58
YAZARIN PUANI

Sinema, bir anlatı kurma aracı olduğu gibi var olanı göstermenin de bir yolu. Kameranın lensini nereye doğrultacağınız, orada ne kadar tutacağınız ve yakaladıklarının ne kadarını kullanmayı tercih edeceğiniz, özellikle belgesel türündeki eserlerde özgün dokunuşunuzu belirliyor. İtalyan yönetmen ikili Federico Commarata ve Filippo Foscarini’nin ilk uzun metraj filmi Waking Hours da, son yılların en popüler festival konularından birine farklı bir pencereden bakmayı deniyor. “Avrupa’ya kaçma” fikrini Sırbistan ve Macaristan sınırındaki Afgan insan kaçakçıları üzerinden ele alan belgesel, Avrupalıların dışarının kendilerini nasıl gördüğüne dair illüzyonunu da kırabilecek sahneler içeriyor.

58
YAZARIN PUANI

Tanıdık Bir Konuya Farklı Bir Yaklaşım

Görüntü yönetmenliğini de Cammarata’nın yaptığı Waking Hours, çoğunlukla karanlıkta geçen bir film. Açılışındaki çok daha uzun hissettiren dakikalar boyunca, sınırdaki ormanın karanlığına gizlenmiş kameranın gözünden başta anlamlandırılamayan ışıklar gösterip uzaktaki sesleri dinletirken anlatısının tonunu da net bir şekilde belirliyor. Alışkın olduğumuz duyusal doygunluğun yerine seyrekçe sunulan kırıntılardan anlam çıkarma çabası yerleştiren yönetmenler, izleyiciyi adeta bir gözetici rolüne koyuyor. Belgeselin kısa süresi boyunca izleyiciyle objesi arasında ağır ağır geliştirdiği bu ilişki, yönetmenlerin çekim sürecinin de bir yansıması bir anlamda.

Süresinin neredeyse yarısını uzaktan dinlenen konuşmalar ve zifiri karanlığı bozan kamp ışıklarıyla geçiren film, ikinci yarısında izleyiciyi kampa davet ederek konu aldığı insanların hikayelerini anlatmalarına olanak tanıyor. Sohbet tonunda, bilgi vermekten çok deneyim paylaşmaya odaklı bu hikayeler, o ana kadar deneyimlediklerinize daha geniş bir bağlam sağlarken, Avrupa hayalinin gerçek yüzüne dair de fikir veriyor. Fakat maalesef bu çaba, çok geç ve çok yetersiz kalıyor.

Waking Hours, odağına yerleştirdiği insanların hayatlarına yeterince kapsamlı bir bakış sunamadığından, anlatılanlar rastgele anekdotlar olmaktan öteye gidemiyor. İzleyiciye sunulan kadarıyla, bu insanların başlarından geçenlere dair bir fikir ediniyor fakat bu olayların onlar üzerindeki etkilerine yeterince tanıklık edemiyoruz. Dolayısıyla ekranda gösterilenin yansıtılış şekli değiştiğinde bile, izleyicideki etkisi aynı kalıyor.

Waking Hours Film İncelemesi Arakat Mag 2025 45 İstanbul Film Festivali Federico Cammarata Filippo Foscarini

Talepkar Bir Deneyim

Waking Hours, ancak özellikle bu alanda çalışmak isteyenlerin kaynak olarak başvurabileceği, deneyimlenmek için çaba talep eden bir belgesel. Odağa alınan konunun beraberinde getirdiği yapım zorluğu, ekibin elini besbelli kısıtlamış olsa da, bu izleyici olarak bizim seyir deneyimimizin yavanlığını değiştirmiyor. Anlam kırıntıları peşinde koştuğumuz sahneler çıkarıldığında, tamamlanabilse çarpıcı olabilecek bir belgeselin yetersiz sayıda kilit parçası kalıyor geriye.

Gölgelerde kalmayı tercih eden bir grup insanın hikayesini, yine olabildiğince gölgelerden izleyen ve izleten bir yapım var karşımızda. Bunun sizin için yeterli olup olmayacağı da tümüyle filmi izlerkenki modunuza ve zevk aralığınızın genişliğine bağlı.


Tuncer Haydarlar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

The Christophers: Dijital Çağda Analog Ruhlar

Megadoc: Megalopolis’in Görkemli Kaos-u İntiharı

 

Tuncer Haydarlar
Bilimkurgu, fantazya ve korku edebiyatı tutkunu. Sinema sever. Çizgi roman çevirmeni, editörü ve okuru. Çakma YouTuber.

Thrash: Yeni Nesil Jaws Denemesi

önceki yazı

Hold onto Me: Kıbrıs Sıcağında Yarım Kalmışlıklar

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir