0

2019, oldukça zengin ve görkemli film skalasıyla sinema sanatına doyduğumuz harika bir seneydi. Popüler yönetmenlerden sanat filmlerine o kadar nitelikli işler ortaya çıkmıştı ki ödül törenlerinde kesinlikle bazı filmlerin hakkının yenileceği ön yargısı oluşmuştu. Buna rağmen, 2019’un Mayıs ayında, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandığında Bong Joon-ho’nun Parasite filmi yalnızca bir film olarak değil, modern bir başyapıt olarak sinema tarihine adını kazıdı. 

Prömiyerinin ardından dünya çapında büyük yankı uyandıran film, Güney Kore hatta genel olarak Asya sinemasının küresel düzeyde hak ettiği ilgiyi görmesini sağladı. Ayrıca Parasite, öyle bir filmdi ki Altın Palmiye ile yetinmedi. 2020’de düzenlenen 92. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film Oscar’ını kazanan yabancı dilde yapım olarak bir ilke imza attı. Üstelik, ana akım yönetmenlerden kendisi kadar kaliteli alternatif yönetmenlere uzanan oldukça güçlü rakiplerine rağmen. Aynı gece, En İyi Yönetmen, En İyi Orijinal Senaryo ve En İyi Uluslararası Film ödüllerini de kazanarak, bir gecede dört Oscar’ı evine götürdü. 

Belki de bu kadar ödül fazlaydı. Nitekim bir filmin değerini ölçerken aldığı ödülleri tek parametre olarak kullanmak oldukça sığ bir bakış açısı. Parasite‘ın insanların aklında sıradan bir “Oscar şampiyonu” film olarak kalması, filmin sarsıcı doğasını hafife almak olurdu. Parasite, tüm bu festivallerden ve ödüllerden bağımsız olarak bir ustalık eseri. Bong Joon-ho’nun filmografisini incelediğimizde Parasite‘ın yönetmenin kariyerinde özel bir yere sahip olduğu aşikar. Parasite, Bong Joon-ho‘nun yönetmenlik dehasını arşa çıkardığı film ve onun yıllardır işlediği ana temaların en olgun, en rafine ve en çarpıcı noktası.

Parasite Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Bong Joon-ho’nun Filmografisinde Parasite

Bong Joon-ho‘nun sinemasına bakınca toplumsal eleştiriyi ve gerilimi ustalıkla birleştiren, bunu yaparken de yeni şeyler denemekten çekinmeyen cesur bir yönetmen görüyoruz. Onun sineması; mizah ile trajediyi, yer yer fantastiğe kaçan bilimkurgu ile sert gerçekçiliği, sahici bir anlatı ile ironiyi girift hale getiren katmanlı yapısıyla bilinir.

The Host‘un devasa bir canavar hikayesinin ardına gizlenmiş hükümet eleştirisiyle Bong Joon-ho‘nun politik alt metinlere duyduğu ilgi apaçık ortaya çıktı diyebiliriz. Sınıfsal ayrımlar, kapitalizmin keskin sınırları, çok uluslu şirketlerin acımasızlığı ve kapitalist sömürü filmlerinin her birinde bir metafor olarak önümüzde. Neticede sanat, doğası gereği protest ve muhaliftir. Kendi sanatını da bu açıdan özgürce kullanan Bong Joon-ho‘nun vizyonu ve eleştirel kapasitesi takdir edilesi.

Tüm bu eserler bir araya getirildiğinde, Parasite yönetmenin en rafine, en minimalist ama aynı zamanda en güçlü filmi olarak öne çıkıyor. Bong Joon-ho, bunca zamandır oluşturduğu sinema dilinde en iyi eserini ortaya koyuyor. Başlangıçta oldukça eğlenceli bir kara komedi olarak ilerleyen film, gerilim ve trajediye evrilerek izleyiciyi sarsıyor. Yönetmenin önceki işlerinden farklı olarak bu kez herhangi bir bilim kurgu veya fantastik unsur taşımıyor, bu parazit tam anlamıyla gerçek dünyaya yerleşiyor ve korkutucu derecede gerçek bir hikayeyi anlatıyor.

Parasite; kapitalizmin sınıfsal uçurumlarının, iktidarın görünmez baskısının ve toplumsal yapının bozukluklarının sinematik bir otoportesi. Yönetmenin imzası haline gelen mizah-gerilim dengesini harika bir terazide tutarak izleyiciyi hem eğlendiriyor hem de içini sıkan bir farkındalıkla baş başa bırakıyor.

Parasite Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Akıllıca Kurulmuş Bir Tonlama

Bunca politik çatışmaya ve mesajlara karşı Parasite, ilk yarısında neredeyse bir “soygun komedisi” türüne benziyor. Kim ailesinin Park ailesinin evine sızma süreci, detaylı ve akıcı sinematografiyle birleşince eğlenceli bir dolandırıcılık hikayesi gibi anlatılıyor. Kim ailesinin kurnazlıklarını izlemek keyifli, sahne kompozisyonları tempolu ve filmin akışı oldukça doğal. Bununla beraber Park ailesinin saflığı ve filmin mizahi yönü birleştiğinde Parasite, kesinlikle mesaj kaygısı güden kasıntı bir sanat filmi olarak nitelendirilemez. Ancak ilk yarısındaki eğlenceli tonda bile, alt metinde sınıfsal adaletsizliğin izleri hissediliyor. Kim ailesi ne kadar eğlenceli ve kurnaz olursa olsun, aslında çaresizlik içinde çırpınan insanlardır. Üzerlerinde sınıfsal hiyerarşinin getirdiği bastırılmış öfkeyi taşırlar. Park ailesiyle aralarında yüzeyde nezaketle bezeli bir ilişki vardır fakat buzdağının görünmeyen yüzünde bıçak sırtı bir gerilimin sinyali de verilir. 

Bodrumun keşfiyle birlikte, filmin neşeli temposu keskin bir virajla bir kabusa dönüşür. Moon-gwang’ın eve gelmesi ve bodrumda saklanan kocasının ortaya çıkışıyla filmin ilk keskin kırılma noktası gerçekleşir. Bu karakterlerin çatışması klasik bir sınıf öyküsü anlatısındansa alt sınıfın kendi arasında nasıl bölündüğünü gözler önüne serer. Moon-gwang ve kocası Kim ailesi için doğrudan bir tehdittir. Parazitler çoğalır, sistem içinde ezilenler birbirlerini ezmeye çalışırken asıl iktidar sahipleri kayıtsız hayatlarına devam ederler. Öfke, kin, baskı ve aşağılanmalar, duvarları ve kokuları aşan, bastırılsa da en ufak bir kıvılcımla patlamaya hazır bir yanardağ gibi, film boyunca kaynamaya devam eder. 

Parasite‘ın komedi unsurlarını tamamen terk edip doruk noktasına ulaştığı kısım, finalin oldukça küçük bir kısmını kapsıyor. İlginç bir akış hızı tercihi gibi gözükse de her şeyin bir anda gerçekleştiği doğum günü partisi sahnesi kapitalizmin “komik hırsızlık oyunları” olmadığı, gerçekte kan ve trajedi getirdiğini sert bir şekilde vurgulamak için yeterli süreye sahip ve seyirciyi şoka uğratıyor.

Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Sistemi Meşrulaştırma ve İçselleştirme

Bong Joon-ho’nun Parasite‘ının en çarpıcı unsurlardan biri, emekçi sınıfın bireysel çıkarlar uğruna nasıl birbirlerine düşman kesildiğini gözler önüne sermesidir. Kim ailesi ve eski hizmetçi Moon-gwang’ın ailesi, hiyerarşideki benzer konumlarına rağmen, sınıf dayanışması içinde olmak yerine birbirlerine tehditler savurup birbirlerini sabote etmeye çalışırlar. Bu durumun altında emekçi sınıfın “eğitimsiz” olmasındansa daha derin psikolojik mekanizmalar vardır: Sistemi meşrulaştırma ve baskıyı içselleştirme.

Moon-gwang ve Kim ailesi, aslında aynı sınıfsal kaderi paylaşan, sistemin çeperlerinde kalmış bireylerdir. Fakat burada dayanışma göremeyiz, tam tersine iki aile birbirlerini tehdit olarak görmeye başlarlar. Filmin temel trajedilerinden biri olarak iki aile de sistemin kendileri üzerindeki baskısını doğrudan sorgulamak yerine, var olan konumlarını korumaya yönelik bireysel bir savaşın içine sürüklenirler. 

İnsanlar, adil ve tahammül edilebilir bir dünyada yaşadıklarına inanmaya psikolojik olarak ihtiyaç duyarlar. Bu sayede kendi hayatları üzerinde kontrol sahibi oldukları illüzyonuyla güvende hissederler. Bu yüzden, iç grup çıkarlarına ters düşse bile içinde bulunulan aile, kurum, organizasyon, sosyal düzenlemeler gibi her türlü sistemi hakça yani meşru algılama eğilimindedirler. Dezavantajlı konumda olsalar bile bu düzeni sürdürmeye ve yerlerini korumaya yönelik davranışlar sergileyebilirler.

Sosyal psikolojide sistemi meşrulaştırma teorisi olarak bilinen bu kavram, Parasite’da en çıplak haliyle Kim ailesi ile Moon-gwang’ın ailesinin birbirine karşı tutumunda görülür. Park ailesine karşı kimse “haddini aşmaz” ve görünmez çizgileri geçmeye çalışmaz. Onlara sadakat önemlidir. Moon-gwang, Kim ailesini ifşa etmeye çalışırken bunu Park ailesine yaranmak için yapar. Benzer şekilde, Kim ailesi de keskin hiyerarşik sistemi temelden sorgulamak yerine, o sisteme parazit gibi sızarak hayatta kalmaya çalışır. Kimse büyük resmin farkında değildir. Esas mesele sistemi değiştirmek değil, sistemde kendilerine yer açabilmek ve küçük rollerini koruyabilmektir. Böylece zenginler de kendi iktidarlarını sessizce korumaya devam edebilir.

Bong Joon-ho burada, klasik bir “zenginler kötü, yoksullar iyi” anlatısı kurmaz. O kadar siyah beyaz ve yüzeysel bir eleştiri içerisinde değil. Bunun yerine, sistemin işleyişi, grupları birbirine nasıl rakip olarak konumlandırdığı ve bireyleri nasıl manipüle ettiğini salt gerçekçiliğiyle gözler önüne serer. Parasite, kapitalizmin en acımasız gerçeklerinden biri olan sınıfsal bölünmenin nasıl yaratıldığını ve sürdürüldüğünü gösteren, çarpıcı bir sistem eleştirisidir.

Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Yankı Odaları ve Algı Yanılgısı

Filmin ilk yarısında Park ailesinin, Kim ailesinin tüm yalanlarına ve aldatmacalarına kanması, onları aptal göstermek için bilinçli bir teknik kullanılıp kullanılmadığını sorgulatıyor. Oysa durum bundan oldukça farklı. Park ailesinin hayatı lüks, estetik ve stabilite içinde akıyor. Devasa odaları ve camları olan, estetik açıdan kusursuz, malikane gibi bir evde yaşıyorlar. Özellikle yağmur yağdığı zaman bahçelerinin üzerine düşen su damlaları, toprak kokusu, romantik bir atmosfer ve estetik bir şölendir onlar için. Fakat aynı yağmur Kim ailesinin bodrum katındaki evinde taşkına sebep olur ve klozetlerinden lağım suyu taşırır. Kim ailesi gibi aileler gününü sığınakta geçirmek zorunda kalır. Park ailesi, aptal değildir. Onlar sadece kendi yankı odalarının içindedir ve hiçbir zaman bu perspektiften hayata bakmamışlardır. Yoksulluk asla onların hayatlarına doğrudan temas etmez. Zenginler ve yoksullar arasındaki uçurum sadece ekonomik değil, aynı zamanda algısaldır. Çünkü onlar, daima uçurumun en tepesinden bakmaktadır ve aşağıdaki hayat, gözlerinin görebileceği kadar net değildir.

Bay Park, hizmetçilerine karşı kibar görünmesine rağmen, çizgiyi aşmama konusuna takıntısıyla asla onların eşit bir birey olduğunu düşünmez. Ki-taek’in kokusundan rahatsız olur ama bunu dile getirirken dahi onun bir insan olduğunu unutmuş gibidir. Koku metaforu, zenginlerin yoksullara karşı hissettiği türden bir alaycılığı ve üstü kapalı küçümsemeyi gösterir. Bayan Park ise tam anlamıyla iyi niyetli ama saf bir figürdür. Çocuklarına özel eğitim ve sanat terapisi hizmeti sağlayacak kadar detaycı ve özenlidir ama insanların kötü emellerini fark edemeyecek kadar yüzeyseldir. Aslında onun görünen saflığı, içinde bulunduğu sınıfsal konumun bir durumudur. Bayan Park, belki de hayatı boyunca hiç ciddi bir problemle karşılaşmadığı için insanların nasıl mücadele ettiğini anlamaz. Kim ailesinin manipülasyonlarına da hemen kanar.

Parasite‘ın zenginleri klasik “kötü kapitalistler” değildir. Bu ailede de siyah ya da beyaz yoktur. Aksine Park ailesi, yoksullara doğrudan zarar vermeye çalışan, kötü niyetli insanlar değildir. Toplumdaki adaletsizliği ve sömürüyü sürdürmek gibi bir amaçları yoktur. Sadece konforlu yankı odalarında iktidarlarını sürdürürler. Sistemin nasıl işlediğini anlamazlar. Kim ailesinin dolandırıcılıklarını fark etmezler çünkü hayatlarında hiç böyle bir dolandırıcılık yapmak zorunda kalmamışlardır. Yoksul olmak; sistemde barınabilmek için kıvrak zeka, aşırı çalışma ve strateji gerektirirken, zenginler için çoğu zaman şanslı bir ailede doğup dümdüz yaşamak yeterlidir. Yani Park ailesinin görünürdeki aptallığı, bir eksiklik ya da olumsuz bir özellik değil sınıfsal bir ayrıcalıktır.

Parasite Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Sınıf Ayrımının Kokusu

Kim ailesi, fakirlikten kurtulmak için Park ailesinin evine sızarken en büyük avantajları, kıvrak zekaları ve hızlı uyum sağlama kapasiteleri gibi görünür. Ancak ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar değiştiremedikleri bir şey vardır: kokuları. Parasite filminde koku detayı duyusal bir algı olmaktan ziyade sınıfsal farkların derinlere işlemiş bir göstergesidir. Kim ailesinin kokusuna dair tekrar eden replikler, toplum içindeki bu görünmez ayrımların ne kadar somut hissedildiğini gözler önüne seriyor. 

Bu koku; uzun bir duş, çiçek kokulu çamaşır deterjanları veya pahalı parfümlerle gizlenebilecek bir koku değildir. Kim ailesinin yaşadığı rutubetli bodrum katının kokusu, yoksulluğun silinemez bir işaretidir. Sınıfsal farklılık fiziksel olarak insan bedenine ve giysilerine sinmiş bir şeydir. Kim ailesi, sistemde kendilerine daha avantajlı bir rol kapabilseler de bu koku onların ait oldukları yerleri asla unutturmayan bir damga gibidir.

Finalde, Ki-taek’in Bay Park’ı öldürmesine neden olan anlardan biri yine koku meselesidir. Birkaç kere bu koku muhabbetine kulak misafiri olan Ki-taek için Bay Park’ın tavırları bardağı taşıran son damla olur. Ki-taek’in öfke patlaması, zenginlerin lüks hayatlarına karşı bir hasetten doğmaz. Sürekli aşağılanmak, bir bireyden ziyade kötü kokan ve tahammül edilmesi gereken bir varlık olarak görülmek, canına tak etmiştir artık. Bütün film boyunca farkında olmadan sineye çektiği bu küçük anlar, büyür ve patlar. Kişisel bir mesele değil, sistemin içinde birikmiş sınıf öfkesinin kontrolsüz bir dışavurumudur bu.

Modern kapitalist toplumlarda yoksulluk, varlıksız olmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda biyolojik ve fiziksel bir ayrımdır. Fakir insanlar fiziksel ortamlarının koşulları nedeniyle de “alt sınıf” olarak algılanır. Kim ailesi ne kadar başarılı olursa olsun, bu algı üzerlerine sinmiştir ve alt sınıf olmakla damgalanmışlardır.

Parasite Film İncelemesi Arakat Mag Bong Joon Ho Song Kang-ho Lee Sun Kyun Cho Yeo-jeong

Sistemin Kısır Döngüsü

Filmin başında Kim ailesinin yaşadığı bodrum katı, onların toplumsal statü ve çaresizliklerinin sembolüydü. Film boyunca lüks bir malikaneye sızıp varlıklı hayatın tadına bakmış olsalar da nihayetinde tekrar eski yerlerine dönmek zorunda kalıyorlar. Ki-taek’in ise son durağı, eski evlerinin bodrum katı değil, Moon-gwang’ın kocasının kaldığı, Park ailesinin evinin gizli bodrum katı oluyor.

Ki-taek’in filmin sonunda aynı bodrum katına hapsolması, sınıf çatışmasının nasıl bir kısır döngü içinde sıkıştığını güçlü bir şekilde simgeliyor. Parasite’ın finali bu sarmaldan bir kaçış umuduyla dolu olsa da, her şeyin sonunda toplumsal gerçekliğin katı duvarlarına çarpıyor. Ki-taek’in hikayesi, yoksulların sistem içinde nasıl hareket ederse etsin, belli bir sınırdan öteye geçemeyeceğinin acı bir yansıması oluyor. Toplumda yukarı çıkma umudu ve buna yönelik amansızca çaba hep vardır ama gerçekte işler değişmez, insanlar doğdukları sınıfa mahkumdur. Ki-taek’in de bu döngüyü kıramaması, filmin sarsıcı noktalarından biri.

Final sekansında Ki-woo’nun babasını kurtarma planını izleriz. Kurduğu hayalde şık takım elbiseler içinde başarılı bir iş adamı olmuş, Park’ların evlerini satın almış ve babasını o bodrumdan kurtarmıştır. Ancak Ki-woo hala bodrum katındaki evinde, bir sonraki asgari ücretle çalışacağı işine girmeyi bekleyen çaresiz bir genç olarak durmaktadır. Bu hayal, toplumun alt tabakalarına sunulan ama asla gerçekleşmeyen başarı mitinin bir yansımasıdır. Çalışırsan kurtulursun, çalışırsan zengin ve başarılı olursun… Ki-woo bu hayale tutunur çünkü bu hayalden başka tutunacak hiçbir dalı yoktur.

Bong Joon-ho‘nun anlatmak istediği şey final sahnesiyle netlik kazanır. Aslında sınıfsal çarklar hep aynı yöne doğru dönüyor. Hiyerarşi, sistemin derinlerine işlemiş bir döngüden ibaret. Gerçek anlamda bir sınıfsal değişim yoktur, eninde sonunda herkes başladığı yere geri döner. Kim ailesinin hikayesi, kapitalist toplumlarda yoksulların her zaman bir kaçış umudu ile avutulduklarını ama gerçekte hep aynı yere döndüklerini gösteren trajik bir anlatıyla sona erer. Her ne kadar karamsar bir anlatı da olsa Parasite; incelikli ve katmanlı hikaye anlatısıyla, toplumsal duyarlılığıyla ve sinematografik zarafetiyle şahane bir modern başyapıt eseri.


Ece Ekşi‘nin diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Okja: İç Isıtan Bir Kapitalizm Eleştirisi

Snowpiercer: Sınıf Mücadelesi Yaşıyor

Ece Ekşi
Psikoloji öğrencisi. Sinema, edebiyat ve video oyunları meraklısı. Tutkulu bir blog ve inceleme yazarı.

    Okja: İç Isıtan Bir Kapitalizm Eleştirisi

    önceki yazı

    Oscar 2025: 97. Akademi Ödülleri Kazananları Açıklandı!

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir

    daha fazla Bong Joon Ho