0

Yılın o vakti geldi. House of the Dragon uzun bir aranın ardından ikinci sezonuyla geri döndü. Ejderha Hanesi olarak tanıdığımız Targaryenlar’ın iç savaşına odaklanan dizimiz, bu sezon yalnızca sekiz bölümden oluşacak. Gerek ilk sezonuyla gerek Game of Thrones dönemi boyunca çıktığı her hafta internet gündemini meşgul etmeyi başaran eserimiz, gelen ilk yorumlara göre bu özelliğini koruyacak gibi görünüyor. İncelemeye geçmeden bir uyarı yapmam gerekirse, yazının devamı bölüm hakkında spoiler içeriyor olacak. Keyfinizin kaçmasını istemiyorsanız lütfen bölümü izledikten sonra yazımızı okuyun. Onun dışında, Westeros semalarına bir giriş yapalım!

Lucerys’in Ardından

İkinci sezona, Game of Thrones‘un son sezonundan beri uğramadığımız Kuzey topraklarında başlıyoruz. Birinci sezon finalinde kararlaştırıldığı gibi, Prens Jacaerys desteklerini istemek için ejderhasıyla önce Vadi Topraklar’ına, ardından Kuzey’e gitmek için yola çıkmıştı. Ramin Djawadi‘nin efsaneleşmiş bestelerinden biriyle Kuzey topraklarının üzerinde dolaşmamızın ardından, büyük buluşmaya geliyoruz. Tom Taylor’ın canlandırdığı Creagan Stark ile Jacaerys’in konuşma sahnesi, geçmişe ufak bir atıf, geleceğe ise bir selam duruşu şeklinde ilerlerken, Lucerys’in ölümünün diyarda yarattığı yankılara geçiyoruz.

Ejderhakayası’na döndüğümüzde, haliyle buhranlı bir hava bizi karşılıyor. Özellikle bu noktada Prenses Rhaenys ve Daemon’un konuşmasını çok beğendim. Karakterler arası bakış açısını izleyiciye aktarmayı başarırken, Rhaenyra’nın içerisinde bulunduğu durumu kusursuz şekilde özetler nitelikteydi. Rhaenyra’ya geçmeden önce, Rhaenys ve Daemon cephesinden devam etmek gerekirse, özellikle konuşmaları boyunca Daemon’un isteklerinin karşılık bulmamasının yanı sıra, ilk sezondan beri sesli olarak belirtilmese de yapılan davranışlarla vurgulanan “Sen kral değilsin” cümlesi, sezonun kalanı için aslında Daemon’un hal ve tavrını özetler nitelikte olacak gibi duruyor. Rhaenyra ise yaşadığı çaresizliği ve çektiği acıyı izleyiciye çok net bir biçimde geçiriyor. Babasının ölümüyle başlayan süreçte, yaptığı düşüğün hemen akabinde oğlunun ölümü de eklenince, doğal olarak karakter mental olarak darmaduman oluyor. Burada vurgulamam gereken bir şey varsa, Emma D’Arcy‘nin oyunculuğudur. Neredeyse hiç replik kullanmadan bu kadar şey anlatabilmesi büyük bir alkışı hak ediyor.

Kral’ın Şehri’ne geldiğimizde ise yaşananlar biraz beklentilerimin tam tersi şekilde gelişti. Sezon öncesi, özellikle Alicent özelinde biraz panik havası yaşanabileceğini düşünüyordum. Ejderhakayası’nın aksine, olay hakkında burada üç farklı görüş açısına sahibiz. Aegon beklenildiği gibi durumdan çok memnun, Otto bunun bir gençlik ateşi olduğundan bahsediyor, Alicent ise… Alicent bunun ne kadar yanlış olduğunu savunsa da Aemond’un bunu rövanşist bir bakış açısıyla yaptığından bahsediyor. Alicent bu noktada bana biraz tutarsız gelmeye başladı.

House of The Dragon 2.Sezon: Birinci Bölüm İncelemesi Arakat Mag

Hamleler Ve Sonuçları

Bölümün en önemli olaylarından biri elbette Alicent ve Cole ilişkisiydi. Anlaşılan o ki, ilk sezonda Rhaenyra tarafından tabiri caizse namusu kirletilen Criston Cole hızını alamamış. Arkasına saklandığı şövalyelik onurunun aksine, bulunduğu her çirkinliğin kalıbını almayı başaran karakter anladığımız kadarıyla Yüce Kraliçesi’ni her açıdan onurlandırmaya devam ediyor. Alicent özelinde bu olayı değerlendirmek gerekirse, tutarsız davranmaya devam ediyor. İlk sezondan beri dile getirdiği, erkeklerin oyununda kadın olarak verdiği varoluş mücadelesi her seferinde patlamaya devam ediyor. Rhaenyra’yı yargıladığı konuların kendi başına geldiğinde mum yakıp af dilenerek geçeceğini düşünmüyordur, umarım.

Kral ve Kraliçemiz’e gelmek gerekirse, izleyici olarak Helaena’nın görüşlerinin sonuca ulaştığını görmesek de tatlı Kraliçemiz ne yazık ki defalarca olduğu gibi kimse tarafından ciddiye alınmıyor. Aegon ise bana kalırsa “karakter” olarak izlemesi çok keyifli bir noktaya doğru gidiyor. Tıpkı Game Of Thrones‘un Joffrey’si gibi asi bir kral olma yolunda ilerleyen karakter üzerinde kurulan baskılardan rahatsız bir durumda. Bölüm içerisinde gördüğümüz Daemon’un Kral olmadan Kral gibi davranmasının aksine Aegon’a yapılan “Kral gibi davran” yakıştırmaları, bölümün kendi içerisinde yakaladığı tatlı paralelliklerden biri.

Gelelim Daemon ve White Worm görüşmesine. Rhaenyra’dan aldığı “Aemond Targaryen’i istiyorum.” talimatı üzerine Daemon’un harekete geçtiğini görüyoruz. Kitaplarda meşhur “Kan ve Peynir” olarak bilinen Buz ve Ateşin Şarkısı evreninin en vahşi olaylarından biridir. “Oğula karşı oğul” karşılığıyla yapılan bu hamle temelde biraz değişiklik içerse de sonuç olarak bir farklılık bulundurmuyor. Kızıl Kale’nin içerisindeki “Maegor’un Tünelleri” olarak bilinen gizli geçitleri kullanarak içeri sızan ikilimizin kendilerini Helaena’nın odasında bulduğunu görüyoruz. Aemond’u bulmak için gelen ikilinin elleri boş dönmemesi için Kral’ın varisini öldürdüklerini gördüğümüz bu sahneler, aslında Dans’ın ne kadar çirkinleşebileceğinin ilk adımlarını izleyiciye gösteriyor.

House of The Dragon 2.Sezon: Birinci Bölüm İncelemesi Arakat Mag

Son Bir Toparlama

Bölümü genel olarak çok beğensem de “Kan ve Peynir” kısımlarının beklentimi karşıladığını söyleyemem. Bunun kitapta anlatılanlardan farklı bir biçimde gösterilmesiyle alakası yok ama. Sahnenin oluşturulma biçiminin biraz üstünkörü ve hızlı geçiştirildiğini düşünüyorum. “Ejderhaların Dansı” olarak adlandırılan bu dönemin mihenk taşlarından biri olan bu olayın üzerinde çok daha fazla durulması gerekiyordu. Sezon öncesi yapımcılar tarafından anlatılan “Kızıl Düğün kadar büyük bir olay” benzetmesi de pek doğru değil açıkçası. Sahne gerçekten çok rahatsız edici ve dehşet verici olsa da kurgulanma biçiminden dolayı pek vurucu hissettirmiyor.

İki yıldır beklediğimiz House of the Dragon‘un ilk bölümü bir çırpıda bitti gitti! Bölümü oldukça beğensem de, son kısımlarından dolayı muhtemelen hayranlar tarafından hafif olumlu izler taşımayacak gibi görünüyor. Ayrıca incelemede bahsetmesem de artık yeni bir jeneriğe sahibiz. Geçen sezonun açılışının aksine, ben bu jeneriğin sanat tarafının daha güçlü olduğunu ve ayrıntıları yakalamanın daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bölüm hakkında düşüncelerinizi sosyal medyada paylaşmadan önce lütfen spoiler uyarısı koymayı unutmayın. İşlerin daha da kızışmaya başlayacağı, kaoslarla dolu geri kalan yedi haftada görüşmek üzere!

House of the Dragon, şimdi yeni sezonuyla birlikte BluTV ve TOD’da yayında.

Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

House of the Dragon – Birinci Sezon Finali

Ali Can Bartu Sakarya

Presumed Innocent: 1. ve 2. Bölüm İncelemesi

Previous article

The Bikeriders: Kulüp, Çete ve Aşk

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.