70
YAZARIN PUANI

İran’daki gençliğin artık özel hayata karşı devletin müdahalesine tahammülü kalmadı. Bidad da bu noktadan çıkış yapan, kadınların toplum içinde şarkı söyleyemediği bir toplumdaki isyana dair çığlık gibi bir film. Karlovy Vary Film Festivali’nde gösterilen Bidad, sinemanın suskunlukla kurduğu ilişkiyi neredeyse politik bir jeste dönüştüren örneklerinden biri.

70
YAZARIN PUANI

Genelde İran filmlerinde bu tip olayları kitlesel hareketler olarak izlerken, sınırlı bütçelerden dolayı artık kişisel haykırışlara yönelen hikayeler seyreder olduk. Bu film, ikisini birden yapmayı tercih ediyor. Genç bir kızın şarkı söyleme sevdası üzerinden İran toplumunun anatomisini çıkarıyor. Özgür hissetmek isteyen bireylerin kişisel başkaldırısına ayna tutmayı amaçlıyor.

Bidad Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Devrialem Soheil Beiraghi Sarvin Zabetian Amir Jadidi Leili Rashidi

Karlovy Vary’den İran Gençliğine Uzanan Bir Çığlık

Yönetmen, anlatıyı dramatik kırılmalar üzerinden değil, karakterin içsel yankılarıyla ilerleyen bir zaman hissi üzerinden kurmayı tercih ediyor. Film boyunca kurulan görsel kompozisyonlar, hikâyeyi açıklamak yerine seyircinin algısında boşluklar açmayı amaçlıyor. Bu boşluklar, modern bireyin aidiyet krizine dair sessiz ama ısrarcı bir tartışma yaratıyor.

Bidad, klasik anlatının güvenli sınırlarını reddederek duyguyu olaydan değil, atmosferden üretmeye çalışan bir sinema anlayışına yaslanıyor. Özellikle mekân kullanımı, karakterin psikolojisini dışa vuran bir hafıza alanına dönüşüyor. Diyalogların ekonomik kullanımı ise filmin düşünsel yoğunluğunu artırırken, seyirciyi aktif bir yorumcu olmaya zorluyor.

Yönetmen, acıyı temsil etmek yerine onun etrafında dolaşmayı seçerek etik bir mesafe kuruyor. Bu tercih, filmi melodramdan uzaklaştırıp daha varoluşçu bir düzleme taşıyor. Ayrıca filmin yönetmenlik tercihini de takdir etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta, İran’ın çok görünür olmasa da bir yeraltı yaşamı söz konusu. Bu filmde de yeraltından ışığa doğru görünür olmak isteyen bir kadının eylemlerini izliyoruz. Bazı kadraj seçimleri ve mizansenlerdeki algı, Avrupa filmlerini oldukça andırıyor. Sonuçta Bidad, anlatmaktan çok hissettirmeyi seçen ve tam da bu nedenle uzun süre akılda kalan filmlerden biri hâline geliyor.

Bidad Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Devrialem Soheil Beiraghi Sarvin Zabetian Amir Jadidi Leili Rashidi

Müziğin Politikayı Ezen Gücü

İran sinemasının yıllardır geliştirdiği en önemli reflekslerden biri, yasakların içinden yeni bir anlatı dili üretme becerisi oldu. Bidad da bu geleneğin güncel bir devamı gibi okunabilir. Film, doğrudan slogan atmadan politikleşmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Yönetmen, sistem eleştirisini açık çatışmalar üzerinden kurmak yerine, karakterin nefes alamadığı anlara odaklanıyor. Böylece bastırılan her ses, söylenemeyen her şarkı kolektif bir suskunluğun sinemasal karşılığına dönüşüyor. Seyirci yalnızca bir karakterin hikâyesini değil, bastırılmış bir toplumun ruh hâlini izlediğini fark ediyor.

Ana karakterin peşinden ilerlerken toplum baskısı, kadınlara yönelik sözlü tacizler ve baskıcı sistemin etkilerini açıklıkla hissetmek mümkün oluyor. Muhafazakar kesimin onaylamadığı uyuşturucu, dövme kültürü, Batı müziğinin birleştirici etkisi gibi ögeler filmde bolca kullanılarak protest bir tutum sergileniyor. Filmde yeteneğin cezalandırılma mevzusu da bolca işleniyor. Her tür eylemin sonuçlarının olacağından yola çıkılarak, rejimin insanları nasıl zor durumlarda bıraktığı da gözler önüne seriliyor. Bidad, bu bağlamda kelebek metaforunu da anlatıyı destekleyici bir öge olarak kullanarak, klişe olmasına rağmen bu tür filmlerde seyircinin seveceği bir dokunuşta bulunuyor.

Bidad Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Devrialem Soheil Beiraghi Sarvin Zabetian Amir Jadidi Leili Rashidi

Kadın Bedeni ve Kamusal Alan

Film ilerledikçe müzik yalnızca bir sanat pratiği olmaktan çıkıyor; kamusal alanda var olmanın politik bir biçimine dönüşüyor. Ana karakterin sesi, kişisel bir yetenekten ziyade bir “varlık ilanı” hâline geliyor. Yönetmenin sokakları, geçiş alanlarını ve yarı kamusal mekânları tercih etmesi tesadüf değil. Kamera, çoğu zaman karakteri yönlendirmek yerine onunla birlikte hareket ediyor; böylece, seyirci izleyen konumundan çıkıp deneyimin parçası hâline geliyor. Bu yaklaşım, filmi klasik bir mağduriyet anlatısından kurtarıp direniş estetiğine yaklaştırıyor.

İran gençliğinin feryadını tüm gerçekliğiyle yansıtan film; gençlerin umutlarını, beklentilerini ve davranışlarını hakkıyla özetleyen bir film oluyor. Another Love şarkısıyla başlayıp Farsça ezgilerle sonlanan finali ise gerçekten etkileyici bir aura oluşturuyor. Sözün özü, İran gençliği sadece seslerini duyurmak istiyor; başka bir şey değil.

Feryat Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Devrialem Soheil Beiraghi Sarvin Zabetian Amir Jadidi Leili Rashidi

Festival Sineması ile Yeraltı Gerçekliği Arasında

Bidad, festival sinemasının rafine estetiği ile İran’daki yeraltı kültürünün ham enerjisini aynı potada eritmesiyle dikkat çekiyor. Avrupa sanat sinemasını hatırlatan kadraj disiplini ile gençliğin kontrol edilemeyen öfkesini yan yana getiren film, coğrafyasını aşan evrensel bir anlatı kuruyor. Karlovy Vary seçkisinde yankı bulmasının nedeni de burada gizli. Film yalnızca İran’a dair değil, baskı altında büyüyen her kuşağın ortak sesine temas ediyor. Bu nedenle Bidad, izlendikten sonra zihinde kalan bir hikâyeden çok, uzun süre devam eden bir duygu hâline dönüşüyor.

Bugün İran sineması sadece dünyaya hikâye anlatmıyor; dünyaya nasıl susulduğunu da gösteriyor. Bidad ise bu suskunluğun içinden yükselen kırılgan ama inatçı bir ses olarak hatırlanacaktır. Çünkü bazen bir toplumun değişmeye başladığını anlamak için devrimleri değil, yalnızca birinin şarkı söylemek istemesini izlemek yeterlidir. Değişim, her zaman bireylerin hıçkırıklarından bir çığa dönüşür.


Haktan Kaan İçel’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Resurrection: Kusursuz Bir Başarısızlık

Made in EU: Sistemin Seçtiği Günah Keçisi

HAKTAN KAAN İÇEL
2008'den beri sinema yazarlığını sürdürüyor.

    Resurrection: Kusursuz Bir Başarısızlık

    önceki yazı

    Iron Lung: Kan Okyanusunda Direniş

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir