0

Geçtiğimiz günlerde Netflix’de yerini alan Trigger Warning, uzun süredir (neredeyse 8 sene) ekranlardan uzak kalan Jessica Alba’nın başrolünde yer aldığı bir aksiyon filmi. ABD ordusunda görev alan Parker (Jessica Alba), bir mağara göçüğü sonucunda hayatını kaybeden babasının kasabasına geri döner. Bu kasaba büyüyen Parker, bir yandan babasından kalan barı ne yapacağını düşünürken diğer yandan da babasının ölümünün bir kaza değil de cinayet olup olmadığını araştırmaya başlar. Bu süreçte ordudan arkadaşı olan Spider ve barın çalışanı Mike’dan yardım alan Parker, senatör Ezekiel ve oğullarının kendi babasıyla olan ilişkisini de araştırmaya başlar.

Trigger Warning Film İnceleme | Arakat Mag

Trigger Warning, 2014 yılında John Wick’in açtığı yoldan ilerlemek isteyen filmlerden. (Atomic Blonde, Kate ve Gunpowder Milkhsabe gibi) John Wick geldiğinde, Orta Asya’da bolca örneği olan aksiyon sinemasını Amerika’ya taşımış ve uzun süredir (belki de Constantine’den beri) eski şöhretinden uzak olan Keanu Reeves’i Matrix zamanlarındaki ününe kavuşturmayı başarmıştı. Aynı zamanda John Wick’in yönetmeni ve yapımcıları olan Chad Stahelski ve David Leitch’ın de kariyerlerine ivme kazandırmıştı. Trigger Warning ise bu formül ile yola çıkmış gibi gözükse de bunun tam tersi etkisini yaparak kariyer sonlandıracak bir filme dönüşmüş. Hem ilk büyük bütçeli (Hollywood için olmasa da yönetmen için) işini çeken yönetmen Mouly Surya hem de Jessica Alba için. Konu Jessica Alba olunca devam eden bir kariyerden bahsetmek mümkün değilse de, Alba bu filmle Hollywood’un kapılarını aralama amacı taşıyorsa kapı yüzüne kapandı gibi duruyor.

Trigger Warning’in iyi olan herhangi bir yanı mevcut değil, Senaryo filmin başından beri tahmin edilebilir düzeyde ve klişe, aksiyon sekansları kötü ve sıkıcı, görüntü yönetmenliği de ilgi çekici değil. Oyuncular da kötü olunca filmi neden izleyelim sorusu akıllara geliyor. Eğer çok büyük bir Jessica Alba hayranı değilseniz, cevabım tabii ki bu filmi izlemeyin. .

Senaryonun tahmin edilebilirliğinden bahsetmiştik. Filmin 10. dakikasında Parker’ın babasının bir kazaya değil bir cinayete kurban gittiğini görüyoruz. Film bize çok az karakter tanıttığı için kötü adamın kim olduğu hususunda aslında soru işareti bulunmamakta. Ama film bunu çok uzun bir süre gizem gibi korumaya çalışmış. Kim öldürdü gizemi yaratılmaya çalışılmışsa da toplam 3 karakter olan filmde kimin öldürdüğünü tahmin etmek de pek zor değil.

Trigger Warning Film İnceleme | Arakat Mag

Son yıllarda başarılı olan ama çokta iyi olmayan aksiyon filmlerinin (Bullet Train, Red Notice, The Gray Man) ortak özelliği vasat senaryoya, büyük aksiyon yıldızlarına, iyi aksiyon sekanslarına ve komediye sahip olmalarıydı. Bu onları iyi filmler yapmasa da en azından cuma gecesini cips kola eşliğinde izlenebilecek filmler yapmaktaydı. Trigger Warning’in en büyük eksiklerinden birisi de başarısız aksiyonun yanına başka bir unsur katamaması. Komedi ya da gerilim eklense film daha çekilebilir bir hale gelebilirmiş. Sadece aksiyon filmi olarak yola çıkıp, bu sahnelerin kalitesi de Arka Sokaklar tadında olunca elimizde koca bir hiç kalmış oluyor.

Film, ‘’başrolümüz herkese karşı’’ konseptinde olduğu için Jessica Alba’ya büyük bir görev düşüyor. Ve tabi ki Alba bunun altından kalkamıyor. 2000’li yılların ortalarında Sin City, Fantastic Four ve Machete gibi filmlerle ile kariyer zirvesini yaşayan Alba, kariyerinde hiçbir zaman iyi bir oyuncu olmadı. Daha çok güzelliği ile öne çıkan Alba, kariyerinin belli bir yerinden sonrasında ise tamamen iş insanı kimliğine büründü. Şu an 43 yaşında olan Alba hala çok güzel bir kadın ama hala da kötü bir oyuncu.

Aksiyon oyunculularının kendi dublörlüğünü yapmasının popüler olduğu şu günlerde, Alba’dan bir Keanu Reeves yada Charlize Theron çıkması mümkün değil. Belki romantik-komedilere ya da direkt komedilere dönme ihtimali var ama Alba, Hollywood’a dönmek için çok geç kaldı. Yeni jenerasyon için Jessica Alba ismi bir şey ifade etmezken eski jenerasyonda kendisine ne kadar kucak açar bilinmez. Ama siz Trigger Warning’e kucak açıp zamanınızı kesinlikle boşa harcamayarak Netflix kataloğunda dolaşmaya devam edin.

Batuhan Oğuz’un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi TwitterInstagramDiscord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

The Bikeriders: Kulüp, Çete ve Aşk

Mars Express: Yapay Zeka ve İnsan Çatışması

Batuhan Oğuz

Abang Adik: İnsanın İnsana Tutunma Çabası

Previous article

A Quiet Place: Day One: Kedi, Pizza ve Sevgi

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.