gitmesi gereken hikayeyi dağıtıyor ve asıl darbeyi vuruyor.

The Watchers İnceleme Arakat Mag

Ishana Shyamalan Henüz Yolun Başında

Ara sıra M. Night Shyamalan‘ın The Village filmini de akla getiren The Watchers, maalesef The Village‘ın yarattığı etkiden fazlasıyla uzak. The Watchers‘ın elinde bulundurduğu temalar düşünüldüğünde, potansiyeli an be an eritilmiş denilebilir. Bunda sebep olarak Ishana Shyamalan‘ın hem ilk uzun metrajı, hem de henüz daha çok genç olması da gösterilebilir.

Yalnızlık ve izolasyon üzerine kurulan, folk horror üzerine sadece bir “deneme” olarak kalabilen The Watchers, en azından kreatif sinematografisi ile göze hitap etmeyi başarabilse de genel olarak hayal kırıklığı yaratıyor. Başta Dakota Fanning olmak üzere tüm oyuncu performansları son derece iyi olmasına rağmen, onlara verilen kötü diyalogların ve problemli senaryonun kurbanı oluyorlar. The Watchers kısaca, Ishana Shyamalan‘ın toyluk eseri olarak akılda kalıyor.Ferit Doğan‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Bad Boys: Ride or Die: Olaylı Geceden Sonraki Uyanış

Exhuma: Folk Horror Türüne Bir Aşk Mektubu

 

 

Ferit Doğan
Yüksek Lisans öğrencisi (Radyo, Televizyon ve Sinema). Film eleştirmeni. Senaryo yazarı. Yönetmen.

Bad Boys: Ride or Die: Olaylı Geceden Sonraki Uyanış

önceki yazı

Am I OK?: Naif Bir Varoluş Portresi

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir