Türkiye’nin en köklü ve prestijli sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali, bu yıl 44. kez sinemaseverlerle buluşuyor. 11-22 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek festival, dünya sinemasının en seçkin örneklerini, usta yönetmenlerin son yapıtlarını ve genç yeteneklerin dikkat çeken filmlerini İstanbul’a getiriyor.
Haktan Kaan İçel bu yazıda 44. İstanbul Film Festivali‘nin 9. gününde izlediği filmleri değerlendirdi. Keyifli okumalar.
Idea
Uzun planlı sabit kadrajları, her şeyin sorgulandığı ama hiçbir cevabın alınamadığı diyalogları, kısır döngüyü andıran hikaye akışı ve tanımsız bir şekilde kendi dünyasında sıkışan bir ana karakter… Saydığımız her şey Tayfun Pirselimoğlu sinemasının genel özellikleri diyebiliriz.
Idea da bu özelliklerin tamamını karşılıyor. Ancak bu sefer merkeze konumlandırılan fikir, biraz 90lar’dan kalma ve demode gibi duruyor. Aziz Nesin hikayelerinden çıkma bir ruh hali var. Kısa bir film tadında anlatılabilecek konu, dallandırılıp budaklandırılıp uzatılarak önümüze sunulmuş. Daha önceki filmlerinde zaten benzerlerini de izledik ve bu film o benzerlerin de gerisinde seyrediyor.
The Ugly Stepsister
Norveç’ten Kül Kedisi’ne aşırılıklarla dolu, body horror’a evrilen modern bir yorum… Bu sefer hikayeyi kül kedisinden değil de, çirkin kız kardeşlerden birinin bakış açısından izliyoruz. Günümüzün estetik bağımlılığına da göndermeler içeren film; cinselliği öne çıkartan sahneleri, kan ve şiddete karşı cömertliği ile iğrenç vücut sıvılarıyla tam bir istismar filmini andırıyor. Kabul edelim oldukça orijinal bir yorum karşımıza çıkıyor.
Midesi güçlü olmayan seyircilerin tırnaklarını yemekten izleyemeyeceği sahneler içermesi açısından herkese uygun değil. Yazılan senaryo buna rağmen pek çok masal uyarlamasından özgün olarak kotarılmış. Rüya sahnelerindeki cringelikleri kaldırıp, filme daha karanlık bir hava katılsa ileride kült bir eser olarak bile anılabilirmiş. Ancak bu haliyle suçlu zevke daha çok hitap ediyor.
Frewaka
İrlandaca çekilen ilk korku filmi iddiasıyla sunulan Frewaka, paranoyanın hakim olduğu atmosferi ve kullandığı folklorik öğelerle seyirciyi rahatsız etmeye çalışan bir film olarak akılda kalıyor. Filmin temel sorunu vaat ettiği patlamayı becerememesi denilebilir.
Korku dozunu ayin kıyafetleri ve şeytani doğa tasvirleriyle belirlemeye çalışan yapım, folk horror severler için cennet sayılabilir. Ancak genel korku izleyicisi bu tip filmlere aşina olduğu için sıradan diyebiliriz. Film dini öğeleri, tekinsiz evin kasvetiyle birleştirerek; batıl inançlar ve mitlerin belirsiz gizemiyle korkutmaya yeltenmesi zayıflamasına sebebiyet vermiş.
Hevi
Kırsalın doğası ve insan – hayvan ilişkisi üzerinden yaratılmaya çalışılan atmosfer, filmin merkezindeki fıkrayı andıran dolandırıcılık hikayesiyle manasızlaşıyor. Karakterlerin kendini tekrar eden tahmin edilebilir performansları ve film, kısa film olacak bir senaryoyu sakız gibi uzatmasından kaynaklı seyircide pek etki bırakmıyor. Zaten filmin genç oyuncularının saf ve doğal görünmesi dışında epey kontrolsüz bırakıldıkları belli oluyor.
Orhan İnce’nin zaten geçmiş kısa filmlerinden bilindiği üzere iyi bir kısacı olmasına rağmen, bu vasfını uzun metraja yedirememiş gibi duruyor. Genel olarak çiğ, sade ve tahmin edilebilir öğeleri sebebiyle vasat altı bir iş olarak kabul edilebilir.
Öldürdüğün Şeyler
Yönetmen olarak çok fazla bir başarısı olmayan Alireza Khetami, Öldürdüğün Şeyler filmiyle Sundance Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülüyle dönünce dikkatler üzerine evrilmişti. Hikaye anlamında ne Türk sineması, ne de İran sinemasına yakın duran ilginç denemelerin olduğu bir film ortaya çıkarmış.
İnsanın içindeki karanlık taraflara eğilmeyi tercih eden film, oyunbaz yapısıyla mindf*ck diyebileceğimiz düşündürücü bir hikaye kurgusuna sahip olmasından kaynaklı ilgi çekici olmayı başarıyor. Ekin Koç, Erkan Kolçak Köstendil ve Ercan Kesal performanslarıyla filmi paralize etmeden başarıyla sürüklüyorlar. Yarışmalı bölümün şu ana kadar izlediğimiz filmleri arasında favorilerden birine dönüştüğünü belirtebiliriz.
Haktan Kaan İçel’in, diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.






















Yorumlar