65
YAZARIN PUANI

Natalie Erika James’in üçüncü uzun metrajı olan 2026 yapımı Saccharine, yüzeysel olarak beden korkusu (body horror) kategorisinde olsa da, günümüz toplumundaki güzellik algısının yaratabileceği yıkım, öz benlik ve yanılsamaların mücadelesine dahil olabileceğimiz felsefi bir anlatı sunuyor.

65
YAZARIN PUANI

Avustralyalı yazar ve yönetmen James, Apartment 7A ve Relic filmlerinde olduğu gibi korku unsurlarını kullanarak feminist bir alt metinle, arzusal olanın beraberinde getirdiği tuhaflıkları gözler önüne seriyor. Saccharine, yeme bozuklukları ve beden algısı sorunlarına dair kültürel kaygılar gütmesiyle, açılış jeneriğinden bile esinlenildiği açık olan The Substance’tan farklı bir yol izleyeceğini hissettiriyor. Saccharine, günümüzde oldukça popüler olan Ozempic, Mounjaro gibi diyet takviyelerine zekice göndermeler yaparak, zayıflamanın erdemli bir davranış gibi dayatılmasına yönelik oluşturduğu doğaüstü hiciv atmosferi etrafında şekilleniyor.

Saccharine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Natalie Erika James Midori Francis Danielle Macdonald Madeleine Madden

Arzu ve Tiksintinin Grotesk Anlatımı

Film, beden olumlamaya dair oldukça agresif görsel/işitsel yöntemlerle açılış yapıyor. Karakterlerin şekerleme, abur cubur gibi yiyecekleri hızla tüketirken yüzlerinin yakın çekime alınması, bu sahnelerdeki solgun renk paletleriyle kabus havası veriyor. İdeal vücut arayışının egzersiz ve spor faaliyetleriyle kesiştiğinin farkında olan Hana’nın (Midori Francis) bu durum karşısında çıkmaz bir döngüde sıkışıp kaldığını görüyoruz.

Kompulsif yeme atakları geçiren Hana, beden algısı bozukluğuyla mücadele eden ve oldukça baskıcı bir anneye sahip bir tıp öğrencisidir. Görünüşünden duyduğu utanç sebebiyle çoğunlukla izole bir hayat sürüyor. Sosyal medyada beden olumlama ve diyet bombardımanlarına maruz kaldıkça kampüsündeki spor salonuna kaydolarak aslında yeni hayatına ilk adımı atıyor. Burada sıkı bir diyet ve egzersiz programına tabi tutularak gelişimi spor hocası Alanya (Madeleine Madden) tarafından izleniyor. Fakat olağan ve kontrollü ilerleyişi – biraz da Alanya’ya duyduğu ilgi yüzünden – Hana’ya asla yeterli gelmiyor ve hocasının dikkatini çekmek için hızlı kilo verme yöntemlerini araştırıyor.

Eskiden çok kilolu olan, şimdi ise fazlasıyla zayıf sayılabilecek bir arkadaşı, Hana’yla karşılaştığında ona piyasaya henüz sürülmeyen bir diyet hapı öneriyor. Geliri düşük bir öğrenci için temin edilemeyecek fiyatta olan bu haplar, Hana’yı cezbediyor. Arkadaşından tek bir hapı temin edip ders sonraları üniversite laboratuvarında hapın bileşenlerini inceliyor. Sözde diyet hapının kimyasal bileşenlerinin “insan kalıntıları ve külleri” çıkması üzerine Hana, kendi haplarını üretmek için adeta şeytanla iş birliği yapmaktan çekinmiyor. Anatomi derslerinde grubundaki öğrencilerle inceleme yaptığı bir cesedin parçalarını çalıp kemiklerinden hap elde etmeye kadar ileri gidiyor.

Saccharine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Natalie Erika James Midori Francis Danielle Macdonald Madeleine Madden

Modern Diyet Kültürüne Başkaldıran Bir Hayalet

Gerçek adı Grace olan ve sınıfta “Büyük Bertha” olarak anılan bu kadavra, ilk başta Hana’ya uğurlu gelir. Buna karşın, şok edici hızda kilo vermeye başlayan Hana için işler planladığı gibi gitmez ve aslında kurtuluşu olduğunu sandığı deneyin lanetine yakalanır. Bertha’nın ödemli, çürümekte olan devasa bedeni Hana’ya tutunur ve onu ayna gibi dışbükey yüzeylerde bir hayalet olarak sürekli takip eder. Hana’nın ne kadar yerse o kadar çok kilo vermesi, Bertha’nın daha da saldırganlaşmasına ve onun hayatını daha faza terörize etmesine sebep olur.

Film, aynı zamanda Hana’nın yeme bozukluğunun ailesel uzantısı olduğunu gösteriyor. Öyle ki, babası sadece evde ve karanlıkta oturur halde, ailesi için utanılacak şişmanlıkta bir figür olarak yansıtılıyor. Japon annesinin (Showko Showfukutei) film boyunca Hana’ya kilosuyla ilgili verdiği örtük mesajlar ise onun beden dismorfisini pekiştiriyor. Ayrıca annesinin Budist folklorundan anlattığı ıstırap dolu, doymayan aç hayalet miti Bertha’yla bire bir örtüşüyor. Yine de filmde Hana’nın çevresindeki bazı karakterler, onun dünyadaki yeri ve değerinin bedeniyle ilgili olmadığı gibi söylemlerle, olumlama mesajları vermeyi ihmal etmiyor.

Saccharine Film İncelemesi Arakat Mag 2026 Natalie Erika James Midori Francis Danielle Macdonald Madeleine Madden

Kronikleşen Öz İnkar Süreci

Midori Francis, Hana’nın karmaşık ve istikrarsız ruh hallerini etkileyici bir şekilde canlandırıyor. Filmde giderek artan kaygı düzeyi, elektronik müzik ve nefes sesleriyle destekleniyor. Ayrıca yemek yeme sahnelerindeki bilinçli olarak abartılı ve yapışkan sesler, kuvvetli bir iğrençlik vurgusu oluşturuyor. Zaten filmdeki aşırı şişman bedenlerin, seyircide bir korku uyandırmak için tasarlandığı da çok açık. Bunun en büyük örneği ise Büyük Bertha. Tıpkı It Follows (2014) filmindeki öfkeli varlık gibi, Büyük Bertha da Hana’nın hayatını kabusa çevirmeyi başarıyor.

Yönetmen James’in “travma sonrası psikolojik korku” geleneğine bağlı kalışı, Hana’nın çöplerle yatarken gördüğü halüsinasyonlarla iyice pekişiyor. Hana’nın beden algısının tamamen kaybolduğu sekansta, çöp yığınlarının altında yatması, gerçekten de en dipte olduğuna dair bir atıf. Bu sahnenin ardından, Hana’nın zaten sallantıda olan benlik imajının tamamen yıkılmasıyla, çarpıcı yoğunluk ve tiksinti uyandıracak döngüler tekrar ediyor.

Saccharine’de pek çok sahnede yer alan heykeltıraş Susini’nin balmumu Venüs’ü, aslında Hana’nın beden takıntısına bir gönderme. Çünkü bu balmumu modeller; uyuyan, çıplak, güzel bir kadın formunda ve iç organları takıp çıkartılacak formda tasarlanmasıyla metaforik bir yer ediniyor. Gerçek ve ilahi idealliğin sadece ölümle mümkün olduğu fikri, bu figür üzerinden öne sürülüyor. Finalde, Hana’nın idealize ettiği Alanya’yı nihai mükemmeliyete ermek için öldürüp tıpkı bu Anatomik Venüs gibi iç organlarını çıkarması, bizi beden imajı konusundaki takıntımızın rahatsız ediciliğiyle yüzleştiriyor.

Saccharine, senaryosundaki bazı tutarsızlıklar dışında, görüntü yönetmeni Charlie Sarroff’un duyuları harekete geçiren sürprizleriyle dolu, kategorisinde övgüyü hak eden bir film. Güncel ve etkileyici bir konuyu neredeyse hiç erkek karakter kullanmadan tamamen kadın merkezli bir yerden anlatmasıyla kendine özgü bir hassasiyete sahip. Öz imajla ilgili mücadeleyi kırılgan bir tondan ele alan film, diyet kültürünü öne çıkarıyor. Aslında izleyici olarak biz de, kendine hiç nazik olamamış bir karakterle giderek derinleşen bir kabusun içine dalmış gibi hissediyoruz.


Fatma Kıpçak‘ın diğer yazılarına ulaşmak için buraya tıklayınız.

Daha fazlası için bizi Youtube, X ve Instagram aracılığıyla takip edebilirsiniz.

Black Box: Kayıp Frekanslar ve Derinliksiz Karakterler

Evil Dead Burn: Gözü Kara, Yüzü Kanlı

Fatma Kıpçak
İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği mezunu. Sinema ve edebiyat tutkunu.

    Blade Runner 2099 Fragmanı ve Tarihi Açıklandı

    önceki yazı

    Neuromancer’ın İlk Fragmanı Comic-Con’da Tanıtıldı

    sonraki yazı

    Yorumlar

    Leave a reply

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Bunlar da ilginizi çekebilir