0

Daha önce ilk üç bölümünü incelediğimiz Dark Matter, finalini yaptı. Ters köşelerin bol olduğu, izleyiciyi sıklıkla düşünmeye iten sezonu spoilerlı bir şekilde gözden geçiriyoruz.

Dark Matter‘ın temeli Erwin Schrödinger‘in “Schrödinger’in kedisi” deneyinden geliyor. Kısaca, kuantum mekaniği ve süper pozisyon kavramlarını anlamak için yapılan bir düşünsel deney olarak tanımlanabilir. Gözlemlenmemiş bir sistemde bir durumun birden fazla olası versiyonunun aynı anda var olabileceği olasılığını tartışır.

Hikayemizde tam olarak bu deneyin üzerine kafa patlatan Jason Dessen ve ailesinin yaşadıklarına odaklanıyoruz. Kendisinin aksine, bahsettiğim deney üzerine kariyer yapmış bir gerçeklikteki versiyonu tarafından kaçırılarak bütün hayatının mahvolmasına şahitlik ediyoruz. Yaşattığı kafa karışıklıklarının yanında, karakterlerin iç dünyalarında yaşadığı çatışmaların önemli bir rol oynaması Dark Matter‘ı muadili işlerden farklı bir noktaya koyuyor.

İlk bölümünden başlayarak gitgide artan temposunun yanı sıra yaratılan gizem izleyiciyi diziye bağlamayı başarıyor. Aksiyondan ziyade bol bol diyalog görmemiz, izlerken karakterlerle empati yaparak bizi hikayenin içine davet ediyor. Bahsettiğim bol diyalog yapısı, aslında hikayeyi oluşturan iki farklı Jason karakterinin benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya çıkarıyor. Diyalog yapısı ve karakterlerin günlük hayattan fırlamış olmaları, hikayeyi doğal kılan diğer etkenlerden biri. Dark Matter‘ın başardığı şeylerden bir diğeri de, olağanüstü şeylerin karakterlerden çok durumlar için geçerli olması. Günün sonunda Jason, rutininde faturalarını ödemeye çalışıp ayın sonunu getirmeye çalışan bir baba.

Dark Matter

Çıkmazlar

Dizi Jason ve farklı versiyonları etrafında dönerken, kilit karakterin Amanda olduğunu düşünüyorum. Hikayenin kilitlendiği ve çıkmaza girdiği noktalarda Amanda sürekli devredeydi. Blaire ile olan konuşması dizi için en etkileyici sahnelerden birisi oldu. Bu yolculuğun gerçekte Jason’a ait olduğunu kabul etmesi ve hayatı için elinden gelenin en iyisini yapma kararı, diziye derinlik katan unsurlardan biriydi.

Dizide bilerek yaratılan karamsar havanın, iki farklı Jason karakteri üzerindeki etkisini görmek birçok açıdan etkileyiciydi. İki karakter arasındaki benzerlikler ve farklılıklar yansıtılırken kullanılan renk tonları görsel anlatım açısından etkileyiciydi. Bana kalırsa dizinin en büyük başarılarından biri bilim kurgu öğelerini izleyiciye doğru bir biçimde aktarabilmeleri oldu. Yazılan diyalogların büyük bir kısmında, olayları olabilecek en basit şekilde açıklamanın yanı sıra, bunun için psikolojiden de yardım alıyorlar. Bu noktada, aslında devreye belirttiğim gibi Amanda giriyor. Psikiyatrist olan karakterin yaptığı konuşmaların büyük bir bölümü, aslında izleyiciye durumu aktarma amacı taşıyor.

Bol diyaloglar, doğru metin yazımları ve kasvetli hava derken aslında ortaya oldukça sağlam bir iş çıkıyor. Ayakları zemine sağlam basan bir hikaye aynı zamanda doğru bir olay örgüsüne sahip. Hikayenin içinde gidişatı belirleyen noktalar oldukça küçük. Bu noktaları yakalayan karakterimiz ise Daniela. Orijinal Jason’un yerine geçen versiyonunu izleyiciyle birlikte tanımaya başlayan karakter, zamanla bir terslik olduğunu fark ediyor. İzleyiciyle birlikte keşfe çıkmalarına rağmen, dizi içinde en sorunlu karakter bana kalırsa yine Daniela’nın kendisi. Hikayenin içinde kilit bir noktada bulunmasına rağmen, karakterin yazılışından ötürü bu ağırlığı asla hissedemiyoruz.

Dark Matter

Detaylar ve Son Sözler

Sezon finalinde bilim kurgulardan aşina olduğumuz paradoks mantığı beklediğimden daha iyi işlendi. Onlarca Jason karakteri ufak çaplı bir kaosa neden olsa da, onları birleştiren noktada temelde hepsinin aynı şeyi istiyor oluşu dikkat çekiciydi. Ana karakterimizin eve dönüşü ve her şeyi başlatan karakterin bir kefaret yoluna çıkması, karakter gelişimleri açısından da önemliydi. Sezonun genelini ufak tefek problemlerine rağmen oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. İyi bir bilim-kurgu işinin yakalanmasının zor olduğu şu sıralarda Dark Matter‘ı izlemek, beni bir nebze olsun rahatlattı. Bilim-kurgu ögelerinin zorlayıcı olmaması genel izleyici tarafından da beğenilmesini sağlayacaktır. Özellikle diyaloglar ve hikaye akışıyla beklentilerimin ötesine geçmeyi başaran dizimiz bittiği için üzgünüm diyebilirim.

Oyunculuklara değinmek gerekirse, genel olarak herkesi beğendiğimi söyleyebilirim. İlk üç bölümde Joel Edgerton favorim olsa da, Amanda rolüyle Alice Braga‘nın bir adım öne çıktığını söylemeliyim. Ayrıca, tıpkı Joel Edgerton gibi, sezon başında Jennifer Connelly‘i de beğensem de ilerleyen bölümlerde etkisinin yavaş yavaş azaldığını gözlemliyoruz. Charlie rolüyle Oakes Fegley ve Ryan rolüyle Jimmi Simpson da işlerini oldukça iyi yapıyorlar.

Oyunculuklar dışında teknik olarak bakmak gerekirse, ben bir eksik göremedim. Müzikler, sahnelerin gerektirdiği dozda ayarlanmış ve istenen etkiyi tam olarak yansıtmayı başarıyor. Sinematografi olarak renk tonlarından bahsetmiştim; farklılıkları belirtmek için kullanılan bu tarz hamleler bence farklı bir hava katıyor.

Son zamanlarda iyi işler piyasaya süren Apple, ivmesini kaybetmeden hızla ilerlemeye devam ediyor. Bilim-kurgu eserlerine meraklı biriyseniz, son yılların popüler kitaplarından Dark Matter‘ın uyarlaması olan bu diziye göz atmanızı şiddetle öneririm!

Ali Can Bartu Sakarya‘nın tüm yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Twitter, Instagram, Discord ve Letterboxd aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Dark Matter: 1. 2. & 3 Bölüm İncelemesi

House of the Dragon 2. Sezon: İkinci Bölüm İncelemesi

Ali Can Bartu Sakarya

The Boys: 4. Sezon 5. Bölüm İncelemesi

Previous article

Elden Ring Kısım 3: Shadow of the Erdtree

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Televizyon