0

Irvin D. Yalom, Aşkın Celladı kitabına şu cümlelerle başlıyor: “Âşık olan hastalarla çalışmaktan hoşlanmam. İyi bir terapist karanlıkla savaşır ve aydınlanmayı arar, oysa romantik aşk gizemle beslenir ve incelendiğinde ufalanıp dağılır. Aşkın celladı olmaktan nefret ederim.” Sevgililer günü listemizde yer alan 10 filmin bir araya gelmelerinin tek bir amacı var. Aşkın köklerine inmek, bir ilişki kurmanın temellerini kavramak, sarsmak, özünü anlamak ve çıplaklıkla ortaya koymak. Bir nevi insanın kendisini, içinde bulunduğu duyguları ve var etmeye çalıştığı bir ilişkinin anlamıyla yüzleşmek. Bu filmler ise bu yolun birer rotası ve bütün halindeyken bir harita niteliğinde. Kavrama, yüzleşme ve aydınlanma haritası. Yalom‘un da dediği gibi bir yanıyla aşkın celladı. Ama aynı zamanda aşkın yaratıcısı…

Yazıda bahsettiğim şarkıları ve daha fazlasını spotify listesine ekledim. Dinlemek isterseniz buraya bırakıyorum. Listeden bir şarkıyı açın ve hadi başlayalım.

1. Sidewalls (2011)

Sidewalls Sevgililer Günü İzleyebileceğiniz 10 Film

“Kimi aradığımı biliyorken bile onu bulamıyorsam, kimi aradığımı bilmiyorken onu nasıl bulacağım?”

Yönetmenliğini Gustavo Taretto‘nun üstlendiği filmin başrollerinde Pilar López de Ayala ve Javier Drolas yer alıyor. Sidewalls gerçeğin hüznünü sırtında taşımasına karşın koskoca bir umutlar şelalesi. İnsanı yaşamaya devam etmek için ikna eden şeyin en çok başka bir insan tarafından duyulduğunu, görüldüğünü, var edildiğini ve sevildiğini bilmek olması hakkında realist bir peri masalı.

Yeni başlangıçlara inanan insanlar için göğüslerinin üstüne sıcacık bir havlu bırakıyor. Yeni başlangıçları çoktan yaşamış olan insanlar içinse bilindik ve sarıp sarmalayıcı bir sürecin büyüsünü anımsatır şekilde tekrar şahitlik ettiriyor. Paralel sahne çekimleri ve duygu yoğunluklu final seçimiyle baştan sona bir Where’s Wally? oyunu. Herkesin bir gün kendi Wally’sini bulacağına inandırıyor ve belki de bunun için çok da uzaklara bakmanıza gerek olmadığını hatırlatıyor. Umuda ihtiyaç duyduğunuz bir süreç geçiriyorsanız, mucize gibi gözükmesine karşın sadece iki insanın yan yana gelmesinin olağan büyüsünü taşıyan bu film, 94 dakikalık bir hediye paketi.

2. Frankie and Johnny (1991)

Frankie and Johnny Sevgililer Günü İzleyebileceğiniz 10 Film

“Yalnız olmaktan korkuyorum, yalnız olmamaktan korkuyorum, şu halimden korkuyorum, olmadığım, olabileceğim, asla olamayacağım şeylerden korkuyorum.”

Başladığı andan itibaren sizi 90’ların konforlu kucağına davet eden Frankie and Johnny inanılmaz müzikleri ve oyuncu kadrosuyla kusursuz bir romantik komedi. Al Pacino ve Michelle Pfeiffer adeta Scarface‘den kalan buruk hikayelerini bu filmle telafi ediyor; sıcacık, yüz gülümseten bir evrende tekrar var oluyorlar. Romantik komedi tanımı yanıltıcı olmasın zira hiç beklemediğiniz bir anda gözyaşlarına boğmaya da çok müsait. İnsanın kendiyle olan savaşına, sevgiye olan aşinasızlığı ve korkusuna; kaçınma, direnç gösterme, önünde duran güzellikleri yaşamak için kendisine izin vermemesine doğrudan bir ayna tutuyor. Yaşattığı bu yüzleşmeden sonraysa kaçtığınız, korktuğunuz o güzelliklere doğru sizi usulca itekliyor.

Kaliteli rom-com ustası olan Gary Marshall yönetmenliğindeki Frankie and Johnny‘de hapisten henüz çıkmış yetenekli şef Johnny rolünde Al Pacino ve güzel olduğu kadar ketum garson Frankie rolüyle Michelle Pfeiffer kelimenin tam anlamıyla harikalar yaratıyor. Bir romantik komediden çok daha fazlası.

3. Blue Jay (2016)

Blue Jay

“Pembe ve mor jelibonları sevdiğimi hatırladığın için teşekkür ederim. Nasıl biri olduğum konusunda yanılmama izin vermediğin için de.”

Bir insanın hangi jelibonu sevdiğini aradan 22 yıl geçse de unutmamak Blue Jay için sadece güçlü bir hafıza anlamına gelmiyor. Gençliğin çırılçıplak ortalığa atılmış gibi hissettiren yabancılığı, ne yapacağını bilemeyen hatalarla dolu savruluşları bazen yaşam boyunca denk gelinebilecek en değerli şeyi yitirmenize sebep olabilir. Ve o şeyle bir gün, 22 yıl sonra bir market reyonunda karşılaşabilirsiniz. Yüreğiniz elinizdeyken size bakan tanıdık iki göz yıllardır süre gelen savruluşunuzu dindirebilir, ayaklarınızı yeniden yerle buluşturabilir. Yıllardır ağlayamadığınız bir sıkışıklıktayken göğsünüzü aralayabilir, donan şeyleri canlandırabilir. Her gün ağlıyorsanız yüzünüze yeniden bir tebessüm kondurabilir. Ezginin Günlüğü‘nün Aşk Bitti şarkısının sözlerindeki o soru gibi: “Aşk hiç biter mi?”

Mark Duplass ve Sarah Paulson müthiş duygu yüklü oyunculuklarıyla Jim ve Amanda olarak çıkıyor izleyicinin karşısına. Yönetmen Alexandre Lehmann bir film çekmiyor; adeta geçmişe gözyaşları ve neşeyle bir mektup yazıyor. Siyah beyaz bir saygı duruşu, dinmek bilmeyen bir özlem şelalesi ve eve hiç beklenmedik bir anda geri dönüş hissi. Yıllardır yoksun kalınmasına karşın ait olunan bir kucakla karşılaşma ve o kucakta tekrardan bir jelibon yeme hikayesi.

4. The Lovers on the Bridge (1991)

The Lovers on the Bridge

“Beni buraya rüyalarım getirdi. Rüyana giren insanları sabah uyanınca aramalısın. ‘Selam. Rüyamda seni gördüm. Beni aşk uyandırdı.’ demelisin.”

Delilik ve dansla kuşanmış bir ötekiler diyarında, aşka rastlama hikayesi. Öyle bir aşk ki bu, tek bir göze sahipseniz de, geceler boyu uykusuz kalınan bir köprü üstünde gerçekliği yitirmişseniz de o aşkı ilk görüşte tanırsınız. Ünlü Fransız yönetmen Leos Carax, The Lovers on the Bridge ile izleyicisine şu soruyu sordurtmak istiyor gibi: Az önce gördüklerim bir rüya mıydı? Peki eğer rüyaysa, bu onları gerçekten daha mı az gerçek yapar?

Olağanüstü oyunculuklarıyla Juliette Binoche ve Denis Lavant izleyiciyi kendi sarhoşluklarının bir parçası haline getiriyor. Öyle ki film bittiğinde siz de onlar gibi, uyanır uyanmaz yapmak istediğiniz ilk şey o kişiye gidip “Gökyüzü bembeyaz,” demek oluyor. Ve onun “Ama bulutlar kapkara,” demesini umuyorsunuz. Hepimiz o köprünün üstünde dans eder gibi savruluyor ve aşık oluyoruz. Rüyamızda o kişiyi gördüğümüzde ona gitmek, ona içimizden kopan bu cümleleri vermek istiyoruz. Hepimiz köprü üstü aşıklarıyız. Henüz olmadığınızı zannediyorsanız ne mutlu size! İleride bir köprünün sizi beklediğini ve oraya çıkmanız gerektiğini artık biliyorsunuz.

5. The Green Ray (1986)

The Green Ray Arakat Mag

“Yeşil bir ışın gördüğünüzde kendi duygularınızı ve başkalarınınkini okuyabilirmişsiniz.”

Eric Rohmer‘den yine eşsiz bir yaz filmi fakat bu sefer var olan tek şey bu değil. Bir olmamışlık, bir eksiklik, bir arayış, bir yer bulamayış var. Bir kadın var. Adı Delphine olan bir kadın. Hepimizden bir parça taşıyan ve hepimizin de ondan bir parça taşıdığı Delphine. Şöyle mırıldanıyor tek başına oturup kaldığı merdivenlerde: Saçmalıyorum, bilmiyorum, kendimi boşlukta hissediyorum.

Bazen yalnızlığın içinizde bir yuva bulduğunu hissedersiniz. Aksini ne kadar isteseniz de, kaçsanız da ondan, oturup barışsanız da orada olmaya devam eden ve sizi ötekilerden ayıran bir yalnızlık. Belki tam da Sevgililer Günü’nde yapmanız gereken şey bu hisle savaşmak yerine yalnız olmadığınızı görmek için bu filmi açmaktır. Marie Riviére‘nin ruh verdiği Delphine, maruz kaldığı “Neden yalnızsın?” sorularını geçiştirmeye çalışırken hiç olmadık anlarda gözyaşlarına boğuluyor ve bir gün aniden yeşil ışını görmeyi bekliyor. Yalnızlığı çoğu zaman tercih ediyor ve bir o kadar da yalnızlığa maruz kalıyor. Belki şu an içinde bulunduğunuz bir sürecin iz düşümüdür bu, belki de bir zamanlar içinde bulunduğunuz. Her iki ihtimalde de Rohmer, The Green Ray‘de bir kez bile olsa yalnızlığı tatmış her insan için çok tanıdık bir yaz resmediyor.

6. Çilingir Sofrası (2022)

Çilingir Sofrası Sevgililer Gününde İzleyebileceğiniz 10 Film Film Önerileri Arakat Mag

“Ben hala her sabah kalkıp seninle okula yürüyorum.”

Yaşamaya cesaret edilemeyen her aşk tohumu gün geçtikçe büyür ve bir gün bir bakarsınız ki küçücük tohum koskocaman bir ağaç olmuş; sizden taşmış, sizi aşmış. Yönetmenliğini Ali Kemal Güven‘in üstlendiği Çilingir Sofrası, göğsüne ektiği tohum yıllar içinde koskocaman ağaca dönüşmüş olan eski iki lise arkadaşını bir çilingir sofrasında karşı karşıya getiriyor. Tek bir gece, tek bir masa, onlarca yaşanmamış duygu ve iki insan. Toksik masküleniteyi bir hırka gibi sırtına geçirmiş Yusuf Efe ve her şeyin farkında olan, geçmişini ve hislerini göğüslemiş Emir Can. Bir geceliğine yıllardır kaçtıkları korkuyu kucaklamaya karar veriyor ve ortaya paramparça, yıkık dökük ama ilk günkü gibi taze bir aşk dökülüyor.

İnanılmaz müzik seçimlerinin yanı sıra Ahmet Rıfat Şungar ve Barış Gönenen ince bir çizgide yürüyen duygusal oyunculuklarıyla izleyiciyi de o çilingir sofrasına davet ediyor. Onlarla birlikte o masada sarhoş oluyor, içinizdeki kilitleri açıyor, kulağınızda “Bunu bir ben bilirim bir de Allah” çalarken yollarda yürüyorsunuz.

7. 303 (2018)

303 Sevgililer Günü İzleyebileceğiniz 10 Film Film Önerileri Arakat Mag

“Biz yalnız doğduk, yalnız ölürüz ama sonra şu anlar var: Partnerinle birlikte olduğun anlar, onun yanında hissettiklerin… Başka hiçbir yerde olmak istemiyorsun, kesinlikle doğru yerdeymişsin gibi hissediyorsun. O, evde olma hissi. Eve vardığın hissi.”

Eve dönüş yolunu bir türlü bulamıyormuş gibi hissettiğiniz bir anda, Yeni Türkü‘nün “Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne de buluta…” sözlerini içinizde hissederken çıktığınız bir yolculuk 303. Bir öteki insana zihnini açma tutkusu hissetmek, yollar boyu sürmek ve birbirinizin kokusunu aldığınız o ilk anda yaşadığınız ‘ev buradaymış’ farkındalığı.

Hans Weingartner‘in bir karavan yolculuğunun izinde çizdiği, evrimden yerleşik hayata uzanan tartışmalar boyunca iki insanın birbirine karışma portresi. Mala Emde ve Anton Spieker az rastlanılan, kendilerine has tavırları ve güzellikleriyle yaşamın getirdiklerine doğru yürüyen Jule ve Jan olarak çıkıyor izleyicinin karşısına.

Yolcuların dikkatine! En ümitsiz anlarda elinizi tutan, saçınızı okşayan bir film olmasının yanında evde olduğunuzu hissettiğiniz bir andaysanız, yanınızdakine yaslanarak izlemenin de derin bir nefes alma hissi vereceği türden bir film 303. Keşfedilen duygular ve katedilen yollar, o insanı gördüğünüz ilk andan itibaren bilinen bir son.

8. Little Fish (2020)

Little Fish Sevgililer Gününde İzleyebileceğiniz 10 Film Film Önerileri Arakat Mag

“Seni gördüğüm ilk anda üzgündüm. Sebebini hatırlayamıyorum. Hatırladığım tek şey, seni gördükten sonra artık üzgün olmadığım.”

Bir salgın sonucu her şeyin hafızanızı tek tek terk ettiği, silikleşip yok olduğu bir evrende duygularınız oldukları gibi kalıyor. Bildiğiniz tek şey içinizde tüm varlıklarıyla duran hislerinizken, diğer her şey solup gidiyor. Little Fish, bu temayı öyle güçlü bir yerden işliyor ki hayatınızda olan kişiye daha film bitmeden koşarak gitme ve henüz her şey yerindeyken ona tutunmak için delirir bir halde buluyorsunuz kendinizi. Henüz kaybedilmemiş şeylerin değerini yanınızda oturuyorlarken, hayatınızın tam da ortasında yer alıyorlarken fark etmek inanılmaz bir ayrıcalık. Little Fish tam da bu ayrıcalığı hissettirmeyi amaçlıyor ve izleyicisini aydınlatıyor.

Chad Hartigan‘ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrollerini Olivia Cooke ve Jack O’Connel üstleniyor. Oyuncuların ikisi de rolleriyle öyle hoş bütünleşiyor ki Emma ve Jude rolleri için başka isimler düşünemiyorsunuz. Yarattığı hislerle kendisini biricik bir konuma oturtan film, kimisi için koşup o kişiye sarılma güdüsü yaratırken kimisini de yoğun bir hüzünle kıpırdayamaz bir halde, olduğu yere çakılmış hissettirecek.

9. Scenes From a Marriage (2021)

Scenes From a Marriage Sevgililer Gününde İzleyebileceğiniz 10 Film Film Önerileri Arakat Mag

“Gecenin bir yarısı, ortalık sessiz sedasızken, karanlık bir evde, dünyanın bir yerinde…”

Usta yönetmen Ingmar Bergman‘ın 1974 yapımı aynı isimli filminin yeni bir uyarlaması olan bu 300 dakikalık mini dizi, önemli temel noktalarıyla orijinal hikayesinden ayrışıyor. Bu listede özellikle Hagai Levi yönetmenliğindeki dizi versiyonunun seçilme sebebi ise izleyicisine koskocaman bir düşünme alanı açmaya daha müsait olması. Her bölümünün sonunda kendi iç dünyanıza dönüp bakmanızı sağlayan dizi, eğer hayatınızda biri varsa ilişkinizin önemli, hassas noktalarına beraber eğilip bakmak için müthiş bir alan sunuyor.

Scenes from a Marriage, bir ilişkinin bitişine, bitme sebeplerine, yeniden yeşerme çabalarına, iki insanın hem kendileri hem de birbirleriyle olan savaşlarına incelikle ve derin bir yerden yaklaşıyor. Oscar Isaac ve Jessica Chastain, Jonathan ve Mira rolleriyle insan ilişkilerinin oturduğu temelleri kurcalıyor, can acıtıyor ve açığa çıkartıyor. Hayatınızda biri varsa da yoksa da, bu duygulara aşinaysanız da değilseniz de incelenmesi gereken, üstüne düşünülecek, detaylarına kaybolabileceğiniz inanılmaz bir harita niteliğinde.

10. Wall•E (2008)

Wall•E Sevgililer Günü İzleyebileceğiniz 10 Film Film Önerileri Arakat Mag

Muhtemelen herkesin bildiği bu yalnız ama sevgi dolu robotun listemizin sonundaki yeri farklı, hiç bilinmeyen bir seçenek olarak değil; hatırlatmak ve konsepte olan uygunluğundan ötürü anmak, selam göndermek için var oldu. Her şeyin yok olduğu, herkesin terk ettiği bir dünyada hayret verici bir disiplinle, her güne aynı titizlikle başlayan Wall•E aslında günümüz insanının romantik bir portresi. Biz de kendi iç dünyamız bomboş ve terk edilmiş olduğunda dahi her yeni güne uyanıp devam etme halinde olmuyor muyuz?

Andrew Stanton yönetmenliğindeki animasyon, göz doldurucu, sıcacık bir sarılma alanı. Sıradan geçen bir günün beklenmedik bir anında araştırma görevlisi olarak dünyaya gönderilen robot Eve, Wall•E için bir ilk görüşte aşk! Sevgiliyle izlemek için biçilmiş kaftan olan bu tatlı animasyon, tek başına izleyecekler için de bir The Smiths şarkısı gibi. Yumuşak, kavrayıcı ve baş okşayıcı. Eğer yalnız izliyor ya da belli bir dönemi şimdilerde tek başınıza anımsıyorsanız Wall•E‘den sonra The Smiths‘ten Please Please Please, Let Me Get What I Want dinlemeyi eksik etmeyin!


Şevval Sara‘nın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Her: Yalnızca Bir Aşk Filmi Değil

Love Hurts: Sevgililer Günü Aksiyonu

Şevval Sara Kot
Marmara Üniversitesi'ndeki öğrenciliği dışında kalan zamanının tamamını kitap okuyarak, film izleyerek ve bunlar üzerine yazarak geçiriyor.

Nickel Boys: Klostrofobik Tınılardan Paralel Evren Egzersizi

önceki yazı

Invincible 3. Sezon: 1, 2 ve 3. Bölüm İncelemesi

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir

daha fazla Blog