60
YAZARIN PUANI

Mısırlı yönetmen Morad Mostafa, daha önce kısa filmleriyle ziyaret ettiği Cannes Film Festivali’ne bu kez ilk uzun metraj filmi Aisha Can’t Fly Away ile geri dönüyor. Kahire’nin görünmeyen yüzüne odaklanan film, Sudanlı bir bakıcı olan Aisha’nın hayatta kalma mücadelesini merkezine alırken; göçmenlik, aidiyet ve sistematik sömürü üzerine katmanlı bir anlatı kuruyor. Un Certain Regard bölümünde prömiyer yapan yapım, hem estetik yaklaşımı hem de politik alt metniyle dikkat çeken bir ilk film olarak öne çıkıyor.

60
YAZARIN PUANI

Bu yazı, Aisha Can’t Fly Away hakkında spoiler içerebilir.

Gündelik Hayatın İçindeki Suç ve Sıkışmışlık

Aisha Can’t Fly Away, son derece sade ve gündelik görüntülerle açılarak izleyiciyi Aisha’nın rutinine dahil eder. Yaşlı bir kadına bakmaya giden Aisha’nın hikâyesini izleyeceğimizi düşündüğümüz anda, anlatı beklenmedik bir kırılma yaşar: Aisha’nın ev anahtarlarını gizlice kopyalayıp suç şebekelerine verdiğini öğreniriz. Bu detay, karakteri ne tamamen masum ne de tamamen suçlu olarak konumlandırır; aksine, onu sistemin içine sıkışmış gri bir alana yerleştirir.

Aisha’nın telefon konuşmalarında suçlulara “kadına zarar vermemelerini” söylemesi, onun etik sınırlarını tamamen kaybetmediğini gösterir. Ancak bu küçük insani refleks, içinde bulunduğu düzenin acımasızlığını değiştirmez. Yeni bir işe başladıktan sonra evinin camının kırılması ve tehdit edilmesi, onun bu döngüden çıkmasının ne kadar zor olduğunu açıkça ortaya koyar. Suç, burada bir tercih olmaktan çok, dayatılmış bir hayatta kalma stratejisine dönüşür.

Film ilerledikçe Aisha’nın yaşadığı baskılar daha da katmanlaşır. Bakıma gittiği yaşlı bir adam tarafından tacize uğraması ve patronunun bunu normalleştirerek “başka seçeneği olmadığını” söylemesi, sistemin ne kadar çürümüş olduğunu çarpıcı biçimde gösterir. Bu noktada film, yalnızca bireysel bir dram anlatmaz; göçmen emeğinin nasıl sömürüldüğünü, kadın bedeninin nasıl bir pazarlık unsuru haline getirildiğini gözler önüne serer.

Aisha’nın suçtan uzaklaşmaya çalıştıkça daha da derine çekilmesi, filmin en güçlü trajik unsurlarından biri. Çeteye yardım etmeyi bıraktığında bu kez de barınma hakkının elinden alınması ve geçmişe dönük kira talebiyle karşılaşması, onun aslında hiçbir zaman özgür olmadığını açıkça ortaya koyar.

Aisha Can't Fly Away Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Morad Mostafa Maha Mohammed Al-Adwanni Achai Ayom Emad ghoniem

Şiddetin Gölgesinde Kimlik ve Aidiyet

Filmin arka planında sürekli hissedilen Afrikalı göçmenler ile yerli gruplar arasındaki gerilim, zamanla ön plana çıkarak anlatının temel damarlarından biri haline gelir. Sokaklarda giderek artan tansiyon, bir noktada açık çatışmaya dönüşür. Bir gece yaşanan silahlı saldırı ve ertesi gün gelen misilleme, yalnızca fiziksel şiddeti değil, kolektif bir öfkenin nasıl inşa edildiğini de gösterir.

Aisha’nın bu olayları pencereden izleyişi, onun bu dünyanın hem içinde hem de dışında olduğunu hissettirir. O, ne tamamen ait olduğu bir topluluğun parçasıdır ne de yaşadığı şehir tarafından kabul edilir. Bu “arada kalmışlık”, filmin en güçlü duygusal katmanlarından biridir.

Buna rağmen Aisha Can’t Fly Away, tamamen karanlık bir tablo çizmez. Aisha’nın kendi topluluğundan insanlarla bir araya geldiği anlar, engelli bir çocuğa yardım ettiği sahneler ya da yaşıtlarıyla geçirdiği kısa mutluluk anları, karakterin insanlığını ve umut arayışını canlı tutar. Ancak bu anlar, filmin genelindeki sert gerçekliği yumuşatmak yerine, kaybedilme ihtimali yüksek kırılgan anlar olarak sunulur.

Filmin sonlarına doğru artan kaos, bu kırılgan dengeyi tamamen yok eder. Mahallede çıkan büyük çatışma ve Aisha’nın evinin yanması, onun elinde kalan son “güvenli alanın” da yok oluşunu simgeler. Aisha’nın kendi hayatını riske atarak yangını söndürmeye çalışması, bu mekânın onun için ne kadar hayati olduğunu gösterir.

Aisha Can't Fly Away Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Morad Mostafa Maha Mohammed Al-Adwanni Achai Ayom Emad ghoniem

Devekuşu Metaforu ve Anlatı Sorunları

Filmin en tartışmalı yönlerinden biri, gerçekçi anlatımın içine yerleştirilen sürreal ve fantastik öğeler. Aisha’nın sokakta bir devekuşuyla karşılaşmasıyla başlayan bu motif, giderek daha tuhaf ve belirsiz bir hal alır. Devekuşunun evin içinde belirmesi, bir adamı öldürmesi ya da Aisha’nın halüsinatif biçimde şiddet içeren sahneler yaşaması, filmi adeta gerçeklikten koparır.

Bu sahnelerin neyi temsil ettiği açık bir şekilde kurulmadığı için, metaforik anlamları izleyiciye bırakılır. Ancak bu belirsizlik her zaman güçlü bir etki yaratmaz. Özellikle Aisha’nın şiddet içeren halüsinasyonları ve ardından gelen “her şeyin zihninde yaşandığı” kırılması, anlatının etkisini zayıflatabilen tercihler olarak öne çıkar. Devekuşu figürü; belki de kaçış, bastırılmış travma ya da kimlik dönüşümünü simgelemeyi amaçlar. Filmin sonlarına doğru Aisha’nın bedeninde tüyler çıkması, bu dönüşümün fiziksel bir metafora dönüştüğünü ortaya koyar. Ancak bu imgelerin anlatıyla yeterince organik bağ kuramaması, filmi yer yer dağınık bir yapıya sürükler.

Benzer şekilde kurgu tercihleri de filmin zayıf noktalarından biri. Sahnelerin aniden kesilmesi ve bazı anlatı hatlarının yarım kalmış hissi vermesi, izleyicinin filmle duygusal bağ kurmasını zorlaştırır. Film, güçlü anlar yaratmasına rağmen bu anları bütünlüklü bir yapı içinde taşımakta zorlanır. Buna rağmen, başroldeki Buliano Simon Arop’un performansı filmi ayakta tutan en önemli unsurdur. Arop, Aisha karakterine olağanüstü bir doğallık ve kırılganlık kazandırır. İlk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen sergilediği performans, karakterin yaşadığı tüm çelişkileri ve duygusal yükü izleyiciye geçirmeyi başarır.

Aisha Can’t Fly Away, tüm kusurlarına rağmen dikkat çekici bir ilk film. Morad Mostafa; göçmenlik deneyimini estetize etmeden, sert ve rahatsız edici bir gerçeklik içinde sunmayı başarıyor. Film, özellikle atmosferi ve başrol performansıyla güçlü anlar yakalasa da, anlatıdaki kopukluklar ve metaforların yeterince temellendirilememesi nedeniyle tam potansiyeline erişemiyor.

Mostafa’nın “Dünyanın dört bir yanındaki insanların acılarına karşı duyarsızlaşmak çok kolay; ancak bu acıları herkesin görebileceği bir şekilde öne çıkararak, bu hikâyelerin kahramanlarına unutulmamanın umudunu verebiliriz.” sözleri, filmin çıkış noktasını açıkça ortaya koyuyor. Film de bu niyet doğrultusunda, görünmeyen bir hayatı görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu güçlü niyet, anlatının her anında aynı netlikle karşılık bulmuyor. Aisha Can’t Fly Away, önemli bir meseleye odaklanan ve yer yer etkileyici anlar yakalayan, fakat bütünlüklü bir yapı kurmakta zorlanan bir ilk film olarak öne çıkıyor.


Hüseyin Çakır‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Bidad: Susturulan Sesin Haykırışı

Resurrection: Kusursuz Bir Başarısızlık

HÜSEYİN ÇAKIR
Toronto’da Grafik Tasarım okuyor, sinema üzerine içerikler üretiyor, yazıyor, çiziyor.

    Iron Lung: Kan Okyanusunda Direniş

    önceki yazı

    Inside Amir: Gitmek Veya Kalmak

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir