The Witcher serisi, Netflix tarafından yan hikayelerle desteklenmeye devam ediyor. Ana dizinin haricinde neredeyse her yıl en az bir adet The Witcher içeriği düzenli olarak çıkıyor. The Witcher: Sirens of the Deep, bu halkanın yeni bir parçası. Doug Cockle‘ın Geralt rolüne geri döndüğü bu yeni animasyon, serinin Kader Kılıcı kitabındaki “Küçük Bir Özveri“ hikayesini ele alıyor.

Pozitif ve Negatif Etkiler
The Witcher serisinin, özellikle CD Projekt Red‘in oyun üçlemesiyle birlikte, dünya çapındaki popülerliğini katbekat artırdığını söylemek abartı olmayacaktır. Bugün kendini ”oyuncu” olarak tanıtan herkes en azından The Witcher ismine aşinadır. Oyunların, serinin ivmesini artırmasıyla birlikte The Witcher kitap serisinin de artık yerel bir marka olmaktan çıkıp dünya çapında tanınan bir seriye dönüşmesini gözlemlemek mümkün. Hikayemiz de serinin ikinci kitabı olan Kader Kılıcı’nın içerisindeki kısa hikayelerden birinde geçiyor.
Hikayemiz, Geralt ve Dandelion’un birlikte geçirdiği zamanlardan birinde, Bremervoord şehrine gittikleri sırada gerçekleşiyor. Temel olarak Geralt, The Witcher hikayeleri boyunca her ne kadar tarafsızlığını belirtse de, bu hikâyede iki halk arasındaki savaşı engellemek amacıyla arabuluculuk rolüne geçiyor. Aslında, kitaptaki hikâyenin ismi de her The Witcher hikâyesinde olduğu gibi olaylarla doğrudan bağlantılı. Sevgi, fedakârlıklar ve zor seçimlerin bir arada olduğu bir bütün.
Uyarlamalar üzerinde yapılan değişikliklere artık alıştık. Karmaşık bir konu olsa da bunun oldukça pozitif etkileri kadar negatif etkileri de bulunuyor. Netflix‘in bugüne kadar çıkardığı neredeyse hiçbir The Witcher işinde bu değişikliklerin ne pozitif olduğunu ne de hikâyeye bir katkı sağladığını söyleyebiliriz. Karakterleri bambaşka yansıtmaktan tutun, hiç yaşanmayan olayları anlamsız bir biçimde sokuşturmalarına kadar pek çok sorun, ne yazık ki The Witcher: Sirens of the Deep animasyonunda da devam ediyor.

Karakterler Ve Gidişat
Netflix ve The Witcher kelimeleri artık yan yana gelmeye başladığında tüylerim ürpermeye başlıyor. Seri içerisinde “Artık bu kadar da saçmalayamazlar.” dedikçe istikrarlı bir biçimde bunu sürdürmeyi başarıyorlar. Serinin kitaplarını sevsem de edebi olarak dürüst olmak gerekirse pek de iyi eserler sayılmazlar. Evet, eğlenceliler ve sürükleyiciler ama diğer fantastik evrenler ile karşılaştırdığımız zaman oldukça eksikleri bulunuyor. Aslında bu sebeple yazarların da kendilerinden bir şeyler katıp gösterebilmesi için oldukça fırsat veriyor.
Ne yazık ki bu fırsat sürekli ellerinin tersiyle geri çevriliyor. En sonunda, malumunuz, Henry Cavill bile kendilerine dayanamayıp projeyi terk etti. Animasyonumuz tam olarak bir buçuk saat civarında. Bu noktada, gereğinden fazla uzun olduğunu söylemek mümkün. Film boyunca kitaptaki politik anlatının daha yoğun bir biçimde verilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Krallık insanları ve deniz halkı arasındaki gerilim, aslında fena olmayan bir biçimde anlatılmaya başlanıyor. Halklar arasındaki gerginlik izleyiciye verilse de karakterlerin motivasyonlarının ve anlatım biçimlerinin iyi olduğunu söylemek pek mümkün değil.
Yine benim hiç beğenmediğim ve hikâyenin yansıtılış biçiminden ötürü kitaptaki tasvirine bir o kadar benzemeyen, ancak karakter olarak bir o kadar da benzeyen Essi Daven var. Essi, sadece kısa bir hikâyede görünmüş olsa da benim gibi birçok kişinin favori karakterlerinden biri. The Witcher evreninde temiz kalplilik ve saf iyilik konusu çoğu zaman ahlaki açıdan ele alınıyor. Essi Daven, yer aldığı her sayfada bu ahlaki sorgulamalardan uzak, ışıl ışıl parlayan bir külkedisi gibi anlatılıyor. The Witcher 3 oyununda karşımıza çıkan Priscilla karakteri de neredeyse birebir kendisinden ilham alınarak yaratılmış bir karakter.

Son Sözler
Kötü karakterlerin motivasyonlarının pek doyurucu olduğu söylenemez. Basit, karikatürize kötülük algılarından pek uzaklaşabilen karakterler değiller. The Witcher denince akla gelen en önemli faktör, elbette canavarlar oluyor. The Witcher: Sirens of the Deep‘in doyurucu bir canavar çeşitliliğine sahip olduğunu söylemek mümkün. Aksiyon sahneleriyle birlikte sunulan canavar dövüşlerinin çeşitli olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Görsel açıdan benim için tek sıkıntı çizim tarzı oldu. Animasyonlar belli bir kalitede olsa da bu tarz, benim The Witcher evrenine yakıştırdığım bir stil değil. Fazla canlı ve evrenin o soluk, bir o kadar da kasvetli havasından uzak hissetmeme sebep oldu.
Aksiyon sahnelerinde kullanılan müzikler, sanırım dizideki müziklerin aynısı veya yeniden yorumlanmış hâliydi. Herhangi bir rahatsızlık verdiklerini söyleyemem, ancak ne yazık ki aman aman bir iş çıkarılmış da değil; çoğu noktada idare ediyor. Müzikal sahneler, en çok beklediğim anlardan biriydi. Essi ve Dandelion’un söylediği şarkı tatlı olsa da beklentimin altındaydı. Essi için daha özel bir şey yazılması gerekiyordu diye düşünüyorum; neticede karakter bir ozan ve Dandelion kadar iz bırakmalıydı.
Genel olarak baktığımızda, ne yazık ki bir The Witcher işinde daha anlatılmak istenen yerine genel kitlenin anlayabileceği şekilde düzenlenen bir hikâye yapısı karşımıza çıkıyor. Elbette hikâyeyi herkesin anlayabileceği bir şekilde düzenlemek anlaşılabilir bir tercih olsa da hikâyenin temelini ve anlatmak istediklerini tamamen değiştirip bambaşka bir şeye çevirmek, bu evrenin hayranlarını doğal olarak rahatsız edecektir. Küçük Bir Özveri hikâyesi, benim için kitaplardaki en tatlı hikâyelerden biriydi, ama ne yazık ki animasyonun içinde okuduğum eserden birkaç ufak ayrıntı dışında hiçbir şey yakalayamadım dersem abartmış olmam.
The Witcher: Sirens of the Deep, evrenin hayranlarının hoşuna gitmeyecek, ancak genel kitlenin beğenebileceği bir yapım olarak akıllarda kalacaktır. “Akıllarda kalacaktır.” dediğime bakmayın, ana dizinin geldiği seviye öyle bir noktada ki bundan sonra çıkaracakları herhangi bir şeyin o kadar batması mucize olur. Eğer boş vaktiniz varsa kafa dağıtmak için izleyebilirsiniz, ancak bunu izleyip The Witcher evreninin derinliklerine inmeyi bekliyorsanız büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağınızı söylemem gerekiyor.
Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.





















Yorumlar