0

Vince Gilligan, televizyon tarihinde oldukça önemli bir isim. Bunu zaten Breaking Bad ve Better Call Saul dizilerinden biliyoruz. Gilligan, insan psikolojisinin derinlerinde dolaşmayı seven çok iyi bir karakter anlatıcısı. Pluribus ise diğer işlerinden bir tık daha ayrılan bir yapım. Çünkü her ne kadar çok hissettirmiyor olsa da, bu dizi aslında bir bilim kurgu anlatısı sunuyor. Etrafta garip yaratıklar, patlayan teknolojik aletler yok ve dizinin ilgilendiği şey de bunlar değil zaten. Pluribus, yalnızlık ve zorunlu mutluluk ile yaratılan o atmosfer ile ilgileniyor. İlk iki bölümü incelediğim yazıda da sıkça vurguladığım soru dizi boyunca işleniyor: “Ya mutluluk bir hastalık olsaydı?”

Dizi yavaş bir tempoda ilerlediğinden dolayı genel kitle beklediğini pek bulamamış gibi gözüküyor. Fakat Breaking Bad‘in de ilk sezonunun muhteşem olmadığını hatırlatmam gerekir. İnsanların odak sürelerinin düştüğü bu dönemde sabırları da biraz azalabiliyor sanırım. Fakat ben muhteşem olmasa da iyi bir iş izlediğimizi düşünüyorum. Gilligan‘ın “çoktan tek”e dönüşen bu distopyasının ilk sezonunu, Carol’ın öfkesini, Manousos’un inadını ve “sevimli” kıyamet anlatısını detaylı bir şekilde inceleyelim.

Bu yazı, Pluribus‘un 1. sezonuna dair spoiler içerebilir.

Pluribus 1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Nazik Kıyamet Anlatısı

Hikaye, ilk iki bölümün ardından Carol ve Zosia arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Kolektif bilinç ile Carol arasındaki ilişkiyi ve bu ortak aklın nasıl bir tehlike olduğunu açıklayan birtakım olaylar izliyoruz. Diziyi izleyen herkes, bu ortak bilincin rahatsız edici bir şekilde her şeyi onayladığına dikkat etmiştir. Carol ne isterse istesin her zaman “evet” cevabını alıyor. İşin daha da ilginç tarafı, bu ortak bilincin kaynağı ne kadar fazla olursa o kadar çok şey biliyor. Bu durumu günümüzle oldukça rahat bir şekilde bağdaştırabiliriz. Nitekim bu ortak bilinç, ChatGPT gibi bir yapay zekayla neredeyse aynı şekilde çalışıyor.

Carol, sonrasında ne kadar ileriye gidebileceğini denemek amacıyla -çok beklentiye girmeden- bir el bombası istiyor. Zosia, ona el bombasını bulup getiriyor ve herhangi bir etik sorgulaması olmadığı için yaptığı şeyi de güzel bir şey sanıyor. Çünkü karşısında kötü niyetten tamamen yoksun bir varlık var. Fakat Carol, onun gerçek bir bomba getireceğini asla düşünmüyordu. Kötü niyetten öylesine yoksunlar ki, Carol bir atom bombası istediğinde bile “evet” cevabını alıyor. Kısacası, burada kötülüğe karşı bir ilgisizlik söz konusu. Aslında dışarıdan bakınca, ortada son derece düzenli bir sistem var gibi görünüyor. Sonuçta kötülüğün olmadığı bir dünyayı herkes hayal eder. Fakat asıl soru şurada yatıyor: Kötülük olmazsa bir şeyi nasıl iyi olarak nitelendirebiliriz?

Pluribus 1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Benliğin Silindiği An

Carol, sistemi anlamlandırmak adına Larry ile bir konuşma yapıyor. Bu konuşma; artık benlik kavramının kalmadığını, kolektif bir zihnin doğuyor olduğunu tekrardan biz seyircilerin yüzüne çarpıyor. Evet, belki hayat normal akışında devam ediyor; fakat aslında herkes tek bir kişi gibi davranıyor. Larry’nin “Bu kişi bir zamanlar Lawrence olarak biliniyordu.” sözü, aslında bir ölüm ilanı olarak sayılabilir. Sonuçta biyolojik olarak orada var olsa bile, Lawrence’ın benliği artık orada değil. Kişi; kendi ismine, geçmiş hayatına artık tamamen bir yabancı gibi bakıyor.

Bu bilincin yalan söyleyemiyor oluşu, aslında pozitif bir durum olarak görülebilir. Sonuçta hayatımızda hiçbir zaman yalan istemeyiz ve bu kolektif bilinç de buna uyuyor. Fakat bu yalansız hayat, artık mahremiyet duygusunun olmadığı bir durum yaratıyor. Carol, Larry üzerinden bu bilincin şeffaflığını test ettiği sırada, Helen’ın Carol’ın yazdığı kitaplar hakkında gerçekleri öğrenmesi, karakter için oldukça çarpıcı ve üzücü bir an yaratıyor. Çünkü bu bilinç; duygusallıktan uzak, tamamen gerçekler ile ilgilenen ve insanlıktan uzaklaşmış varlıklardan oluşuyor.

Pluribus 1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Ütopyanın Karanlık Tarafı

Dizinin ortalarında bu kolektif bilincin daha da karanlık taraflarını görmeye başlıyoruz. Pluribus, bir şeyleri anlatmak için hiç acele etmeyen ve aslında düşük tempolu sayılabilecek bir dizi. Bu yüzden tempoya önem veriyorsanız, izlemesi sizin için biraz zor olabilir. Hikayeye dönecek olursak, bir karıncayı bile incitmeyen karşımızdaki varlığın “nasıl beslendiği” sorusu cevaplanıyor. John Cena‘nın sakin bir şekilde durumu açıkladığı komik sahne ile, “İnsan Kaynaklı Protein” denen bir şey ile bu bilincin beslendiği açıklanıyor. Zira, 7 milyar insanın 100 bini doğal yollarla ölüyor ve bu insanlar da protein kaynağı olarak kullanılıyor.

Bu durum da aslında ütopyanın yamyamlık üzerine kurulu olan o gerçek yüzünü gösteriyor. Bitkilere bile zarar vermeyen söz konusu varlıkların hayatta kalmak için insan bedenini sıradan bir ham madde olarak görmesi ironik bir durum. Ayrıca görüyoruz ki, mutluluk virüsü denilen bu şey yüzünden artık ölüler için bir yas tutma durumu bile kalmamış.

Pluribus 1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Yeni Yüzler

Manousos karakterinin diziye dahil oluşu, işleri hem daha ilginç kılıyor hem de seyir zevkini yükseltiyor. Bu da aslında dizinin yarısına kadar sabretmeniz gerektiği anlamına geliyor. Carol, konfor alanına düşkünlüğü de göz önüne alındığında, artık bu yeni dünya düzeninin sunduğu imkanları kabulleniyor. Fakat Manousos bu anlamda Carol’a tam olarak zıt bir karakter. Çünkü o, bu kolektif bilinçten gelen hiçbir şeyi kabul etmeyen biri. Verdikleri şeylere gerçekten sahip olmadıklarını ve onları zaten çaldıklarını düşünüyor. Yani yeni karakterimiz, bu kolektif bilince kapıları tamamen kapatarak onlardan gelecek hiçbir şeyi kabul etmiyor.

Carol’ın bu yeni düzende lüks bir hayat yaşamaya çalışırken huysuzluğunu ve memnuniyetsizliğini asla bırakmaması, aslında insani özelliklerini hâlâ kaybetmediğini gösteriyor. Manousos ise gerçekten hayattan kopmuş bir karakter. Hayatını kurtaran doktoru bile esir alabiliyor. Bir tarafta konfor alanını asla terk etmeyen, diğer tarafta ise daima direnişi hatırlayan ve boyun eğmeyen birer karakter. Dizinin komik yanlarından biri de bu kolektif bilincin Carol’a bazı durumlarda resmen trip atması. Carol, öfke nöbeti geçirip milyonlarca insanın ölümüne sebep olduğunda bu kolektif bilinç ona saldırmıyor, sadece darılmakla yetiniyor. Carol, her zaman yalnızdı ama bu durum ona artık tamamen yokmuş gibi hissettiriyor.

1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Yüzleşme Zamanı

Pluribus‘un son bölümü, bu virüse maruz kalındıktan sonra yaşanan değişimi de bizlere çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Dönüşümüne şahit olduğumuz kız, virüsü kapana kadar belki çok mutlu görünmüyor; davranışları, yaptıkları ve duyguları aynı bir insan gibi gözüküyor. Diğerlerinden farklı biri ve en önemlisi, bir benliği var. Virüse maruz kalıp yüzünde o donuk gülümseme oluşunca aslında her şeyini kaybediyor. Yanından ayrılamadığı kuzusunu virüs bulaşıktan sonra umursamıyor bile. Bu kolektif bilinç, insanlığa dair her şeyi alıp götürüyor. Pluribus da bunu mümkün olan her anda yüzümüze sert bir şekilde vuruyor.

Carol ve Manousos’un buluştuğu an, aslında oldukça önemli bir sahne. Bunlar, mevcut durumdan hoşnut olmayan iki karakter ama aslında birbirlerinden oldukça farklılar. Aralarındaki konuşmadan sonra ise Carol için işler eskisi gibi olmuyor. Kibirli kişiliği ile Manousos’u yönlendirmeye ve değiştirmeye çalışıyor, fakat karşısında gerçeklikten tamamen kopan, taviz vermeyen bir karakter olduğundan dolayı umduğunu alamıyor. Fakat işin ucu kendisine değil, ait olduğu soya dokunduğunda Carol ciddi bir kırılım yaşıyor ve Manousos’un safına geçiyor. Bu kolektif bilincin elinde dondurduğu yumurtalarının olduğunu ve dolayısıyla kendisinin kök hücresine sahip olduklarını öğreniyor. Olay artık hayatta kalmaktan ziyade, kendi geleceğine sahip çıkma meselesine dönüşüyor. Sonraki sezonda Manousos ve Carol’ın bu kolektif bilince karşı vereceği ortak savaşı izleyeceğiz gibi duruyor.

1 Sezon İncelemesi Dizi İncelemesi Arakat Mag 2025 Apple TV+ Vince Gilligan Rhea Seehorn Monae Lott Monique Lott

Vince Gilligan Üzmez

Pluribus, ilk sezonu ile sıradan bir “zombi istilası” dizisi olmadığını kanıtlıyor. Yalnızlık, etik ve insani duygularla savaşılan yeni bir fikir ortaya atıyor. Gilligan, bilim kurguyu bir araç olarak kullanarak bizleri yine insan psikolojisinin derinlerine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Rhea Seehorn‘un başarılı performansı da diziyi izlemeyi oldukça keyifli kılıyor. Performansı, ödül sezonunda umarım gözden kaçmaz.

Temponun sonraki sezonlarda daha da artacağını düşünüyorum. Yazının başında da söylediğim üzere, odak süresinin düştüğü bu dönemde kendini geç açan yapımları izlemek biraz zorlu olabiliyor. Fakat Gilligan‘ın işlerine hakimseniz ve birazcık sabırlıysanız, özellikle dizinin ikinci yarısı sizlere çok daha akıcı bir izleme deneyimi sunacaktır. Ben şahsen diziyi severek izledim ama sonraki sezonlarında artık temponun artmasını bekliyorum. Öte yandan, 2. sezonun 2027 yılında geleceği söyleniyor. Umarım kendisini fazla unutturmadan yeni sezonu izleme fırsatı bulabiliriz.


Poyraz Akyol‘un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Pluribus 1. & 2. Bölüm İncelemesi: Mutluluk Bir Hastalık Olsaydı

Stranger Things 5. Sezon 2. Kısım: Will’in Büyük Sırrı

Poyraz Akyol
Poyraz Bilgisayar Mühendisi ve Bilgisayar Oyunları Yüksek Lisans Öğrencisi. Film ve dizi izlemek onun en büyük tutkusu, oyun oynamak ise en büyük keyif kaynağı.

Cover-Up: Tarihin Tanığı Olarak Gazeteci

önceki yazı

Arakat Mag 2025 Özeti: Rakipsiz Bir Yayıncılık Yılı

sonraki yazı

Yorumlar

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da ilginizi çekebilir

daha fazla Apple TV