0

Ferit Karahan’ın 2. uzun metraj filmi ilk olarak 71. Berlin Film Festivali’nde izleyicilerin karşısına çıktı. Avrupa’dan fon alan film T.C. Kültür Bakanlığı‘ndan da hem yazı hem de proje desteği aldı. Türkiye’nin yabancı dilde Oscar aday adaylığında seyirci favorisi olmasına rağmen seçici kurul tarafından seçilemedi. Şimdilik tek tartışma konusu Oscar adaylığına seçilememesi olsa da vizyona girdikten sonra seyircileri böleceğini düşünüyorum. Benim de 32. Ankara Film Festivali‘nde izleme şansı bulduğum film, görebildiğim kadarıyla seyircinin büyük beğenisi ile karşılaştı. Genel kanı Okul Tıraşı‘nın bu seneki en iyi Türk filmi olduğu yönünde. Maalesef yerli sinemamıza yeteri kadar hakim olmadığım için bu konuda bir şey söylemem güç ama filmi yerli sinemadan kopuk olarak değerlendirebilirim. Fakat bu senenin en iyi Türk filmi olmanın da herhangi bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

Doğu’da yatılı bir okulda geçiyor hikayemiz. Yusuf ve Memo aynı odada kalan 10’lu yaşlarda iki çocuktur. Haftalık banyo gününde Memo ‘’yaramazlık’’ yaptığı için soğuk suyla yıkanma cezası alır. Ertesi gün hastalanan Memo’ya bakmak Yusuf’a düşer. Yusuf, okulun sert hocalarını ikna etmeye çalışırken biz de doğudaki bir yatılı okulun bir gününe şahit oluruz. Yusuf, hocaları ikna etmeye çalışırken öğretmenler de hem oradaki hayat koşullarıyla hem de birbirleriyle mücadele ederler.

Filmimizin başrolü Yusuf’u oynayan Samet Yıldız’ın üzerine kaldırabileceğinden fazla bir yük binmiş. Pek fazla diyaloğu olmadığı için oyunculuğu çok sırıtmıyor fakat özel, akıllarda kalıcı bir performans da yok. Hollywood’un en iyi yaptığı şeylerden biri de çocuk oyuncuları kullanmadaki maharetidir. Türk sinema ve dizi endüstrisinin en kötü olduğu yerlerden biri de çocuk oyuncular. Filmde çok fazla çocuk olsa da çoğu figüran rolünde. Hikâyeye giren, diyaloğu olan birkaç çocuk var onlarda ne sahneyi yükseltiyor ne de düşürüyorlar. Filmdeki çocukların görebildiğim kadarıyla herhangi bir oyunculuk eğitimi yok. Çoğu filmin çekildiği okuldaki öğrenciler. Sadece başrolümüz Samet Yıldız farklı bir şehirden gelmiş.

Filmdeki öğretmenler ise son zamanlarda bir Türk filminde gördüğüm en iyi oyunculukları bize izletiyor. Çok fazla öğretmen olduğu için tek tek hepsinden bahsetmeyeceğim ama gerçekten çok iyiler. Maalesef hepsi kendi öğrencilik zamanlarımızdan tanık olduğumuz öğretmenler. Öğrencilere ve birbirleriyle olan iletişimleri izleyen herkesi kendi anılarına götürecektir. Burada bir ismi öne çıkarmak gerekirse o da Ekin Koç olur. Açık ara filmdeki en iyi oyunculuk kendisindeydi.

Filmin yönetmeni Ferit Karahan iken senaryo ise Karahan’la birlikte Gülistan Acet’e emanet. Görüldüğü kadarıyla senaryodaki aslan payı Gülistan hanımda. Kendisi filmi biraz daha komedi tonunda yapmak isterken Karahan filmi daha karanlık ve realist bir yöne götürmüş. Çok da doğru yapmış açıkçası. Türkiye standartlarına göre ortada çok iyi bir senaryo var.

Film 80 dakika olsa da kesinlikle çok daha uzun hissettiriyor. İlk 30 dakikanın baya bir zayıf olduğunu söyleyebilirim. Ne zaman ki öğretmenler işin içine tamamen giriyor film o zaman sizi sürüklemeyi başarıyor. Fakat bu kadar kısa bir filmde altın değerinde olan zaman verimli bir biçimde kullanılamamış.
Film Ferit Karahan’ın 2. uzun metrajı. İlkini izlemediğim için sadece bu film özelinde yorumlar yapacağım. Türkiye’deki çoğu yönetmen gibi Karahan da Tarkovski’nin adımını izleyenlerden. Türk sinemasının 2000 sonrası döneminde en öne çıkan yönetmenler genellikle festival yönetmenleri. Bu yönetmenler daha çok realist ve durağan filmler çekenler. Ferit Karahan da bunlardan biri. Fakat görsel becerisi düşük. Filmde görsel olarak veya çekim teknikleri açısından sizi etkileyebilecek sadece iki sahne var. Açılış ve kapanış banyo sahnesi. Aslında orada da görsellikten çok olan olaylarla sizi etkiliyor. Çok iyi çekildiğini söyleyemem. Şimdilik Ferit Karahan’ın Türk sinemasına katabileceği yeni bir şey varmış gibi durmuyor. Klasik festival yönetmenlerinden birisi daha.

Filmin derdi Türkiye’deki eğitim sistemi. Film doğuda geçse de Türkiye’nin her tarafında aynı manzaraları görmek mümkün. Buradaki sıkıntılar doğuya has bir şey değil. Temel sıkıntının imkân ve kalite yetersizliği olduğu aşikarken birde bunun üzerine sıkıntılı öğretmenler eklenince okul hayatı filmde olduğu gibi cehenneme dönüyor. Bu ülkenin en büyük problemlerinden birisi eğitim sistemi. Fakat buna değinen çok fazla film yok. Okul Tıraşı seçtiği konu itibariyle kesinlikle izlenmesi gereken ve çok fazla sıkıntısı olmasına rağmen kuvvetli bir senaryoya sahip.

Genel kanı Okul Tıraşı‘nın bu seneki en iyi Türk filmi olduğu yönünde. Açıkçası bunun bir değeri yok. Hollywood’u geçtim Türk sinemasının Avrupa ve Asya sineması ile arasında kapanması mümkün gözükmeyen devasa bir makas var. Okul Tıraşı bu senenin iyi yerli filmlerinden biri fakat dünya sinemasına vurduğumuzda bir karşılığı yok. Film Oscar aday adayı olabilseydi ben de şansı olacağını düşünüyorum fakat bunun tek sebebi Türk eğitim sisteminin yetersizliğinin yabancılar için ilgi çekici olması. Yoksa filmin sinemasal açıdan edinebileceği bir yer yok. Eğer festival filmlerini seviyorsanız ya da okul yıllarına dönmek istiyorsanız şans verin. Fakat festival filmleri ile aranız yoksa Okul Tıraşı bunu değiştirebilecek bir film değil.

6

Batuhan Oğuz

İki Şafak Arasında: Sıcak Buhar Etkisi #AFF

Previous article

Happening ”Kürtaj”: İstenmeyen Gebelik #AFF

Next article

You may also like

Comments

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *