13. Boğaziçi Film Festivali, bir haftalık maratonun ardından Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) Merve Aydın’ın sunduğu ödül töreniyle sona erdi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalde bu yıl Altın Yunus ödüllerini Parçalı Yıllar ve Tavşan İmparatorluğu paylaştı.

Gecede verilen ödüller şöyle oldu:

Ulusal Uzun Metraj Yarışması En İyi Film: Parçalı Yıllar (Hasan Tolga Pulat)

En İyi Yönetmen: Seyfettin Tokmak (Tavşan İmparatorluğu)

En İyi Senaryo: Hasan Tolga Pulat (Parçalı Yıllar)

En İyi Kadın Oyuncu: Didem İnselel (Kanto)

En İyi Erkek Oyuncu: Engin Altan Düzyatan (Bir Adam Yaratmak)

En İyi Kurgu: Naim Kanat (Kesilmiş Bir Ağaç Gibi)

En İyi Görüntü Yönetimi: Claudia Becerril Bulos (Tavşan İmparatorluğu)

FİYAB En İyi Yapımcı: Seyfettin Tokmak (Tavşan İmparatorluğu)

Ulusal Belgesel Yarışma En İyi Film: Kavak Ağacının Gölgesinde (Kenan Diler)

Jüri Özel Ödülü: Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair (Abdullah Harun İlhan)

Uluslararası Uzun Metraj Yarışması En İyi Film: The Presidents’ Cake (Hasan Hadi)

En İyi Yönetmen: Hlynur Palmason (The Love That Remains)

En İyi Kadın Oyuncu: Saga Gardarsdottir (The Love That Remains)

En İyi Erkek Oyuncu: Arif Yakup (DJ Ahmet)

Jüri Özel Ödülü: DJ Ahmet (Georgi M. Unkovski)

Kısa Metraj Film Yarışması En İyi Film- Ulusal: Kesik Kulak (İsmail Hakkı Koçak)

En İyi Film- Uluslararası: Video Store 2001 (Guillermo Polo)

Ahmet Uluçay Ödülü: Ne Me Quitte Pas (Karim Huu Do)

İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü: Defne (Hamdi Furkan Yıldırım)

Festival kapsamında izlediğimiz bazı filmlere dair kısa notlar da şöyleydi.


Renoir

13 Boğaziçi Film Festivali Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 1 Renoir90’larda çocuk olmak film olsaydı bu film kesinlikle Renoir olurdu. Çocukluğa dair iyi tespit edilen detaylar, heyecan arayışları ve yalnızlığın melankolisini masumiyetin saflığı ile oyuna dönüştürme çabasını başarılı bir şekilde filme dönüştürmeyi başarıyordu. Nostaljiyi seven yalnız kalplere hitap eden melankolik yapısı, çocukluktan yetişkinlerin farklı davranışlarına anlam bulma arayışına dair gözlemler filmi değerli kılan unsurlardan bazılarıydı. Cannes Film Festivali’nde yarışma seçkisinde gösterildiğinde kısa bir dönem en iyi filmin favori olmasına rağmen, kazanamamasının nedeni ise hikaye anlatmaktan çok hayattan kesitler sunarak parçalardan bütüne ulaşma çabası olduğu söylenebilir. Bu tarz filmler herkese tam hitap etmiyorlar.


Gölün Şarkısı

13 Boğaziçi Film Festivali Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 2 Gölün ŞarkısıTüm teknik hataların tamamını içinde barındıran Gölün Şarkısı, nasıl yarışmaya seçildi anlamak gerçekten de güç diyebiliriz. Amatör oyunculukları, çiğ ve sorunlu telefonla çekilmiş hissi veren sinematografisi ve kabak tadı veren senaryosuyla bu sene şu ana kadar gördüğüm en kötü yarışma filmi denilebilir. Öte yandan filmin sürpriz gibi görünen ama bin kere denenmiş bir yolu oldukça kötü bir şekilde seyirciye sunması da yer yer utanç vericiydi.


Whisper My Name

13 Boğaziçi Film Festivali Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 3 Whisper My NameUzun zamandır Hollywood’un hiç düşünmeden uyarlayabileceği konuya sahip bir İran filmi görmemiştim. Whisper My Name kaba tabirle Guguk Kuşu ve Zoraki Kahraman filmlerinin doğan çocuğu gibi. Kurulan baba – kız ilişkisi oldukça dokunaklı tasarlanmış. Ancak filmin konumlandırıldığı nokta sanki festivallerden çok gişe olmalıydı. Su gibi akan akıcı kurgusu filmin en başarılı olduğu nokta diyebiliriz.


Bağ Bozumu

13 Boğaziçi Film Festivali Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 4 Bağ BozumuTeknik açıdan derli toplu bir film karşımıza çıkıyor. Lakin dramatik çatısı çok klişe bir yerden kurulmuş hikayesi, her sene bin kez gördüğümüz öze dönüş, kendini yeniden keşfetme sıradanlığına varıyor. Başrol oyuncusu filmi kaldıramamış gibi görünüyor. Belki daha iyi bir oyuncuyla film farklı bir segmente taşınabilirdi. Oyuncu yönetimleri genel olarak sorunlu, seyirciyi hikayesine inandıramıyor.


Rayların Ötesinde

13 Boğaziçi Film Festivali Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları Rayların ÖtesindeKısa film olacak projeyi içerik olarak doldurmadan uzun metraja çevirmişler. Sözlükten bozma replikleri, kontrolsüz oyuncu yönetimi ve inandırıcılık sorunlarıyla beraber mesaj kaygısının içinde boğulan bir film daha karşımıza çıkıyor. Sözde doğanın tahrip edilmesi ve kırsal insanının iki yüzlülüğü vurgulanıyor. Ancak bunu yaparken bile ciddi olmayı başaramadığından, film komik durumlara düşüyor. Mine Doğan iyi yönlendirilebilse bu kadar hırpalanmazdı. Özellikle nefessiz bir şekilde çekilen sahnelerinin, yönetmen tarafından kontrol edilememesi filmin en büyük defolarından biri diyebiliriz.


Güneşin Altında Yeni Bir Şey Yok

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 6 Güneşin Altında Yeni Bir Şey Yokİlk film cephesinde de yeni bir şey yok. Zihne takılan anılardan film yapmak fikri insanlara ne kadar cazip gelse de, geliştirilmemiş senaryosu ve çamur gibi kareleriyle maalesef olmamış bir film ortaya çıkıyor. Seyircinin TV’ye bağımlılığının bir yansıması gibi. Bu bir TV filmi yapıldığı gerçeğini saklayamıyor. Amatör oyuncuların samimi tavrı filmi kurtarır diye düşünmek hata olmuş.


Sanding Dreams

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 7 Sanding DreamsBu yılın teması eve dönüş olmuş gibi gözüküyor. Bu sefer Rusya Sineması’ndan bir eve dönüş hikayesi karşımıza çıkıyor. Kadrosunda Anora filmiyle uluslararası bir şöhrete kavuşan Mark Eydelshteyn ve Darya Ekamasova’yı barındıran Sanding Dreams, Rusya’nın tuhaf coğrafyalarından birinde kumlarla kaplı bir köyün içinde yaşam mücadelesi veren insanların hayatlarına yoğunlaşıyor. ISA uzay bilimlerinde mühandis olmak isteyen bir gencin, döndüğü köyünde babasının anıları eşliğinde kendini ve ailesini tanıma süreci ilgi çekici olsa da, bir yerden sonra pek yaratıcı bir sinema vaat etmemesi nedeniyle dikkat çekemiyor.


Wind Talk to Me

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları 8 Wind Talk To MeKeder üzerine sessiz ve etkileyici bir film olan yazar/yönetmen Stefan Djordjevic‘in “Rüzgâr, Konuş Benimle” adlı filmi, belgeseli kurguyla zahmetsizce harmanlayan, mütevazı bir melez çalışma olarak dikkat çekiyor. Bu doku-dramanın kurmaca bölümü, filmin genelinin yalnızca küçük bir parçası olması sebebiyle tempo sorunları yaşıyor. Filmin meditatif tavrı bir süre sonra seyircinin kopmasına neden oluyor. Herkese hitap etmeyen bir sinemanın kapıları aralanıyor.


DJ Ahmet

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları DJ AhmetMakedonya’nın bir köyünde çoban olarak babasına yardım etmeye çalışan Ahmet’in komşu kızına aşık olma hikayesi yer yer yürek burkan bir duygusallığa bürünürken; çoğunlukla pozitif tavrını bozmadan neon ışıkların altında elektronik müzik eşliğinde dans eden insanlara benziyor. Makedon halkının kırık Türkçesi’nin sempatik etkisi, oyuncuların doğallığı ve bulunan akılda kalıcı imgelerin doğru kullanılmasıyla karşımıza tam başarılı bir kendini iyi hisset filmi ortaya çıkıyor.


Lost Land

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları Lost LandJapon yönetmen Akio Fujimoto’nun uzun yıllar çalışmalarından elde elde ettiği bu belgeselvari gözlemci filmi Lost Land, pek bilinmeyen Rohingya halkının yurtsuzlaştırılması ve mülteci hale gelip hayatta kalma serüvenini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Kameranın iki çocuk kahraman üzerinden ilerleyen kadrajları, Bangladeş’ten Malezya’ya doğru ilerleyen zorlu yolculuğu anlatıyor. Pek bilinmeyen bu halkın acılarını anlamak açısından değerli bir film olup, toplumcu gerçeklik tarzında filmleri sevenlere hitap ediyor.


Where Do We Begin

Notlar ve Değerlendirme Ödül Kazananları What Do We BeginPolonya’da bir deyiş olan filmin ismi, aslında filmin özetini tek cümlede özetliyor. Yaşanan bir ölüm sonrasında travmalardan kurtulmaya çalışan aile bireyleri için kullanılan bu tabir, filmdeki üç kardeş ve bir annenin babasının ölümündeki sırları ortaya çıkarmaya çalışırken kendi gerçeklikleriyle yüzleşiyorlar. Kardeşler birbirlerini tanıdıkça daha çok ortak noktaları olduğunu fark ediyorlar. Festivalin ilgiye değer ama hafif yapımlarından biri olan Where Do We Begin küçük ama çarpıcı anlara sahip bir film olarak akılda kalıyor.

Öte yandan Parçalı Yıllar, The President’s Cake, The Love That Remains, Tavşan İmparatorluğuKanto gibi filmlerin uzun incelemelerini sitemizde bulabilirsiniz.


Haktan Kaan İçel’in diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

62. Antalya Altın Portakal Film Festivali Değerlendirmesi

32. Adana Altın Koza Film Festivali 2. Gün | Algoritma’ya Biat Et, Promised Sky ve Dahası

HAKTAN KAAN İÇEL
2008'den beri sinema yazarlığını sürdürüyor.

    The Love That Remains: Hangimiz Normaliz Ki?

    önceki yazı

    Dispatch: Herkes İkinci Şansı Hak Eder

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Yorumlar kapatıldı.

    Bunlar da ilginizi çekebilir

    daha fazla BLOG