
Nioh 3 (PS5)
Akıcı combat, loot peşinden koşma, build yapma ve zorlu boss savaşları bu oyundan beklediğiniz şeyler ise, Nioh 3 gözünüzde şimdiden senenin en iyi aksiyon-rol yapma oyunlarından birisi olacak.
Nioh serisi, soulslike türünden bahsettiğimizde belki de ilk aklımıza gelen oyun serisidir. Her ne kadar serinin ilk iki halkasının oyuncular arasındaki itibarı yüksek olsa da, benim için hiçbir zaman Lies of P seviyesinde bir soulslike deneyimi olamadılar. Öğrenilmesi gereken bir sürü mekanik gözümde büyüyordu ve beni oyundan uzaklaştırıyordu. Aynı zamanda sırf zor olması için tasarlanan inanılmaz zor bosslar da sadece çileden çıkarıyordu. Anlayacağınız bu sebeplerden ötürü Nioh serisine biraz uzağım. Fakat Nioh 3, beklentilerimin üzerine çıkarak diğer iki oyuna nazaran daha keyif aldığım bir yapı inşa etmeyi başarmış.
Geliştirici ekip Team Ninja, son zamanlarda oldukça fazla soulslike oyun çıkarmaya başladı. Asya coğrafyasının mitolojisi ve savaş dönemleri, son zamanlarda oldukça fazla işlenen bir konu. Yine Team Ninja‘nın geliştirdiği Wo Long: Fallen Dynasty Çin’in Üç Krallık dönemine, Rise of the Ronin ise Bakumatsu dönemine değiniyordu. Fakat sanırım Team Ninja‘ya bunlar yetmemiş ve önceki oyunlardan aldıkları bütün tecrübeleri Nioh 3‘te toplamışlar. Gelin şimdi KOEI TECMO tarafından bizlere sağlanan inceleme kodu sayesinde deneyim ettiğim Nioh 3‘ü detaylıca inceleyelim.

Kardeşlerin Savaşı
Nioh ve Nioh 2, Sengoku dönemine odaklanan bir hikaye anlatısı sunuyordu. Nioh 3‘te ise 1620’lerin başına, yani Edo dönemine gidiyoruz. Dolayısıyla, seride daha önce deneyim etmediğimiz bir dönemdeyiz. İlk oyundan bildiğimiz Tokugawa Ieyasu’nun torunu Tokugawa Takechiyo’yu oynuyoruz. Karakterimiz tam Shogun ilan edilecekken saraya bir saldırı düzenleniyor. Saldırının arkasından ise Takechiyo’nun kardeşi Kunimatsu çıkıyor. Sonrasında kardeşimizle dövüşmemiz isteniyor ve senaryo gereği tam ölecekken Kusanagi bizi geçmişe yolluyor.
Geçmişe gittiğimizde Kunimatsu’nun çok ciddi bir hata yaptığını öğreniyoruz. Kendisinin saraya saldırı düzenlerken şeytani bir güç ile anlaşma yaptığı ortaya çıkıyor. Serbest bırakılan karanlık güç sadece o anı değil, zamanı bükerek Japonya tarihinin dört farklı dönemine sızıyor. Bu da aslında oyunun zaman yolculuğu için uydurduğu bir kılıf. Bu dört farklı dönem, birbirinden farklı atmosferler sunmak adına oldukça başarılı. Bir Elden Ring kalitesinde olmasa da, benzersiz alanlar tasarlanması konusunda güzel bir iş çıkarılmış. Biz oyuncuların görevi ise zaman yolculuğu yaparak, yozlaşmış durumda olan dönemlerde düzeni sağlamak.
Bu zaman polisliği temasında birbirinden tamamen farklı dönemlere atlamak, Team Ninja‘ya çeşitlilik sunmak açısından oldukça faydalı olmuş. Hem farklı atmosferler hem de düşman çeşitliliği açısından oldukça güzel bir tercihte bulunulmuş. Öte yandan, bana göre oyunun muhteşem bir hikaye sunumu yok. Yer yer kopukluklar yaşandığını hissettim. Japon tarihine meraklıysanız mutlaka bildiğiniz isimlere denk geleceksiniz. Ama Nioh 3‘ü asıl oynatacak sebep zaten hikayesi değil, oynanış mekanikleri.

Açık Dünya ve Keşif Hissi
Nioh 3‘te yaşanan en büyük değişim, şüphesiz açık dünya deneyimi. Çünkü serinin önceki oyunlarında menüden görevi seçip haritaya gittiğiniz bir yapı vardı. Bu oyunda ise Rise of the Ronin ile öğrendiklerini, sektörün bu anlamda en başarılı oyunlarından birisi olan Elden Ring‘in açık dünya formülü ile birleştirerek ortaya çok daha düzgün bir yapı çıkarmışlar. Yakın zamanda deneyim ettiğimiz Ghost of Yotei, bu anlamda benim gördüğüm en başarılı denemelerden birisiydi. Nioh 3 için Elden Ring gibi tam açık dünya demek doğru olmaz, fakat önceki oyunlardaki yapıdan çok daha iyi olduğunu söylemem gerekiyor.
Keşif ise önceki oyunlara göre çok daha ödüllendirici ve önemli. Haritada sadece düşman keserek ilerlemiyoruz. Sayelerinde karakterimizi güçlendirebileceğimiz, takip etmemiz gereken bir sürü şey bulunuyor. Sandıklar buluyor, Kodamalar topluyor, kaplıcalarda dinleniyor, Altı Jizo Heykeli’ne dua edip güçlendirmeler kazanıyorsunuz. Rise of the Ronin‘den bildiğimiz keşif seviyesi sistemi Nioh 3‘te de bulunuyor. Siz etrafı keşfedip yapılacak şeyleri tamamladıkça bu seviyeniz artıyor. Böylece o bölge içerisindeki toplanabilir tüm eşyaları görebiliyor ve bazı özellik güçlendirmeleri kazanabiliyorsunuz. Oyunda edindiğimiz Guardian Spirit’lerini sadece savaşta değil, etrafta gezinirken de kullanabiliyoruz. Bazı ruhlar, daha önce erişemediğimiz bölgelere girmemizi sağlıyor. Bunları da genelde ilk ana boss‘u kestikten sonra yapıyorsunuz. Dolayısıyla, bu sistem sizin geriye dönüp “Acaba önemli bir şey bıraktım mı?” diye sormanıza sebep oluyor.
Başlarda bu keşif hissi keyifli geliyor. Fakat uzun bir süre oynadıktan sonra çoğu içerik tekrara düşmeye başlıyor. Bu yüzden örnek verirken Ghost of Yotei‘yi göstermiştim. Yotei‘de hiçbir düşman kampı veya yapılacak açık dünya aktivitesi tekrara düşmüyor. Hepsi özenle yazılıp hazırlanmış gibiydi. Nioh 3‘te ise bir süre sonra Ubisoft hissiyatını almaya başlıyorsunuz. Tasarım olarak dünya oldukça başarılı. Team Ninja‘nın Katana Engine‘i bu oyunda biraz seviye atlamış. Dünya ise güzel görünüyor fakat oyunda “yaşayan çevre” eksikliği çok net hissediliyor. Örneğin kurtardığımız ilk şehirden sonra etraf aydınlanıyor, dünya daha güzel görünmeye başlıyor. Böyle olunca ben de etrafta yapılacak bir şeyler olacağını düşünerek şehrin aşağılarına inmek demiştim. Fakat etrafta gerçekten hiçbir şey yok, şehir bomboş. Etrafta sizinle konuşan insanlar var ama bunları toplasanız bir elin parmaklarını geçmezler. Bu da dünyayı yaşayan bir yer olmaktan çıkarıp, tamamen loot yapmaya odaklanacağınız bir yer haline getiriyor.

Savaş Mekanikleri
Şimdi gelelim oyunun en iyi yaptığı şeye. Nioh 3‘ü diğer iki oyundan çok daha oynanabilir bir oyun yapan şüphesiz en büyük sebep savaş sistemi. Team Ninja, bu oyunda serinin en derin, akıcı ve tatmin edici dövüş sistemini kurmuş. Önceki oyunlarda samuray yetenekleri ve büyüler aynı havuzda olduğundan dolayı tuş atamaları bazen karışabiliyordu. Bu da ister istemez oynanışı zorlaştırıyordu. Nioh 3‘te ise bu durum tamamen değişiyor. Artık “samuray” ve “ninja” olmak üzere birbirinden tamamen farklı dövüş stillerimiz var ve bunlar arasında Style Shift denilen mekanik ile hızlıca geçiş yapabiliyoruz.
Samuray stili, aslında bizim bildiğimiz klasik Nioh oynanışı. Daha ağır zırhlar, yüksek hasarlar ve yüksek-orta-alçak olmak üzere üç adet duruşumuz var. Bu oyunları daha “ağır abi” olarak oynamayı seviyorsanız, “Karakterim hemen ölmesin, dayanıklı olsun.” diyorsanız bu stil size göre. Samuray stili; savunma ve karşı saldırı üzerine kurulu, daha tok hissettiren bir deneyim. İşin ninja tarafı ise bence çok daha keyifli. Ninja stilinde samuraydaki gibi üç adet duruş bulunmuyor. Onların yerini ninjutsu yetenekleri alıyor. Shurikenler, bombalar, zehirli sisler gibi çeşitli eşyaları kullanabiliyorsunuz. Ninja stili daha çok dodge odaklı bir oynanış sunuyor. Daha hızlı ve stamina tüketimi konusunda daha iyi. Kullanılan ninjutsu yetenekleri ise sınırlı sayıda tükenebilen eşyalar olarak değil, düşmana vurdukça dolacak şekilde tasarlanmış. Böylece oyun, sizleri o eşyaları da kullanmaya itiyor ve oynanış daha keyifli oluyor. Açıkçası bu stil, Ninja Gaiden‘dan fazlasıyla esintiler taşıyor.
Ben oyunu ninja stili ağırlıklı oynadım. Fakat oyun, bizleri sık sık stil değiştirmeye itiyor. Bazen hızlı ve çevik olmaktansa dayanıklı olmayı tercih edebiliyorsunuz. Düşmanların yaptığı kırmızı parlayan Burst Attack saldırılarını doğru zamanlamayla karşılamak inanılmaz tatmin edici. Bu saldırıyı düzgün şekilde karşılayabilirseniz karakteriniz zaten otomatik olarak stil değiştiriyor. O noktada da biraz diğer karakterinizle oynayabiliyorsunuz. Ama ben düzgün yapılan bir build ile ninjanın fazlasıyla güçlü olduğunu düşünüyorum. Ekipmanlardan bahsetmek gerekirse, silah çeşitliliği de oldukça fazla. Her stilin birbirinden farklı silahları bulunuyor. Zaten oyunun başında kendinizi bir süre hangisinin daha iyi olduğunu denerken buluyorsunuz.

Build Sistemi ve Eşya Yönetimi
Nioh 3‘ün en karışık yönlerinden biri, eşya yönetimi olabilir. Çünkü öldürdüğünüz neredeyse her düşmandan bir eşya düşürüyorsunuz ve bir süre sonra envanteriniz şişiyor. O kadar fazla eşyanız oluyor ki, artık takip edilemez bir boyuta çıkıyor. Neyse ki, elinizdeki en iyi eşyaları otomatik kuşanabileceğiniz bir seçenek var. Envanter limitine geldiyseniz tapınakta düşük seviyeli eşyaları deponuza direkt olarak filtreleyip gönderebiliyorsunuz veya onları satarken filtreleme yine oldukça işinize yarıyor.
Loot sistemi ise derin ama karışık. Örneğin Elden Ring‘de aradığınız bir zırh setine bir daha denk geldiğinizde farklı etkilere sahip bir versiyonunu almazdınız. Direkt birebir olarak aynı zırh olurdu. Burada durum farklı: Aynı zırh seti olsa bile örneğin %2 daha fazla zehir hasarı veren bir versiyonuna denk gelebiliyorsunuz. Bu da karakteri değiştirmek için menüde dakikalar harcamaya neden olabiliyor. Bunu sevecek oyuncular tabii ki var, fakat benim pek hoşlandığım bir özellik değil. Çünkü internetten bir build baktığımda bulduğum build ile kendiminkinin aynı olmasını istiyorum, ama bu tarz özellikler bunu engelliyor. Ama kimi oyuncu da o ekranda saatler harcayıp, karakterini olabilecek en iyi hale sokmayı daha çok seviyor. Yetenek puanlarınızı ve statlarınızı sıfırlamak ise oldukça kolay. Bu konuda sınırsız ve maliyetsiz bir seçenek sunulmuş. Hoşunuza gitmeyen bir şey olursa veya bir boss için build değiştirmeniz gerekirse sıfırlama seçeneğini kolaylıkla kullanabilirsiniz.

Boss Savaşları ve Zorluk
Nioh 3‘te FromSoftware oyunlarının aksine açık alanda gezerken pek gergin hissetmiyorsunuz. Oyunun genel zorluk dengesi için diğer iki oyuna göre bir tık daha kolay denebilir. Ninja stilinin sağladığı gizlilik oynanışı ile haritadaki düşmanları çok rahat bir şekilde öldürebiliyorsunuz. Düşmanlara çalılardan yaklaşıp arkadan saldırmak oldukça güçlü bir hasar yaratıyor. Bu gizli saldırı, bazen Assassin’s Creed oynuyormuşsunuz gibi bile hissettiriyor. Ama bana kalırsa ninja stilinde açık dünyayı temizlemek oldukça kolay.
Gelelim oyunun bosslarına. Nioh 3‘teki boss tasarımları, yine görsel olarak şahane ve mekanik olarak zorlayıcı. Açık dünyada rahat rahat takılırken bir anda zorlu bosslar ile karşılaşınca kendinizi oldukça çaresiz hissediyorsunuz. Bence ana bosslara gitmeden önce yeteri kadar güçlendiğinizden emin olun. Çoğu bossun tek fazlı olması, alıştığımız düzenden biraz farklı ve benim pek beğenmediğim bir şey. Çünkü bossların ikinci fazında yaşanan değişimi, edindikleri yeni hareketleri görmeyi oldukça seviyorum. Bunun Nioh 3‘te olmaması beni biraz üzmüş olsa da, boss tasarımlarını oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca zorlananlar, yanlarına online bir oyuncu veya yapay zeka çağırarak da bosslara girebiliyor. Bu da fazla zorluktan kaçınan oyuncular için güzel bir tercih.

Teknik Detaylar
Ben oyunu PlayStation 5 üzerinde deneyimledim ve hiçbir sıkıntı yaşamadım. Oyunu performans modunda oynadım ve yağ gibi aktığını söyleyebilirim. Yükleme süreleri ise oldukça kısa. Durmadan öldüğünüz bir oyun için bunun böyle olması zaten oldukça önemli. Oynarken de herhangi bir hataya denk gelmedim, temiz bir sürümdü. Oyuna tam bir görsel şölen demek doğru olmayacaktır ama Katana Engine‘in sıkça eleştirilen PlayStation 3 kalitesindeki görüntüsü sonunda seviye atlamış. Hâlâ günümüz büyük oyunları kadar muhteşem görünmüyor belki ama ışıklandırma ve efektleri gayet güzel. Bu yüzden yine de önemli bir atlama.
Müzikler ise Nioh 2‘den tanıdığımız Akihiro Manabe‘ye emanet. Genel olarak müzikleri ilk dinlediğim anda beğensem de, aynı bölge içerisindeki aksiyonda tekrara düşünce açıkçası biraz batmaya başladı. Bu yüzden boss savaşları haricinde müzikler bana biraz sönük geldi. Ama boss savaşlarındaki epiklik ve adrenalini yukarıya çıkaran müzikler gayet başarılı olmuş. Seslendirme olarak ben Japonca dublajı seçtim ve oldukça memnunum. Bana kalırsa atmosferi İngilizce dublaja göre çok daha iyi yansıtıyor.

Son Sözler
Nioh 3, yepyeni bir ürün değil. Fakat öncüllerinin en temiz ve en iyi halini bizlere sunuyor. Team Ninja‘nın Nioh, Wo Long, Rise of the Ronin ve Ninja Gaiden‘dan edindiği tüm tecrübelerin güzel bir şekilde toplandığı bir oyun olmuş. Açık dünya tasarımı bazen tekrara düşse ve dünyası cansız hissettirse de, sunduğu tatmin edici ve derinlikli savaş mekanikleri, build çeşitliliği ve Style Shift sistemi ile bazı şeylerin üstünü örtebiliyor. Nioh 3, Team Ninja‘nın aksiyon oyunu yapma konusunda ne kadar usta bir stüdyo olduğunu anlamamızı da sağlıyor.
Eğer ustalıklı hikaye anlatımı veya canlı bir açık dünya sizin için öncelikli ise, Nioh 3 sizleri biraz üzebilir. Ama oyuna beklentilerinizi düzgün ayarlayarak girdiğinizde, karşınıza sizi memnun edecek bir yapım çıkacaktır. Akıcı combat, loot peşinden koşma, build yapma ve zorlu boss savaşları bu oyundan beklediğiniz şeyler ise, Nioh 3 gözünüzde şimdiden senenin en iyi aksiyon-rol yapma oyunlarından birisi olacak.
Poyraz Akyol‘un diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.
Daha fazlası için bizi Youtube, Twitter ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.




















Yorumlar