İlk defa 1978 yılında Cannes Film Festivali’nin seçkisinde yer alan Ecce Bombo, restore edilen kopyasıyla 2024’te Venedik Film Festivali’nde yer aldı. Ardından 44. İstanbul Film Festivali, Venedik Film Festivali’nden En İyi Restore Edilen Film ödülüyle dönen filmi, Cinemania kategorisinde göstermek üzere seçti. İtalyan yönetmen Nanni Moretti, 25 yaşındayken çektiği Ecce Bombo’da yakından tanık olduğu bir neslin hikâyesini beyaz perdeye taşıdı. Ecce Bombo, yönetmenin daha sonraki filmlerinde ustalık seviyesine ulaşacak tarzıyla tanışmak için iyi bir seçim. Restore edilmiş kopyayı izlemek üzere 11-22 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali programına göz atmayı unutmayın.
Nanni Moretti, yazdığı, yönettiği ve oynadığı Ecce Bombo’da film çekmeye çalışan bir arkadaş grubuna yakından bakıyor. 1968’de öğrencilerin öncülük ettiği ve giderek dünyayı etkisi altına alan değişim ve özgürlük hareketine katılmış gençlerin hayalleri, aradan zaman geçtikçe yıkılıyor. Hayatı sorgulayan gençlerin toplumsal alandaki mücadele arzuları zayıflasa da kendilerinden sonraki kuşağa örnek oluyorlar. Arkadaş grubu ise mücadelelerini Marksist esintiler taşıyan bir western filmi çekerek sürdürüyor. Fakat zamanla konu film çekmekten çıkıyor. Roma’da geçen hikâye, arkadaş grubunun okulla ilişkilerini ve kendilerini tanıma çabalarına evriliyor. Değişim furyası geride kalırken anlamsızlık sarmalına kapılan 68 kuşağı, aile içerisinde ve romantik ilişkilerinde giderek dengesizleşiyor.
Bu durum özellikle de filmin ana karakteri Michele’de (Nanni Moretti) hayat buluyor. Karakterin kız kardeşi, annesi, babası, hayatına giren kadınlar ve arkadaşlarıyla olan ilişkisi düşünüldüğünde mesafeli, bencil ve mutsuz biri olduğu görülüyor. Anlatıyı dram olmaktan çıkaran da yine Michele karakterinin bu tutumu oluyor. Zira Michele pek çok tezatlığı bünyesinde barındırıyor. Donukken canlı olduğunu iddia ediyor. Ciddi duruşunun ardında ise alaycılığını gizliyor. Böylece Ecce Bombo bir trajikomedi ya da komedi olarak değerlendirilmeye başlıyor.

–Mış Gibi Yapmak
Herkesin hayatında durumları yönetmek, kendi doğrusunu öne sürerek gidişata yön vermek istediği zamanlar olur. Ancak Michele’nin Ecce Bombo’daki bu tutumu müdahaleciliğe varıyor. Hatta Moretti’nin sonraki filmlerinde de karşımıza çıkan bu tavır, Michele karakterine özgü olmadığını hissettiriyor. Kardeşinin yemek masasından kalkarken ses yaptığını söylediğinde, kardeşinin masaya geri oturup bu defa yerinden sessiz bir biçimde kalkması müdahaleci tavrının filmin dünyasında kabul gördüğünü gösteriyor.
Ecce Bombo’nun güldüren anları tam da bu gibi yeniden canlandırmalar ya da Michele’nin bir yönetmen edasıyla bütün sahneyi kurgulamaya yeltendiği anlarda ortaya çıkıyor. Arkadaşlarıyla masada otururken gideceğini söyleyip oturmaya devam etmesi de Michele’nin bu yanını vurguluyor. Kız arkadaşı Silvia (Susanna Javicoli) ile her konuşması bu teatral iletişimden nasibini alıyor. Zira bu karakterin özelliği olmakla kalmayıp anlatının ritmini belirleyen yönteme dönüşüyor. Dolayısıyla filmin soruları karakterlerin -mış gibi yaptıkları anların etrafında şekilleniyor: Neden -mış gibi yapmaya ihtiyaç duyuyorlar, duyuyoruz?
Bununla beraber Michele’nin ailesiyle olan iletişimi, kuşaklar arası çatışmayla ilişkilendirmeye imkân tanıyor. Michele’nin kız kardeşi Valentina’yı (Lorenza Ralli) bir odada arkadaşlarıyla birlikte oturma eylemi planlarken izlemesi bir kuşağın diğer kuşağa bakışını netleştiriyor. Oysa o sırada babası da Michele’yi izliyor. Bu sahnenin filmi bir açıdan özetlediğini söylemek mümkün. Diğer açıdan abisinin, babasının, hatta annesinin Valentina’nın oturma eylemine katılmasına itirazı var ama farklı sebeplerle. Önceki kuşaklar onlardan sonra gelene dair basmakalıp fikirlere sahip. Eleştiri ise çoğu zaman iki yönlü olarak ortaya çıkıyor. Annesi Valentina’nın geç saatlere kadar okulda oturma eylemi için kaldığında cinsellik yaşamasından korkuyor. Michele’nin de bu ihtimalle derdi olmakla birlikte, onu anne-babasının sevişmesi de en az kız kardeşinin cinsel hayatı kadar tedirgin ediyor. Bu nedenle kuşaklar üzerinden anlatılanlar, dönüp dolaşıp Michele’nin kendisiyle yüzleşmesini gerektirecek olayları kesiyor.

Olduğun Yerde Saymak
Michele, birlikte film çektiği arkadaşlarına bir türlü kendisini açmıyor. Mirko (Fabio Traversa), Vito (Paolo Zaccagnini), Goffredo (Piero Galletti) ve onlara sonradan katılan Cesare (Maurizio Romoli) kendileriyle yüzleşmeye daha yatkınlar. Özellikle Mirko’nun kendisine dürüstçe yaklaştığı görülüyor. Evinde misafir ettiği Olga’ya (Lina Sastri) anlayışlı yaklaşımı, izleyicinin onunla yakınlık kurmasını sağlıyor. Bununla beraber film boyunca, kadınlarla kurduğu ilişkileri yüzeysel seviyede tutan Michele, seyircide antipati uyandırıyor. Cesare’nin eşi Flaminia’ya (Carola Stagnaro) yoğun duygular beslediğinde ve karşılığı olduğunda bile ilişkisini derinleştiremiyor. Bu noktada Flaminia’ya görüşmek istediğini söylemesi, arkadaşı Cesare’ye saygı duymadığına da işaret ediyor. Kendini kıskanç ve sahiplenici biri olarak tanımladığı halde, davranışları söyledikleriyle uyuşmuyor. Bütün bunlar kendini yalnızlaştırmasına neden oluyor. Zaten uzun süredir görüşmediği bir başka kadınla yolları kesiştiğinde, iletişimlerini “Bir kız arkadaşa sahip olmak ne demek, bilmiyorum,” diyerek bitiriyor.
Ecce Bombo’nun ne anlama geldiği doğrudan anlaşılamayan pek çok sahnesi var. Bunlardan birinde, üniversite öğrencilerinden biri jürinin karşısına çıkıp sorulan soruları yanıtlıyor. Hakkında konuşmayı önerdiği çağdaş şairi, jürideki kimse tanımıyor. Odanın gerisindeki bir erkek, öğrencinin yanına o şair olduğunu söyleyerek oturuyor. Esasında şairleri gözümüzde büyüttüğümüzü hissettiren bu gibi sahneleri başka kopuk sahneler takip ediyor. Örneğin, arkadaş grubu kendilerini daha yakından tanımak üzere sahilde sabahladıklarında. Uyandıklarında uzaktan geçen bir bisikletlinin “Ecce bombo,” diye bağırdığını duyuyorlar. Bu adamın neden böyle bağırdığına anlam vermek mümkün değil. Kökeni Bible’a uzanan bu ifade, “İşte yaban arısı” ya da “İşte adam,” gibi anlamlara geliyor. Filmin ilerleyen bölümlerinde Vito’nun ağzından yeniden duyulan bu ifade, anlamsızlığı pekiştiriyor.

Zamanla Değerlenen Film
Ecce Bombo, Nanni Moretti’nin daha sonraki filmlerinde de tekrarlanan politikanın neden olduğu hayal kırıklığı ile grup dinamiklerini ele alıyor. Mirko’nun misafiri olduğu için ister istemez grubun parçası haline Olga da Michele’ye benzer şekilde gruptan ayrı duruyor. Mirko’nun psikolojik sorunları olduğunu söylediği Olga, hiç değilse sorunlarının üzerine gidiyor. Bu yanıyla Michele’den ayrılsa da kendilerini yalnızlaştırma biçimleri açısından benziyorlar. Grubun kalanı ise komün yaşamını seçiyor ve Roma’yı terk ediyor. Teatral karakteri nedeniyle Michele’nin gerçeklikle olan ilişkisini zayıflarken arkadaşlarının politik idealleriyle örtüşen bir karar vermesi önem taşıyor. Arkadaşlıklarda yol ayrımlarının normal olduğunu hatırlatıyor.
Nanni Moretti Ecce Bombo’yu 350 bin dolar bütçeyle çekiyor. Filmde oynayan pek çok oyuncunun daha sonra oyunculuk yapmaması bu nedenle şaşırtmıyor. Zira filmdeki karakterlerin bildiğimiz anlamda bir oyunculuk sergilediklerini söyleyemeyiz. Anlatı biçimi herkesin sade, abartılı olmayan bir oyunculukla neredeyse kendilerini canlandırmasını talep ediyor. Sahneler küçük skeçlerin birleşmesinden oluşuyor. Bazı sahnelerin ne anlama geldiğini ve ana hikâyeye nasıl katkı sunduklarını anlamak için ikinci defa izlemek iyi olabilir.
Ayrıca Moretti’nin otobiyografik filmlerinden Caro Diario’daki (1993) akıcılığa sahip olmadığı da kesin. Ancak bunların hiçbiri, Moretti gibi oyunbaz bir yönetmenin filmografisine şans vermenin önünde engel olmamalı bana kalırsa. Zira kendisinin yıllar sonra bir dergiye verdiği demeçte söylediği gibi Ecce Bombo hakkındaki fikrimizi değiştirmek de mümkün. Çünkü kendisinin “Ecce Bombo hakkında fikrimi değiştirdim, bir neslin hikâyesini anlatmak benim için onur.” diyerek yaptığı tam da bu.
Burcu Demirer‘in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar