85
YAZARIN PUANI

Yıl 2004. Fatih Akın, Almanya’ya çalışmak için giden Türk ailelerin yapısını bireye indirgeyerek anlattığı filmi Duvara Karşı vizyona girdi. Takdir edersiniz ki, “Almancı” değil; Almanya’ya çalışmak için vatanından ayrılan kimseler. Gurbette kültürel varlıklarını korumak için binbir çaba sarf eden bu insanların, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra gırtlağına kadar borca girmiş Almanya’ya çalışmaya gittiği ise tartışılması gereken ayrı bir mesele. Alman kültürünü çok sevdiklerinden mi gittiler, yoksa Türkiye’de insan onuruna yaraşır bir ücret alamadıklarından mı?

85
YAZARIN PUANI

Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönen Duvara Karşı, işbu dilemma içerisinde özgürlük arayışı, kültürel yozlaşma ve aşk üzerinden Cahit ile Sibel’in hayatlarından bir kesiti bizlere sunuyor. Bugün hâlâ bu film hakkında bahsetmemizin sebebi ise kuşkusuz Fatih Akın’ın da aynı geçmiş kökenden gelerek kendi kültürel görmüşlüklerini anlatması. Fatih Akın’ın olanca samimiyetiyle anlattığı Duvara Karşı’yı, 8 Ağustos’ta tekrar beyaz perdede izleyebilecek olmak büyük bir fırsat. Pekâlâ, Duvara Karşı neydi ve neyi temsil ediyordu?

Bu yazı Duvara Karşı filmi hakkında spoiler içerebilir.

Duvara Karşı Film İncelemesi Arakat Mag Yeniden Vizyon 2004 2025 Fatih Akın Sibel Kekilli Birol Ünel Güven Kıraç Meltem Cumbul

Şeytan Odamın Kapısını Çaldı

Fatih Akın, kılı kırk yararak anlattığı filmi Duvara Karşı’da İstanbul’un nefes kesen boğaz manzarasını “Çaya İner Gezerim” türküsü eşliğinde sahneye taşıyor. Filmin kritik noktalarında da görebileceğimiz bu sahneler, bizi izlediğimizin bir film olduğunu hatırlatmakla birlikte tanıdık bir manzarayla konfor alanımıza dokunuyor. Duvara Karşı, Yabancı’nın Meursault’u ya da Aylak Adam‘ın Bay C’si kadar umursamaz ama bir o kadar Türk gerginliğinde olan eş başkahramanımız Cahit ile asıl hikayemize giriş yapılıyor. Cahit’in aylaklığını verdiği küçük kesitlerle gösteren film, pes edişini ise en açık şekilde duvara çarparak gösteriyor.

Cahit, kendisi gibi pes etmeye teşebbüs etmiş insanların yanında, hastanede açıyor gözlerini ve burada Sibel ile ilk defa karşılaşıyor. Sibel de kendisi gibi pes etmeye teşebbüs etmiş bir kişi. Her ne kadar hikâye Almanya’da geçse de, Sibel de muhafazakâr bir Türk ailenin kızı olarak büyümüş biri. Hatta ailesinin baskısı, “namus” anlayışı ve kısıtlanmış bir özgürlük anlayışı, onu bileklerini kesmeye kadar götürmüş durumda. Bu tükenmişlik öyle bir duruma gelmiş ki, Cahit’in verdiği olumsuz bir tepki üzerine tekrardan bileklerini kesebilecek kadar patavatsız bir durumda. Bu tükenmişlik ise yaşama karşı değil, -tamamen Alman toplumunun yaşadığı düzene karşılık- Türk aile yapısının getirdiği muhafazakarlık içerisinde kalmış bir kadının topluma gıptayla bakışı.

Kendini kısıtlı özgürlük durumundan kurtarması için ise çözümü yine bu Türk aile yapısının getirdiği bir yolda, yani evlenmekte bulmaya çalışıyor. Bu arayışta ise kendine Cahit’i buluyor. Sibel’in kararlılığı, Cahit’in içerisinde bulunan merhameti alevlendirerek, kendini beklenmedik bir şekilde kız isteme sahnesinde elinde alkolsüz çikolatalarla bulmasına kadar getiriyor. Böylece Duvara Karşı, bireyin içsel çöküşüyle toplumun görünmez baskısı arasında kalan bir kadın ve aylak bir adamın kesişimini evlenmeye götürüyor.

Duvara Karşı Film İncelemesi Arakat Mag Yeniden Vizyon 2004 2025 Fatih Akın Sibel Kekilli Birol Ünel Güven Kıraç Meltem Cumbul

Bandoyla Karşılanmıştık

Bir insanın hayatına bir kadının dokunuşunu, her ne kadar o insanın iç dünyasındaki değişimleri hâl ve hareketlerinden görsek bile, Fatih Akın, Duvara Karşı’da bize bu değişimi Cahit’in evini yavaş yavaş yaşanabilir bir yer hâline getirerek gösteriyor. Bu sadece bir düzen, temizlik ya da estetik meselesi değil, aynı zamanda bir insanın hayatında görülebilecek en güçlü duygu olan aşkı da yanında getirebiliyor. Bu aşk, bütün Türk sinema tarihinin belki de en samimi, en gerçekçi sofra kurma sahnesini de beraberinde getiriyor. Yine mi güzeliz, yine mi çiçek…

İnsan, fikirleri değişebilen ve dönüşebilen bir varlık. Bu durum, kaçınılmaz olarak fikirlerimizi ve beklentilerimizi etkiliyor. Duvara Karşı, bir kadının özgürlük arayışına karşılık, hayata tutunamayan bir adamın zamanla o kadına bağlanmasıyla şekilleniyor. Bu ilişkinin merkezinde ise geleneksel Türk aile yapısının baskıcı, yozlaşmış ve kimi noktalarda ikiyüzlü tarafı tüm çıplaklığıyla sergileniyor. Namus adına çığıran erkeklerin cinselliğin peşinde koşması ve istediği yere girip çıkarak kadınlara karşı kurallar koymasıyla film, patriyarkanın ikiyüzlülüğünü de oldukça etkili bir biçimde gösteriyor.

Bütün bu utanç tablosunun ortasında hürriyet aşkıyla yanıp tutuşan Sibel’in özgürlük arayışı, görünüşünü yeniden şekillendirmesine yol açıyor. Saçlarını keserek çıktığı yolda, kimliğine ve geçmişine havlu atarak zincirlerini kırması; Sibel için gereken son adımın, kendini bulabileceği bir yere, İstanbul’a göç etmesiyle sonuçlanıyor.

Duvara Karşı Film İncelemesi Arakat Mag Yeniden Vizyon 2004 2025 Fatih Akın Sibel Kekilli Birol Ünel Güven Kıraç Meltem Cumbul

İki Sınır Arasında

İki kültür arasında sıkışıp kalmış bir durumdasın. Ne tam anlamıyla Türk kültürüne ait hissediyorsun ne de Alman kültürüne bütünüyle dahil olabiliyorsun. Almanya’da basit bir mavi yakalı göçmensin, Türkiye’de ise vatanına ihanet etmiş, düzgün Türkçe konuşamayan bir “Almancı”. Nereye gidersen git, bulunduğun toplum seni bütünüyle kabul etmiyor. Dahası, internetin etkisiyle küreselleşen bir dünyada da değilsin. Tamamen yalnızlığa itilmiş bir “Almancı”sın.

Sibel’in duygusal boşluğu, İstanbul’a taşınmasıyla daha da derinleşiyor. Ne tam anlamıyla ait olduğu bir yer var ne de kendini anlatabileceği bir dil. Kendi Hogwarts’ını bulamamış Sibel; yaşadığı aidiyetsizlik, reddediliş ve yalnızlıklar bütünü kendini bıçaklanacak konuma kadar getiriyor.

Kendimize dönüp bakmalıyız. Her bir göçmenin yaşadığı bu “arada kalmışlık” hâline karşı daha anlayışlı, daha duyarlı olmalıyız. Hiç kimse, elinde olmayan kökenleri, dili, görünüşü ya da hayatta kalmak için seçtiği yollar yüzünden yargılanmamalı. İnsan, sadece ve sadece insan olduğu için değerlidir.

Film İncelemesi Arakat Mag Yeniden Vizyon 2004 2025 Fatih Akın Sibel Kekilli Birol Ünel Güven Kıraç Meltem Cumbul

Köklere Dönüş

Almanya’ya çalışmaya giden bir dedenin torunu olarak gurbette kalmak, hiçbir mavi yakalı Türk’ün hayali değildi. Kimse o yola hevesle ya da keyifle çıkmadı. El memleketinde ekmek parasına çalışmak, hayatı biraz olsun düzene koyabilmek umuduyla göç edildi. Almanya’ya gidenlerin çoğu, ne Alman kültürüne hayran oldukları için ne de orada yaşama isteğiyle dolup taştıkları için gittiler. Onlar, sadece geçim derdindeydi.

Duvara Karşı, işte bu gerçekliğe ışık tutuyor. Almanya’daki Türk varlığını görünür kılarken, göçmen olmanın yarattığı kültürel çatışmaları ve kimlik bunalımlarını da bütün gerçekliğiyle anlatıyor. Bununla birlikte, Almanya’ya ilk kuşak olarak gidenler ile orada doğup büyüyen ikinci ve üçüncü kuşak Türkler arasındaki farkı da net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu nedenle Duvara Karşı; sadece bir aşk ya da dram filmi değil, aynı zamanda göçle şekillenen bir kimlik arayışının, bölünmüş aidiyetlerin ve bastırılmış duyguların hikâyesi.


Ömer Faruk Edremit‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Hakkı: Doyumsuzluğun Laneti

Cenaze: Yerli Korkuya Umut

ÖMER FARUK EDREMİT
Hukuk fakültesi öğrencisi fakat Raskolnikov değil. Harvey Specter hiç değil.

The Naked Gun: Eski Drebin, Yeni Frank

önceki yazı

The Life of Chuck: Fantastik Bir Olmamışlık

sonraki yazı

Yorumlar

Yorumlar kapatıldı.

Bunlar da ilginizi çekebilir