0

House of the Dragon kaldığı yerden devam ediyor! İkinci bölüm ile birlikte önceki sezonlardan kalan bir takım soruları cevaplamanın yanı sıra sezonun kalanına yatırım yapılmıştı. Sezonu neredeyse yarıladığımız bu bölüm ile birlikte diyarda işler kızışmaya devam ediyor. Lafı çok uzatmadan spoiler uyarımızı yaparak bölüm hakkında konuşmaya başlayalım.

Nehir Toprakları

Bölüme diğer bölümlerden farklı olarak ufak hanelerin siyasi problemleriyle başlıyoruz. Nehir Toprakları’nı yöneten Tully’lerin yönetimindeki iki hırçın aile, Bracken ve Blackwood’lar. Hatırlayacağımız üzere bu hanelere ilk sezonda da değinmiştik. Rhaenyra’nın eş seçme kataloğunda ortalığı kana bulayan ufaklık Samwell Blackwood’un oğlu Bloody Ben bu sahnenin kahramanlarından biri. Yıllardır süren kan davaları nedeniyle birbirlerine olan nefretleri, şimdi taht kavgaları bahanesiyle körükleniyor. Diyarın kalanında yaşanan gelişmelere ufak sahnelerle değinilmesi, yaşayan bir evrende olduğumuzu hissettiriyor.

Hemen akabinde yaşanan Rhaenyra ve Aegon sahneleri ise karakterler arasındaki farklılıkları gösteriyor. Rhaenyra’nın olabilecek en az hasarla savaşı atlatma isteğiyle birlikte Aegon’un ise gözünü kan bürüdüğüne şahit oluyoruz. Rhaenyra cephesinden başlamak gerekirse, ne zamandan beri Rhaenys’i akıl hocası olarak gördüğünü hala anlayamadım. Sezonun başından beri bulunduğu neredeyse her sahnede itidal çağrısında bulunuyor. Ben mi yanlış hatırlıyorum, Aegon’un taç takma töreninde yerin altından ejderhasıyla çıkıp muhtemelen yüzlerce insanın ölümüne sebep olmadı mı bu kadın? Şöyle bir zamanı geriye saralım: Eğer Rhaenys’in tahta çıkma fırsatı olsaydı ve böyle imkanları olsaydı, bu kadar sakin kalır mıydı? Hiç sanmıyorum. Sadece bölüm sonunda olacaklara gidilmesi için eklenen anlamsız diyaloglar gibi hissettiriyor.

Aegona dönmek gerekirse, malum en son akıldolu bir karar vererek Otto’yu görevden alıp yerine Cole’u getirmişti. Gördüğümüz kadarıyla, tıpkı benim gibi sarayda bulunanların büyük bir kısmı da bu karara anlam verememiş. İki tarafın konseyi tarafından belirtildiği gibi, savaşın kritik bölgesi Harrenhal. Cole’un kaleyi ele geçirmek için bir ekip ile yola çıkacağını belirtmesi sonraki bölüm için önemli bir gelişme olacak gibi görünüyor. Cole yola çıkıyorsa, Aegon durur mu? Atlayayım, ejderhamın sırtına destek olayım gibi bir çıkış yapsa da zar zor ikna ediliyor. Şahsen Aegon’un sahnelerini izlemeyi seviyorum. Karakter tam olarak kaçık olsa da genel olarak kendi içinde tutarlı olmayı başarıyor. Bir gün önce farklı karar verip ertesi gün şıp diye kararını değiştirmeyerek kendi bildiği yoldan ilerlemeyi tercih ediyor.

Harrenhal Laneti

Gelgelelim sevgili prensimiz Daemon’a. Caraxes’in sırtında Yeşiller’den önce davranarak Harrenhal’a vardığını görüyoruz. Kale, bildiğimiz gibi en son Strongların yönetimindeydi. Kumandan Sör Simon Strong tarafından yönetilen kale, hiçbir zorluk çıkarmadan Daemon’a teslim ediliyor, diyebiliriz. Strongların Larys’e hiçbir bağlılık duymadığını öğrenip bölgenin siyasetiyle ilgili birkaç bilgi verdikten sonra önemli kısımlardan birine geliyoruz.

Dans’ın önemli karakterlerinden biri olan Alys Rivers’ı dizide ilk defa burada görüyoruz. Karakteri kısaca anlatmak gerekirse, referans olarak Game of Thrones‘un Melisandre’si diyebilirim. Büyü ve iksir konularına oldukça kafa yoran, geleceğe dair görüleri olduğu için “Witch Queen” lakabını aldığını biliyoruz. Düzayak giden hikayede biraz da olsa mistisizm girmesi oldukça keyifli olacak gibi duruyor.

Daemon’un Harrenhal macerasını bitirmek gerekirse. Yıllardır dillere dolanan ”Harrenhal Laneti” kavramına ilk defa evrenin içerisinde şahit oluyoruz. Nedir bu Harrenhal Laneti? Kaleyi yapan Kara Harren’ın Harrenhal’da insan kanı kullandığına ve bu yüzden kaleyi ele geçiren herkesin lanetlendiği söylenir. Elbette kesinliği olmasa da evreni seven ve her şeyde anlam aramaya bayılan biz fanlar bazı şeyleri böyle yorumluyoruz belki de. Daemon’da bu lanetin etkisine kapılarak bir takım sanrılar görmeye başlıyor. Milly Alcock‘u tekrar Rhaenyra olarak gördüğümüz sahnede kucağında ilk bölümde öldürülen Prens Jaehaerys’in kesilen başını vücuduna dikerken görüyoruz. Bu sahnede Daemon’un tepkileri oldukça dikkatimi çekti. Ben bu sahnenin Daemon’un geçmişiyle yüzleşme sahnesi olarak görüyorum. Yaptığı hataların genç Rhaenyra tarafından takip ediliyor oluşu belki de onu en çok rahatsız edecek şey. Bugüne kadar Daemon’un başkalarına karşı duyduğu sevgiyi gösteren en şey Rhaenyra’nın gençliğiydi belki de karakterimize değişmesi için son bir şans verilmiştir?

Ejderhalar ve Beklenen Buluşma

Bölümde gördüğümüz detaylardan bir tanesi Rhaena ve çocukların vadiye gidiyor oluşu. Rhaenyra’nın uğradığı suikast girişiminden sonra bu aslında pek şaşırtıcı değil. Ejderha kayası pek güvenli olmayışı istemesede bu kararı vermeye itiyor. Rhaena konusunda karakterin ilk sezondan beri ejderhasının olmaması vurgulanmaya devam ediyor. Bu konuyu işlemeleri hoşuma gidiyor. Ben karakterin bir noktada ejderhaya sahip olacağını düşünüyordum, ama fikrim yavaş yavaş değişmeye başladı. Öte yandan diğer başıboş ejderhalarımız için ise bize devamlı göz kırpılmaya devam ediyor. Bu bölüm tanıtılan Ulf White karakteriyle birlikte öğreniyoruz ki etrafta Valyria kanına sahip gayri meşru Targaryen çocukları dolaşıyor. Önemli bir konu çünkü iç savaşın kaderini değiştirebilecek türden büyüklükteki bir silahtan bahsediyoruz.

Son sahneye gelirsek, neydi ya, o cidden? Nerden başlasam bilemiyorum. Buradaki diyalogların bana geçmemesi bir yana, olayın mantıksızlığından odaklanmakta bile zorluk yaşadım. Anlıyorum, Rhaenyra savaşı engellemek için her şeyi yapmaya çalışıyor. Hatta bu yüzden artık konsey tarafından bile ciddiye alınmayacak noktaya geldi. Ama düşmanın kontrolünde olan bir şehre girmek? Anlaması zor bir karar. Bu noktada Rhaenyra’nın savaşı masada kaybetmeye başladığını söyleyebilirim. Etrafındaki insanları dinlememekte bu kadar ısrar ederse, yakında onları da kaybetmeye başlayacak. Alicent ise kehaneti yanlış anlamasının diyarı getirdiği noktanın farkına birkaç saniyede olsa vardı, sanırım.

Ufak hatalar olarak gözülseler de dizinin ve evrenin dinamiklerine aykırı gözükmesi bana kalırsa oldukça sırıtıyor. Bölümü genel olarak beğensem de son sahne biraz odağımı kopardı. Onun dışında yine oldukça keyifli bir bölümdü. Diyardan haberler öğrenmemiz ve yeni karakterler tanıtılması yeterliydi. Bir sonraki bölümün adının “Ejderhaların Dansı” olduğunu söylemeliyim. Bu sezon ilk büyük savaş sahnesini izleyeceğiz. Haftaya muhtemelen daha sert bir bölümde görüşmek üzere!

Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

House of the Dragon 2. Sezon: İkinci Bölüm İncelemesi

Ali Can Bartu Sakarya

Elden Ring Kısım 3: Shadow of the Erdtree

Previous article

A Family Affair: Yılın Vasat Romantik Komedisi

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.