0

Lynne Ramsay, bu yıl Cannes’da Ana Yarışma seçkisinde yer alan yeni filmi Die My Love ile sinemaya geri döndü. Yönetmenin yaklaşık sekiz yıl önce You Were Never Really Here ile ara verdiği kariyeri, her zamanki maharetlerini gösterdiği bu Ariana Harwicz uyarlaması ile devam ediyor. Yazarın aynı adlı romanından beyaz perdeye taşınan Die My Love, bir taşra evine yerleşen bir çiftin psikoseksüel gerilimlerini Grace karakteri üzerinden işliyor. Başrollerde ise Jennifer Lawrence ve Robert Pattinson yer alıyor.

Die My Love Film İnceleme Arakat Mag 2025 Filmekimi Lynne Ramsay Jennifer Lawrence Robert Pattinson Sissy Spacek MUBI

Büyülü ve Mesafeli Bir Depresyon Anlatısı

Lynne Ramsay‘in kamerası hep güzelin içindeki çirkini keşfetmeye çalışır. Yönetmenin Ratcatcher‘da kokuşuk getto atmosferini saf bir büyüme hikayesine çevirmesi veya Morvern Callar‘da sıkıcı günlük yaşam rutinini zengin bir kimlik keşfine ön ayak olarak belirlemesi, onun tezatlıklara dair hakimiyetine güçlü birer örnek. Ramsay‘in lirizmin içini kirletme kabiliyeti, kısa filmi Swimmer‘da da net bir şekilde görülür. Yönetmen, bir adamın yüzme eylemini varoluşsal bir araftalık olarak ele alır ve karakteri doğanın eşsiz gürültüleri ile çevreler.

Ele aldığı insanları içinde bulundukları mekan üzerinden tanımlamaya, bazense soyutlamaya çalışan Ramsay‘in anlatıları, beklenmedik seviyede ilginç mahremiyet anlarından oluşur. Die My Love‘da bir kadının korumaya çalıştığı medeniyetini tavizsiz bir ilkellik ile kuşatan yönetmen, yine benzer sularda geziyor. Zira Grace için koruması gereken sınırlar, çocuğunu doğurduğunda gittikçe belirsizleşmeye başlıyor.

Harwicz‘in kitabında karakterin yaşadığı karmaşa, olağanüstü bir bilinç akışı anlatımı ile yansıtılıyordu. Grace’e yeri geldiğinde istediği gibi davranmasına izin veren, ancak öteki anlarda onu durmadan yargılayan modernite anlayışı, sessizce direnilen bir güce dönüşüyordu. Karakter; insanların -ve dolayısıyla okuyucunun- ondan beklediği hassasiyetleri sıklıkla reddediyor, bazen kendini kaptırıp en kabul görmüş tabulara karşı nefret kusuyordu. Kendi kafasının içinde savaştığı şeytanlar, kimi zaman annelik görevlerinden başka bir şey olmazken, bazense hayatta verdiği tüm kararların ezici birikmişliğiyle dolup taşıyordu.

Geber Aşkım Film İnceleme Arakat Mag 2025 Filmekimi Lynne Ramsay Jennifer Lawrence Robert Pattinson Sissy Spacek MUBI

Yalnızlığın Anatomisi

Harwicz, Anthony Burgess gibi yazarların provokatif dilinden yararlanarak nefreti entelektüel bir mücadele yöntemine çeviriyordu. Grace, öngörülemeyen anlarda öyle haklı nidalar savuruyordu ki, onu okuyucudan başka kimsenin duyamıyor oluşuna dertleniyordunuz. Harwicz‘in romanı, hiç şüphesiz patriarkal düzenin ve görünmez kurallarının en güçlü yapıbozumlarından biri; hem dürüst hem de karşı konulamaz şekilde yaratıcı bir başkaldırı.

Ramsay, romanın halihazırda etkileyici olan karakter çalışmasını meditatif ve aynı zamanda anksiyete dolu bir yorum ile ele alıyor. Her şeyden önce yönetmenin buradaki amacı, karakterin yaşadığı sayısız kırılma anına ve psikolojik buhrana dair bir teşhis koymak değil. Dolayısıyla, Ramsay‘in gözlemci kamerası ve analojik anlatımı, karakteri belli bir çerçeveye sıkıştırmaktansa çöküşünü ilginç bir mesafe ile izliyor. Zira, cırcır böceklerinin ve bebeğinin bitmek bilmeyen gürültüleri arasında aklına mukayyet olmaya çalışan Grace’in sorunları, sadece lohusa sendromu ile tanımlanacak kadar basit değil.

Modernitenin sahte nezaketine ve sakladığı gerçeklere büyük bir tiksinti besleyen Grace, o anlamsız yaşam rutininde kayda değer bir öz aramaya çalışıyor. Bunu bazen kayınpederinin sessiz çöküşünde buluyor, bazense gecenin bir yarısı karşılaştığı yorgun atın gözlerinde. Bu açıdan Ramsay‘in bu depresif yaşama bakışı, beklenmedik zamanlarda büyülü karşılaşmalar vadediyor. Yönetmen, kitapta yer almayan veya o laf kalabalığının arasında kaybolan yalnızlık anlarında heyecan verici sahneler yakalıyor. Mesela, Grace’in sulu boya ile sütünü karıştırarak resim çizdiği sahne veya buzdolabının içine oturup öylece kocasının işten gelmesini beklediği an, bunlara örnek olarak verilebilir.

Die My Love Film İnceleme Arakat Mag 2025 Filmekimi Lynne Ramsay Jennifer Lawrence Robert Pattinson Sissy Spacek MUBI

Gözlemciliğin Bastırdığı Sürrealite

Die My Love, sunduğu kadın direnişini yaratıcı bir realizm ile resmediyor olsa da, karakter ile aramızdaki mesafe her zaman doğru ayarlanamayabiliyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri, Ramsay‘in Harwicz‘e kıyasla çok daha görsel bir gözlemciliğe yönelmiş olması. Karakterin kafasından geçenleri bu nedenle tam olarak anlayamıyor, yaşadığı çöküşü stereotipik bir “sinir eşiğindeki kadın” temsiline yakın bulabiliyoruz. Hele ki kitabı okumamış olanların aradaki boşlukları doldururken zorluk çekeceği bu kesikli anlatı, lineer bir hikaye anlatımı sergilemediği için kimilerini fazlasıyla yorabilir.

Harwicz, gitgide karanlık hale gelen anlatıya sürreal sekanslar ile direnmeye çalışıyordu. Ancak karakterin bir hayvan gibi yaşamaya özenerek gösterdiği ilkelleşme dürtüsü, gündüz düşünü andıran bu sekanslarda nadiren zenginleşiyordu. Maalesef aynı sorun Ramsay‘in filminde de var. Grace’in çırılçıplak bir şekilde yanan ormana doğru ilerlemesi veya evinin önünden geçen motosikletli bir yabancıya ilgi duyması, seyircide tam anlamıyla karşılık bulmayan fikirlerden yalnızca bazıları. Yönetmen, karakterin bir köpek gibi emekleyerek kocasına yaklaştığı ve onu uzun uzun kokladığı anlarda bu kimlik kaybını görselleştirse de, bizi onun arzularına pek ortak edemiyor.

Her şeye rağmen, Ramsay‘in yaşayan bir dünya kurma becerisi halen büyülüyor. Evin içinde ve dışında geçen sahnelerdeki müzik sesi, bebek ağlamaları, rüzgar uğultusu gibi detaylar üst üste binerek harika bir görsel-işitsel mekan tasviri sunuyor. Bu açıdan, aynı Grace gibi biz de seyirci olarak nadir anlarda nefes alabiliyor, o kimsesiz arazinin ortasında yalnız hissetmekten kurtuluyoruz. Ancak böyle anlar, Grace’in her şeyden soyutlandığı ve çareyi kendine zarar vermekte bulduğu sahneler ile hızlıca kayboluyor.

Geber Aşkım Film İnceleme Arakat Mag 2025 Filmekimi Lynne Ramsay Jennifer Lawrence Robert Pattinson Sissy Spacek MUBI

Özgürleşmenin Buruk Yankıları

Ramsay‘in her an çirkinleşebilen bir anlatı kurması, karakterin dengesizliğini yansıtmak konusunda oldukça yerinde bir tercih. Çünkü filmde gördüğümüz rahatlama anları, en nihayetinde Grace’in bir süreliğine bu karanlığı bastırmak için yaptığı performanslardan ibaret. Yine de Ramsay, onun sıkışmışlığını ekstradan vurgulamak yerine, bu izolasyonu yaratanları hicvetmeyi tercih ediyor. Özellikle Pattinson‘ın canlandırdığı Jackson karakteri, satirik bir yaklaşımla ele alınarak cehaletinin boğuculuğu hafifletilmeye çalışılıyor. Karakterin temelsiz müzik sevdası ve karısıyla empati kurma konusundaki beceriksizliği, böyle anlarda ortaya çıkarak erkek-kadın dinamiklerini muzip bir dengesizliğe çeviriyor.

Die My Love‘ı izlerken kimi zamanlarda tekrara binen ve bizi zaten bildiğimiz gerçeklere yine şahit etmek isteyen anlarda kitabın incelikli anlatısına sığındım. Bu nedenle bazı sahneleri sinematik temsilleri haricinde düşünmeyi başarabildim. Ancak çoğu izleyici için bu kaçış yöntemi, pek erişilebilir olmayabilir. Zira, kitaba çoğu açıdan sadık kalan Ramsay‘in asıl numaraları, kaynak eseri uyarlarken o dağınıklığı zapt edebilme yetkinliğinden doğuyor. Evin izolasyonu, karı-koca dinamiklerinin kaotizmi ve Grace’in sessiz direnişi gibi noktalar, Ramsay‘in yaratıcı kurgu hamleleriyle bir araya geliyor. Beklenmedik atlamalar ve uzayıp giden rahatsız edici sahneler, yönetmenin anlatı üzerindeki hakimiyetini her açıdan gösteriyor. Ancak edebi bir anlatım tercih etmemesinin dezavantajları, senaryonun metinsel bir doygunluk talep ettiği zamanlarda kendini gösteriyor. Bu nedenle Die My Love, sinematik bir yaklaşımı takip ederken bazı gerekli senaryo müdahalelerinden yoksun kalıyor.

Lawrence‘ın inanılmaz performansı, Grace’in kaybolmuşluğunu perdeye taşırken büyük oranda yeterli oluyor; fakat yine de gözlemci yapının bazen kendini geri çekmesi gerekiyor. Açıkçası, Ramsay‘in bu “moderniteden kopuş” öyküsünü en sonda çiğ bir kadın dayanışması temasına vardırmasından da pek memnun değilim. Hiçbir şeyle, hatta kendiyle dahi uzlaşamayan Grace’in onaylanması bu kadar kolay gerçekleşmemeliydi diye düşünüyorum. Karakter, cayır cayır yanan ormanın içinde belki yıllardır ilk kez kendi yarattığı bir şeyden memnuniyet duyuyorken, onun özgürleşmesini daha iyi hissedebilmek isterdim.


Tunahan İbiş’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Hedda: Aslından Geriye Ne Kaldı?

Young Mothers: Birbirine Tutunan Kadınlar

Tunahan İbiş
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği öğrencisi. Tam zamanlı izleyici, yarı zamanlı sinema yazarı ve editör.

The Smashing Machine: Uzaktan Sızlatan Darbeler

önceki yazı

Nouvelle Vague: Sadık Bir Taklit

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir