0

Seyir Zevki Yüksek Bir Savaş Draması

Yönetmenliğini ve senaristliğini Guy Ritchie‘nin yaptığı The Covenant, 2023 yılında vizyona girmiş aksiyon savaş draması. Aksiyon dozu incelikle ayarlanmış, olay örgüsü ve kurgusu itibariyle şahane bir seyir zevki sunuyor. Guy Ritchie‘nin diğer filmlerinde gördüğümüz motiflere her ne kadar The Covenant‘ta rastlamasak da izlenmeye değer sürükleyici bir işe kalkışmış. Oyuncu kadrosunda da Jake Gyllenhaal, Dar Salim ve Sean Sagar gibi isimler yer alıyor. Guy Ritchie 2021’de Rust setinde kullanılan silah sonucu bir kadının ölmesinin ardından bu filmde sadece airsoft veya kauçuk silahlar kullanmış. Gerçek bir hikayeden uyarlanan The Covenant, Afganistan’da görev alan ABD ordusu çavuşu John Kinley ve orduda tercüman olarak görev yapan Afgan Ahmad’e mercek tutuyor.

Taliban pususuna maruz kalan birlikten sadece John Kinley ve Ahmad sağ kurtulur. ancak üssün çok uzağında kaldıkları için Taliban’a karşı hayat mücadelesi vermeleri gerekmektedir. Ahmad, ağır yaralalan çavuş John Kinley’i günlerce sırtında taşır, yemek yedirir ve Taliban saldırılarından kurtarır. En nihayetinde üsse varırlar. John Kinley gözünü açtığında kendisine ordu tarafından bir madalya verildiğini, Ahmad’ın ise Afganistan’da en çok aranan on kişiden biri olduğunu ve ailesiyle beraber sürekli kaçmak zorunda olduğu öğrenir. Ahmad’a vefa borcunu ödemek maksadıyla haftalarca Ahmad ve ailesi için vize işlemleriyle uğraşsa da başarılı olamaz. Yaşadığı mahcubiyet Kinley’i geceleri uyutmamaktadır. ‘seni kutsadı sanıyorsun ama beni lanetledi. Ben artık hiç dinlenemeyen bir adamım.’ Bu vefa yüküyle daha fazla yaşayamayan John Kinley en sonunda Afganistan’a gitmeye karar verir.

The Covenant Arakat Mag Oryantalist Refleksler ve Yakıştırmalar

”Oryantalizmi oluşturan Batının bildiği değil, istediği şeylerdir.”(Sarder,1999)

Hollywood sinemasında alışık olduğumuz oryantalist yönelimlere The Covenant‘ta da rastlamak mümkün. Hatta bütünüyle olay örgüsünde dikkat çekici bir yere sahip bu tema. Antagonist  olarak ele alınan Afgan halkı ve Taliban, sarı Ortadoğu efekti yüzeyselliğinden paçayı kurtaramamış gibi görünüyor. The Covenant da anti karakterlerine bu ön kabullerle yaklaşıyor film boyunca. Guy Ritchie de bu siyah-beyaz, efendi-köle vurgusunu öznelerden gittikçe uzaklaşarak kurmuş. Anti karakterler haz düşkünü, hedonist yönelimlere sahip; -oryantalist bakış açısında sıkça gördüğümüz- egzotik yapıdadırlar. Bu bakış açısının bir noktada sömürge politikalarını meşrulaştıran bir zemin oluşturduğunu varsayarsak filmi pek de masum olmayan bir kategoriye koyma refleksimize engel olamayız. The Covenant‘ın her toplumun yaptığı gibi kimliğini bir başkası üzerinden inşa eden taraflı bir mercekle çekildiğini her saniye hissederiz. ABD’nin tipik müdahaleciliği ve epifani fantezileriyle harmanlanmış ticari kaygısı yüksek bir Hollywood filmi izlediğimiz hissinden de uzaklaşamayız haliyle.

Ahmad ve Ötekiler

Ahmad ve Kinley aynı amacı güden iki karakterdi. Afganistan’ın nesnel gerçekliğindeki tüm belirgin fenomenlerden sıyrılan bir karakter olarak çizilen Ahmad, son derece zeki ve itaatkar olsa da halkı tarafından hainlikle suçlanıyordu. Yönetmenin gözünden ‘ideal’ bir Ortadoğu vatandaşının resmiydi Ahmad. Onda hiç delişmenlik görmemize izin vermedi. Her daim yük taşıyan, besleyen ancak tüm bunlara rağmen de emir kulluğundan bir adım öteye de geçemeyen bir kimlik. The Covenant‘ı bağlamda okursak bir Afgan ve ABD vatandaşı ilişkisinden ziyade iki er ilişkisi görürüz. Zira Ahmad nitelik ve oluş bakımından; erdemli duygular barındırması bakımından homojenize edilmişti. Makuliyet yetkinliğiyle bir Afgan vatandaşından oldukça farklıydı.

The Covenant Arakat MagNeden Elma?

Slav peri masallarına, Viking mitolojisine, hristiyan öğretilerine konu olan elmayı, The Covenant‘ta da görürüz. Çavuş Declan O’Brady elmayı ne kadar sevdiğine dair iki kere vurgu yapar. Hristiyan öğretilerinde sıkça kullanılan bebek İsa ve elindeki elma imgesi, gelecekte insanlığın kurtarıcısı olacağını işaret eden bir sembol olarak kullanılmıştır. Yani elma bir nevi kurtuluşu sembolize eder. Bebek İsa bazen de ‘imparatorluk elması’ tutar elinde. Çavuş Declan O’Brady hem kurtuluşu hem de gücü elinde tutan bir figürdür. Filmin sonunda çavuş, Ahmad ve ailenin vizesini alır. Böylelikle kurtuluş elmasını, yani pasaportu elde eder Ahmad. En nihayetinde birbirlerine borçlarını ödemiş, arınmışlardır.

”Antlaşma
bir bağ
bir söz
bir sadakat..”

Elif Yetim’in bütün yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Geç Bir Rastlaşma İçin Ağıt: Vesikalı Yarim

Uyanmak İstemediğimiz Güzel Bir Rüya: Past Lives

Legendarium Birinci Çağ, Bölüm 1: Edain’in Uyanışı

Previous article

Oyun Takvimi

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.