0

2006 yılında çıkan Steven Spielberg‘ün filmi Munich, 1972 yılında yaşanan terör eyleminin sonrasını anlatıyordu ve daha çok politik bir filmdi. September 5 ise daha çok olayların arka planına, televizyonun hikaye anlatıcılığına odaklanmayı tercih ediyor. Yine geçtiğimiz sene çıkan Saturday Night gibi televizyonun arka planında yaşanan kaos ana noktası.

İsviçreli yönetmen Tim Fehlbaum‘un yeni filmi September 5, bize 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’nda yaşanan terör eyleminin arka planını anlatıyor. Bu seneki Akademi Ödülleri‘nde en iyi orijinal senaryo ve Altın Küre‘de drama dalında en iyi film adaylığı olan September 5, iyi oyuncu performansları ve dinamik kurgusu ile geçtiğimiz senenin iyi filmlerinden biri olmayı başarıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise John Magaro, Leonie Benesch, Peter Sarsgaard ve Ben Chaplin gibi isimler bulunuyor.

September 5 Film İncelemesi Arakat Mag Tim Fehlbaum John Magaro Leonie Benesch Peter Sarsgaard Ben Chaplin Akademi Ödülleri En İyi Özgün Senaryo Adayı

Gerçeğin Peşinden Koasa Doğru Sürüklenmek

1972 Münih Olimpiyat Oyunları televizyonda canlı olarak yayınlanan ilk büyük etkinlik. 1936 yılındaki Nazi propagandasına dönen olimpiyat oyunlarını ve 2. Dünya Savaşı’nın verdiği zararları telafi etmek isteyen Almanya, bu olimpiyatlarda daha barışçıl bir ortam yaratmak istiyor. September 5, bu oyunlardaki yayıncının arka planında neler yaşandığını anlatıyor. Film, sakin bir şekilde bize oyunların arka planını ve karakterleri tanıtarak başlıyor. Sabaha karşı duyulan silah seslerinden sonra ise film tam bir kaosa dönüşüyor. Önce duyduklarının ne olduğunu anlamaya çalışan ekip, gelen haberler ile birlikte olayın aslını öğreniyorlar. Saldırının İsrail kampına yapılmasının Almanya için herhangi bir olaydan daha büyük olmasının yüzünden Alman basını ve olimpiyat komitesi olayı yaymamaya çalışıyor. Hatta hiçbir şey olmamış gibi oyunlar devam ediyor. Duyulan silah sesinden beri haberin peşinden koşan ekip ise yaşanan olayları, canlı yayında tüm gerçekliğiyle aktarmaları ile birlikte tüm hava değişiyor.

September 5 dört karaktere odaklanıyor. Bunlar spor bölümü başkanı Roone Arledge (Peter Sarsgaard), alt düzey yönetici Marvin Bader (Ben Chaplin), yerel Almanca tercümanı Marianne Gebhardt (Leonie Benesch) ve yeni gelen yayın operasyonları müdürü Geoffrey Mason (John Magaro). Geoffrey filmdeki ana karakter. Tecrübesiz ama yetenekli olan Geoffrey, kaos ortamında hem olayı anlamaya hem de en doğru ve en düzgün şekilde insanlara aktarmaya çalışıyor. Marieanne, daha işe yeni başlamış ve ortama ayak uydurmaya çalışıyor. Marvin, bu olayın onların becerilerin çok üstünde olduğunu ve biraz daha geri planda kalmalarını gerektiğini söylüyor. Başkan Roone ise önlerine düşen bu haberi ne olursa olsun tüm gerçekliği ile yayınlamak istiyor.

September 5 Film İncelemesi Arakat Mag Tim Fehlbaum John Magaro Leonie Benesch Peter Sarsgaard Ben Chaplin Akademi Ödülleri En İyi Özgün Senaryo Adayı

Hikayeye Ulaşma ve Aktarma Mücadelesi

September 5, 1972 Münih Olimpiyatları’nda yaşanan olayları farklı bir noktadan anlatıyor. Sakin başlayan film, olayların kopmasıyla tam bir kaosa dönüşüyor. Film, olayları yavaş yavaş bizlere aktarıyor ve tek bir haberi tümüyle vermiyor. Oradaki insanlar ne biliyorsa biz de onu biliyoruz. Televizyon binasından bizi dışarı çıkarmıyor. Dışarıdan alınan görüntüler veya oradaki gazetecilerin edindikleri bilgiler ile hikayeyi takip ediyoruz. Bu kriz esnasında, ABC Sports ekibinin üç sorumluluğu var. Olayın gerçekleşmesine şahit olmak, anında mümkün olduğunca fazla bilgi toplamaya çalışmak ve bu yayının görüntülerini canlı olarak yayınlamak. Geoffrey’nin önderliğindeki ekip olayın tüm detaylarına ulaşmaya çalışırken aynı zamanda bir yayın yapmaya çalışıyor. Roone’nun büyük çabaları ile aldığı bu haberi canlı yayına taşımak kolay olmuyor. Alman polisinin binayı basıp yayını durdurması, olimpiyat köyüne girişlerin yasaklanması gibi zorluklar ile mücadele ediyorlar. Habere ulaşmak da o kadar kolay olmuyor. Ekipte tek Almanca bilen Marianne sayesinde Alman kaynaklardan ve polis radyolarından bilgileri alıyorlar. 

Bu olay hakkında çok fazla film ve belgesel çıktı. Hepsi bir noktada bu olaya siyasi açıdan yaklaştılar. September 5 ise politik bir film olmaktan kaçınıyor. Tek derdi yaşanan olayları bir grup televizyoncunun gözünden anlatmak. Onların bu olaylar sırasında neler yaşadığını ve olayları aktarırken yaşadıkları ahlaki ikilemi anlatıyor. September 5 bir televizyon hikayesi. Ne kadar anlattığı olay spor tarihinin en trajik olaylarında olsa bile. Hiçbir noktada kimseyi eleştirmiyor veya hak da vermiyor. Sadece kendi hikayesine odaklanmayı tercih ediyor.

September 5 Film İncelemesi Arakat Mag Tim Fehlbaum John Magaro Leonie Benesch Peter Sarsgaard Ben Chaplin Akademi Ödülleri En İyi Özgün Senaryo Adayı

Kaosun Etkileri

September 5, çok iyi yazılmış ve iyi çekilmiş bir film. Yönetmen Tim Fehlbaum, hem yazıp hem de yönettiği bu filmde iyi iş çıkarıyor ve etkili bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Fehlbaum, izlerken ne olduğunu bilsek dahi merak ettiren ve seyirciyi geren bir ortam oluşturmayı başarıyor. Bu atmosferin oluşmasındaki bence en önemli etken kurgu. September 5, çok dinamik bir kurguya sahip. Filmin kurgusunu yapan Hansjörg Weißbrich çok iyi bir iş çıkarıyor. Gerçek televizyon görüntüleri ile birlikte daha otantik bir film ortaya çıkmasında yardımcı oluyor. September 5, teknik detaylarının yanında bence iyi de oyuncu performansları barındırıyor. Her ne kadar film onların etrafında dönmese de hikayenin işleyişi açısından September 5 yine de karakterlere bağlı bir film oluyor.

September 5, 95 dakikalık süresini çok iyi kullanıyor. Dediğim gibi dinamik kurgu ve iyi yazılmış bir senaryo sayesinde bunu başarıyor. 2025 Oscarları’nda tek bir adaylık alması maalesef üzücü, en iyi kurguda bence şansı olabilecek bir filmdi ve maalesef yazık oldu. Senaryoda ise güçlü rakiplerine karşı şansı biraz zor. September 5 hikayesi ve onu anlatış şekli ile öne çıkan geçtiğimiz yılın iyi filmlerinden biri.


Yiğit Kirpi‘nin diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

A Complete Unknown: Bob Dylan’ın Beyninde Yaşamak

The Brutalist: Bir Dahinin Cehennemi

Yiğit Kirpi
Bilgisayar mühendisi ama aynı zamanda sinema tutkunu. Kendi çapında yazar ve fantastik edebiyat hastası. Wes Anderson ve David Fincher hayranı 😂

    Pelin Esmer’in Yeni Filmi ‘O da Bir Şey mi?’ Dünya Prömiyerini yaptı!

    önceki yazı

    PUBG STUDIOS Yeni Oyunu PUBG: BLINDSPOT’u Duyurdu

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir