Tim Burton‘ın ustalık eserlerinden birisi sayılan ve sinema tarihinin kült filmleri arasında adını yazdırmayı başaran Beetlejuice (Beterböcek) 1988 senesinde vizyona girmiştir. O dönemin teknolojisinin sınırlarını zorlayan film, orijinal hikayesi ve Burton‘ın uçuk kaçık vizyonu ile hafızalara kazınmıştır. Burton tam tamına 36 senenin ardından Beetlejuice Beetlejuice ile büyük bir risk alarak bir devam filmiyle karşımıza çıkıyor. Devam filminin başrolleri de ilk filmden tanıdığımız ve yeni eklenen ünlü oyunculardan oluşuyor.
Bundan tam 36 sene önce, ölmüş olan genç bir çift, evlerine taşınan yani ‘musallat olan’ ‘yaşayan’ bir aileyi kovmak için öteki alemin en beter iblislerinden birisi olan Beetlejuice’tan (Beterböcek’ten) yardım istedi. Ancak bu isteklerinden kısa sürede bin pişman olan Adam ile Barbara çifti bu iblisi göndermek için evlerine gelen ailenin küçük kızı Lydia ile iş birliği yaparak Beetlejuice’tan kurtuldular. Ya da en azından kurtulduklarını zannettiler…
Beetlejuice Beetlejuice filminde seneler geçmiş ancak Lydia çocukken yaşadıklarını bir kenara bırakamamış, aksine ruhları görmeyi kendine meslek edinmiştir ve bu konuda ünlü bir televizyon programı sunmaktadır. Üvey annesi Delia ise modern sanatta arzuladığı başarıyı elde etmiş ünlü bir sanatçı olmuştur. Astrid ise babasının kaybının ardından annesi Lydia’dan uzak durmakta ve ruhani hiçbir şeye inanmamaktadır. Ancak hayatlarına devam eden Deetz ailesinin öteki alemdeki karmaşadan haberleri yoktur. Beetlejuice’un tehlikeli eski eşi intikam için geri dönmüş, Beetlejuice ise aşkı Lydia’yı unutamamıştır. Ortalık fena halde karışacak, iki alem birbirine girecek ve üç kere adı söylenince Beetlejuice ortaya çıkacaktır…
Bu yazı film hakkında spoiler içerebilir.

Usta Yönetmen Tim Burton ve ‘Ucube’ Filmleri
Tim Burton, sinemanın tarihinin orijinal, fantastik ve tabiri caizse ‘ucube’ filmlerine imza atmış usta yönetmenlerindendir. Hatta 1988 yapımı Beetlejuice, Burton‘ın yıldızını parlatan ilk ustalık eserlerinden birisidir. Devamında Batman (1988), Edward Scissorhands (1990), Batman Returns (1992), Sleepy Hollow (1999), Big Fish (2003) gibi pek çok başarılı fantastik filmin yönetmenliğini üstlenerek adından söz ettirmiştir. Hatta öyle görünüyor ki pek çok auteur yönetmen gibi sevdiği oyuncuların peşini bırakmamıştır. Burton, Beetlejuice’ta Beetlejuice‘u canlandıran Michael Keaton‘ı Batman serisinde Batman olarak, yine Beetlejuice’un Lydia’sını canlandıran Winona Ryder‘ı Edward Scissorhands filminin başrolü Kim olarak almıştır. Yine kariyerine yön veren Edward Scissorhands sonrasında ise herkesin bildiği üzere senelerce Johnny Depp‘in başrol oyuncusu olduğu filmler yönetmiştir.
Senelerce süren başarısına rağmen Burton‘ın kariyeri 2010lar’ın başlarından itibaren düşüşe geçmiştir ve filmlerindeki eski tadı bir türlü yakalayamamıştır. 2010 yapımı Alice in Wonderland her ne kadar Burton‘a uyan farklı bir vizyon sunan ve yine fena olmayan bir yapım olsa da son büyük başarılı filminin, eşi benzeri olmayan gotik bir müzikal örneği olarak karşımıza çıkan Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street (2007) olduğunu söyleyebiliriz. Yine kendi yolundan sapmayıp Dark Shadows (2012), Big Eyes (2014), Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children (2016) gibi fantastik filmler yaratmayı sürdürmüştür ancak bir türlü ihtişamlı günlerini tekrar yakalayamamıştır. Bu durum, yaratıcısı olduğu 2022’de ilk sezonu yayımlanan Netflix dizisi Wednesday ile değişmeye başlamıştır. Addams Family film ve dizilerinden uyarlanan dizi, tuhaf ailenin küçük kızı Wednesday Addams’ı odağına alarak genişletilmiş fantastik bir dünya sunmaktadır. Bafta ve Emmy’de pek çok ödülün sahibi olan dizinin merakla beklenen ikinci sezonu da yakında gelmek üzere.
Wednesday’i canlandıran Jenna Ortega‘nın ise Scream 5 ile Scream 6 sonrası korku ve fantastik türlerindeki yolculuğunun başarıyla devam ettiği açıkça ortada ki Burton, Ortega‘nın peşini bırakmıyor ve Ortega‘yı Beetlejuice Beetlejuice filminin ana kadrosuna katıyor. Wednesday‘in beklenmedik başarısının ardından sinemaya Beetlejuice Beetlejuice ile dönüş yapan Tim Burton resmen ikinci baharını yaşıyor.
Nostaljinin Zekice Kullanımıyla Genişletilmiş Dünya
Beetlejuice Beetlejuice, özellikle senaryosuyla kesinlikle ilk filmin altında kalmıyor. Ana hikayesinin yanında birden fazla yan hikaye ile yepyeni karakterler sunuyor. Yan hikayelerin hepsi bir noktada ana hikayeye bağlanıyor. Beetlejuice’un tamamen alt edilemeyecek kadar yapışkan bir iblis olduğunu ve ilk filmin sonunda Lydia’nın hayaletleri görmesiyle barışık olduğunu düşündüğümüzde ikinci filmin özellikle Beetlejuice ve Lydia arasındaki etkileşimden ilerlemesi mantıklı oluyor.
Özellikle eski kadronun ilk filmle güçlü bir bağ kurarak yerleştirilmesi sürükleyiciliği artırıyor. 88 yapımı ilk filmin hikayesi büyük oranda genç çiftin evinde geçmektedir. Hatta Beetlejuice son yarım saate kadar karşımıza çıkmamaktadır. Ancak 2024 yapımı Beetlejuice Beetlejuice başından sonuna kadar Beetlejuice’u başrol olarak sunuyor ve ilk filmdeki gibi tek bir mekanda geçmeyip kasabaya ve bolca öteki aleme açılması seyir keyfini olumlu etkiliyor.
Adeta ilk filmde üstünkörü geçilen pek çok duruma daha detaylı değiniliyor, ilk film temel niyetine kullanılıyor. Öteki alemin, canlılar dünyasının çarpık bir paralel tasviri oluşu ise filmin kara komedi havasına büyük oranda uyum sağlıyor. Başından itibaren ana villain olarak sunulan, Beetlejuice’un eski belalı eşi Delores ise filmin neredeyse tek zayıf unsuru olabilir. Karakter başlarda ilgi çekici sunuluyor ancak filmin finaline kadar olan beklenti, finaldeki oldu bittiye getirilen yenilgisiyle hayal kırıklığı yaratıyor, karakter olmasa da olurdu dedirtiyor.
Sinema Tarihine Saygı Duruşu Niteliğinde Göndermeler
Tim Burton, Beetlejuice Beetlejuice’da sinema tarihine hakim olanların yüzlerini gülümsetecek göndermelerde ve hatta sahne sunumlarında bulunuyor. Öteki alemin koridor tasvirleri Alman Dışavurumcu Sineması’nın çarpık mekan tasvirlerini andırıyor, akıllara direkt olarak 1920 yapımı Das Cabinet des Dr. Caligari (Dr. Caligari’nin Muayenehanesi) geliyor.
Beetlejuice’un eski eşiyle olan tanışma hikayesini ve aralarında yaşananları anlattığı sahne ise birebir 60’lar İtalyan Korku Sineması, Mario Bava filmleri tadında sunuluyor. Hatta eski eşi Delores’in cadı/büyücü niteliği sebebiyle bu sahnenin anlatım biçimi tercihiyle Mario Bava’nın 1960 yapımı kült filmi Black Sunday’a gönderme yaptığı söylenebilir.
Filmin başında Delores’in vücut parçalarından kendini bir araya getirdiği sahne doğal olarak Frankenstein ile Addams Family’deki Thing’i (Şey adlı kopuk el) anımsatıyor. Burton’ın Wednesday’i yaptığını düşününce kendine de güzel bir gönderme oluyor. Ayrıca Delores de bolca Morticia Addams’ı andırıyor. Jenna Ortega Wednesday’i canlandırmıyor olsa Burton’ın çok rahat iki evreni birleştirebileceği akıllara geliyor. Devam filminde tam olarak yer almayan Charles karakterinin ölüm hikayesinin stop motion animasyon biçiminde gösterilmesi hem eğlenceli bir hava katıyor hem de stop motion geçmişi güçlü olan Burton yine kendi imzasını filme atmış oluyor.
Willem Dafoe’nun canlandırdığı Wolf Jackson ise yine tam bir tipleme olarak sunuluyor. Sinema tarihinin 70ler aksiyon tiplemesi olarak karşımıza çıkıyor. Filmin içinde resmen sinema tarihinden birçok parça görmek mümkün. Burton’ın, 1994 yapımı güçlü biyografik draması Ed Wood düşünüldüğünde sinema tarihini işleme konusundaki yeteneğine aslında şaşırmamak gerekiyor.

Birbirinden Renkli ve Zengin Oyuncu Kadrosu
Beetlejuice Beetlejuice, Winona Ryder (Lydia), Michael Keaton (Beetlejuice), Catherine O’Hara (Delia) gibi orijinal ana kadrodaki isimlere yer vermesinin yanı sıra Willem Dafoe (Wolf), Monica Bellucci (Delores), Jenna Ortega (Astrid) ve Danny DeVito (Janitor) gibi pek çok yetenekli oyuncuyu kadrosuna dahil ediyor. Genişlettiği dünyası sahnesinde birbirinden farklı, renkli ve ucube karakterler sunuyor.
Oyuncu performanslarının her biri hikayeyi güçlü kılmayı sağlıyor. Özellikle Michael Keaton araya 36 sene girmemiş gibi Beetlejuice rolüyle döktürüyor. Hatta ekran süresinin çok daha fazla olmasının ve oyunculuk kariyerinin üstüne bunca senede çok şey katmış olmasının etkisiyle ilk filmdeki performansının da üstüne çıktığı söylenebilir. Jenna Ortega ise role cuk oturuyor, aranan kan olduğu belli oluyor.
Geçmiş ile Günümüz Teknolojisinin Lezzetli Bir Birleşimi
Beetlejuice Beetlejuice’un ilk tanıtımları çıktığında ilk filmdeki stop motion tekniklerinin kullanılacağı, aynı atmosferi yakalayacağı biliniyordu ancak bu kadar başarılı olacağı tahmin edilemezdi. 88 yapımı ilk film, dönemin koşulları göz önüne alındığında farklı tekniklerle harmanlanan etkileyici bir sinematografiye sahipti. Beetlejuice Beetlejuice ise stop motion tekniğini CGI efektleri ve göz alıcı plastik makyajlarla bir araya getirerek gerçeküstü bir görsellik sunuyor. İlk filmin atmosferini çarpıcı yeşil-mavi ışık kullanımlarıyla büyük oranda yakalamakla kalmayıp dolu dolu makyaj ve CGI kullanımı ile izleyiciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.
Günümüzün en çok korkutan zayıf CGI kullanımına kesinlikle rastlanmıyor, filmdeki bütün efektler en uygun ve inandırıcı bir biçimde atmosfere hizmet ediyor. Bütün bunların yanında güçlü efektleri ilk filme oranla daha çok korku ögesi içeriyor, komedi yönüne rağmen yer yer rahatsız edici grotesk sayılabilecek anlar sunuyor. Böylece korku-komedi türleri arasında dans eden yapısını koruyor.
Beetlejuice Beetlejuice, Tim Burton’ı küllerinden doğuran, 21. yüzyıla bıraktığı bir şaheser olarak vizyondaki yerini alıyor. İlk filmin hikayesini temel alarak dünyasını zekice genişleten film göz alıcı görselliği ve ucube atmosferiyle büyük bir seyir keyfi sunuyor. Aynı anda hem karanlık hem de renkli olan bu dünyaya kapılmamanız mümkün değil. Oldu bittiye gelen bir kısma sahip olan finali dışında ilk filmin üstüne çıkmayı başaran nadir devam filmlerinin arasına ekleniyor. Beetlejuice Beetlejuice’un; nostalji sevdalılarının, efsanelerin günümüzde devam ettirilmesine karşı olanların ve korku-komedi türünü doyurucu bulmayanların olumsuz eleştirilerine maruz kalacağı da şimdiden belli.

Buğra Mert Alkayalar‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.






















Yorumlar