Stüdyoların başarılı animasyon filmlerini salt açgözlülükle live-action formatına bozmaya çalıştığı bu günlerde, animasyonun sinematik anlatıdaki önemi ayrı bir boyut kazanmış durumda. Guillermo Del Toro’ya bile stop-motion şaheseri Pinokyo’nun ardından “Animasyon sinemadır!” deme gereği hissettiren sektör, animasyonların tüm başarılarını aynı boyutta bir hakaretle gölgelemeye ant içmiş adeta.

Lilo & Stitch ve Ejderhanı Nasıl Eğitirsin? gibi mükemmel animasyon filmlerini yöneten Chris Sanders’ın yeni filmi The Wild Robot’a karşılık iki filmin de live-action yeniden çevrimlerinin haberlerini aldık. Industrial Light & Magic’in Transformers markasına getirdiği yeni ve etkileyici yaklaşımın ödülüyse bütçesini ucu ucuna çıkarabilmek oldu. Bu esnada Disney’in dizi olarak planlayıp filme dönüştürme kararı aldığı zoraki devam filmi Moana 2, beş günlük Şükran Günü tatilinde yalnızca Amerika’da 221 milyon dolarlık bir gişe hasılatına ulaşarak daha önce Frozen 2’ye ait olan 125 milyon dolarlık rekoru yerle bir etti.

Trajikomik Olaylar Dizisi
Bir eserin yaratılabilirliğine dair her metriğin bu kadar kar odaklı olmaya zorlandığı bu günlerde, Adam Elliot’ın içimizi ısıtan başyapıtı Memoir of a Snail daha da büyük bir önem kazanıyor. 2003’te Harvie Krumpet ile En İyi Kısa Animasyon Filmi Oscar’ını kazanan ve 2009’da Mary ve Max ile türe ilgi duyan herkesin gözünde efsaneleşmiş Elliot, yaratımı 8 yıl sürmüş yeni eseriyle de hayal kırıklığına uğratmıyor. Kariyerinin başından beri benimsediği kil animasyon tekniğini sürdüren ve anlatmak istediği hikayeleri anlatmak istediği şekilde aktarmaktan vazgeçmeyen Elliot, Memoir of a Snail ile sanatını bir adım öteye taşımayı başarmış.
Salyangozlara dair her şeye ilgi duyan Grace Pudel’ın ilk bakışta trajik görünen hayat hikayesini izliyoruz Memoir of a Snail filminde. Hayatının başladığı andan değişeceği ana kadar olanları, Grace’in anıları üzerinden deneyimliyoruz. Acı bir tebessümle tanıklık ettiğimiz bu trajikomik olaylar dizisini izlerken, tıpkı Mary ve Max’teki gibi bir anlatıcı eşlik ediyor bize. Fakat bu kez kulağımız olanları yorumlayan bir dış sesten ziyade, Grace’in sesi, Succession’la dünya çapında bir üne erişmiş Sarah Snook’ta. Karakterin yaşadıklarını bizzat anlatışı iç dünyasına daha doğrudan bir erişim sağlayarak onunla empati kurmamızı kolaylaştırıyor. Filmin başarısının büyük oranda bu duygudaşlığı sağlayabilmeye dayandığı düşünüldüğünde, bu basit değişikliğin önemi daha net anlaşılıyor.

Karanlık Fakat Karamsar Değil
Elliot, 94 dakikada birçok konuya dair fikirlerini izleyiciye aktarsa da odağı daima size yaşattığı duygusal yolculukta kalıyor. Yönetmenin görsel tarzının trajik hikayelere daha çok uyduğunu, hem Mary and Max’in hem de Memoir of a Snail ’in depresif bir atmosfer yaratmaya çalıştığını düşünebilirsiniz fakat bu Elliot’ın yeteneğinin hakkını yemek olur. Evet, Elliot’ın karakterlerinin başına gelenler trajik, korkunç hatta travmatik fakat bu olaylar arasına huzur dolu anlar serpiştirmeyi, etkilerini kara mizahla yumuşatmayı ve genel olarak umutlu bir çerçeve çizmeyi de başarıyor yönetmen.
Yönetmenin hedefi, filmin sonunda verdiği mesaj kadar, izleyiciye farklı duyguları da deneyimletmek. Film boyunca bazen gözleriniz doluyor bazen kıkırdıyorsunuz. Fakat böylesine duygu odaklı bir filmin, “duygu sömürüsü” kategorisine düşmesi de bir hayli kolay. Kaldı ki Elliot da “Filmlerimden birinden sonra duygusal olarak paramparça hissetmiyorsanız, başarısız olmuşumdur!” diyerek izleyicinin duygularına oynadığının altını çiziyor. Fakat Elliot’ı, “Ayla ve Müslüm’ün yapımcısı” olmaktan kurtaran dürüstlüğü. Göz yaşlarınızı da kahkahalarınızı da büyük bir içtenlikle talep ediyor film. En hassas konulara değinirken dahi öylesine samimi bir ton yakalıyor ki, ekrana yansıttığı her duygu sizde bir karşılık bulabiliyor.

Kusurlu Karakterlerin İçten Hikayeleri
Elliot’ın karşımıza çıkardığı her karakter, kusurlu. Çoğunlukla da ötekileştirilmelerini anlayabileceğimiz, uç seviyede kusurlar bunlar. Böylesine abartılı karakterlerin yaşadıklarıyla bağ kurmak zormuş gibi görünse de, seslendirme performanslarındaki sadelik aradaki boşluğu kapatıyor. Belli karakterler dışında karikatürize bir tondan özellikle uzak durmaya çalıştığının, seslendirme sanatçılarının gündelik konuşmalarına yakın bir performans aradığının altını çiziyor yönetmen. Bu karar, alışılmadık hareketleri olan karakterleri kusurlarında kendi hayatımızdan izler bulabileceğimiz figürlere dönüştürüyor.
Bu noktaya kadar animasyon tekniğine dair hiçbir şeyden bahsetmediğimi fark etmişsinizdir. Kil stop-motion gibi az kullanılan bir teknikle yapılmış filmde, diğer hemen herkesin odaklanacağına inandığım bir alan animasyon. Fakat yalnızca tekniğinden bahsetmek, Elliot’ın en az yönetmenliği kadar başarılı olan yazımının hakkını yemek olurdu. Ayrıca Memoir of a Snail, yönetmenin kariyerinde Mary ve Max’ten sonra atılacak tek adım gibi duruyor. Aynı görsel tarzı, daha detaylı arka planlar ve ifade geçişleriyle geliştiren Elliot, kamera kullanımıyla da görsel anlatısının dinamikliğini artırmış.

İzlemeyi Bırakıp Yaşamaya Başlamak
Son olarak, anlatının merkezinde yer alan salyangoz motifine değinmek istiyorum. Grace’in salyangozlara olan ilgisi ve yaşadıkları sonucunda giderek kendi kabuğuna çekilmesi üzerinden bariz bir karşılığı olsa da salyangoz kabuğunun şeklinin de bir önemi olduğunu düşünüyorum. Kabuğun spiral şekli, olanların kontrolünü kaybetmeyi de çağrıştırıyor. Zira Grace’i olduğu noktaya getiren de tek bir olaydan çok, üst üste gelen ve yalnızca tepki vermekle yetindiği olaylar serisi. Filmin finali, bu bağlantıyı aklınızda bulundurduğunuzda daha da anlamlı bir hal alıyor.
Memoir of a Snail, çoğunlukla çocuklara yönelik görülen animasyon türünde anlatmayı tercih ettiği hikayesiyle eşsiz bir yerde. Kabuklar üzerinden benzeştikleri Marcel the Shell With Shoes On ile benzer bir ton yakalayan film, sizi üzdüğü kadar umutla doldurmayı da başarıyor. Türün gidişatının iç karartıcı bir hal aldığı şu günlerde, herkesle paylaşmamız gereken özel bir film olmuş Memoir of a Snail.
Tuncer Haydarlar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.


















Yorumlar