
Assassin's Creed Shadows
Ubisoft‘un çok sevilen oyun serisi Assassin’s Creed‘in son oyunu Assassin’s Creed Shadows, 20 Mart’ta oyuncuların beğenisine sunulacak. Çıkış tarihinden yaklaşık iki hafta önce Ubisoft‘un ilettiği inceleme kodu sayesinde oyunu deneyimledim. Assassin’s Creed Mirage‘ın tersine bu kez yüzümde koca bir tebessüm ile yazıma başlıyorum. Özellikle Assassin’s Creed Odyssey sevenlerin ayıla bayıla oynayacağı; tadında zorluğunu Origins‘ten, görselliğini (elbette üstüne katarak) Valhalla‘dan, ruhunu ise Odyssey‘den alan Assassin’s Creed Shadows, bugüne dek oynadığım en özenli Assassin’s Creed oyunu.
Evrenin gerginliği muhteşem bir dengede. Keşif hissi ve haritanın nefes alan atmosferi öncesine nazaran katbekat iyi. Aksiyon değişmesine rağmen yabancı hissettirmiyor, silah çeşitliliği kararında, son vuruş animasyonları her seferinde aynı tatmini yaşatıyor. Hikaye anlatımı konusunda firma kendini aşmış; adım başı sinematik anlatı devreye giriyor. Karakterlerin dünü, bugünü ve çizecekleri rota muhteşem dizayn edilmiş. Oyunun fazlası eksiğinden çok, samimi ve tutkulu bir ekip tarafından geliştirildiği her halinden belli. Sonunda istediğimiz Assassin’s Creed‘e kavuştuk, hazırsanız detaylı bir şekilde inceleyelim.
Ubisoft Quebec’in Cesur Kararları
Biliyorsunuz Assassin’s Creed Shadows ile Assassin’s Creed Odyssey‘in geliştirici ekibi aynı. Odyssey‘de cesaret edemedikleri tüm güzellikleri bu oyunda bulacaksınız. İlk olarak Ubisoft oyunlarının pek çok kez zorbalandığı bir konuyu düzeltmişler. Oyunun görevler sekmesinden bir görev seçtiğiniz anda, ekranın sol üstünde bir ipuçları sekmesi açılıyor. Oyunun size verdiği üç ipucu ile görevin lokasyonunun neresi olduğu siz keşfediyorsunuz. Tabii oyun bu konuda sizi yardımsız da bırakmıyor. Assassin’s Creed Shadows, neredeyse tüm Assassin’s Creed oyunlarında olan üs mekaniğini hakkıyla kullanan tek oyun. Normalde üs geliştirmeleri fazladan seviye kazanmak için yapılan ya da oyun boyu yapılmayan görevlerdi. Fakat bu oyunda durum farklı. Eğer üssünüzü geliştirmezseniz silah veya zırh geliştirmesi yapamıyorsunuz. Ve belli aralıklarla kullanabildiğiniz ajanlar, görev öncesi haritada belli noktaları tarayıp görevin yerini tespit etmenize yardımcı oluyorlar, ki üssünüz ne kadar gelişmişse o kadar kullanabiliyorsunuz bu mekaniği.
Odyssey‘den sonra cesaret ettikleri ikinci şey ise bu oyunun ana karakteri Naoe. Yasuke gizlilikten sıkıldığınızda sağa sola koşarak kapı, duvar kırmanızı sağlayan bir yan karakter. Hikayenin ilk on saatinde doğru düzgün bir oynanış süresi bile yok. Hikaye tamamen Naoe üzerinden akıyor. Yasuke karakteri, ilk açıklandığından beri türlü dramaya neden olsa da bence çok başarılı bir seçim. Tırmanma yetenekleri neredeyse bir fil ile eşit. Eğilse de her noktadan göze batıyor. Bir yerden saman yığınına atlarsanız çığlık atıp düştüğü yerden belini tutarak kalkıyor. Neredeyse on insan gücünde olan karakter, oyunun henüz başında “yabancıların arasındaki yabancı” olarak nitelendirilip hem Japon halkının zenofobisine hem de Oda Nobunaga‘nın “Değişen Dünya’nın Yeni ve Birleşik Japonya’sı” vizyonuna çok güzel bir baharat oluyor.
Mekanikler ve Atmosfer
Savaş mekanikleri RPG serisinden farklı. Klasik bir L1 hafif saldırı, L2 ağır saldırı mantığı yok. Her silahın L1 ve L2’ye atanmış iki farklı saldırı stili mevcut. Eğer bu tuşlara basılı tutarsanız, L1 ve L2’nin kendi ağır saldırıları da var. Yetenek ağacından kazandığınız bazı özel vuruşları ekranın sol altından kullanabiliyorsunuz. Ayrıca hikayede ilerledikçe yoldaş edindiğiniz bazı karakterleri de yine bir kısayol menüsü ile zorlandığınız savaşlara çağırabiliyorsunuz. Assassin’s Creed Brotherhood‘dan alışkın olduğumuz suikastçı çağırma mekaniğini tazeleyip, çağırdığınız her karaktere ayrı bir hikaye yazmışlar.
Oyunun atmosferi tek kelimeyle muhteşem. Mevsim geçişleri, oynanışı her daim tazeliyor ve hikaye içinde geçen zamanı oyuncuya çok güzel yediriyor. Japonya haritası muazzam. Dört mevsimde de ayrı güzel, her noktası özenle tasarlanmış. Şehirlerin ve hatta tapınakların bile hepsi birbirinden farklı hissettiriyor. Dönemin kaotik yapısı, ülkenin yıkık dökük hali şahane resmedilmiş. Her şeyin üstünde ses tasarımı çok başarılı. Eğer oyunda meditasyon yaparken gözlerinizi kapatmazsanız, tuşlara yanlış basıyorsunuz. Oynarken kendinizi o yüzyılda, Japonya’da hissetmeniz için ellerinden gelen her şeyi yapmışlar.
Oyunun zorluğu, serinin önceki oyunlarına göre çok daha yüksek seviyede. Düşman çeşitliliğiyle nam salmamış bir serinin oyunu olmasına rağmen açık dünyada karşılaştığınız düşman tipleri ve boss dövüşleri, oyunun sonuna dek canınızı sıkmıyor. Ghost of Tsushima‘nın aksine, Japonya’nın o dönemki çoğu derebeyliğini, klanların farklılıklarını; şinobileri, keşiş savaşçıları, samuray kültürünü çok renkli ve detaylı bir şekilde işlemişler. Haritanın her köşesinde denk geldiğim bu farklı tipte insanlar bana Total War: Shogun 2 oyununu üçüncü şahıs gözünden oynuyormuş hissi yaşattı. Ayrıca yapay zeka, önceki oyunlara göre çok daha akıllı. Artık karşımızda çatıları da izleyen, ışıklı alanları daha net gören, çalıda hareketlilik olduğunda tedirgin olan ve birisi samanlıktan ıslık çaldığında keklik gibi yaklaşmayan düşmanlar var.
Oyunun Ruhu ve Karakterleri
Assassin’s Creed Shadows, henüz başlangıcında alışılmışın dışında bir tat bırakacağını hissettiriyor. Özellikle serinin sonunda ürettikleri RPG üçlemesi ve öncesindeki klasik oyunlarda pek görmediğimiz bir sahneden bahsetmek istiyorum. İtalyan burjuvası Ezio, hatta Fransız beslemesi Arno bile eline kılıç aldığı anda soğukkanlılıkla insan öldürmeye başladı. Zaten Altair suikastçı olarak yetiştirilmiş bir katil, Syndicate‘deki kardeşler yılların tecrübesine sahip profesyoneller, Bayek bir korucu, Kassandra ise paralı askerdi. Fakat Shadows‘da kontrolleri elimizde olan Naoe, henüz babası tarafından tahta kılıçla talim gördürülen bir genç kız. Kendisini korumak için ilk kez birini öldürmek zorunda kaldığında, karakterin yüzünden ve sesinden ne kadar etkilendiğini anlıyoruz. Hatta bu ilk cinayetiyle ilgili oyunun ortalarında bir hatırlatma, bir görev bağlantısı da var. Bunun gibi pek çok detay birleştiğinde iki ana karakter ile de düzgün bir bağ kurmamıza yardımcı oluyor.
Assassin’s Creed Shadows, serinin geride kalan oyunlarından çok daha cesur, yenilikçi ve kaliteli bir yapım. Oyunun süresi ne Valhalla‘da şikayet ettiğimiz kadar uzun ne de tadı damakta kalacak kadar kısa. Yan görevler, yalnızca seviye yükseltmek için zorla yaptığımız bölümler olmaktan çıkıp iki ana karakterin geçmişine ışık tutan mühim parçalara dönüşmüş. Yasuke ve Naoe karakterlerinin motivasyonları iyi yazılmış ve evrene dahil olma yöntemleri gayet başarılı.
Hikaye Anlatımı
Biliyorsunuz Assassin’s Creed oyunları, genelde isyankar halk kahramanları ile paralel devlet yapıları arasındaki mücadeleyi anlatır. Assassin’s Creed Shadows‘da da bu durum değişmiyor. Bu oyunda Tapınakçılar, kontrol bağımlılığı olan ve annesi tarafından sevgi görmemiş, kırılgan erkekler değiller. Listeden eksilttiğimiz kişileri detaylı bir şekilde tanıma fırsatı buluyoruz. Kimi zaman tartışırken karşısında diz çöküp kibarca çayımızı yudumluyoruz. Oyunda kişiler arasındaki iletişim Buşido‘ya (Savaşçının Yolu) uygun bir şekilde ilerliyor. Naoe’nin hikayesi, intikam hırsından ziyade babasına verdiği söz üzerine kurulu. Yasuke ise aldığı eğitimin, benimsediği öğretilerin ağırlığını asla kaybetmiyor.
Oyun, 16. yüzyıl feodal Japonya’sında, Azuchi-Momoyama Dönemi‘nde geçiyor. Sengoku Dönemi‘nin sonlarında, Japon derebeylerin (Daimyo) arasındaki güç mücadelesi neredeyse nihayete ermek üzeredir. Hikayemiz, Oda Nobunaga‘nın Iga bölgesine düzenlediği saldırı ile başlıyor. Bu saldırıda ana karakterimiz Naoe, köyünü ve tüm sevdiklerini kaybediyor. Savaşın arkasındaki akıl, daha sonrasında Nobunaga‘ya da darbe düzenleyerek tüm yönetimi ele geçiriyor. Bu karmaşada babasını kaybeden Naoe ile köleyken özgür bir adam, hatta bir samuray olmasını sağlayan Nobunaga‘yı kaybeden Yasuke’nin yolları kesişiyor.
Oyunun her aşamasında sinematik anlatı fazlasıyla kullanılıyor. Bolca ara sahne, bu sahnelerde kullanılan farklı müzikler ve etkileyici görsellikle Assassin’s Creed Shadows, hikaye anlatımı konusunda da serinin açık ara en iyisi. Fragmanda kullanılan müzik için çok sayıda eleştiri yapılmıştı; bilhassa modern bir parça tercih edildiği için. Fakat oyun içinde bu tip şarkıların kullanıldıkları kısımlar ile uyumu iyi kurtarılmış, göze batmıyorlar.
Hiç Mi Kusuru Yok?
Elbette Assassin’s Creed Shadows hayatımda oynadığım en kusursuz oyun değil. Özellikle at sürme mekaniklerinde bu serinin hep bir sorunu vardı. Valhalla oynarken “Bu mekanikte çağın nasıl bu kadar gerisinde kaldılar?” dediğimi hatırlıyorum. Shadows‘da görselliği toparlamışlar; fakat bu kez de oynanışta sorunlar var. Hatırlarsanız The Witcher 3: Wild Hunt‘ta da buna benzer sıkıntılar yaşamıştık. At üstünde Japonya’yı gezerken hayvanın bir anda çıldırıp geriye dönmesi yer yer ambiyansı bozdu. Onun haricinde sonunda biraz çabalayıp merdiven çıkma animasyonlarını düzenlemişler. Hala karakterin ayakları yere basmıyor gibi ama öncesine göre daha iyi. Bu kadar detaylı bir oyunda neden hala kapı açma ya da eşya toplama animasyonu olmadığını ne yazık ki bilmiyorum. Ama şunu fark ettim ki, oyun iyi olduktan sonra bu tip noksanlıklar hiç göze batmıyor.
Bu oyunların hikayelerinde ne yazık ki sürpriz etkisi yok. Assassin’s Creed Shadows‘u oynarken şüphelendiğiniz her konuda haklı çıkacaksınız. Üzülerek söylüyorum ki, Naoe bu serinin en akılsız karakteri. Göz göre göre kandırıldığı anları oynarken eminim siz de sinir krizi geçireceksiniz. Hikayeye dahil olan karakterlerin niyetleri çok kolay okunuyor. Seslendiren sanatçının verdiği duygudan anlayamazsak diye bir de ara ara gözlere yakın çekim atılıyor. Oyunda Tapınakçı çıkacak herkesin zaten öyle olduğu ise ilk sahnelerinden belli.
Oyunun giriş bölümü neredeyse üç saati buluyor. En son Assassin’s Creed II‘de bu kadar uzun bir eğitim bölümü oynamıştım. Neredeyse ilk on saat boyunca Naoe ile oynadıktan sonra, kontroller Yasuke’ye geçtiğinde derin bir oh çektim. Bir başka problemle de bu aşamada karşılaştım. Yasuke, tabiatı gereği tırmanma konusunda beceriksiz bir arkadaşımız. Dolayısıyla, haritada hızlı seyahat imkanı sunan noktalara erişemiyor. Karakterler arasında geçiş yapmak için envanter bölümüne girmem gerektiğini bilmiyordum. Oyun bir aşamada yeniden Naoe’ye geçer zannedip tüm Osaka görevlerini Yasuke ile yaptım. Oradan başka bir şehre geçtiğimde ise Osaka’ya dönebileceğim hızlı seyahat noktaları ne yazık ki karanlıktı. Tabii daha sonra bahsettiğim geçiş kısmını ve haritada para karşılığı açabildiğimiz küçük üsler olduğunu keşfettim.

Sonuç Olarak
Yazının isminde, ilk paragraflarda ve pek çok noktada belirttiğim gibi, Assassin’s Creed Shadows serinin en iyi oyunu. Normalde fiyatı bu denli yüksek bir oyunu indirim döneminde almanızı tavsiye ederim. Eğer öğrenciyseniz kesinlikle indirim dönemini ya da Game Pass’e eklenmesini bekleyin. Ama iş güç sahibi yetişkin bir bireyseniz bu parayı seksen saate yayacak başka bir aktivite bulamazsınız. Tabii oyunu birden çok kez bitirme ihtimaliniz de var. Bu yüzden belki de oyunda yüz elli, iki yüz saat geçireceksiniz. Ubisoft‘un elinden çıkma diğer açık dünya oyunlarını beğendiyseniz Assassin’s Creed Shadows‘u kesinlikle en kısa zamanda alıp oynayın derim.
Assassin’s Creed Shadows hakkında daha fazla içerik ve detaylı bir sohbet için YouTube kanalımızda yayınladığımız inceleme videomuza da şimdi göz atabilirsiniz.
Oyunu satın alan ya da alacak arkadaşlara ise birkaç tavsiyede bulunmak isterim. Öncelikle oyunu tavsiye edilen zorlukta, yani normalin bir tık üzerinde oynayın. Keşif modunu sakın ola kapatmayın. Görev bölgelerini haritada kendiniz keşfedin. Açık dünyayı sürati nedeniyle Naoe ile gezin. Ama siz siz olun, savaşlara Naoe ile girmeyin. Yasuke, birebir kılıç dövüşlerinde çok daha etkili. İlerlerken gittiğiniz bölgedeki tüm görevleri yapmaya çalışın. Çünkü biraz olsun seviye farkı yerseniz bir sonraki aşamada çok zorlanırsınız. Yan görevleri yapmaktan kaçınmayın. Yan görev ödülleri çok tatmin edici ve oyunu epey kolaylaştırıyorlar. Yeri geldiğinde düşmana merhamet etmekten çekinmeyin. Bazı karakterlerin hayatta kalması, oyunun ilerleyen kısımlarında farklı gidişatlar görmemizi sağlıyor.
Ubisoft Quebec‘in eline sağlık. Assassin’s Creed Shadows‘u tüketecek oyun severlere ise şimdiden afiyet olsun.
Mehmet Tezcan’ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar